şükela:  tümü | bugün
  • ayıptır.

    ben ayıp olduğunu düşünüyorum.

    insanlarla sohbet etmeye yeni başladığımızda ilk sorulan sorunun meslek üzerinde olması ve bunun ismimizin önüne geçmesi gerçekten çok şaşırtıcı bir konu.

    genel olarak düşündüğümde ben bu ayıbı sadece sözlük ortamında değil gündelik hayatımızın hemen hemen her yerinde görüyorum.

    bununla ilgili çok enteresan bir anım vardır. oturduğum apartmanda, dışarıya çıkarken, dış kapıda karşımdan yaşlı bir amca gelmesi üzerine ona yol verdim ve hemen bana, senin mesleğin ne diye sormuştu. cevap vermemiştim. çekip gitmiştim.

    gerçekten, insanların hangi işle meşgul olduğunu merak eden insanların, ne amaca sahip olduğunu bilmiyorum. karşımdaki kişi ister doktor olsun, ister mühendis olsun, ister işsiz olsun benim için bir anlam ifade etmiyor. eğer o insan benim duygu ve düşüncelerine yakınsa, onun, bir meslek dalını tercih etmesindeki etken benim muhabbetimle alakalı değildir.
  • abartmayın amk.insanların mesleğinizi,yaşınızı hatta ve hatta maaşınızı sormasını bu kadar abartmayın.

    biraz uzlaşmacı ve toplumla entegre olmuş şekilde yaşayın.

    edit: ofisimin olduğu binada yan komşum çok tatlı bir yaşlı teyze.ilk taşındığım zaman selam verdim ve saygıda kusur etmedim.bazen ayak üstü sorularına cevap verdim.aylar sonra oğlu yurtdışından geldi.yine ayak üstü sohbet ettik.adam meslektaşım çıktı.40 lı yaşlarında zehir gibi bi adam.
    bana dedi ki annem sana emanet.
    şu benim kartvizitim (iki farklı dilde arkalı önlü bir karttı.türkiye çapında ünlü bir inşaat firmasının proje müdürü çıktı adam)
    ne zaman bu ülkeden gitmek istersen seni istediğin ülkeye gönderebilirim demişti.

    yazar arkadaş yaşlı amcaya mesleğini söylemeyerek kendince kural ve prensip sahibi olduğunu düşünüyor.hatta yetmemiş bunun ayıp olduğunu dahi belirtmiş.

    bu ülkenin insanları neden böyle lan!

    edit2: bir alttaki gerizekalının espirilerini bende beğendim.
    ben cahil adamım yabancı dilim yok.
    hayatımda hiç iki farklı dilde kartvizit görmedim.
    gerizekalıya söyleyin binlerce mühendis yurtdışına gitmek için can atıyor.
    ben ummadığım anda ummadığım kişi tarafından yapılan yardımı dile getirdim.

    küçümsediğiniz yaşlı insanlar umarım bir gün sizi idam sehpasından alır.
  • "şu benim kartvizitim (iki farklı dilde arkalı önlü bir karttı"

    iki dilde olunca ne oluyor lan. saygi gostermemizi mi bekliyorsun su an.

    "ne zaman bu ülkeden gitmek istersen seni istediğin ülkeye gönderebilirim demişti"

    ahahah:) business class mi.
  • eğer avukat ise bu kişi siz sormadan ya söyler ya da belli eder
  • çünkü bizim toplumumuzda kazandığın para, işgal ettiğin makam, ilişki kurdugun mevki sahibi kişiler kadar insansın. karşındaki bunu anlamaya çalışıyor. yalakan mı olacak, sana köpek mi çekecek. kimi yazarların tuhafına gitmiş ama evet yeni tanışılan birine sorulacak soru değildir. evli olup olmadığı, kaç para kazandığı gibi soruları sorduğunuzda pek çok kültürde yadırganırsınız. bunlar samimiyet arttıkça veya karşınızdaki kişi kendiliginden söyledikçe öğrenilir ki olması gereken de budur. zaten bizde de böyleydi ama kaybettik uzun zaman önce. bizim şimdiki vıcık vıcık ilişki anlayışımız tüm dünyanın normali değil.
  • şuan uğraştığın mesleğin "kalitesi" ve kazandığın paranın miktarı gibi şeyler soran güruh için isminden daha önemli olması halidir. kazandığınız para o kadar önemlidir ki konuşmanın şekli ve saygı oranı o denli belirlenir.
  • karşındakinin eğitim durumunu bilirseniz ona göre konuşur, hareket edersiniz. zaten konuşmadan az çok anlaşılır ama size kesin bilgi vermez, onun için sorulması doğrudur.
  • genelde memleket sorulur ama yeni uygulama herhalde
  • maddesel insaların sürekli olarak gerçekleştirdiği eylem.

    (bkz: esra erol’a katılan insanlar)
  • yeni tanıştığınızda meslek ,sohbet biraz ilerler ise mayış ne kadar mayış şeklinde sorularla devam edecek dialoglara gebe bir durumdur.