şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle (bkz: nereye sıçacaklar)
    dedikten sonra asıl mesele insanların ne okursa iş bulabileceği. öğretmenlik yerlerde atanan azınlık doğudan 18 yıl ayrılamıyor, mühendisler bilim teknoloji fabrika olmayınca insaatlarda 2 bine çalışmakla meşguller yine azınlık olup devlete girebilenler kendini dünyanın en şanslısı görüyor, diş hekimligi desen uzmanlık yapamadı diyelim gördük geçen açıktan atamada 10 başvurandan belki 2 isi atandı onlarda istedikleri yer oldu mu bilinmez, tıp desen her yeri gecekondu gibi üniverste doldurdular 2 hocayla hatta hocasız herkesi tıp mezunu yapıyorlar kalite de tabi bitiyor neyse konumuz iş imkanı bakan açıklama yapıyor 5 yıla dandik de olsa doktor açığıda bitiyor herkesi atamayacağız. ben soruyorum ne okusun bu gençler de 14milyon işsizden biri olmasınlar?
  • sevdiği şeyi yapan herkesin iş bulabileceğini iş yoksa bile iş yaratacağını düşünüyorum. olay diplomada değil çünkü.
  • okuyanlar hep "iş bulmak"tan bahsediyor.
    oysa "işveren"ler genellikle diplomasız.
    okullarsa her zaman iş hayatında başarı getirmiyor.
    hatta çok az okul meslek ögretiyor.
    fakat hayal bile edemeyeceginiz yerlere diplomasız gelinebilir.
    biraz vizyon biraz zeka biraz da şans.
    çokça da hırs lazım.
  • ne yazık ki iş bulmak için üniversite okunan bir ülkede yaşıyoruz.
  • öncelikle, öğretmenleri hem nitelik hem de nicelik olarak yetersiz bir bölümde/alanda/okulda okursan "boşuna zaman kaybı" olur, en çabuk kendini geliştireceğin yıllarını heba edersin, yapma. 3 tane öğretim üyesi olan bölüme gitme. orada her derste aynı adamı veya senden az hallice asistanını karşında görme.

    ondan sonra:
    1. zeki isen, kafada iş var ise, 4 senelikte adam gibi "teknik" bir bölüm kazan, çalış, devamı gelir.

    2. çok parlak değilsen, kısa sürede meslek veren bir eğitim al. okulda olsun olmasın. çömlekçi kalfası ol, berber ol, hemşire ol, teknik ressam ol, elektrikçi, muslukçu ol: kariyer-net ve benzerlerinde iş ilanlarına bakarak seç, ailenle niyetini konuş, yardımcı olacaklardır. çok imkan var. marangoz yok memlekette bak! tesisatçılara yalvarıyoruz artık bir gelsinler diye...

    3. diğerlerinin işi zor, yolları açık olsun...
  • gelin size anlatayım gençler. iş hayatımda da bazı sosyal çevrelerde de benim işim sizlerle. karşıma çıktığınızda çok çalışın sabredin falan diyorum ama şimdi onları boşverin. gelin size gerçekleri anlatayım. oturun dizime.

    iyi kötü bi işim olsun yeter diyorsanız ne okuduğunuzun önemi yok. bi şeyler okuyun 4 yıllık. ea için işletme, sayısal için endüstri mühendisliği, sözel için iletişim mesela. bunlar aşağı yukarı her işi yapar. yalnız doğru şehirde okumak çok önemli. sosyal ajandaya para yetiştirebileceğiniz güzel bir şehir olsun. neye ilginiz varsa onunla ilgili de kitap okuyun. interneti karıştırın falan. kültürel olarak beslenin yani. olursa istanbul, olmadı eskişehir gibi bi şehir. şimdi gelelim sizi öne çıkaracak noktaya: dil öğrenin. öyle ingilizce falan değil. onun dışında en az bir dil daha bilin. bundan sonra sürüye katılabilirsiniz.

    önce biraz sürünürsünüz. tam eliniz para gördüğünde ya bi kriz denk gelir, ya da evlenirsiniz. yine sürünürsünüz. şimdi buraya kadar okuyup iyi de parayı ne zaman bulucaz diye soruyorsanız, bilmelisiniz ki beyaz yakalı olarak öyle bir şansınız yok. maaşla zengin olunmaz. isterseniz 35 yaşınızda ayda 20 bin lira kazanıyor olun. zengin olamazsınız. her ay yarısını kenara atsanız 25 yılda 3 milyon lira yapar. istanbul’da 2 ev alınır. birinde oturur birini kiraya verir, yine sürünürsünüz. küçük bi sahil kasabasına yerleşip geçinmek falan zaten hayaliniz olmasın. küçük sahil kasabaları doldu. yer yok. kalanlara da o paranız yetmez.

    gerçekten parayı bulmanız için kendi işinizi kurmanız lazım. bi de şerefsiz ve piç bir insan olmalısınız. her devre ayak uydurmalısınız. öncelikle devleti ama illa ki soyabildiğiniz herkesi soymalısınız. müşterinizi, yanınızda çalışanları, tedarikçilerinizi falan. artık kimi denk getirirseniz hepsinin hakkını yemelisiniz.

    burası türkiye. gelişmekte olan falan değil, gelişmemiş üçüncü dünya ülkesi. bilimle, sanatla, emekle bir yere gelemezsiniz. beğenmiyorsanız siktir olup gidersiniz. ha keşke onu da becerebilsek ama o da çok zor.
  • ne okumaları değil de ne okumamaları gerektiği oldukça açık olan bir durum söz konusu bizim ülkemizde. okunmaması gereken bölüm veya fakülte ise ilahiyattır. ancak buradan mezun olunca imam da olunuyor, tabi bu da bir seçenek sadece iş bazlı düşünürsek. ancak kesinlikle ülkeyi ileriye götürenler imamlar olmayacaktır. bu ülkede ilahiyat bir fakülte olmasa, yani bölümü bitirince üniversite mezunu sayılmasanız, ben eminim ki ilahiyat okuyan insanların sayısının gün geçtikçe azalarak bugünkü rakamların %80 oranlarında düşmesine neden olacaktır. bu kesim de başka alanlara yönelecektir. başka alanlara yönelseler ne yaparlardı acaba, ben de oldukça merak içerisindeyim bu konuda.
  • dua ile olmadığı kesin olan soru, sorun ya da her neyse.
  • koca bir millet olarak sorunumuz girişimcilik konusunda üşengeç olmamız. maaşlı, mümkünse iş yapmadan hatta daha da mümkünse iş yerinde eğlenebileceğimiz bir iş istiyoruz. kimse sorumluluğun, cesaretin, en dibe düşüp çıkmanın, yılmadan denemenin getirilerini görmek istemiyor. kemiksiz et, emeksiz ekmek bu kadar oluyor. standart bir hayat çizgisinden ötesini istiyorsanız, standart biri olmaktan bir tık öteye gitmelisiniz. *