kovalensky

  • 82
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

kıyıya vurmak

dostluğumuza başladığımızda marşımızdı oğuz bölükbaşı'nın şu dizeleri;
"dostları olmalı insanın,
aynen gemilerin limanları gibi
zaman zaman uğradığın
yükünü boşalttığın
dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda
sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
geri döneceğin günü bekleme umuduyla
bazen rüzgara o açmalı yelkenini
yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla
halatlarını çözmeli
seni çok
ama çok özlemeli."
yıllar boyu yaşadığım yalnız hayata usulca konuk olmuş, yaptığım her eziyete katlanmış, sevmek öte sevilmeyi öğretmişti. 3 yıl boyunca kabuğumu kırmış, yeri geldiğinde de kırılmıştı. aynı adama aşık olmuş yine de dostluğumuza bir gram zarar getirmemiştik. sonucu kabullenmiştik. herkesin hayran olduğu, ikiz zannettiği insanlardık. birlikte köy köy dolaşmış, sinemaya bile gitmemiş biz kasaba çocukları barlara dadanmış, geceleri sokaklarda yalın ayak yürümüş, birlikte tatillere gitmiş, cebimizdeki son parayla diğerimizin yanına gitmiştik. yaşamayı ondan öğrenmiştim ben. o da okumayı, dinlemeyi, yaşamdan zevk almayı benden öğrenmişti. garlarda, terminallerde, kumsallarda koyun koyuna sabahlamış, oturup bir yaz boyunca satılacağından emin olan yayın evi sahibinin desteğiyle dostluğumuzun hatırlarından 200 sayfalık kitap yazmıştık. uğruna okul değiştirmiş, kardeşlerime ayırmadığım zamanı onun gününe gün katarak harcamıştım. çünkü arkadaşlık diyorduk; yaşanacak en güzel duygulardan biriydi. çünkü insana zenginlik,heyecan ve suç ortaklığı tattırıyordu ve ayrıca bütünüyle bedavaydı.

bir anda birbirini görürsün,birbirini seçersin,bu arada bir tür içtenlik oluşur,sonra yan yana yürünebilir, aşılan yollar ayrı bile olsa,arkadaşlar birbirinden uzak bile düşseler,birlikte gelişebilirler;aynen aramızda binlerce kilometre olan,biz, ikimiz gibi, diyorduk. okuyacağımız kitapların, izleyeceğimiz filmlerin listesini çıkarıyorduk. kimseninki gibi değildi bizim dostluğumuz. yanımda olmadığı doğum günümde benim için video hazırlayıp youtube'a koyan, halsizim dediğim telefonda moralimin iyi olmadığını anlayıp 5 saatlik yoldan bunu için gelen, işten gece 2'de çıktığım için o saatte ailesinden izin alıp her gece benimle görüşmeye gelen, beni inciten erkek arkadaşımı arayıp saatlerce hakaret eden, herkesten her şeyden koruyan biriydi..
ben de onun için okul değiştirmiş, iki işte birden çalışmış, günübirlik 5 saatlik yolları ezberlemiştim seyir defterimde. o beni kimseyle paylaşmanın ne olduğunu bilmezken ben onu ailesiyle bile paylaşamıyordum. yetmezmiş gibi onun uğruna kendi hayatımdan vazgeçmiştim.. o kadar çok şey yapmıştım ki.. nefes bile almadan seviyorduk birbirimizi. herkes hayrandı. 3 ilde de tanıyordu insanlar bizi. ailelerimiz bile bu sevgiyi algılayamıyordu..

yalan yoktu aramızda asla. kıskançlık oluyorsa bile dürüsttük. gülüp geçmeyi öğrenmiştik. birbirimizi pohpohlamıyorduk. sevgiden öte saygı duymayı biliyorduk. iki kişinin yaşadığı tek kişilik hayattı bizimkisi. dünyanın farkında değildik. ama girdiğimiz her ortamda gülüşümüzle içini aydınlattığımızı söyleyip teşekkür eden insanlar oluyordu. samimiyetimiz diyorduk, demek ki karanlıkta bile ışıldıyor. gücümüzü de birlikte attığımız kahkahalardan alıyorduk. konuşmadan birbirimizin gözüne bakarak anlaşabilmekten. tamamen faklı kişiliklerde olmamıza rağmen tek kişiydik işte.
bazen o uğurluyordu beni açık denizlere, bazen de ben onu uğurluyordum. birbirimizi beklemeyi öğrenmiştik.
sonra, sonra kıyıya vurdum. nasıl oldu bilmiyorum. her zamanki gibi limana dönüyordum. çok ağır yaralar almıştım. kalp çalan kötü korsanların saldırısına uğramış falan da değildim. bizzat hayat yelkenlerimi indirmişti. çok ağır yaralar almıştım. parçalanmak üzereydim. bir daha sefere de çıkamayacaktım. yine ailemin kıyılarına değil, onun limanına uğradım yaralarımı sarmak, yelkenimi onarmak için.
liman yoktu. ben o vurduğum kayada kaldım. küçük küçük açılsam da denizlere yelkenlerim hiç açılamadı. rüzgarın götürdüğü kadar gidebiliyorum artık o ağır yaralarla; bir daha açılabilme umuduyla. bu sefer hiçbir limana uğramayacağım. tamamen batana kadar açık denizlerde serseri bir gemi olarak devam edeceğim serüvenime. o da dilediği gemileri ağırlar limanında...

devamını okuyayım »
11.04.2013 23:33