şükela:  tümü | bugün
  • tanıl bora'nın radikal'de çıkan yazılarına turgut yüksel'in çizimlerinin eşlik ettiği, iletişim yayınları futbol kitapları dizisinde yer alan 2013 basımı kitaptır.
  • -futbol, hayati sanata taklide kiskirtir. amatorce, veya amatorce bile degil, karaduzen futbol, hayatin sanati taklididir.

    -rovesata latin ruhuna yakisir. bir fantezi. golcu sehvetinin zaruretten cilarttigi bir fantezi. masmavi gokte cakiveren bir simsek. sapkadan firlayan bir tavsan. bir yercekimsiz karanfillenme anı.
  • ****spoiler ****

    (..)arsalarin yok olusuyla, tellerle cevrili hali sahalarla bizden calinan bir hayal... mac “eden” cocuklarin veya delikanlilarin oyunundan “tasacak” bir topla bulusma umudu, oradan gecmekte olan her futbol duskununu ayartmaz mi? syf 88

    (..)karambol, okul avlusunda, sokak ortasinda oynanan karaduzen futbolu hatirlatir. oyunun ilkel bicimlerini hatirlatan her sahne gibi, tekinsiz ama tuhaf bicimde cekicidir. futbolun kadim bicimlerini hatirlatir karambol. ortacag’da, hayvanlarin kapistirilip bogazlandigi panayir yerlerinde, yuzlerce insanin bir toz bulutu halinde birbirine kaynadigi, o kargasada kimsenin gormedigi bir topun oradan oraya suruklendigi ilkel futbol oyununu hatirlatir. iste o karambolun icinde yavas yavas birtakim kurallar ve bir maharet serpilmisti. modern futbol, duzenle kaosun diyalektiginden dogdu. karambolu, bunun hatirasi olarak hos gorelim. syf. 154
  • içiyorlarsa sebebi var baslikli bolumden (syf 127-130) dev spoiler

    ****spoiler ****

    ****spoiler ****

    alkol, esasen britanya futbol folklorunun bir motifidir. orada taraftar zaten umumiyetle zurna gibidir. ickili lokantacilar ve malt imalatcilari ada futbolunun ilk finansorleri arasindaydi. boylece musteriye yakin oluyorlardi. o siralar bir britanyali iscinin gunluk bira tuketimi ortalama 1,7 ile 4 litre arasinda hesaplaniyordu ve mahdut bos saatlerinde bu adamlar pub’dan bir tek stada gitmek icin cikiyorlardi.
    yakin zamana kadar futbolcularin da icmesi dogal karsilanirdi britanya’da. sir alex ferguson, soyle aciklar bunu: “eski nesillerde futboldaki icki kulturu oyuncularin isci sinifi kokenleriyle ilgiliydi. madendeki, fabrikadaki siftinmenin odulu ve tesellisiydi icki.” ferguson goreve gelidiginde, manchester united’a “ingiliz futbolunun en buyuk pub’i” deniyordu. alkolizmle mucadele, ferguson’un onemli ugraslarindan biri oldu. en sıkı ickicileri derhal tasfiye etti. 1992’de, genc takimdan yeni devsirdigi sharpe ve giggs’i üç takim arkadaslariyla beraber evde parti yaparken basmasi meshurdur. oyuncular disindaki herkesi tekme tokat kovalamis. sonra sharpe’i kiz arkadasindan ayrilmaya ve yeniden ailesinin yanina tasinmaya zorlamis. buna ragmen, simon kuper, sharpe’i, ferguson’un alkolizmden kurtaramadigi tek vaka olarak anar.
    ozellikle,, premier league’in kurulusundan sonra, “disaridan” futbolcu ve hocalarin artmasiyla, ada futbolunda icki aliskanligi, alt edilmesi gereken bir hastalik olarak gorulmeye basladi. arsenal’de arséne wenger ilk hedeflerinden birini “soyunma odasini bir pub olmaktan cikarmak” diye belirlemisti. gazza’nin bir “kaybeden” olmasi, bu “alkolden arinma” kampanyasina denk gelmesiyle de ilgilidir.
    (...)futbolun raki sisesindeki baligi elbette george best’tir. yesil sahalarin beatle’i. dripling sarhoslugu. goller prensi. onun alemciligi, britanya’nin alkollu cagina bile fazla gelmisti. 26 yasinda manchester united’dan kovuldu. 36 yasinda, hekimler karacigerinin %80 islevini yitirdigini soylediler. cok acilar cekti, 59 yasinda öldü “pele is good, maradona better, george best!” lafi kaldi yadigar.
    bizim best’imiz, yusuf tunaoğlu’dur. beşiktaş’in karaoglani. cicek pasaji mudavimi. bogaz’da bir ickili eglence donusu yaptigi kazada, anderlecht’in onla yaptigi sozlesmeyi feshetmesine sebep olmustu. gozlerinin altinin en mor, belindeki cemberin en tombul oldugu zamanlarda, tek basina dondurdugu maclar yine de oluyordu. yılmaz güney arkadaş’ta kucuk bir rol verdi ona; bos icki siseleri arasinda gorundugu bir sahne. (..)
    (..)eh, metin oktay da yesilayci degildi, biliyorsunuz. onun sadik sofra arkadasi islam çupi, 14 haziran 1973’te tercüman’da, bir baska “alkollu” futbolcu icin sunlari yazmis: “futbol oynarken bir cay bardagi bira ile felegini sasiran, turk sahalarinin en buyuk emekcisi şeref, simdi bir oturusta bir sise viskiyi yuvarliyormus. bir buyuk degere alkolik demek kolay. arastirdin mi şeref’i degistiren sebepleri? ya adam 35’ten sonra futbol icin bu kadar kosmanin anlamsizligini fark etmisse. ya adam zevklerinin hepsine karsilik futbolun verdiklerini bir kantara cikarip bu buyuk enayiliginin farkina varmissa. oturup bakirkoy’deki parmakliklarin arkasindan futbol topuna ‘yillarimi geri ver!’ diye bagiracak degil ya...” üstadin ahkami sudur: “fazla ahlakci degilim. kisi serseriliğine hurmetim var.” islam çupi’yi raki sisesinde balik yapan da budur iste! kisi serseriligine hurmet etmeyenin, “iciyorsam sebebi var”in efkarina ortak olmayanin idraki kıt olur. best’in, yusuf’un trajedilerinde, beckham’in steril kariyerinde olmayan bir seyler vardir.

    ey okur, evet, sigaram yok ama bu konuda rahat olabilirsin: yaren sofrasinda iki kadeh, benim de gonlumun pasini alir.
    syf.130