şükela:  tümü | bugün
  • ilkokula başlamış, henüz okuma yazmayı yeni öğrenmiştim. o zamanlar okul girişlerinde andımız okunur, pazartesi giriş cuma çıkışlarında istiklal marşı okurduk. özel günlerde saygı duruşu da hocalarımızın titizlikle yerine getirdiği bir eylemdi. bizlere bol bol atatürk ve silah arkadaşlarından bahsedilir. onları çok sevmemiz gerektiği ve onlara olan borcumuzu başarılı birer öğrenci olarak ödeyebileceğimiz öğretilirdi.

    sınıf tahtamızın üstünde ay yıldızlı bayrağımız altında atatürk portresi, sağında istiklal marşı ve solunda atatürk'ün gençliğe hitabesi...

    ilk zamanlar bir şey dikkatimi çekmişti. uzun uzun atatürk'ün portresini izliyordum. saçının tarayış şekline, bıyığının kıvrımlarına, çenesinin sivriye yakın ama biraz oval oluşuna, fotoraf çekildiği sıralarda takribi 75 kilo civarı olsa gerek yüzündeki kemikli yapı ve elmacık kemiklerinin belirginliğini izlerdim. (epey sonra da bir gözünün hafif şaşı olduğunu fark ettim.)

    aradan biraz zaman geçti ve bayram tatili geldi. hangi bayramdı hatırlamıyorum. memlekete gittik, dedemlere. orada fark ettim, aynı şekilde dedemin de saçları yanlardan sökülmüş m harfi gibi şekil almış, ince bir bıyık, belirgin elmacık kemikleri... neden bilmem atatürk acaba dedemin babası mı diye düşünmüştüm. dikkatli dikkatli dedemi süzüp, annemin ödevlerimi yapmam için yanımızda getirdiği okul kitabımın kapağındaki atatürk resmine bakıyordum. inanılmaz benziyordu.

    kendimce bir şey keşfetmiş ve büyük bir merak ve inanılmaz haz alarak araştırmaya başladım çocuk aklımla. dedemin evdeki kimliğini buldum, baktım ki baba adı mustafa. mustafa!.. ne kadar heyecanlandığımı anlatmamın mümkünatı yok.

    gizliden gizliye ailemin ağzını arıyordum. mustafa dede kimdi, fotoğrafı var mıydı. kimseden yaşım küçük olduğu ve bir hayli de soru soran bir çocuk olduğum için pek tatmin edici cevap alamadım. neyse uzatmayım, aradan bir kaç ay daha geçti. annemle babamın düğün fotoğraflarını incelerken birisini gördüm. dedem zannettim ilk başlarda. anneme sordum bu dedem mi diye. babasıymış... hatta sonradan da dedemin atatürk öldükten sonra doğduğunu fark edip saçma sapan bu hayalden ve meraktan kurtuldum. ama büyük bir hayal kırıklığıydı, aslında sonradan da dedemin atatürk'e her insan kadar benzediğini fark ettim.

    şimdi düşünüyorum da, o zaman ki çocuk aklı ve vizyonla atatürk'ü çevremdekilere benzetmek için bakmış, zaten tüm çevremde 5-10 kişiden ibaret olduğu için en yakın kişiye benzetmiştim.

    aradan seneler geçti, iki hükmet, üç cumhurbaşkanı, dört başbakan değişti ve şunu fark ettim; kan bağı olmasa bile atatürk'ün bize mirası olan kutsal ülkeye, hürriyeti ve namusu için canını vermiş halkına hizmet etmekle, dürüst ve iyi bir insan olarak fayda sağlamak atatürk'ün manevi evlatları olmamız için en güzel kan bağı olacağını düşünüyorum. bu düşünceme de can veren dönemin başbakanı sadi ırmak ın o meşhur anısı olmuştur.
  • bunun bir farklı versiyonunu babam için yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. dış görünüşünden değil de daha çok fikir ve hareketlerinden dolayı düşündüm ben bunu hep.

    evet dedemi de benzetirdim atatürk'e ama onu daha çok dış görünüşü ile.

    babamın hala elinde olsa bir atatürk olabileceğini düşünürüm. onun kadar olamasa da ona yakın olacağını...