şükela:  tümü | bugün
  • çıplak gözle şahit olduğumuz, herocka ile yaşlandığımız, saçlarımızdaki beyazların artmasının yegane sebebidir.
    30 bin kişi ile aynı anda kalp krizi eşiğidir.
  • şimdi indirip montaj programına attım ve yavaşlatarak bütün karambolü tek tek izledim.

    kornerin kullanılması ve son topun dışarı gitmesi dahil toplamda topa 19 saniyede 11 farklı kişi 19 defa dokunuyor. işin en ilginç yanı, bir kişi topa maksimum 3 defa değebilmiş.

    kaleci cenk, 2 defa değiyor.
    korneri kullanan arkadaş 2 defa değiyor.
    çizgide tsubasa misali topa beraber vuran beşiktaşlı 2 defa değiyor.
    sadece kiev'in zenci forveti topa 3 defa değiyor ki biri istemsizce oluyor, top şolkovski'nin uçan kafası ile ensesine çarpıyor.

    topa değebilen 11 farklı kişinin 6'sı kievli, 5'i beşiktaşlı.

    pozisyonun en ilginç yanlarından biri de, çizgide kör dövüşü gerçekleşirken köşeden izleyen ernst'in top uzaklaşınca bir anda hareketlenmesi ve gelen şutu engellemesi.

    cenk'in çizgideki pozisyonda olayları yatarak izlemesi de şahane. o da ernst gibi sonradan olaylara karışma kararı alıyor.

    gelelim beşiktaş'ta topa değemeyen kişiler kim?

    beşiktaş'ta, son kiev'in şutuna koşan bir arkadaş var. sanırsam holosko. numarası tam çözülmüyor ama 23 gibi. karambolün başında şolkovski'yi tutuyor. içeride dönüyor dolaşıyor bir kere bile topa vuramıyor ve karambol yaşanmaya devam ederken ceza sahası dışına çıkıyor. yine de içeride bir mücadele veriyor.

    33 numara ile edu, korner kullanıldığında pozisyonun tam ortasındayken sonrasında neredeyse tüm karambolü yakın çekim izleme kararı alıyor.

    13 numara hilbert de pozisyon içinde olmasına rağmen topa hiç değmeyenler arasında.

    quaresma zaten yok ortalarda.

    sivok da arada takılıyor. işe yarayacakmış gibi kendini şutun önüne atıyor ama onu da ernst çıkarttığı için sivok da topa hiç değmeden pozisyonu kapatıyor.

    topa değmeyen son kişi kim peki? tabii ki vasıfsız necip. hatta necip'in durum diğerlerinden daha vahim. elini beline götürmeye yelteniyor ahaha! götürüyor çekiyor götürüyor çekiyor. gol olsa da elimi belime koysam diye bekliyor ama top bir türlü içeri girmeyince napayım deyip kendini topun önüne atıyor.

    aslında biraz daha kurcalasam çok şey bulurum. poziyonda sol-sağ ayak, sol el, göğüs, kafa, ense, baldır ne ararsanız var.
  • debeye girince bir kez daha izledim. öyle bir karambol ki, kiev'li kalecinin kafa vuruşunu çizgiden bir başka kiev'li oyuncu çıkartıyor.
  • toplamda 6 şut atılmış pozisyon. pozisyonun uzatmalarda ve çok kritik bir maçta oluşu o anları yaşayanlar için unutulmaz bir heyecan fırtınası idi.
  • ne zaman hayata dair umudumu yitirsem açar bu karambolü izlerim. yeteri kadar sağlam durursam her şeyin yoluna gireceğini anlarım.
  • ne zaman hayata dair ümitlerim yeşermeye başlasa, ne zaman gerçeklikten uzaklaşıp romantik hayaller kurmaya başlasam açar bu karambolü izlerim. hayatta adalet diye bir şeyin olmadığını, ben hayallerim için gece gündüz çalışırken birilerinin torpille, şansla, bala göte kazanımlar elde edip bir yerlere geldiğini hatırlarım hep.
  • hoşlandığım kıza açılırken verdiğim mücadeleyi özetleyen karamboldür.

    iki ay önce kalenin önündeki topa ilk kafayı vuran kievli oyuncu kadar yakındım gole. top çizgideydi.. bir daha vurdum, bir daha vurdum girmedi. dedim ''öyle ya da böyle girecek, rahat ol...''

    birkaç gün geçmesini bekledikten sonra ceza sahası dışından gelen kievli gibi uzaktan sert denedim. aynı sertlikte geri döndü...

    bir süre bekledikten sonra penaltı çizgisinde yarım vole çakan kievli gibi cool bir vuruşla şansımı denedim. yok! o da yemedi...

    sonra en başa döndüm. korner çizgisinden gelen kievli gibi ''madem kolay olmayacak, ben de beklenmedik yerden vururum'' diye kurnazca denedim köşeye. yine son anda döndü...

    artık yorulmuştum ve daha fazla yapacak bir şeyim kalmamıştı. son kez defanstan gelen kievli gibi ''sikerim anasını lan ne olacaksa olsun'' diyerek vurdum.

    öyle bir aut'a gitti ki....

    artık topu penaltı çizgisine koyup kaleyi boşaltsalar da ben vurmak istemiyorum dostlar. zira anladım; olmayınca olmuyor...
  • ben bu maçı kardeşim gibi sevdiğim beşiktaşlı bir arkadaşım, arkadaşımın abisi ile ankarada izlemiştim arkadaşla abisi beşiktaşlı, ortamdaki tek fenerbahçeli bendim. kiev’deki ilk maçın son saniyesinde kornerden gol yemenin verdiği tedirginlikle arkadaşla abisi birbirlerinin kolunu sıkmış vaziyette pozisyonu izliyorlardı. son karambolde cenk gibi topa uçmaya çalışıyorlardı. top ceza sahasında kievlilerin önüne düştükçe gerginlik iyice artmıştı. ben bile bir ara topu çizgiden çıkartmak ayağımı televizyona uzattığımı hatırlıyorum. maç sonrası o neydi lan diye şaşkın şaşkın birbirimize bakıp gülmüştük
  • yine açıp izledim ve yine gol yemedik
  • yıl olarak 10 sene geçmiş. lisedeyken canlı şahit olmuştum. şimdi aklıma düştü açtım izledim. cenk'in kalenin içine girerek çıkardığı şutta 3 beşiktaşlının spontane şekilde baraj kurması ama barajı kaleye doğru değil de ceza sahasına doğru kurmalarına haykırdım. pozisyon heyecanıyla biz izlerken donakalmıştık, futbolcuların bu refleksi gösterebilmesi bile takdire şayan.