host

  • 1224
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 yıl önce

kişinin işten çıkarılacağını öğrendiği dumur anı

dün sabah.
aslında her şey yolunda görünüyordu.
masama geldim bilgisayarımı açtım. departman müdürü "günaydın host çum, toplantı salonuna gelir misin" dedi.
direk anladım zaten. tipinden sıfatından.

(hemen öncesinde az biraz bilgi vereyim, çok büyük bir şirketler grubunun seyahat acentası kısmında operasyon sorumlusu olarak çalışıyorum. (yada dum. bilemedim.) işimiz mice ve outgoing ile incoming gruplar.
departmanda toplamda 4 kişi idik. bir tanesi işten ayrıldı, başka firmaya gitti orada yapamayacağını anlayınca geri döndü. diğerini işten çıkardılar. diğeri diye bahsettiğim ortağım. büyük patronun aile dostu aynı zamanda. patronun kuzeni öldüğünde ailesine şoförlük dahi yapmışlığı olan adam. departman müdürünün karısı hastalandığında borç para bulup hastaneye götüren, müdür yurtdışında iken eşinin hal hatırını soran, evlerinin taşınmasına kadar yardım eden adam. ve bu alemde tanıdığım belki de en dürüst 3-5 adamdan bir tanesi. bu adamı da ayak oyunları ile işten çıkardı departman müdürü. sonra benim yanıma yardımcı olsun diye bir arkadaş aldılar. bir ay sonra sebepsiz yere onu da işte çıkardılar. her şey üzerime kaldı.

yaptığım işi uzun zamandır yapıyorum ve bu işte iyi olduğuma inanıyorum. mütevazilik bir yana, yaptığım işlerde, hem müşteri hem şirket açısından en iyi koşulları (müşteri memnuniyeti + yüksek karlılık) sağlayıp, bu iki uç için sürdürülebilirliği sağlama taraftarıyım.

şirkete ilk başladığım günden beri gerek yurtiçi gerek yurtdışı bütün işlerde şirkette bugüne dek sağlanmış en yüksek karlılığı, 5 senedir tek teşekkür almadıkları müşterilerden yazılı teşekkür alarak yaptım.
hala daha üzerine iş yapış şeklim ve tarzım sorgulandı. bir personel için en acı şey, üstü olan insanın her şeyi kendisine sormasıdır. ve önceki tecrübeleri ile ilgili yalanlarını yakalamasıdır. bunları çok defa yaşadım maalesef. huzurum kaçtı.
şüpheci olmamdan bağımsız olarak, bir kişinin özgeçmiş yada referanslarının aktardığı iş yapış şekli beni asla ilgilendirmedi. organizasyon işi farklı bir şey. insanın içinde olması gereken, bazı yeteneklerini bu doğrultuda geliştirmiş olması gereken bir iş.
sen bana kalkıp ben bilmem kaç kongre, bilmem kaç event yaptım, bilmem kimlerle çalıştım dedikten sonra benimle geldiğin ilk işin akşamında sarhoş olup, müşterinin yanında madara oluyorsan ve sabah uyanamayıp milletin karşısına taşak suratla çıkıyorsan sokayım senin iş yapışına da öz ve göt geçmişine de.

velhasıl, baydım. bunaldım ve darlandım. aynı şeyleri söylemekten sıkıldım.
patron beni dinlemiyor diyorsun, ama patronu aile dostunun çocuğunu işten çıkartmaya ikna edebiliyorsun.
diğer insanlar göt altına gitsin sorun değil ben kurtulayım derdi ile yalan söyleyebiliyorsun. sonra bunu patrona söylemiyorsun, zan altında kalan yine bilet departmanındaki gariban oluyor.

kendi çocuğun gık dese basıp gidiyorsun işlerini başkalarını yıkıp, ancak söz konusu olan benim hastanelik olan çocuğum olduğunda "velit bey gece bile olsa göndersin dedi" diye mesaj atıyorsun, utanmadan. )

neyse oturduk masaya, sy diyeyim adı soyadı önemli değil.

sy: host çum seninle yollarımızı ayırmaya karar verdik.
host: tamam (sırıtarak)
sy: anlaşamıyoruz, çalışamıyorum seninle.
host: benimle? (şaşırarak, gülerek)
sy:bu cuma ya kadar bana dosyaları devredersin, işleri verirsin. olur mu?
host: olur da neden ay başına kadar kalmıyorum? maaşımı tam alırım hem iş bakarım bu arada.
sy: hayır ben bu cuma olmasını istiyorum.
host: peki prim alacaktık bu ay sonunda, ayrıca sen çıkarıyorsun tazminatımı da vereceksiniz herhalde.
sy: konuşucam velit bey ile.
host: neyi konuşacaksın? kazanılmış hakkım değil mi bunlar?
sy: konuşucam diyorum.

(bu konuşmadan sonra resmen dumur oldum. ben vazgeçilmezim, şöyle iyiyim değil sorun. ortadaki kansızlığa canım sıkıldı. kansızlık demeyelim de ibnelik diyelim ona. çünkü kardeşim çektiğin adam olan ben im, yıllardır çalışıp memnun edemediğin ifc için hazırlanan vize chart ını bitirmemi bekledin. çünkü ne sen ne bu ofiste bir başkasının o chart ı hazırlayamayacağını bal gibi biliyordun)

bir saat sonra.

sy: kardeşim (bak hele bak sen)
ses vermedim
sy: host
host: efendim
sy: şu dragon boat festivaline ilaç firmasının katılımı var ya o iş nasıl yapılacak anlat bana.
host: (iki senedir ben yapıyorum o işi bu arada) anlatmak derken? neyini anlatıcam dosya orada işte. basit bir iş anlatılacak bir şey yok.
sy: istersen arkadaşlarımla konuşayım sana iş bulayım.
host: gerek yok arkadaşlarım filanca firmalara söyledi onlardan birine geçicem kafama uyarsa.
sy: arkadaşlarım var orada istersen konuşayım.
host: senden gelecek hayra ihtiyacım yok.
sy: benden yana haklarım helal olsun sen de helal et.
host: benim öyle inançlarım yok ayrıca olsa bile ne helal etmesi?
sy: senin inancını sikeyim.
host:(sinirli asabi daldım dalacam) cuma günü görüşürüz.

bu sabah
sy: bu iş nasıl yapılcak?
host: şöyle şöyle yapın ne gerek var böyle yapmanıza?
sy: hee tamam doğru.
host: benim prim ve haklarımı vereceksin değil mi?
sy: sana tazminatını vericem.
host: onu zaten vereceksin, işten çıkarıyorsun, ayrıca ihbar tazminatı da vereceksin ayrıca primlerimi de vereceksin.
sy: ben işten çıkardığım adama prim vermem.
host: rezil ve berbatsınız.

durum bu.
bana prim vermemesinin nedeni işe yeni başlayanı saymazsak şayet 3 aydır departmanın yaptığı toplamdan kardan gelecek olan 10% luk prime tek başına konacak olması.
ayda bir paket sigara alıp, bütün ay boyunca milletten sigara dilenen adamdan bahsediyorum bu arada.
ayrıca bu şirketi en zor gününde bırakıp başka bir şirkete giden, orada boyunun ölçüsünü alıp buraya geri dönen adam bu.

(patron anana avradına küfür edecek, sana salak, mal gerizekalı diyecek ve sen hala bu şirkette çalışacaksın.
neden? çünkü gittin yapamadın, sike sike geri geldin.
o yüzden artık o adam seni ofiste domaltıp sikse de, sen başka bir yerde böyle bir kapı bulamayacağının ve yetersizliğinin seni yarı yolda bırakacağından emin olduğundan gidemeyeceksin. )

müslümanım derler bir de, kul hakkı derler o bu derler. her ne olursa olsun, ister kul hakkı ister karma, ibnelik yapanı bulacaktır.
yapmayayım diyorum ama bu sefer yapıcam. kimsenin yanına kar kalmasın yaptıkları. nasıl ki ben bu şirkete geldiğimde benimle birlikte gelen müşteriler geldi ve şimdi o adamların önünde el pençe divan duruyorsun, onlar da illa ki gelecek benim gittiğim yere. o zaman hesabını ver sen "patron"a.

(türkiye'nin en önemli 4 acentasından iş teklifi geldi. işini yaptığım ilaç firmasının pazarlama müdürü "saçmalama gönder cv ni ben konuşayım müdürleri ile git pazartesi şurada başla" bir tanesi ile ilgili olarak.
arkadaşlarım da sağolsun haber vermişler, ben mal nereden buluyorum böyle saçma şirketleri anlamıyorum ki!)

ya nasip ya kısmet.
(eftimia nın kulaklarını çınlatmak nasip oldu)

devamını okuyayım »
21.03.2012 12:00