şükela:  tümü | bugün
381 entry daha
  • adam sürekli hata yapıyor, sürekli özür diliyor ve bu yönüyle de övülüyor. şeyh-mürit ilişkisinden beter bir durum var.

    mitingde "hükümet gülen'i usulüne göre istememiş, biliyor musunuz" diyorsun, kendi genel başkanın akabinde "bu belgelere göre abd'nin vermesi lazımmış" deyince sus pus oluyorsun.

    canlı yayında rektöre fetöcü diyorsun, rektör bağlanıyor, "ya karıştırdım, dekandı pardon" yapıyorsun. adam bir daha bağlanıyor, dekanın da olmadığı anlaşılıyor, "kapatın ya, karşılıklı polemiğe girmem" diyorsun.

    sokaktan bulduğun iti kopuğu güvenlik yapıyorsun, sana sevgi gösteren vatandaş yaka paça dışarı atılınca tepkilerden sonra kameraları çağırıp adamdan telefonda özür diliyorsun.

    fikri ne olursa olsun, birçok kişinin afrin kahramanı olarak tanımladığı bir askerin apoletini sökeceğini taahhüt ediyorsun. destekçilerin arasında sana bu konuda katılmayan bir kişi yok, sen şimdi yaptığının hata olduğunu söylüyorsun.

    "adam kazandı" diye mesaj atıyorsun, yine hata yaptığını söylüyorsun.

    tayyip'in üslubunu eleştiriyorsun, telefonda emir kulu bir görevliyi tehdit edip, başka birine "ananın ... na kafamı sokarım" diyorsun. gerçi tüm destekçilerin daha bir seviyor seni bu küfürden sonra.

    "ağzımdan kurultay diye bir şey duyamayacaksınız" diyorsun, birkaç gün sonra kılıçdaroğlu'na kurultay çağrısı yapıp "yoksa örgüt çözer bu işi" diyorsun.

    chp rozeti yerine türk bayrağı rozetini taktığını iddia edip "chp sayemde kırk yıldır geçemediği %30 barajını geçti" diyorsun.

    "hafız oluyordum az daha, her gün cumaya giderim" giderim deyip eline tutuşturulan elif'i ters tutuyorsun.

    "ülke yönetimi için parti genel başkanı aday olmalı" diyorsun, kadın sana "genel başkan olmak istiyor musunuz" diye sorunca "hayır", "ne istiyorsunuz" deyince "cumhurbaşkanı" diye cevap veriyorsun.

    hiçbir şeyi yönetmezken, kritik kararlar almak zorunda değilken iki aylık rüzgarda sürekli hata yapan, bazıları için özür dileyen bir adam. akıllı değil, donanım sıfır, öfke kontrolü hak getire. ve şizofren diye aşağıladığı kitlesinin gözünde ikinci atatürk falan. aczmendilerde böyle biat yoktur herhalde.

    "ama endüstri 4.0!"

    tabii
  • hatasını kabul eden ve eksiklerini çekinmeden dile getiren siyasi liderden kimseye zarar gelmez. sadece ona oy veren 15 milyon için değil olası bir ikinci turda diğer partilerden kendisini destekleyecek milyonlar için de başarmak zorundadır artık. bir hdp çalışanı olarak muharrem ince'yi seviyorum, sözlerini samimi buluyorum ve canlı odada kendisiyle bir çay içmek istiyorum. *
  • aslında burada sözlük ortamında öfkesinden deliye dönmüş, buruk ve ikiye bölünmüş bir kitle tarafından programı yorumlanıyor. bir kısım iyimser bakmaya çabalayarak, eleştirel yaklaşanları aşağılıyor, diğer bir kısımsa ekseriyetle daha gerçekçi ve muharrem ince'nin moralsizliğini ve içinde bulunduğu açmazı dillendiriyor. ancak şu belli ki her kesim birbirini anlamaktan ziyade aşağılamaya, hor görmeye çalışıyor.

    muharrem ince'nin o geceye ilişkin söylediklerine inanılıyor olsa bile, neden çıkıp da iki laf etmediğini, bir açıklama yapma zahmetine katlanmadığını, moralsiz de olsa peşinden sürüklediği ve inandırdığı insanları neden habersiz bıraktığının yanıtını bir türlü alamadığı için yaşadığı hayal kırıklığını aşamıyor. bu çok doğal bir tepki!... birine ne denli inanmışsanız, yaşadığınız hayal kırıklığı da o kadar derin olur...

    hala umutlu bir gelecekten söz etmesi elbette ki olumlu ve beklenilen bir şey... ancak sorun chp ile bunun başarılabilmesinin, halkın geniş genelinin önyargılarını kırıp bunu gerçekleştirmenin şu anki manzarada neredeyse olanaksız göründüğü.

    birincisi, chp şu andaki düzenin doğal bir parçasıdır. kayıtsızlığıyla, programsızlığıyla, gerçekliğe ve hayata, vatandaşa bir türlü dokunamamasıyla, yıllardır aldığı yenilgilerden gerçek bir ders çıkaramamasıyla, iktidarın bugünlere gelmesinin yolunu açmıştır. muharrem ince'nin değiştirmek istediği yapı kemikleşmiş ve belli bir menfaat grubunca çevrelenmiştir. kalkıp bu yapıyı baştan aşağı restore etmek isterseniz, o oluşumdaki birçok kişi bundan zararlı çıkacağından sizi doğal yollarla oraya taşımak istemeyeceklerdir. bunu bazıları neden anlamak istemiyor?

    konu, muharrem ince'nin kişisel sempatisi ve kişiliğinden öte, adeta neredeyse yel değirmenleriyle savaşmak isteyen bir don kişot durumunda olmasıdır. keşke mesele kılıçdaroğlu'nu oradan indirmekle bitseydi. sorun daha derinlerde... bir zamanlar kılıçdaroğlu da başta önder sav ve bir kısım adamı temizleyerek partiyi değiştirmişti. ama sonuç, bu kez onun belirlediği isimlerle oluşan sert bir kabuk oldu. öyle bir kabuk ki ince bunu iki kez kırmayı denedi ama başarılı olamadı. zaten baykal'ın gidişi bile ancak bir kasetle mümkün olabilmişti. yoksa sittin sene o makamdan kimseler indiremezdi onu.

    ikncisi, ince'nin seçimde aldığı %30,6'yı 41 yıldır alınamayan bir eşik olarak görme yanılgısı gibi geliyor. bunu parti olarak almadığını ve erdoğan'a en yakın rakip olduğundan farklı partiye oy verenlerin tepki oyları olarak da yorumlaması gerekiyor. zira ekmelettin ihsanoğlu şayet %38 oy almışsa, iyi partiye oy verip de akşener'e oy vermeyen ya da demirtaş yerine kendisine emaneten oy verenler çıkıldığında da zaten geriye bu %30 kalıyor. ince'nin anlamadığı ya da anlamak istemediği bu!... dip dalga, dip dalga dendi ama sadece akp'den bir kısım oy bu sefer mhp'ye gitti. demek ki sağda konumlanan seçmen koşullar ne olursa olsun bu tercihinden vazgeçmiyor. peki birgün vazgeçer mi? bunun türkiye'deki seçmenin genel profili ve sosyo-kültürel niteliği gözetildiğinde değişmesi kolay kolay mümkün görünmüyor.

    muharrem ince'nin "köy çocuğuyum, halk çocuğuyum, ben bu ülkenin zencisiyim" söylemleri de işe yaramamış görünüyor. algıları ve önyargıları kırmak, betonu kırmaktan bile daha zor...

    yeni parti kurmak zor iş, zahmetli iş... para ister, emek ister, zaman ister... inanmış bir grup ister... muharrem ince, bunun şu anda pek mümkün olamayacağını düşünüyor olmalı. ama yerel seçimlerden önce bir şeylerin değişeceğini ummakla da fazla iyimser görünüyor. sanırım, chp bu akılla yerel seçimlerde daha ağır bir yenilgi aldıktan sonra menfaatlerine kavuşamayanlarca yeni bir arayış başlayacaktır. şu anda hemen herkes belli bir beklentiyle genel merkezden bir şeyler ummakta ve bir koltuk kapma derdine düşmüş halde... ince, ancak chp'nin yalova'yı, eskişehir'i vb. birçok ili kaybedeceği yerel seçimlerden sonra sahne alabillir gibi görünüyor.
  • seçim akşamı açıklama yapmaması büyük hatadır. bu hatasıda ona çok pahalıya mal olacaktır
  • yeter artık şu chp muhabbeti. lan adamlar sizin parti içi siyasetinizi karıştırmak için elinden geleni yapıyor sen de çanak tutuyorsun bay muharrem. chp nin başına geçince oyun yüzde yirmibeşten fazla olmayacak. 3-5 akşener ve demirtaş seçmeninden oy aldın diye bir tarafın kalktı hemen. ha sendeki bu alttan alttan laf sokmaları ortalığı karıştırmaları görünce, senin iyi bir siyaset adamı olamayacağını anladık zaten. hatta partinin başına geçecem diye erdoğanla da pazarlık mı yaptın acaba ? bu ara medya da yanında
  • şu an youtube'tan izliyorum. hatalarımı biliyorum; apolet meselesini fazla uzattım, daha çok miting yapmalıydım, seçimden sonra bir hafta hastanede yatsaydım ama daha çok şehre gitseydim dedi. yine kazandı kalbimi.
  • bu geceki yayından sonra, bana bir kez daha bu seçimde iyiki kendisine oy vermemişim dedirtmiştir ve çok uzun süredir dediğim iyi ki chp'ye oy vermemişim cümlesini de bana tekrardan kurdurtmuştur. bugün levent gültekin'in medyascope'taki yayını canlı olarak izledim ve açıkçası çok şaşırmıştım yayını izlerken. gültekin, ince'nin toplumun önüne çıkamayacak kadar sarhoş olduğunu söyledi. ve özellikle, bu bilginin chp'nin içinden birinden alındığını ve çok kesin bilgi olduğunu altını çize çize söyledi. şimdi bu geceki yayında, ince bu iddiaları reddetti. ama ciddi soru işaretleri bıraktı bence akıllarda ve ben şahsen hiç tatmin olmadım o
    geceyle ilgili verdiği cevaplardan.

    mesela, sosyal medyaya bakacak vaktim yok açıklaması bence çok kolpaydı. ayrıca, aa dışında bir kaynaktan veri akışının olmaması da tam bir fiyaskoydu. seçim öncesi, bu kadar kendinden emin konuşup, seçim gecesi ortadan kaybolmak ve beğenmedikleri ve tarafsız olmadıklarını her fırsatta dile getirdikleri aa'nın tek veri kaynağı olmasını tabi ki çok anlamsız buluyorum. burada chp ve ince'nin çok sorumlu olduğunu düşünüyorum. hatta ve hatta chp yönetiminin halkın yüzüne bakacak yüzü olmadığını ve yönetimin çok acilen istifa etmesi gerektiğini düşünüyorum. muharrem ince, orada topu genel merkeze atıyor. işte sağlıklı veri akışı sağlanamadı, onu genel merkeze sorun diyor. genel merkeze tabi sorulsun ama sen cb adayı olarak, oy sayımının bu kadar önemli olduğunu bildiğin ve altını çizdiğin halde, bu sistemin çalışmadığından nasıl bu kadar bihaber olabiliyorsun? bence tabiki de bir insan herşeye yetemez, hele de öyle yoğun bir miting programında ama madem o kadar iddialı konuşuyorsunuz, madem akp'yi bellki konulardan bihaber olmakla suçluyorsunuz, seçmen de sizden de veri akışının işleyip, işlemeyeceğinden haberdar olmanızı bekler. şimdi allah aşkına chp yönetimi elini vicdanına koysun, müşahit olup anadolu'ya giden ve oralarda darp edilen gencecik insanlar ne için gittiler buraya ve de belki hayatlarını ciddi tehlikeye sokup? bu insanlar, genel merkeze güvenip ve gerçekten birşeyleri değiştirebiliriz umuduyla ellerini taşın altına koyarlarken, bir bakıyoruz genel merkez de sonuçları aa'dan mı alıyor?

    gerçekten, seçim öncesinde ince'de en rahatsız olduğum şey, söylem ve tavır olarak tayyip erdoğan'a aşırı benzemesiydi. sürekli bir laf dalaşı içerisinde, sürekli bir laf sokma çabasında. hiç özlemini çektiğim bir siyasi figür değildi aslında, çünkü türkiye siyasetinde alışık olduğumuz bir üslup bu ve chp seçmeninin tayyip erdoğan'a bu kadar benzeyen bir üsluba nasıl bu kadar kredi verdiğini de anlamış değilim. bu bana biraz da şunu gösterdi aslında. akp seçmeninde ki tayyip erdoğan sendromu ne ise, bence chp seçmeninde de aynı sendrom kesinlikle söz konusu. kaldı ki, seçimin ikinci tura kalması için, muhafazakar seçmenin de oyunu almak zorunda olan ince, tayyip erdoğan'la atışmayı birinci sıraya koyarak, fetö videolarını mitinglerde izleterek, muhafazakar çevreden ne kadar oy koparabildi bilemiyorum. sanırım kek muhabbetindeydi, ince bir tv yayınında "bunların %1 oy bile almaması lazım diyor." senin hayat görüşüne ve içerisinde bulunduğun çevreye göre alamaması lazım ama bak adamlar seçimi birinci turda bitirecek kadar oy alabildiler. chp'nin elitist tavrının çok net bir örneğiydi bence bu söylem ve bu yüzden de muharrem ince'nin oyunu istediği insanlara karşı da samimi olmadığını düşünüyorum. ince'nin özellikle seçim kampanyasının son döneminde, tayyip'e o kadar giydirmesinde, yaptığı büyük mitinglerin ve milyonların verdiği gazın etkisinin büyük olduğunu düşünüyorum. bence geçici körlük gibi bir durum oluştu kendisinde. türkiye'deki tüm seçmeni, mitingine gelen chp'li seçmen gibi sandı hissine kapıldım nedense. yani mesela, vergi sisteminin adaletsizliğinden neden hiç bahsedilmedi kampanya boyunca. bebek bezinden alınan kdv vs gibi örnekleri demiyorum. nasıl bir vergi modeli benimseyecekler, buna geçiş nasıl sağlanacak neden bunları duymadık bu kadar iddialı bir adaydan?

    kendisini gerçekten samimi bulmadım seçim süreci boyunca. bu yüzden de ne kendisine ne de chp'ye oy verdim. zaten seçim gecesi ve sonrasında olanlar da, ne kadar doğru yaptığımı bana kanıtladı. adam, chp'yi tv'de tartışmam diyor. kurultayı toplamam ama onlar yürü derse yürürüm diyor. bu açıklamasını hiç anlamıyorum. şimdi bunun parti disipliniyle vs ne alakası var? chp'nin yaptığı yanlışlar ortada, kaç seçimdir alınan başarısızlıklar ve buna rağmen yönetimi bırakmayan bir anlayış var. kim gelip atacak bu insanları haketmedikleri koltuklarda oturmaktan? kim bu hareketi başlatacak? kendi tabiriyle 15 milyon oy almış bir başkan adayı neden bunu başlatmıyor da, tabandan bir işaret bekliyor?

    sadece ince'ye yüklenmiş olmayayım, chp en başından beri çok ama çok sorunlu hamleler yaptı. önceden chp'ye oy atmışlığım vardı ama çok ciddi bir değişim geçirip gerçek anlamda sosyal demokrat bir parti olmadığı sürece benden artık buraya oy çıkmaz. son olarak, ince'nin bu geceki performansını da hiç iyi bulmadım. konuşmak istemediği konuları, onları burada konuşmam, o konuyu hiç açmayalım tarzı yaklaşımlar, seçmenine hep dürüst olduğunu iddia eden birine pek yakışmıyor açıkçası.

    edit: @ecco homoreous adli yazara, yazim hatami duzelttigi icin tesekkur ediyorum.
    edit: (bkz: levent gültekin'in muharrem ince'den özür dilemesi)
  • gerçekten yazılanları okudukça şok geçirdim çok üzüldüm. neden?
    1) muharrem bey ilk turda zaten kazanamayacaktı aslında aradaki fark %20 yani 10 milyon değil seçimi 2. tura götürecek yaklaşık %1,5 yani 650-700 bindir. zira 2. tura kalsaydı muhalefet tamamen muharrem beye çalışacaktı. kazanma ihtimali ancak bu şekilde vardı.
    2) seçim gecesi alkol alması konusunda çok kırgın üzgün ve kızgınım. neden? 2 saat sonra sınavınız olsa alkol alır mısınız? yada 2 saat sonra ameliyata girecek olsanız alkol alır mısınız? sadece 1 gün gidip benim oylarım için ysk nın önünde dursaydı belki umutlanırdım ama kendisi beni hayal kırıklığına uğrattı. seçim gecesi alkol almak nedir ? savaş çıksa sarhoş mu yöneteceksin orduyu başkomutan olarak? buda bir demokrasi savaşıydı. yazım yanlışları içim özür dilerim hızlı yazdım.
  • kesin gılıştar gibi bununda akp li olduğuna kanaat getirdim. hep akp başa gelsin diye çalışıp didiniyor muhalefet. bir daha seçimlerde oy vereni sksnler.
  • koyu rte hayrani, chp karsiti, sabit fikirli ve olumune akp’li babama kendini sakince dinletebilmis ve bir kac tane dogru sey soyledi dedirtebilmisse eger gercekten umut var demektir.

    ben şok.
36 entry daha