şükela:  tümü | bugün
  • aylar önce arkadaşımız ikitelli pazarındayken ona yardıma gittiğimiz zaman yaptığım iştir.

    tahta parası falan ben çakmam o işlerden ama bağıra bağıra para kazanmak hoş. yüksek sesle söylenilen her şey kulağa kafiyeli geliyor zaten.

    oğlunaaaa, kızınaaağ, komşunun evladınaaaaağ gel ablaaaaaağ !
  • ortaokul mezunu evli ve çocuğu olan bir arkadaşımın bütün pazarları kaçırmayıp sadece yeşillik satarak ev alabildiği karlı bir sektör. biz okuyarak hayatı sadece tavuk gibi eşeliyoruz.
    not: yanlış anlaşılmasın, arkadaşıma sevindim, o ayrı.
  • (bkz: pazarcık)
  • çok zaman yaptığım işti. zabıtalarla köşe kapmaca da oynadım, pazarın müdavimi pazarcılarla yer kavgası da yaptım. sattığım ürünlerin hepsi kendi bahçemden olduğu için güzel para bırakırdı. domates, patlıcan, salatalık, kayısı, kuru kayısı, erik, maydonos, marul. küçük bir tartım vardı, marketlerden yaptığım alışverişlerle biriktirdiğim market poşetlerini kullanırdım. orospu çocuğu pazarcıdan kazık da yedim çok küçükken, delikanlı komşu pazarcının tezgahına da baktım o yoğunken. paranın kıymetini de, ne kadar gereksiz olduğunu da öğretiyor pazarcılık.
  • yan mesleğim.
    pazar tamamen bir kültürdür. cebindeki paranın ne kadar olduğunun hiç önemli olmadığı en güzel alış veriş mecrasidir. çocukluğumdan beri semt pazarlarına ilgiliyimdir ve çoğunlukla pazardan giyinirim.
    üniversitenin ilk yıllarında bir gün kuzenim giyinmedigi tüm kıyafetleri ayırdı. ama ne kıyafetler. binbir mağazadan alınmış etiketi bile üzerinde olan kimisi giyilmis kimisi giyilmememis kıyafetler...
    hepsini toplayıp beşiktaş pazarının yolunu tuttuk. pazardaki esnaf abilerin bir kismi bizi müşterileri olduğumuz için tanır. pazarın girişine bir örtü üzerine kıyafetleri serdik. kadınlar başımıza ususup kısa surede tüm kıyafetleri aldılar. 3'e ya da 5'e satiyorduk. bu nasil durur acaba diye düşünen kadınlar için mankenlik yapıyordum bir yandan da zabitalari kolluyordum.
    bu kıyafetler nereden diye soran musterilere batan bir dükkandan ya da merterden toptan alıyoruz yalanını söylüyorduk. o gun 300 lira uzeri para kazanmıştık. biz bu işi biliyorduk ki; çocukken bahçenin yola bakan kisminda oyuncaklarimizi satmayla başlamıştık esnafliga.
    ışleri ilerlettik bir sure sonra, abiler bize pazar içinde tezgah ayarladı ve duzenli olarak her hafta pazarcılık yapıyor buyruuuun 3'e 5'eeee diye bagiriyorduk. belimizde para keseleri ve karton bardaktan caylarimiz ile tam bir esnaftik. bir gün sattigimiz çantanın içinden kuzenimin çocukluk resimlerinin çıkmasıyla biraz sıkıntı yaşadık tabii.
    bu işin en guzel yanı, pazardaki her şeyi esnaf olduğun için yarı fiyatına satin alabilmen. pazarciligin yazılı olmayan bir suru kuralı vardır.
    bu işten ciddi paralar kazandığımız da dogrudur.
  • yıllar yıllar önce daha ilkokul öğrencisiyken yapmıştım
    işletme ile bu kadar ilintili bir alan daha görmedim ben arkadaş
    yeşillik satacaksın pazarda işletmeyi anlamak için
    ürünün bozulabilir
    piyasa araştırması yapacaksın
    fiyat dediğin satılan değerdir
    arz talebe göre fiyat yükseltilr
    şerefiye daha önce sattığın iyi malın karşılığıdır
    işgal parası ödersin, emlak vergisidir

    benzini shellden
    aklı kelden
    yeşilliği benden al abla

    yavşak araya neden viral aldın demi , ee işte
  • beline guvenen için yapilmasi çok zor olmayan, aksine zevkli bir meslek. sabah 7 de baslayan is aksam 9 civari biterken zamanin bu kaar çabuk gectigi bir baska iş gormedim henuz. para kazanma konusunda tezgah sizin degilse bisey beklemek doğru degil ancak istanbul gibi yerde 10m pazar yeri inanilmaz paralar kazandirabiliyor. istanbul madenler sali pazarinda 15m yerin günlük cirosu 7-8 bin lirayi buluyor. bahsettigim tezgah sebze uzerine bu arada.
    tartida adil olmak en önemli mevzu. çürük konularina girmeyelim burda tezgahin arkasinda donenleri bilseniz meyve sebze almamaya yemin edersiniz.
  • yeni başlayacak olanlara, hiç pazar tecrübesi olmayanlara ve bu işe sıfırdan başlamak isteyenlere rehber niteliğinde bir entry olacak bu.

    başta, internette yeni iş fikirleri vs adlar altındaki akıl verme makalelerine itibar etmeyin diyeyim. bu işlerle ilgili bilgisi sıfır olan tipler kafalarına göre birşeyler yazmış hep. bu entryde hepsini düzelteceğiz.

    bu işe başlamak için gerekenleri ürün seçimi, yer sağlama ve teçhizat olarak üç temel başlık altında toplayabiliriz.

    satılacak ürünün seçimi öyle bir şeydir ki, gerçekten satıp para kazanabileceğiniz halde, sırf ürün seçiminiz yüzünden pazarda yer bulamayabilirsiniz. mesela çorap ve çamaşır satmaya kalktınız diyelim, her pazarın köşe başlarını tutmuş olan ve yüksek sermayeli, büyük tezgahlı ve sözü geçen çorap ve çamaşırcısı olur. bunlara yakın boş tezgah yeri olsa dahi, bu esnafla aynı ürünü satıyorsunuz diye size o boş yeri vermezler. size pazarın dip köşelerindeki yerler kalır, oralarda da potansiyeli yakalayamazsınız. yani pazarda çok temel ürünleri satan kişilerin yakınına aynı ürünü açıp sattırmazlar. yazılı olmayan kuraldır bu.

    ayrıca, pazara çıkmak isteyen, sürümünün çok olduğunu düşündüğü için, iki çuval çorap bulup atar kendini pazara. her köşede irili ufaklı çorap tezgahı görürsününüz. çoraptan uzak durun, düşündüğünüz gibi değildir.

    nispeten satıcısı az olan ürünlerle yer bulmanız daha olası. zaten sebze meyve olayına girmek istemezsiniz,çok zahmetli ve araç gereç, ekip işidir. tek başınıza pazar kovalayacaksanız, çok temel olmayan ve pazarda satıcısı az olan ürünlere yönelin. yer temini sorununu çok kolay aşarsınız o zaman.

    gelelim teçhizata, pazarda ne gibi ekipmanlar gerekir? başta bir tenteniz olmalı. tentenizin olmaması da yer temininizi zorlaştırır. yanına tezgah açacağınız her pazarcı tenteniz olmasını ister. sizin cephenizden ürünlerine güneş ya da yağmur vurmasını engellemek ister, haklıdır da. bir tenteniz olmalı. tente açmak da başlı başına bir iş ama pazarcılığın en keyifli yanı. tecrübesizlikten dolayı tente açmakta zorlanacağınızı düşünüyorsanız endişeye mahal yok, sizin tente açmayı beceremeyeceğinizi anlayan başka bir pazarcı gelir açar, o konuda sıkıntı olmaz.

    bazı pazarlarda tente kiralayanlar olur. bu kişilerden de tente temin edebilirsiniz ama süreklilikte size pahalıya mal olur. bir tente edinin.

    tezgah açmak için stand kurmalısınız. bunun için katlanır tezgah ayağınız ve bu ayağın üzerine zemin yapacağınız tahta levhalarınız olmalı. bunlar da bazı pazarlarda kiralanıyor ama dediğim gibi her pazarda bunlara kira ödemek yerine,kendiniz edinirseniz daha ucuza gelmiş olur.

    ürün seçimini neye göre yapacağız? tabii ki en başta pazar yeri bulmamıza engel olacak ürünlerden uzak duracağız. çorap ve çamaşır en tehlikelisi. bunların dışında hemen hemen herşey olabilir. seçenekler sizin yatırım gücünüzle sınırlı.

    bazı makalelerde "evde yaptığınız lezzetli turtaları kekleri pazarlarda müşterilere sunarak para kazanabilirsiniz" şeklinde bilgilendirme yazıları oluyor. bunlara itibar etmeyin. kelimesi birkaç kuruşa yazan tipler ya da evde oturduğu yerden blog yazan dünyadan habersiz ama her konuda bilgi sahibi olduğunu sanan ablalar atıp tutuyor. itibar etmeyin. sonuçta bu işe bir maddiyat ve emek koyacaksınız. heba olmasın.

    ayrıca ilk denemeniz fiyasko ile sonuçlanırsa, bu keyifli işin tadını çıkaramadan elinizi eteğinizi çekmek istersiniz, yazık olur. tamamen yanlış bir strateji ile başlamaktansa, doğruya yakın bir yanlışla başlamanız daha yerinde olur. ilk seferde başarılı olamasanız bile "şöyle yapsam daha iyiymiş" deyip doğruya daha yaklaşırsınız. yani bir bakıma benim yazdıklarım da reçete olarak tam uymayabilir. bir iki modifiye ile başarı şansınızı arttırın. sonra gelsin " bu gün işe çıkmayayım, şuraya buraya gideyim"ler. kendinize maximum vakit ayırabileceğiniz bir iş bu. keyfini çıkarın. eş dost ofiste klima savaşı yaparken siz deniz kenarından story atarsınız.

    bu işlere kalkıştığınıza göre bir arabanız vardır varsayıyorum. ufak bir otomobille bu işlere başlıyorsanız, başta arabanızı yormayın, ezmeyin. ağır yüklü maldan uzak durun. tekstil ürünleri başarılıdır pazarda. çalışmayı düşündüğünüz pazar semtinin ekonomik durumuna göre de düşünmek gerek tabii. ekonomisi zayıf semtte pahalı ürün satamazsınız.

    bayan giyim her türlü iş yapar. sakın ha erkek giyimi satmaya kalkmayın. pazar alışverişine kadınlar çıkar. çok nadiren erkekler pazarda dolaşır, potansiyel düşüktür yani erkek malzemesi satışında. kadınlar da kocalarına çorap ve çamaşır dışında bir şey almaz. 5 tl'ye dünyanın en marka gömleğini satsanız, bir kadın da kalkıp ''bunu da kocama alayım'' demez. ben daha diyenini görmedim. kızına, oğluna, kendine, torununa, hatta başkasının bile çocuğuna hediye olarak bir şeyler alır kadınlar. kocaları en son sıradadır. bu noktada çocuk giyim işi de iyidir anlamı çıkar.

    yalnız çocuk giyiminde yaş aralığı belirlerseniz, yatırım maliyetiniz düşer. mesela 0-3 yaş, 3-7 yaş gibi. 0 dan 10 yaşa kadar çocuk kıyafeti bulundurmak için yüksek yatırım gerekir. ama dar yaş aralığında renk desen çeşitliliğine yatırım yaparsanız daha faydalı olur.

    bir de pazar alışverişi o anki hava şartına göre yapılır. bizim millet biraz acayip. zemheri kışın ortasında pazara 5 tl'ye en muhteşem kabanları, kazakları getirin, o gün şansınıza güneşli olsun, o malları satamazsınız. ertesi hafta hava yine soğuğa kessin, pazarda koşa koşa sizi ararlar nerede o kabanlar kazaklar diye. böyle saçmalıklara hazır olun.

    ihracat fazlası bulabileceğiniz bir bağlantınız varsa bu şansı kullanın. ihracat fazlası ürünün malzeme kalitesi yüksek olur. zara, hm, bershka, koton vs satacağınıza (bu mallar pazarlarda herkesin elinde) iyi malzemeli ihracat satın, kadınlar zaten görür görmez anlıyor. ihracatın tezgahta duruşu bile farklıdır. sizi pazara 1-0 galip başlatır.

    sadece abuk model bulundurmayın. ihracat modelleri her zaman yerli müşteriye uymayabilir. muadilleri kaça satılıyorsa, siz yaklaşık aynı fiyata satacaksınız, bu da ürünü alırken kaça almanız gerektiğini belli eder. muadilleri 15 tl'ye satılan ürünü 10 tl'nin altında almalısınız mesela. arada yırtık defolu çıkan olacak, tezgahtan çalınan olacak, satamayacağınız renk model beden olacak vs.

    pazarda her ekonomik seviyedeki insan dolaşır. hedef kitle belirlenirse daha verimli satış yaparsınız. sürekli defolu ucuz abik gubik seyler satarsanız ileride artık o ürünlerle bilinirsiniz. iyi ürün bakınan müşteri size göz atmaz. sürekli ama ufak paralara satarsınız. iyi mal satarsanız, iyi mal arayan sizi bulur. azar azar ama kar marjı yüksek çalışırsınız. ne demiş denzel washington, sen seçeceksin.(bkz: the equalizer 2)

    görmüşsünüzdür ki bazı pazarcılar malı tezgaha bodoslama dökerken, bazıları gayet nizami dizer, tanzim eder. dağınık dökülmüş mal ucuz izlenimi verir ve daha cazip görünür ama dediğim gibi ucuzcu müşteriye hitap eder ama iyi mal arayanın da aklını çeldiği olur. biraz da pazarın doğasında bulunan seçmece mantığına ve alışverişe gelen müşterinin malı didikleme dürtüsüne cevap verir. satmak için bir yoldur yani dağınık mal dökme.

    nizami dizilmiş mal hep pahalı izlenimi verir. müşteri aradığını bulmak için karıştırmaya çekinir bazen. ama iyi mal arayana da cazip gelir.

    pazarda öyle böyle bir şekilde yer bulduğunuzda, o aynı yere haftaya da tezgah açıp açamayacağınızı öğrenin. sürekli olarak kiralayamayacağınız bir yerse, gün içinde yine aynı pazarda haftaya gelmek için yer soruşturun. bu defa sürekli gelebileceğiniz bir yer olmasına dikkat edin. ilk sefer için artık nereye denk geldi oraya açtınız ama bir noktada sabitlenmeye çalışın. başka yer bulduğunuzda da müşterilere de "haftaya şu ileride sağda olacağım" şeklinde yer tarifi yapın. giyimde beden uymadığında değişim garantisi bekler müşteri. bunun için sürekli gelen ve yeri belli olan biri olmalısınız ki, müşteri pazarda sizi tekrar bulabilsin. kişilerin karşınına hep aynı noktada sürekli çıktığınızda çabuk tanınır ve güvenilirsiniz. bu beklediğinizden çabuk olur. kadınlar bu konuda dikkatli.

    esas pazarcılık, pazar işine başladıktan birkaç ay sonra başlar. durumu daha iyi çözer, ne satabileceğinize daha dayanaklı sebeplerle karar verir, daha iyi yer temin etme şansı yakalarsınız. pazar sizi şekle sokar. etraftaki esnafla da dostluk geliştirirsiniz. yavaş yavaş gelen geçen müşterilerle muhabbet de gelişir. sonra bariz yatırım hataları yapmadıkça başınıza bir terslik gelmez.

    ekleme:

    yer temini konusunda çokça mesaj aldım. herhangi bir resmiyet, kayıt işte ne bileyim türkiye odalar ve borsalar birliği'ne bildirim, muhtardan ikametgah, çalışma bakanlığına dilekçe falan gerekmez.

    ürünlerinizi alın, sabah pazara gidin, oradaki pazarcılara etrafta bildikleri boş tezgah yeri var mı sorun. bu soruyu yer bulana kadar farklı pazarcılara sırayla yöneltin. zayıf bir ihtimalle boş yer bulamazsanız dahi pazarı terk etmeyip bekleyin.

    ayrıca pazarda size kimse hayt huyt edemez. zaten satacağınız ürün, komşu tezgahların ürünü ile çakışırsa, aynı ürünlerse, size baştan yer vermezler. bitişik tezgahtaki pazarcılar razı olup yeri kiraladığınızda sorun kalmaz. çok büyük pazarlarda, yeşilköy, bakırköy gibi pazarlarda hiç kendinizi yormayın. oralarda işler biraz mafyavari yürür, yer zaten bulamazsınız, bulsanız da kiralar çok yüksek olur. boşa zaman kaybı. normal semt pazarı daha verimlidir.

    bu arada pazarcılarla iletişime devam edin. ola ki kiralık boş tezgah bulamadınız, pazarcılardan o gün işe gelmeyen olacaktır illa ki, diğer pazarcılar size kimin gelip gelmeyeceğini söyler. öyle böyle bir yer bulursunuz.ı

    küsüp gitmeyin yeter.

    ekleme 2:
    pazarda arka plan işler yapanlar vardır. çaycılar, tezgah tahtası ve tente kiralayanlar, el arabaları ile mal çekenler. bunlar kaba saba görüntüleri dolayısı ile sizi aldatmasın. en çok faydalanabileceğiniz kişilerdir. kulakları delik, pazarın tamamından haberdar ve tüm imkanlara sahiptirler. bu kişilerle tanışık kazanıp yer bulma konusunda şansınızı arttırın. ilk etapta size abuk yerleri pahalıya temin edebilirler. biraz kazıklanma her işin doğasında var ama sonrasında yavaş yavaş tanıştıkça hem onların hem kendiniz sayesinde pazarın iyi köşelerine atlarsınız. bu kişiler hep lazım. bu küçük görünen adamlar size çok faydalı olur, tabii başta bir iki kekleneceksiniz. bu da işin komik yanı olsun.

    ekleme 3:
    bu işlere kalkışmak isteyen mesajla da ulaşıp istediğini sorabilir. zaten çok kişi ile fikir alışverişi yaptık. daha da ayrıntılı bilgi isteyenler için her zaman müsaitim.

    ekleme 4:
    sürekli entry içeriğine ekleme yapıyorum. yeni paragraflar bilgiler, aklıma geldikçe. fava alıp zaman zaman baştan okursanız farklı tüyolar elde edebilirsiniz.
  • (bkz: helal olsun)

    pazarcılık için rehber hazırlayanı da gördüm ya şurada, ekşi sözlük böyle insanların yüzü suyu hürmetine hala bir nebze saygınlığa sahip. emeğine sağlık kardeş.
  • 21 yıl devlette maden teknikerliği yapan babam canı sıkılmasın diye haftada 2 gün pazartesi ve perşembe günleri pazarda ürün satıyor.

    tuhaf olan kısmı 21 yılda 3 ev alan bu adam 5 yılda pazarciliktan 2 ev aldı.

    evet efendim benimde gelecekteki mesleklerimden biri olacaktır kendisi.