şükela:  tümü | bugün
  • ah çocuklar, toplanın bakalım yamacıma ho ho ho.

    bundan yıllar yıllar önce, develer tellal iken, pireler berber iken. ben dedemin beşiğini, tıngır mıngır sallar iken. henüz daha haydarpaşa gebze banliyö treni, çalışır iken...

    bir yakışıklı, asil, şehzade ruhlu ama tam bir şövalye olan, sivas'ın bağrından kopup gelmiş bir çocuk varmış kostantiniye'nin ayakucunda yaşayan. bir de onun diğer ucunda yaşayan âfitâbcemâli.

    tabii o zamanlar bir vesaiti yok imiş bu cengâverin. tıpkı ahali gibi, toplu taşıma ile gidermiş maşukunun yanına.

    yine o günlerin birinde, soğuk bir sonbahar gecesinde, sevgilisini bırakmak istemiş evine. tabii siz bilmezsiniz; banliyö treniyle gitmişler onları bir diğer vuslata kadar birbirinden ayıracak olan bostancı iskelesine.

    bu şehzade yanına akçe de almamış, masal bu ya. nasılsa trenden inecek ve 2 dakika sonra evinde olacaktı. velhasılı bırakmış maşukunu vapura. gizlice postişinden bir tel alıp, onu cüzdanının en gizli yerinde saklar imiş meğer. ne zaman âlâm-ı firak yürek dağlar hale gelirmiş, o postiş telini alır eline, dindirirmiş bir nebze.

    dönerken son trene zar zor yetişmiş asil şövalye. bir türlü ayarı tutmayan cehennem sıcağıyla kutup soğuğu arasında gidip gelen ısı aralığında, tenha vagonda sevdiğini düşünmeye, gülümsemeye başlamış. yol hiç o kadar uzamamış daha önce. her iki cefnine sanki kilolar bağlanmış. en son gördüğü de pendik imiş.

    o zamanlar tuzla sancak beyi olan şehzade, daha fazla dayanamamış. yummuş çeşmini son durağa. vagonu temizleyen adam uyandırmış kaba bir şekilde. tabii tebdili kıyafet şehzadeyi nereden bilecek garip...

    o an şimşekler çakmış çocuğun beyninde. zira cebindeki son akçeyi de o trende kullanmış. şimdi ne olacaktı ahval ve şeraiti? zinhar dilenemezdi. arayan sevgilisine de evdeyim dedi. dedi ve başladı yürümeye. yürüdü, yürüdü, yürüdü... dere tepe düz gitti. dere tepe düz gitti de sonunda varabildi sancağına.

    gökten 3 tane elma düşmüş. bir tanesi sana, bir tanesi ilk başlıklarını engelle diyene, bir tanesi de pomçikime...