şükela:  tümü | bugün
  • imkansızlıklar sebebiyle örtbas ettiğim.
  • türkiye'de ölür.
  • daha büyük umutsuzluklara gebedir, hüsrana uğramamak elde değil. yine de şu ateşin sürekli yanıyor olması bile güzeldir.
  • maazallah içinde patlayıverir yavrum yapma!
    zira hiç bisi değişmez, sen hayal kırıklığınla mal gibi ortada kalırsın.
  • istek olarak kalmasın gençler.
    toplayın cesaretinizi, kuşanın kılıcınızı.
    gözler hafif kısık karşıya bakarak yola çıkın...

    (bkz: varınca ara)
  • -donunu değiştirdin mi?
    +evet.
    -iyi cenabet gezme..
  • inandığımız sürece olan şeydir. ne zaman inancımızı kaybedersek o zaman o istek de yok olur.
  • sürekli bir hal alırsa,
    (bkz: bu işte bir yanlışlık var)
  • içimde yanıp tutuşan bir istek. başıma bir şey gelecekse muhtemelen bu yüzden gelecek.

    toplumu ve tarihi biraz inceleyince o kadar mantıksız, saçmalıkları içeren bir düzende diğer insanların nasıl bu kadar kör ve vurdumduymaz olmasına şaşırmamak ilk etapta mümkün değil.. elbette bu baskıcı saçmalıklara karşı toplumun itaatkarlığının sebebi yeni doğmuş insanların zihinlerinin daha çocukken uyuşturulması ve düşünmelerinin, sorgulamalarının engellenmesinden geçiyor. bu çok tehlikeli bir durum, zira ortaçağ'da engizisyon gibi bir aptallığı yaşamış avrupa'yı düşününce insan biraz irkiliyor. nitekim hiçbir gelişme kolay olmuyor, engizisyona karşı çıkan martin luther'ler, galileo'lar, descartes'ler, montaigne'ler olmasa bugün modern dünya diye bir şey olmazdı. jean jack rousseau kuramlarıyla modern toplumun temellerini atarken o günün dünyasında köhnemiş baskıcı monarşilerden başka bir şey yoktu, modern toplum olamayacak gibi görünen bir hayaldi.

    nasıl ki ortaçağ'da engizisyon, kızıl saçlı kadınlara cadı davalarını açıyor, biraz sorgulayan insanları yakarak cezalandırıyorsa bugün de bir benzeri bu coğrafyada yaşanıyor. bütün bu saçmalıkları görmezden gelerek, kabul ederek yaşayamayız. bir şeyleri değiştirmek gerek. değil mi ?
  • aylardır içimde olan his

    yakın zamanda gerçekleşecek de