şükela:  tümü | bugün
  • bazen isterdim ki, oğlumla konuşurken, amerikan filmlerindeki gibi; "bak evlat ben küçükken babam bana şunu demişti" ya da " dedem derdi ki" diye başlayan cümleler kurmak, ona bilge bir akrabamdan, ya da sadece sıradan bir söz söyleyerek beni ta çocukluğumda bile etkileyebilen annemin bir lafını örnek verebilmek isterdim gerçekten. ama bakıyorum bakıyorum, arıyorum tarıyorum, yok ulan, bir tane ilaç olsun diye beni ciddiye alıp bir şey diyen olmamış mk.... ya "atkını sıkı sar üşütürsün" demişler, ya da "oğlum şu bakkaldan bi ekmek al eve gelirken" demişler. insan iki özlü söz eder, o yıllarda aklını alır evladının değil mi be hey ebeveynlerim.

    amerikan filmlerinde en çok buna özeniyorum aq... işe bak
  • şimdiki iyi düzeyli ailelerin çocuklarının doğum günlerinin vazgeçilmezi (bkz: pinyata)
  • amerikan filmlerinde ve dizilerinde buzdolabını açınca sucuk, salam, sosis, yaş pasta, üç çeşit sos, tuhaf meyveler ve 6'lı içecekler görünür lakin biz buzdolabını açtığımızda sararmış peynir, sofraya getirilip bir kere bile yenmemiş çilek reçeli ve buruşmaktan manevi hayata yönelmiş zeytinler görürüz. artık ben de dolabı açtığımda supangleler pudingler avakadolar görmek istiyorum. dünden kalan içi çorba dolu tasın yanında tek başına hayatı sorgulayan mandalina değil!
  • müstakil evlerden oluşan huzurlu yaşama alanlarıdır.
  • koridorunda dolapları olan, haftasonları havuzlu ev partileri yapılan, ponpon kızlı, aptal sarışınlı, gothikli, nerdlü, bilge koçlu basketbol ya da futbol takımı olan bir lisede okumak. ne özentiymişim be..
  • bitmek bilmeyen, günün her saati dolaptan çıkarılan 33'lük şişe biralardır.
  • en kıçı kırık kenar kasabasında bile güzel bir bar olmasıdır.
  • bir kova dolusu kentucky fried chicken'dan kizarmis tavuk almak ve hepsini bitirebilmek, arkadas bir insan 25 parca tavugu nasil bitiriyor anlasilmaz
  • dünyayı kurtarmak.