şükela:  tümü | bugün soru sor
  • bir dönemin moda koleksiyonu. şöyle ki birçok kişi için koleksiyonculuk bir biriktirme uğraşı olmaktan öteye gidemiyor. birçok koleksiyoner koleksiyonuna yeni parçalar eklemekte zorlanıyor. yapmakta olduğu koleksiyonun ilerlemediğini gören koleksiyoner cesaretini yitirip biriktirme konusunu değiştirmeye karar veriyor. avrupa'da da bir dönem pin's (rozet) rüzgarı esmiş. rozet biriktirmeye başlayanlar çok kısa bir süre içinde olağanüstü bir malzeme bolluğunda bulmuşlar kendilerini.

    kendi tanıtımlarını yapmak isteyen firmalar da boş durmamışlar tabii ve hemen kendi rozetlerini dağıtmaya başlamışlar. kısa bir süre sonra köylerin, kasabaların, ören yerlerinin
    ve hatta müzelerin rozetleri çıkmış piyasaya. sonunda “özel koleksiyon serileri” çıkarılmış; hatta bununla da yetinmemiş firmalar ve “sınırlı sayıda üretilen” haliyle daha pahalı olan seriler çıkarmışlar. tabii bazı markalar ve isimler diğerleri arasından sivrilmeyi başarmışlar bu dönemde. özellikle de coca-cola çıkardığı özel serilerle neredeyse her rozet koleksiyonuna girmeyi başarmış.

    şimdilerde rozet koleksiyonu yapan sınırlı sayıda insan var. ömer kırkpınar türkiye'deki sayılı rozet koleksiyonerinden biri. 30 yıldır koleksiyonculuk yapıyor. 17 yıl boyunca spor muhabiri ve yöneticisi olarak çalışmış. bu da spor rozetlerini biriktirmesine ön ayak olmuş. noc” dediğimiz dünya ülkelerinin olimpiyat komiteleri, yaz ve kış olimpiyat oyunları resmi rozetleri koleksiyonunun önemli bir bölümünü oluşturuyor.

    ömer kırkpınar, 8 haziran-11 temmuz 2010 tarihleri arasında bir de sergi açtı. fotoğraf koleksiyonundan oluşan "futbolun siyah incisi pele– fotoğraf ve rozetlerle dünya kupası sergisi".
  • 3 yılı aşkın süredir uçak rozeti koleksiyonu yapıyorum. ilgilenen birileri çıksa keşke de iki sohbet edip fazla ürünleri hediye etsek,takas etsek,ufkumuzu genişletsek.
  • (bkz: #71817469)
  • bir dönem ciddi olarak eğildiğim koleksiyonculuk. birkaç gündür nadir birkaç rozeti kelepir fiyatlardan edinince yeniden heveslendim. bakalım nereye kadar gidecek.