şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: kek)

    yemin ederim kek. izin verin anlatayım.

    hülasa bilmeyen bilmez yakışıklıyım diye kendimi şu satırlarda asla övmem. kaslarım olsun, fit vicüdum olsun, mermer delen bakışlarım olsun bunu şu sözlükte zinhar paylaşmam. lakin anlatacağım olayda tipimin büyük rolü var.

    hülasa, eylül ayının başında sevgili ablam; '' nejmi sana işim düştü, yardım eder misin kardeşim '' dediği gün başladı her şey.
    küçük yeğenim anaokuluna başlayacakmış fakat öğlenci kontejyanı dolduğu için yeğeni sabahçı yapmışlar. '' nejmi sen bu işi çözersin, konuyla ilgilenen öğretmen senin yaşlarda bir kadın, onunla konuş da oğlum öğlenci olsun, senin ağzın iyi laf yapar, ben konuştum olmadı'' dedi.

    '' okulun adı ve öğretmenin adını ver ve bu işi bitmiş bil abla '' dedim. '' ya senin şu huyunu seviyom deli '' dedi.

    ablam her zaman kendinden emin ve kesin konuşmamı severdi. zaten kardeş de böyle günler için gerekliydi.

    hemen dolabı açıp en şık kot pantolonu ve güzel bir tişörtümü çıkarıp giydim. sol koluma bilekliği takıp güzelce dişlerimi fırçaladım ve son olarak sevişmekten sevişmeye kullandığım pahallı parfümü de sıkıp evden çıktım.

    sokağa çıkar çıkmaz seksi bedenimi fark eden tabiat ana bile uvvvvv yapıp o ılık nefesini bağrıma bağrıma üfürüyordu.
    okula doğru adım attıkça sığırcık kuşları bile gökyüzünde kalp şeklini oluşturuyor, adeta nejmi nejmi diye ötüp seksi bedenimi takip ediyordu.

    inanılmaz bir gündü. girdim okulun koridoruna bir kadın gördüm. sanırım o da öğretmendi. hanfendi nilay hanımı nerede bulabilirim diye sordum. şurada dedi. nerede dedim. şurada dedi. kadın gözünü gözümden alamıyordu. hafif tebessüm edip göz kırptım '' hanfendi nerede'' dedim. şurada işte dedi. ama bunu derken ne bir el, ne bir kol, hiçbir işaret yapmıyordu. arda turan görmüş fatih terim gibi gözleri büyüyor, sadece şurada deyip duruyordu. nerede dedim, şurada dedi. ehh dedim bu muhabbet bitmez, onu öylece bırakıp koridorun sonuna doğru gittim. kapıda nilay yazısını görünce tıklayıp içeriye girdim.

    içeriye girdiğimde nilay mausu sıvazlıyordu.

    merhaba dedim, merhaba deyip masanın üstünden elini uzattı.
    tanrım, dokunabilmek için bu ne basit bir yöntemdi böyle. tokalaşırken dudaklarını ısırıyor ve buyrun oturun konu neydi diye mırıldanıyordu.

    konu yeğenim nilay hanım dedim. kendisi anasınıfına başlayacak ama sabahçı olmuş, öğlen sınıflarında yer kalmadığı için onu sabahçı yapmışlar, oysa biz onun öğ.. derken bi baktım nilay'ın beni dinlemediğini gördüm. huu nilay hanım diye el salladım. tebessüm ederek zeytin karası gözlerime bakıyor, dudaklarımı öpüp adeta boynumu emiyordu.

    ''yeğeniniz artık öğlenci'' dedi.

    çok şaşırdım . tahminimden de basit olmuştu. her şey için teşekkür edip giderken '' bakar mısınız '' diye arkamdan seslendi. buyurun nilay hanım dedim. kapı açık kalsın bana ateş bastı dedi. güldüm. gülerken adınız neydi acaba dedi. nejmi dedim. nejmi der demez yine dudaklarını ısırdı. '' peki nejmi bey, ama yeğeninizi arasıra siz okula getirin, çocuklar dayılarını çok sever '' dedi. içimden '' seni çakalllll '' diye söylenip '' muhakkak tekrar buraya geleceğim nilay hanım'' dedim. iyi günler dedi. tebessüm ederek ''size de iyi günler'' deyip çıktım.

    koridordan giderken o kadın halen '' şurada, şurada, şurada '' diye mırıldanıyordu. ulan ne manyak kadındı. ona gözükmeden eve gittim ve müjdeyi ablama verince sağ ol nejmicimmmm diye boynuma sarıldı.

    puahh ulan keşke böyle olsa amk. ne hayallerle gittim lan o okula. bu sefer bi boka yarayacağım deyip çıktım evden. çıkar çıkmaz amına kodum kuşları kafama sıçtı. girdim eve yıkandım tekrar çıktım. hava buz gibiydi. titreyerek okula gittim. okula girdiğimde koridorda bi kadın gördüm. nilay hocanın yerini biliyor musunuz hanfendi dedim. kör müsün şurada deyip karşı tabelayı gösterdi. öyle bir şurada dedi ki, dövecek kadın neredeyse. baktım hakket nilay hocanın kapısının dibinde duruyormuşum. çaldım kapıyı girdim içeri. çıkın dışarı dedi. telefonla konuşuyormuş nilay hoca. peki dedim çıktım yarım saat bekledim. bekle allah bekle zaman geçmiyor. birde oturacak bir şey koymamışlar. ilyas salman gibi duvara yaslanıp çömdüm aşağıya. sonra baktım nilay hoca odadan çıkıyor. çömdüğüm yerden el salladım. ''hocam ben burdayım bekliyom he'' dedim. aa ben seni unuttum dedi. amına kodum karısı unutmuş beni. kalktım ayağa girdik içeri ''buyrun dinliyorum'' dedi.

    hocam dedim benim yeğen ana sınıfına başlayacak ve onu sabah..derken lafım bitmeden '' kesinlikle öğlenci yapmıyoruz, bu mudur konu '' dedi. ee ee evet dedim. mümkün değil deyip ayağa kalktı. kibarca siktir git diyo karı. artık neye kızmışsa dudakları titriyor bakarken. peki dedim tam çıkıyordum. bakar mısınız dedi. buyurun dedim. kapı açık kalsın daral bastı bana dedi. ulan ne gıcık biriydi böyle. sinirden çıktım gidiyorum. koridorda yine kadını gördüm. '' işte bahsettiğim geri zekalı bu '' dermiş gibi yanındakine beni gösterdi. onu da görmezden gelip duvardaki resimlere bakarak çıktım okuldan. geldim eve. abla dedim olmadı.
    biliyodum bi bok beceremeyeceğini zaten dedi. abla öyle deme kalbim kırılıyo dedim. nejmi sus dedi mutfağa gitti.

    işte kek bu yüzden çok önemli. ablam kek yapmış. iyice şişko olup sıçcam ben bu hayata. 4 dilim bitirdim.
  • çok yakışıklı olmak.
  • güzel olmak.
  • (bkz: adam olmak)
  • erkek olmak.

    yakışıklı erkek > erkek > yakışıklı
  • (bkz: kontejyan) dan sonrasını okumadım, demek ki benim için dil bilgisi önemli.
  • yakışıklı olmanın sosyal tabaka ve insanlar arasında zannedildiği kadar bir yer kaplamadığını anlayacak kadar zeki olmak.
  • zeki olmak.sadece yakışıklı olup zeki olmayan biriyle olursanız o iş olmaz zaten.