şükela:  tümü | bugün
  • 28 kasım tarihinden itibaren idw publishing tarafından aylık olarak yayınlanmaya başlayacak, angel'ın altıncı sezonu olarak kabul edilen çizgi roman serisi. şimdiye kadar yayınlanan angel çizgi romanlarından farkı beşinci sezonun final sahnesini takip edecek olması ve joss whedon'ın yazım aşamasında yer alması.

    --- spoiler ---

    hell a

    --- spoiler ---
  • idw publishing’i tarihinin en yüksek satış rakamlarına ulaştıran seri. joss whedon tarafından canon kabul edilmiştir, yani dizinin resmi devamıdır. spike: asylum, spike: shadow puppets gibi serilerin yazarlığını yapan, dolayısıyla buffyverse konseptine aşina bir isim olan brian lynch, angel: after the fall ile mükemel bir iş çıkarıyor. öyle ki whedon’ın btvs sezon 8’ini bile geride bıraktığı bile söylenebilir. serinin genelinin çizimleri brian lynch ile daha önce de çalışan franco urru tarafından üstlenilse de nick runge, stephen mooney gibi çizerler de görüyoruz. alex garner ise muhteşem kapaklarıyla katkıda bulunuyor. urru özellikle arka planı yansıtmakta ustayken mooney ile runge benzerliği ve mimikleri yakalamak konusunda çok başarılı.

    angel: after the fall, beşinci sezon ile yanıtsız kalan soruları yanıtlıyor. angel ve ekibi wolfram & hart’ın saldırısından sağ çıkabildi mi? shanshu kehaneti hangi ruhu olan vampir için? tepesinde ejderhalar uçan, sokaklarında wolfram & hart’ın iblis ordusu dolaşan los angeles ne durumda? connor ile angel’ın ilişkisi nasıl şekillenecek? 17 sayılık serinin ilk 15 sayısı piyasaya çıktı ve bu soruların hepsi yanıtlandı. fakat yanıtlar yeni soruları da beraberinde getirdi.

    --- spoiler ---

    ilk sayı “it all started with a girl” cümlesiyle başlar. dizinin hayranları bunu çok iyi hatırlayacaktır çünkü aynı cümle ilk bölüm olan city of’un da açılış sözüydü. fakat bu kez bahsi geçen kız buffy değil, fred. onun ölümü angel’ın gözlerini açar ve angel büyük planını yapar. bu planı uygulamaya koymasının ardından wolfram & hart tarafından los angeles cehenneme gönderilmiştir. angel ise final bölümünde gözüne kestirdiği ejderha ile ortak olmuştur. wesley bedensiz bir formda wolfram & hart’ın temsilcisi olarak geri dönmüştür ve angel’ın cehennemde ayakta kalmasına yardım eder. onlardan uzak bir noktada connor, gwen ve nina ash santa monica’da hayatta kalanları korumaktadırlar. cehennemde ay ve güneşin aynı anda bulunması nedeniyle nina insan/kurt arasında kalmıştır. kısaca lordluklara bölünen ve iblisler tarafından yönetilen los angeles’ta işler iyi gitmemektedir. bunu cehennem lordlarından birini öldüren gunn’ı ve takımını gördüğümüzde daha iyi anlarız çünkü gunn vampire dönüşmüştür. bu arada brian lynch’in yazarlığını yaptığı eski serilerden bir karakter olan telepat balık betta george’da bu sayı sayesinde canon olur.

    en güçlü la lordlarından burge'un oğlunu öldüren angel onun da kendi oğlunun peşine düşeceğini tahmin ederek connor'ı korumak için santa monica'ya gider. orada iyice ayın etkisine girmeye başlamış nina ile karşılaşır. nina, connor'ın westwood lordunun öldürülmesinin ardından (ilk sayıda gunn ve ekibi öldürmüştü) çıkan karışıklığı düzene sokmak için westwood'a gittiğini söyler. angel'ın bölgeye varmasıyla beraber westwood'da baba-oğul iblislere karşı savaşırlar, daha sonra aralarına gwen'de katılır. duvarlardaki bir takım simge ve yazıları gören angel bunların illyra'ya ait olduğunu tahmin eder ve beverly hills'e doğru yola çıkar. beverly hills'te lord pozisyonundaki spike'ı bulur. kendisi la cehenneminin içindeki kurtarılmış cennetinde gününü gün edip, çevresindeki kızlara la savaşında ne kadar kahramanca davrandığını anlatmaktadır, ta ki angel gelip de tek yumrukla yere serene kadar. fakat angel'ın illyra'yı fazla aramasına gerek kalmaz, illyra angel'ı bulur ve belli ki pek arkadaşça davranmaya niyetli değildir. bu arada vampire dönüşen gunn iyi biri olmaya çalışmaktadır ve fakat angel'a karşı büyük bir kin duymaktadır. vampir olmaktan ve vampir diye çağırılmaktan hiç hoşnut olmayan gunn bu dönüşümünden dolayı angel'ı suçlamaktadır.

    beverly hills’te angel ile illyria zaman kaymalarıyla dolu bir kavga sürdürmektedir. cehennem illyria’nın zaman üstünde güçlerini (ve daha fazlasını) geri getirir fakat üstünde kontrol sahibi değildir. angel illyria tarafından ağır yaralanmışken angel’ın sadık ejderhası sahneye girer. bu arada angel connor ile spike’ın ortak çalıştığını ve cehennemdeki los angeles halkına yardım ettiğini öğrenir. bunun üzerine angel ejderhası ile oradan ayrılır. la cehennem yollandıktan sonra angel’ın aylarca “dışarıda” olduğunu da öğreniriz bu sayede. westlord lordunu öldüren kişinin kendisini oyuna getirdiğini anlayan angel diğer cehennem lordlarının toplantı alanına gider ve hepsine birden tek başına meydan okur. tüm la lordlarının şampiyonlarına karşı olan savaşı kazanırsa los angeles’ı onların elinden kurtaracaktır. bu haliyle bile yeterince delice bir plan olmasına rağmen son sayfada öğrenilen gerçek durumu deliliğin ötesine taşır. angel vampir değildirve sadece bir insan olan, üstelik ağır yaralı bir insan olan angel tüm cehennem lordlarına meydan okumuştur.

    joss olayı fazla döndürmez ve dördüncü sayıyı en çok merak edilen olayla açar; angel'ın insan olduğu "o zamanla". her ne kadar nasıl olduğu ve neden olduğu kesin bir şekilde yanıtlanmamış olsa da insan olduğu ana tanık oluyoruz. angel yüksek bir binanın tepesinden aşağıdaki zombileri haklamak için atlamaktadır, vampir olduğu için bu yüksekliğin ona zarar vermeyeceğini düşünür ve aklından düşüş anında şu düşünceler geçer;

    "quick beheading" -- "back to fight" -- "heart racing" -- "where was gunn" -- "he'll be fine" -- "no. he was dying" -- "people screaming" -- "heart racing?" !!

    ve normal bir insan olarak aşağı düşüşün neticesi, angel iki seksen yerde kalır. özellikle angel'ın buradaki mimikleri mükemmeldi, urru ifadeleri yansıtmak bakımından mükemmel bir iş çıkarmış. günümüze geldiğimizde wesley yine büyüyle angel'ın yaralarını iyileştiriyor. buradaki diyaloglarından angel'ın gerçekleşen şeyin shanshu olmadığını düşündüğünü görüyoruz. vampirlik güçlerine en çok ihtiyaç duyduğu dönemde insan olmuş olması ona, bunu yapanın w&h olduğunu düşündürtüyor. ayrıca hala kehanetten feragat ettiğine dair olan sözleşmenin etkili olduğunu da düşünüyor. bu olayların ardından w&h binasında ışığın içinde iki tane huri belirip wesley'nin hevesini kursağında bırakırcasına angel'a yönelirler ve ikisini bir yere doğru yola çıkarırlar. onların binadan ayrılmasıyla pusuda bekleyen gunn ve ekibi işe koyulur. bu arada buffy'den de hatırlayacağımız loan shark, beverly hills'in "co-lord'u" spike'tan angel'la savaşmak üzere şampiyonunu belirlemesini ister.

    gelelim angel ve gunn'ın gittiği yere, silver lake. burada iki eski dostla karşılaşırlar. ilki zaten karşılaşmayı beklediğimiz biri ama beklenmedik bir pozisyonda çıkıyor karşımıza. lorne silver lake lordu olmuş ve orada insanlarla ve kendi gibi barışçıl iblislerde huzur içinde yaşıyor. not fade away sonrası angel'ın karşısına tekrar çıkmayacakmış gibi bir izlenim uyandırdı ama uzak kalamamış angel-cakes'inden. diğer eski dost ise groosalugg’dan başkası değil. angel ve wesley w&h'den ayrıldıktan sonra gunn ve ekibi wolfram & hart'ı havaya uçurur ve bunun sonucunda wesley ortadan kaybolur.

    wesley'nin görevini gerektiği şekilde yerine getirmediği, aksine angel'a destek olduğu gerekçesiyle wolfram & hart tarafından geri çağırılmıştır. tabii bunda wolfram & hart'ın gunn tarafından havaya uçurulmasının da "megatonluk" etkisi vardır. w&h wesley'i dünyaya onun görevini yapması için lindsey ya da eve'i göndermekle tehdit eder fakat wesley angel'ın onları dinlemeyeceğine ikna ederek dünyaya geri döndürülür. bu arada angel büyük güne, yani cehennem lordlarının şampiyonları ile olan savaşına hazırlanmaktadır. düello meydanına ejderhasıyla beraber gider fakat ejderha ona yardım etmemesi için tuzağa düşürülür. savaştan önce angel cehenneme boyutuna düşmesinden sorumlu olduğu (daha doğrusu kendini sorumlu tuttuğu) la halkıyla yüzleşir ve ardından büyük düello başlar. angel kavgada zor durumdayken birden caddenin sonunda herkesin gözünü alan bir parlama görülür (burada gwen'in güçlerini ne kadar geliştirdiğini anlıyoruz) ve ardından angel'ın yardımına tüm ekibi belirir. after the fall boyunca ilk defa tüm grup bir araya gelir. angel, spike, illyria, connor, nina, gwen, lorne, groo ve onları uzak bir çatıdan izleyip bu birleşmeyi kendi ürünü sayan (bir bakıma haklı) vampir gunn. angel'ın sözleri durumu güzel özetlemektedir; "this was my fight. i was never going to ask anyone to help. turns out ... i didn't have to". angel, connor'a onu -zarar görmemesi için- savaş alanında istemediğini söyledikten sonra connor'dan onları harekete geçirenin lorne olduğunu öğrenir. zaten lorne seriye geç dahil olsa da dizi boyunca göstermediği liderlik yeteneğini after the fall’da göstermekte. angel, spike'a neden savaş meydanında olduğunu sorduğunda ise yine spike'ın geleneksel sarkastik cevaplarına hedef olur. fakat spike bir anda ciddileşip konuyu illyria'ya getirir, cehennemde gittikçe dengesizleşen illyria için angel'dan yardım ister. işte tam burada spike'ın söyledikleri gerçek "kahramanın" kim olduğunu onun bile kabullendiğini göstermektedir;

    spike: she's why i'm here. she needs help, and that's what you do. you always do, no matter who needs it, no matter what they've done. it's pathetic and predictable but right now it's just what the bloody doctor ordered. so, are you in?

    angel: [man, knows me. and, unbelievably, i should thank him.] i suppose [close enough]

    ve tam bu dakikada gruptan eksik olan tek kişi de w&h tarafından aralarına gönderilir, wesley. spike onun bedensiz halini görünce işin içinde bir gerdanlık olup olmadığını sorar. ve ardından gelen tepkisi buffyverse için çok güzel bir eleştiri; "does no one stay bloody dead in this world?". fakat hemen toparlanıp onun derhal savaş alanını terketmesini ister. tabii bizim aklımızı iki soru takılır, spike niye wes için bu kadar endişelendi ve adamın bedeni yok ne zarar görecek? daha sonra anlarız ki spike'ın endişelendiği kişi wesley değil illyria'dır. zaten son zamanlarda dengesizleşen illyria wesley'i görünce savaş alanının ortasında birden fred'e dönüşür. biçim değiştirmekten bahsetmiyorum, "gerçekten" fred'e dönüşür. angel: after the fall serisinin spin off’u olan 4 sayılık spike after the fall’da illyria’nın bu dengesiz durumu daha açık görülüyor.

    after the fall 6. sayı itibariyle first night ile genel gidişatına ara verir. first night angel dışındaki karakterlerin los angeles ilk cehenneme gönderildiğinde durumlarını farklı çizerler eşliğinde anlatmaktadır. ilk bölüm spike, connor, lorne ve telepatik balığımız betta george'un hikayeleri ile başlıyor. özellikle spike hikayesinin david messina imzalı çizimleri mükemmel. hikaye betta george'un yarım sayfalık kendininde ilgi çekici olmadığını itiraf ettiği cehheneme geçiş hikayesiyle başlıyor. ve ardından spike'ın hikayesine geçiliyor. spike los angeles’ın cehenneme gönderilmesinin ardından yüzünde güneşi hissederek (cehennemdeki güneş vampirleri etkilemiyor) "şampiyonluktan emekliliğini" ilan eder. yeterince savaştığına ve kendini ispat ettiğine inanmaktadır. o anda fred'i görür. evet illyria'yı değil, fred'i.. cehennemde geçireceği güvenli, tehlikeden uzak yaşamına onu da dahil etmeyi düşünürken zor durumda kalan insanları da görür ve spike'ın emekliliği işte buraya kadar sürer. vicdanına yenik düşen spike insanların yardımına koşar. after the fall ikinci sayıda gördüğümüz spike'ın cehennemdeki insanlara yardım etmesi serüveni böyle başlıyor. spike dev örümceklerle savaşırken kendisine doğru fred'in yürümekte olduğunu farkeder ve fred birden illyria'ya dönüşüp örümcekleri iki ayırır. bu da illyria'nın dengesizleşmesinin başlangıcıdır.

    ardından stephen mooney'nin çizimleriyle connor'ın hikayesi başlar. not fade away'de en son onu w&h'tan kaçarken görmüştük. kaçışı sırasında gökyüzünde angel'a doğru gitmekte olan bir ejderha görüyor (daha sonra angel'ın ejderhası olacak olan) ve ona yardım etmek için geri dönmeye karar verir. bu arada "besides, kinda be cool to slay a dragon" dediğinde tam olarak babasının oğlu olduğunu gösterir. işte tam bu anda la cehenneme düşer ve connor "herşeyi" hatırlar. doğumunu, bebekliğini, cehennem boyutundaki hayatını ve cordelia ile olan ilişkisini, tabii ilk tepkisi kusmak olur. üç babaya sahip olmanın karmaşasını yaşar. gerçek babası angel, onu yetiştiren babası holtz ve wolfram & hart sayesinde edindiği sahte babası. bunun ardından angel'ın onu ne kadar sevdiğini de hatırlar ve bu karmaşayı atlatır. bu arada iblis ordusuyla karşılaşır. aklından üç babasıyla ilgili düşünceler geçer. angel olsa kalıp savaşırdı, holtz olsa kaçıp onları uykularında yakalardı, üçüncü babası ise polisi arardı (ki polis mi kaldı). sonra bunları düşünmek zamanı olmadığına karar verip kaçacakken orktan bozma iblisler tarafından yakalanır. bu arada aklından şu düşünceler geçer: "what the hell do i do now? first dad (angel) would fight. maybe die. -- second dad (holtz) fight. probably die. -- third dad. just die."

    son olarak john byrne'nın çizimleriyle lorne'un hikayesine tanık oluruz. lorne bölümü lorne gibi renklidir ve şarkı şeklindedir. öncelikle hepimizin bildiği geçmişi anlatır. ardından daha sonra lordu olacağı silverlake'e gider. orada halkın kötü iblislere karşı olan savaşına liderlik ederken bulur kendini. ve bir büyücünün de yardımıyla cehennemin ortasında cenneti yaratır. bu arada (şimdiki zamanda) gunn'ın bir başka vampirin korumasına bıraktığı betta george, vampiri sinirlendirir ve vampirin kendisini serbest bırakmasını sağlar. serbest kaldığında telepatik güçleriyle vampiri bir gerçekliğe hapsedip kaçmayı ve spike'ı bulmayı planlar ama her nasılsa gunn'ın adamı bundan kurtulmayı başarır. ardından ilk flashback geliyor; "wesley".

    not fade away’de ölmüş olan wesley karşısında fred'i bulur. fred ona adeta cenneti vaadeder, sonsuza kadar mutlu olacakları bir cennet. fakat wesley bunun bir oyun olduğunu anında anlar. wolfram & hart wes'e bu şekilde işkence etmeyi planlamıştır. ona hayatının aşkıyla beraber yaşayacağı bir cennet sunup kendisini buna en çok bağladığı anda herşeyin bir yalan olduğunu açıklamaktır plan. onlara yakışan zalimlikte.. wolfram & hart eğer gerçek fred'i tekrar görmek istiyorsa onlarla işbirliği yapması gerektiği konusunda wesley'i zorlar. wesley her ne kadar onların sözünü tutacağına inanmasa da fred'le birlikte olabilme ihtimalini göz önüne alarak teklifi kabul eder ve dünyaya yollanır. la'ye döndüğünde angel'a yardım edeceğini bilmektedirler fakat wolfram & hart tarafından şu sözler sarfedilir: "he's the key all of this. wesley is the reason we'll win."

    ardından connor’ın macerası kalan yerden eder. en son, onun angel'ın oğlu olduğunu bilen bir grup iblis tarafından yakalanmıştı. tam savaşmaya karar verirken connor'ı ensesinden tutan iblis bir mermiyle yere yığılır ve eski la dedektifi kate lockley ortaya çıkar. la cehenneme düştükten sonra kate'in içindeki xena ortaya çıkmış olacak ki, insanlara yardım etme görevi üstlenmiştir. connor'ı kurtarıp (connor'ın tüm kalıp savaşma ısrarlarına rağmen) onu cephaneliğine götürür. bu arada connor'ın angel'ın oğlu olduğundan haberi olmayan kate anlamlı bir konuşma yapar;

    "a man wiser than both of us helped me through a crisis of conscience once. he said to me and i'm paraphrasing here ... 'in the greater scheme or the big picture, nothing we do matters. there's no grand plan, no big win. if nothing we do matters, then all that matters is what we do. because that's all there is.' "

    sözler tanıdık geldi mi? ats 2. sezonda (epiphany) angel, kate'i intihardan kurtardıktan sonra bu sözleri söylemişti.

    tekrar gunn'ın üssüne, yani yine şimdiki zamana döndüğümüzde betta george’un telepatik tuzağından kurtulan vampir bunu kendisinin sıradan vampirlerden üstün olduğunu ima ederek açıklar ve gunn'ın onları çok büyük bir şey için de hazırladığını söyler. bu arada earshot'ta angel vampirlerin düşüncelerinin okunamayacağını söylemişti fakat betta george tüm vampirlerin düşüncelerini okuyabiliyor. bu vampirin düşüncelerini okuduğunda ise gunn'ın bodrumunda ne sakladığı sırrı ortaya çıkar: "avcılar". buffy the vampire slayer'ın takipçilerinin hatırlayacağı üzere final sezonunda dünyanın dört bir yanındaki potansiyel avcılar, avcı güçlerini kazanmıştı.

    tekrar geçmişe dönüldüğünde bu sefer gwen'in ilk gece macerasına tanık oluruz. angel'da son gördüğümüz de güçlerini durdurmayı başaran gwen sahilde erkek arkadaşıyla beraberken la cehenneme dönüşür. erkek arkadaşı zorda olanlara yardım etmek için hareketlenir fakat gwen bunu yapacak başka insanlar olduğundan (angel ve diğerleri) bahseder. tam onu durdurmak için hamle yaparken birden güçleri kontrolden çıkar ve erkek arkadaşını küle çevirir. böylece gwen'in nasıl elektrik güçlerini thor seviyesine çıkardığını da öğreniriz. cehennem vampirleri, kurt adamları (ve kurt kadınları) etkilediği gibi gwen'i de etkiler, güçlerini potansiyelinin doruğuna çıkarır.

    ve nihayet.. gunn’ın ilk gece macerası..gunn'ın hikayesinde ilk kez not fade away'in tam olarak bıraktığı yere dönülür. kazanma ihtimalinin çok düşük olduğu düelloda gunn ölümcül şekilde yaralıdır. angel onu bir köşeye çektikten sonra geri döneceğini söyler ve ejderha ile savaşmak üzere yanından ayrılır. ejderha'yı bir ogrenin kontrol ettiğini görüp onu öldürür. ejderhanın angel'ın takımına katılması da bu şekilde olur. fakat angel geri dönmeden önce gunn bir grup vampir tarafından kaçırılır ve vampire dönüştürülür. kendisini vampire dönüştüren, aynı zamanda vampir grubunun lideri olan vampiri öldürüp yeni lider olur. grubun lideri olan vampir ölmeden önceki konuşmalarında onu uzun süredir takip ettiklerini, çok önemli bir rolü olduğunu ve bu yüzden vampire çevirdiklerini açıklar.

    first night arasından sonra beşinci sayıda bırakılan yere dönülür. insan olan angel cehennem lordlarına los angeles'ın tamamını almak için meydan okumuştur. cehennem lordlarının şampiyonlarına karşı tek başına savaşacaktır fakat lorne tüm ekibi toplayarak (spike, illyria, connor, gwen, nina ve groo) angel'ın yardımına gitmiştir. savaş sırasında spike angel'a illyria ile ilgili bir konuda yardıma ihtiyaç duyduğunu söyler ve illyria'nın wes'i görmesinin ardından neden yardıma ihtiyaç duyduğunu ortaya çıkar. illyria savaş meydanının ortasında fred'e dönüşür. angel ve spike fred'i korumak için öne atılır, wes'de atılır fakat malum, noncorporal. ikisi de birer şampiyonu indiriyor ama burada insan ile vampirin farkını da görülür. ardından groo'da gelir. bu arada gunn ve çetesi onları bir binanın tepesinden izlemeye devam etmektedir. çetesi angel'ın tekrar ekibiyle bir araya gelmesini planlarının önünde bir engel olarak görürken gunn bu durumdan hoşnut gözükür. cehennemdeki iblisler angel'ın ekibini getirerek kuralları bozduğunu ileri sürerek insanlara saldırmaya başlar, angel ise cehennem lordlarının karşısına geçip onları kendi başlarına bir iş yapamayan zavallılar olarak nitelendirerek kızdırır. spike ise bir yandan angel'a gaz verirken diğer yandan angel'dan olabildiğince uzaklaşmak için hızlı bir araba aramaktadır.

    angel cehennem lordlarının karşısına dikildiğinde gunn'da crossbow'unu ona doğrultur. maksat onu cehennem lordlarından önce öldürmek, çünkü gunn angel'ı öldürme mevzusunu başkasının eline bırakmak istememektedir, bu yüzden onun yaşamasını ister, bir nevi lex luthor-superman ilişkisi. fakat angel'ın yine "bir planı" vardır. cehennem lordlarından bro'os (loan shark) ile anlaşarak tüm lordların eline hagan shaft (spike’ın deyimiyle hagrid something) vermiştir. böylece bro'os hariç tüm lordlar havaya uçar. yani angel zaten herşeyi düşünerek girmiş düelloya. bu sırada angel ile connor arasında angel'ın uzun süredir hasret duyduğu, hoş bir baba oğul sahnesi yaşanır. connor ona babası olarak ihtiyaç duyduğunu ve dolaylı yoldan onu sevdiğini itiraf eder.

    lordların ölümünün ardından kalabalık angel için tempo tutmaya başlıyor (angel the vampire slayer). fakat "cehennem" bu durumdan pek hoşnut kalmaz ve atağa geçer. angel ve ekibi zor durumdayken spike'ın spider liderliğindeki takımı katılır aralarına. angel'a yardıma gitmesi halinde onu terkedeceklerini söyleyen spider ve diğer kızlar pek uzak kalamamışlardır spike'tan. angel'ın senin için geleceklerinden nasıl emin olabildin sorusuna "have we met? my name is spike" şeklinde cevap verererek bir kez daha yarar spike. fakat tüm cehenneme karşı savaşamayacakları için geri çekilirler ve grup eski bir mekana, hyperion hotel'e geri döner. lorne ise geride kalıp halka liderlik eder fakat halk angel'ı istemektedir. lorne ise angel’ın “işe döndüğünü” söyler.

    ardından wes ile fred/illyria yalnız kalır. wes ona yardımcı olması için onu ölü bedeninin olduğu yere götürür ve fred tekrar illyria olur ama içinde fred'den duygular barındırmaya devam eder. wes bedenini neden tuttuğunu açıklar. wolfram & hart'la olan anlaşmasını bozup ölümünde huzur bulmak için the powers that be'den yardım istemiştir. daha doğrusu tptb ile çalışan birinden, cordelia'dan. cordelia onunla iletişime geçer, onu dinlediğini ama en fazla yapabileceğinin de bu olduğunu gösterir. la öyle bir durumda ki yüce güçler bile müdahale edememektedir. wes bunun üzerine dünyadan ayrılmak için çabalamaktan vazgeçer. sadece yapamadığı için değil, angel'ı böyle bir ortamda yalnız bırakmak istemediği için. işte wes böyle bir adam, bu yüzden seviyoruz onu. illyria ise fred'in hala içinde olduğunu, sevdiklerini gördüğü zaman (wesley, angel vs.) ortaya çıktığını, onu bastırmak için ne kadar uğraşsa da engel olamadığını açıklıar. ardından wesley ile fred/illyria arasında dokunaklı anlar yaşanır, illyria wes'in öldüğü sahneyi tekrar yaşatır.

    serinin onuncu sayısı yine dizide pek çok kez rastladığımız gibi bir parodi ile başlar, angel'ın rüyasına, daha doğrusu kabusuna tanık oluruz. bunu kim düşündüyse tebrik etmek lazım, harikaydı gerçekten. bu rüya sekansı golden age tarzı, özellikle klasik batman & robin çizgi romanlarını andıran çizimlerden oluşmaktadır. bir grup hırsız banka soymuştur ve bir kadını rehin almışlardır. fakat "the last vampire with a soul on earth" spike-man'in şehrinde olduklarını hesaba katmamışlardır. spike hırsızları pataklayıp genç kadını kurtarırken gayet yaşlanmış olan angel spike'a taktik vermektedir ama spike pek kaale almamaktadır. o sırada diğer hırsızları pataklayan spike'ın "sidekick"i connor çıkar sahneye robinvari bir şekilde, angel’ın ejderhası ise spike-dragon olmuştur. yaşlı angel vampir güçlerini kaybetmenin üzüntüsünü yaşarken uyanır ve after the fall'un karanlık atmostferi geri döner. görülen o ki angel'ın insan olmak konusundaki fikirleri dizidekine oranla bir hayli değişime uğramıştır.

    rüyadan uyanınca nina'yla karşılaşır fakat ona kabus gördüğünü belli etmiyor çünkü henüz wes dışında kimse onun insan olduğunu bilmemektedir. bu arada pencerede ilginç bir manzara dikkat çeker, los angeles'ta, üstelik cehennemdeki los angeles'a kar yağmaktadır. böylece atf'de bir amends (btvs bölümü) tadı yaşanır. belediye başkanı lorne'un büyücüleri la'yi düzenlemeye çalışırken kar yağdırmışlardır yanlışlıkla. groo ve spike'ın kızları şehirde düzeni sağlamaya çalışırken, angel; nina, connor, gwen ve illyria'ya başka birşeyin başka bir şeyin peşinde düşeceklerini açıklar. bu arada yalnız olan spike ile wes arasında fred-llyria ve spider hakkında konuşmaktadırlar. spike spider ile arasında duygusal hiçbir şey olmadığını açıklar. bu arada fred'e en az wesley kadar değer verdiğini bir kez daha gösteren şu konuşma geçer aralarında;

    spike: ... if if whatever w&h has planned involves hurting what's left of fred, and you're even the smallest part of it... i will find a way to kill you.
    wesley: i know you will, and off the record.. i couldn't be more grateful for that.

    bu konuşmanın ardından gunn'ın üssüne geri dönülür. gunn betta george'la beraber onun telepatik güçlerini geliştirmek için esir tuttuğu avcıların yanına bodruma iner. avcılar betta george'a saldırmaya başlayınca güçlerini kullanarak avcıları "dondurur". bu sırada gunn avcılardan birini bıçaklar, betta george onu psişik engelini kaldırmak ister fakat gunn onu bırakırsa diğer avcılarında serbest kalacağını ve durumdan pek memnun olmayacaklarını hatırlatarak onu engeller. betta george avcının hissettiği acıyı gunn'a kanalize etmeye çalışır fakat gunn bunu engellemeyi başarır, bu da gunn'ın ne kadar güçlü olduğunun göstergesidir. gunn betta george'dan los angeles dışındaki birine telepatik olarak ulaşıp yardım çağrısı yollamasını ister. george, spike: asylum'dan tanıdığımız karakterlere la'in cehenneme gönderildiğini şeklinde bir çağrı yollar. onlar la'in durumunu öğrenmek üzere televizyonu açtıklarında gayet normal bir la ile karşılaşırlar. yani dışarıdan bakıldığında her şey normal gözükmektedir los angeles'ta. başka bir sürpriz ise gunn'ın bunu bilmektedir.

    bu sırada angel'ın neyin peşine düştüğünü görülür; zaten daha öncede aramakta olduğu westwood lordunu ve şampiyonlarını öldürüp esirlerin kanını içen vampir çetesi. connor onları cehennemin en tehlikelilerinden biri olduğunu iddia ettiği bir vampirin yuvasına yönlendirir. burada karşılaştıkları dracula özentisi vampir ile çetesini çok rahat yenerler ve onlardan bu peşlerinde oldukları vampir çetesinin tüm cehenneme korku saldığını ve onlarında angel'ın peşinde olduğunu öğrenirler. bu arada angel connor'ın çok tehlikeli diye nitelendirdiği vampir çetesinin bu kadar zayıf olmasında şüphelenir. gwen açıkça angel'a eskisinden zayıf olduğunu bu yüzden onu buraya yönlendirdiklerini itiraf eder. bu noktada illyria onun vampir olmadığını açıklar, illyria'nın kişinin gücünün seviyesini ölçme yeteneği olduğu da ortaya çıkar. bunu öğrenen connor angel'ı çok iyi tanımlayan "no matter what happens, you have to keep making amends until you die" sözlerini sarfettikten sonra onun ölüme yolculuğunda yanında bulunmak istemediğini söyleyerek ortamı terkeder. connor'ın kız arkadaşı konumundaki gwen ise nina'dan angel’ı otele geri götürmesini ister. angel, nina’ya onunla savaşmak istemediğini fakat eve dönmeyeceğini söyler. nina'nın cevabı ise hala angel'a aşık olduğunu göstermektedir: "i love connor, but do you know why i joined up with him in the first place? he's your son. and i wanted to help you in any way i could." angel'ın buffy gibi bir kızın peşinden koşup da nina'nın kıymetini bilememesine anlam veremiyorum. illyria'nın zaten dünden razı olmasıyla beraber üçü cehenneme korku salan vampir çetesini aramaya devam ederler ve sonunda bulurlar. angel ile gunn not fade away'den beri ilk kez karşılaşır.

    ikisi de bu karşılaşmanın şaşkınlığını yaşarken muhtemelen gunn'ı görmenin etkisiyle illyria tekrar fred'e dönüşür. bu dönüşümün ardından angel nina'dan, fred'i ejderha ile beraber güvenli bir yere götürmesini ister. nina angel'ı yalnız bırakmak istemez ama sonunda onun söylediğini yapar. ejderha oradan ayrılmadan önce çatıdaki vampirleri küle çevirir. çatıdaki tüm vampirler yok olduktan sonra angel gunn'ın vampir olduğu ve orada bir rehine olarak bulunmadığı acı gerçeğiyle yüzleşir. birçok acı yüzleşmenin ilkidir bu. hyperion'da gwen ve connor spike'tan angel'ın insana döndüğünü saklar. birkaç romantik "gwonnor" (gwen/connor) sahnesinden sonra nina fred'le beraber otele varır ve grubu angel'ın gunn'ı bir grup vampirin arasından kurtarmaya çalıştığı konusunda bilgilendirir, çünkü onlar da gerçeği bilmemektedirler henüz. connor, gwen ve spike, angel'ı ve "gunn'ı" kurtarmak üzere yola çıkıyorlar.

    gunn'ın üssünde ise gunn ve onlarca (belki yüzlerce) kişilik vampir ordusunun arasında olan angel plan yapmaya çalışmaktadır. gunn'ı vampire çeviren grup daha önce gelecekteki önemli olayları görme yetisine sahip bir iblisi yakalamışlardır. bu sayede la'in cehenneme gönderileceğini ve gunn'ı çevirmeleri gerektiğini öğrenmişler. gunn'ın dönüştükten sonra liderlerini öldüreceğini öğrenemişler o ayrı. gunn vampir olduktan sonra bu iblisi duvara çivileyip öldürmüş fakat öldürmeden önce ondan beslenmiş, bu sayede görülerine sahip olmuştur. angel'ın not fade away’de hamilton'dan beslendikten sonra onun gücüne sahip olması gibi. gunn bunların the powers that be'den geldiği ve kendisinin asıl kahraman olduğu iddiasındadır. ilginç bir durum, gunn hem masum insanları öldürmekten, iblis doğasının gerektirdiklerini yapmaktan çekinmemektedir, hem de kendisinin la'i kurtaracak kişi olduğunu söyleyerek kahramanlık kompleksini göstermektedir. vampire dönüşmek hayatını kötülüğe, özellikle de vampirlere karşı savaşarak geçirmiş biri olan gunn’ı gerçek anlamda dengesizleştirmiştir.

    tüm bunlar karşısında angel hala gunn'ı bir şekilde kurtarabileceği düşüncesine bel bağlar. aklındaki tek şey onu oradan çıkartıp bir şekilde ruhunu geri almasını sağlayabilmektir. ama gunn'ın angel'ı bırakmaya niyeti yoktur. vampir gunn'ın angel'dan nefret etmektedir. hem nefret ettiği bir varlığa dönüştüğü için angel'ı suçlar hem de kendisi, iblis doğası bunu imkansız kıldığı halde, asıl kahraman olmak ister, tptb'nin gerçek şampiyonu olmak. bu konuda da rakip gördüğü kişi angel’dır. angel ise gunn'ın bu dengesiz durumunu kullanarak onu manipule etmeye çalışır. tabii ki bu işin ustası angelus'tır, zaten angel'ın aklından şunlar geçer bu sırada: "using the truth to plant seeds of doubt. angelus would be proud, but i hate myself for it... i'll just add it to the list"

    bu sayede gunn'ı hazırlıksız yakalayıp zorlar fakat neticede sadece bir insandır. o kadar vampirin arasında yapabileceği çok şey yoktur. ve angel son derece acı verici bir büyüye maruz kalır. gunn kırmızı bir taş sayesinde angel'ın büyüyle iyileştirilmiş tüm yaralarının ve sakatlıklarının tekrar ortaya çıkmasını sağlıyor. vampir olmayan angel atf boyunca aldığı yaraları wesley'nin de yardımıyla wolfram & hart'taki sihirli malzemeler sayesinde geçirmişti. buna ilk insana dönüştüğünde yüksek bir binanın tepesinde düşüp hemen hemen tüm kemiklerini un ufak etmesi ve illyria karşısında ağır yaralanması da dahil. ayrıca wolfram & hart binasındaki iyileştirme büyülerinin angel'ın insan olduğunun anlaşılmasını da engellediği ortaya çıkar. spike ve başlarda gunn bu yüzden sezemiştir. fakat büyü kalkınca gunn angel'ın insan olduğunu anlar. aklından angel'ı dönüştürmek ya da sadece beslenmek gibi fikirler geçer fakat en sonunda onu ölüme terkeder. angel ölümle pençeleşirken gunn'dan bir itiraf gelir; "i found her first".

    angel'ın erken finaliyle beraber açıkta kalan "the apocalypse" ve shanshu soruları serinin on ikinci sayısıyla cevaplanır. la'in cehenneme yollanması, gunn'ın vampir olması, gördüğü görüler, wes'in ölümü, spike'ın angel'ın takımına katılması, angel'ın kehanete imzası ve hatta illyria'nın ortaya çıkışı.. hepsi wolfram & hart tarafından çok önceden hesaplanmıştır.

    on ikinci sayının diğer bir büyük sürprizi cordelia'lardır. hem ölümünden sonra yüce güç olan cordy geri döner hem de ejderhanın adının cordelia olduğunu öğreniriz. ejderhanın adının neden cordelia olduğunu hikayesi ise çok komiktir. ilk insan olduğunda yüksek bir binadan düşmesi nedeniyle ağır yaralanan angel wolfram & hart’ta acı verici bir büyüyle iyileşmektedir ve acıya dayanmak için kafasının içinde cordelia ile konuştuğunu hayal etmektedir.buna gerekçe olarak los angeles'a ilk geldiğinde akıl sağlığını korumasında ona en büyük yardımın cordelia'dan gelmesini gösterir. cordelia ile konuşurken ejderha angel'ın kendisiyle konuştuğunu sanar ve cordelia ismini benimser (ejderhanın erkek olduğunu belirtmekte fayda var). ayrıca angel’ın iyileşmesi aylar sürer, bu yüzden cehennem içindeki los angeles’dan uzak kalmıştır.

    angel'ın cordy'yi görme sebebi ise ölmek üzere olmasıdır. normalde the powers that be cehenneme müdahele edemez ama angel cordy'ye "yaklaştığı" için onu görebilir. burada cordy angel'a ölmekte olduğunu söylediğinde angel yine ölümüne karşı dizide pek çok kez gösterdiği soğuklukta bir tepki gösterir; "oh, right, that.". bu tam olarak korkusuzluk değil de, daha çok umursamazlık şeklindedir.

    nina, wes ve illyria hyperion'dayken wes ortadan kaybolur. ardından fred yine illyria'ya dönüşüp nina'ya wes'i geri getirmesi için saldırır. illyria'nın sezdiği üzere wes gerçekten gunn'ın üssüne gönderilir wolfram & hart tarafından çünkü gunn angel'ı öldürmek üzeredir. ve bu andan itibaren beklenen shanshu ve kıyamet açıklamaları art arda gelir. bedensiz olduğu için angel'a yardım edemeyen wesley w&h'a bu konuda sitem eder ve bunun üzerine w&h wes'e herşeyi açıklar. angel'ın kehanetten feragat ettiği imza (bkz: not fade away) asla işleme alınmamıştır. oradaki amaç sadece angel'ı test etmektir, zaten w&h tüm planlarının angel'ın kıyametteki rolü üzerine kurmuştur. gunn'ın aldığı görülerin sebebi de angel'ı wolfram & hart'ın istediği yere getirmektir. zaten daha önce de açıklandığı üzere the powers that be cehenneme müdahale edemez. kısaca la'in cehenneme gitmesi dahil hemen hemen herşey beşinci sezondan önce büyük ortaklar tarafından planlanmış.

    ve kıyamet sahnesi..

    "make no mistake. the shanshu prophecy is about angel ... for angel's eyes only. your part in the apocalypse. the shanshu prophecy carried out, right before your eyes. it is written. it has been witnessed. it is inevitable. i'm sorry my friend."

    wesley tarafından söylenen bu sözlerin ardından shanshu’da bahsedilen kıyamet gözler önüne serilir ve angel dünyaya kıyameti getiren kişidir. shanshu'ya göre ruhu olan vampir kıyamette ya iyiliğin ya da kötülüğün tarafında olacak ve anahtar rolü üstlenecektir. bahsi geçen vampirin angel olduğunu hemen hemen hepimiz biliyorduk zaten, fakat görüldüğü üzere the powers that be'nin şampiyonu büyük kıyamette kötülüğün tarafında yer alacak ve orada anahtar rolü üstlenecektir.

    gunn’ın cephesinde olduğu ortaya çıkan gwen tarafından çatıdan fırlatılan spike, gunn'ın esir tuttuğu avcıları bulur fakat avcılar spike'ı öldürür.wolfram & hart ise cehenneme ejderhalardan oluşan büyük ordusunu yollar, cordelia (angel'ın ejderhası) ve tekrar taraf değiştiren gwen onlara karşı savaşırken ölür. angel'a yardıma giden connor gunn'la savaşır ve onu yener. bu arada angel cordelia'nın (gerçek cordy) the powers that be tarafından ne amaçla gönderildiğini kavrar. onun kıyametteki rolünü anlayan tptb, ölümünü kolaylaştırmak istemektedir. angel ne yaparlarsa yapsınlar kötülüğe karşı zafer elde edemeyecekleri, hatta sonunda onlara katılacağı düşüncesiyle cordelia ile beraber ayrılmaya hazırlanırken connor ona ikinci sezonda kate'e söylediği sözlerini hatırlatır. kaderiyle savaşabileceğinin farkına varan angel geri döner, fakat ruhani olarak geri dönse de fiziki olarak hala ölmektedir. bu sırada spike daha önce kendisini toza çeviren avcılarla beraber ortaya çıkar ve angel'ı hayata döndürmenin bir yolu olduğunu söyler. connor'ın binadan aşağı attığı gunn illyria ile karşılaşır. vizyonların kendisine yalan söylediğini düşünerek yıkılan gunn illyria'nın fred'e dönüşmesiyle toparlanır ve fred'i öldürür. gunn’ın angel’ın üstündeki yaraların iyileşmesini sağlayan büyüyü kaldırmasının ardından insan olduğunu saklayan büyü de kalkar ve spike angel'ın insan olduğunu öğrenir. wolfram & hart ise angel'ın shanshu'daki rolünü üstlenmesi için ellerinden geleni yapmaktadır. wes’e gönderilen kıyamet sahnesinin illyria'nın zaman kaymalarından birinde de gözükmesi wolfram & hart'ın gönderdiği vizyonu doğrular ve kıyameti getiren kişi angelus değil bizzat angel’dır.

    spike ise ölümden dönmesini gunn'ın üssündeki zamanı beş dakika geri alabilen bir odaya borçludur. gunn bunu zamanı geri alıp la'yi eski haline döndürmek için yapmıştır fakat en fazla beş dakika geri gitmeyi sağlayabilmiştir. spike'ı ölümden döndüren bu oda aynı zamanda gunn'ın avcılarla nasıl antreman yapabildiğini de göstermektedir. fakat tabii ki angel'ın yaraları aylara dayandığı için odanın bir etkisi olmaz ve burada wolfram & hart "şampiyonlarını" kurtarmak için olaya müdahele eder. gunn'a sözde illyria'yı ortaya çıkarttırmak için yaptırdıkları aygıtı angel'ı iyileştirmek için kullanırlar. angel yine insan kalır ama yaraları büyük oranda iyileşir. gunn'ın illyria'yı ortaya çıkartmak planı bir yere kadar mantıklıdır, onun zaman manipülasyonu gücünden faydalanarak zamanı geriye almak ister. böylece hem kendisi insana dönüşecektir hem de la cehenneme gönderilmeyecektir. yalnız bir sorun vardır; gerçek illyria geri döner. seride fred olarak gördüğümüz kişi fred'in duygularının ve anılarının baskınlaşarak illyria'nın kişiliğini ele geçirmesinden ibarettir. fakat gerçek formuna dönen illyria bunlardan arınmış gözükmektedir ve herşeyin "sonunu getirmeye" kararlıdır.

    illyria zaman güçleri sayesinde var olan herşeyi yok etmek üzeredir. ayrıca on beşinci sayı tanıdık bir cümlenin tersinin tekrarıyla başlar: “it all ends with a girl”. illyria’ya karşı savaşan groo ölür. angel ona karşı savaşmak üzere hamle yaparken bir zaman kayması daha yaşar. yine kendisini kıyamet sonrası dünyada bulur. ceset tarlaları ufka kadar uzanmaktadır ve hayatta kalan tek kişi kendisidir. yaşadığı hisleri heyecan verici ve mükemmel olarak tanımlar. tekrar şimdiki zamana döndüğünde bir kez daha yıllarca kendisine umut veren shanshu’nun tüm dünyanın sonunu getirmesi anlamına gelmesinin hayal kırıklığını bir kez daha yaşar. ekibini, ya da ekibinden geriye kalanı illyria’ya karşı savaşmak üzere toplar fakat gunn’ın buna izin vermeye niyeyi yoktur. angel’ı durdurmak için connor’ı ölümcül şekilde yaralar. öfkeden deliye dönen angel bir anda herşeyin anlamsızlaştığını hisseder. dünyanın yok olmakta olmasının bir önemi yoktur, çünkü zaten yok olmuştur. bu öfkeyle gunn’a saldırır ve onu yere serer fakat öldürmez. dünyanın sonunu getiren adam olmamaya kararlıdır. tekrar savaş alanına döner ve betta george’da telepati güçlerini kullanmasını ister. amaç wesley ve spike’ın fred’le olan anılarını baskınlaştırıp illyria’yı zayıflatmaktır ve planı işe yarar. bu zayıflık anını kullanan wolfram & hart’ın ordusu illyria’yı devirir. dünya bir süre için yok olmaktan kurtulmuştur fakat connor hala ölmektedir. son olarak ağzından “no matter what happens, angel, don’t let them win. you’re good man. vampire or not – you’re good man.” sözleri dökülür ve angel’ın kollarında can verir. angel bir kez daha, bu sefer kalıcı olarak, oğlunu kaybetmiştir.

    --- spoiler ---

    dizinin takipçisi olsun olmasın herkese tavsiye edeceğim bir seridir angel: after the fall. türkiye'de angel çizgi romanları gerekli şeyler ve gon'da bulunabilir, fakat after the fall sadece gerekli şeyler'de bulunuyor. tabii ki bunların dışında da internet üzerinden okuma yolları var. ign comics, newsarama gibi sitelerden olumlu yorumlar alan seri satışlarda da marvel ve dc'nin önemli serileriyle rekabet halinde. harika bir tasarıma sahip ilk cildi ise amazon.com'da grafik roman dalında müşteri tercihi listesinde ilk ona girdi.
  • yaklaşık bir buçuk yıllık yayın süresinin ardından olağanüstü iki sayıyla sona ermiştir.

    --- spoiler ---

    "we spend most of our lives trying to find our one true love. i found mine. it was impossible, it wasn't suppose to happen, but i found mine. now he's gone. my son is dead."

    cehenneme gönderilen, insana dönüştürülen, kaderinin dünyaya kıyameti getirmek olduğunu öğrenen angel şimdi de oğlunun ölümüyle yüzleşmek zorundadır. mermiler, kılıçlar, ruhunu kaybetmenin verdiği acı... hiçbiri connor'ın ölümü kadar yakmamıştır canını. ayağa kalkar ve wolfram & hart'ın cehennem ordularına var gücüyle saldırır, çünkü onlar angel'a karşılık veremezler, çünkü onların angel'a ihtiyacı var. shanshu kehanetine göre angel dünyaya kıyameti getirecektir. los angeles'ın cehenneme gönderilmesi, sevdiklerinin ölümleri; hepsi onun kaderini takip etmesini sağlamak içindir. bunun farkına varan angel herkesi kurtarmanın tek yolunun kendi ölümünden geçtiğini anlar, eğer o olmazsa bunların hiçbiri olmayacaktır. daima sadık dostu olan wesley'e son vedasını ("thank you, rogue demon hunter") ettikten sonra gunn'ın karşısına çıkar ve onu kendisini öldürmesi için tahrik eder. planı işe yarar, gunn angel'ı öldürür. wolfram & hart tüm kaynaklarını, tüm gücünü angel için harcamıştır ve onun ölümü tüm planları mahvedecektir. angel'ı geri getirmek için tek bir çareleri kalmıştır; cehennem ile başlayan zaman çizgisini yok etmek. bunun için de los angeles'ın cehenneme gönderilmesinden önceki son ana dönülmesi gerekmektedir. her şeyin başladığı ve bittiği zamana...

    spike birden kendisini dar sokaktaki o yağmurlu gecede bulur tekrar. circle of the black thorn'un yok edildiği, wesley'nin öldüğü, wolfram & hart'ın üstlerine bir iblis ordusu yolladığı ve tüm olasılıkların onların karşısında olduğu gecede. tek farkla; her şeyi hatırlamaktadır. cehennemde olan her şey hafızalarındadır, fakat orada ölen illyria hala hayattadır... angel'ın olduğu gibi. onlar da olan biteni hatırlamaktadır. illyria yaşadıklarından dolayı fred'in duygularına daha da fazla yakınlaşmıştır ve tek düşünebildiği onun dostlarının güvenini sağlamaktır. ve angel, nihayet, tekrar vampirdir. buna rağmen hala olasılıklar onların karşısındadır, fakat eski bir dost daha, angel'ın ejderhası, katılır aralarına ve iblis ordusunu küle çevirir. angel ağır yaralı olan gunn'ın vampire çevirilmesini önlemek için onun yardımına koşar ve bu sefer onu kurtarır. gunn'ı acil servise götürdüğünde cehennemde olanları hatırlayanların sadece o ve takımı olmadığını öğrenir. tüm los angeles cehennemi, vampirleri ve iblis ordularını hatırlamaktadır. hastanenin dışına çıkan angel orada oğluyla karşılaşır, connor da hayattadır. sevinç gözyaşlarına boğularak oğlunu kucaklar. o sırada halktan biri (yine brian lynch'in yazdığı everybody's dead'den westerberg) angel'ın yanına gelip ona teşekkür eder, çünkü los angeles halkı sadece cehennemi değil onları cehennemde koruyan kahramanlarını da hatırlamaktadır. bir anda angel'ın çevresi ona tapan insanlarla dolar. yıllarca onları gecenin karanlığında koruyan angel, her ne kadar kendisi bu durumdan memnun olmasa da, artık ünlü bir kahramandır.

    wolfram & hart her şeyi en başa döndürmüştür, fakat bir fark daha vardır. wolfram & hart los angeles şubesi ortadan kaybolmuştur ve devlet kayıtlarına göre hiç var olmamıştır. angel tekrar insan formuna dönen nina ile kütüphanede wolfram & hart hakkında yaptığı araştırmalardan da sonuç alamaz. bu arada brian lynch benim favori buffyverse karakterlerimden biri olan nina'ya after the fall'da fazla yer ayıramadı, zaten bu konuda kendisi de üzgün olduğunu belirtiyor, ama en azından onun angel'a verdiği değeri göstermeyi başardı. angel kütüphanenin "burkle wyndam-pryce kanadından" çıkarken onlara bir kez daha veda eder. içten içe onların beraber olduklarını düşünmek istemektedir fakat karamsarlığı buna engel olur. o anda onu rahatlatan ılık bir rüzgar eser çevresinde, cordelia ona yine karamsarlığından nefret ettiğini hatırlatmaktadır. bu sırada spike da wolfram & hart'ın yok oluşunu araştırmaktadır. daha önce cehennem lordu olan ve vampir gunn tarafından öldürülen kr'ph ile karşı karşıyadır. fazla zorlanmaz ve esir olan betta george'u serbest bırakır. kr'ph angel'ın cehennemde öldürdüğü cehennem lordlarının intikam aradığını söyler. eski cehennem lordları angel'a verilebilecek en büyük zararın sevdiklerini öldürmek olduğunu bildikleri için onlara yönelmişlerdir. en zayıf durumda olan gunn olduğu için angel ve spike hastaneye doğru yol alırlar. bu sırada ikilinin arasında shanshu kehaneti konusunda bir konuşma geçer. spike, angel'ı kaderinin kesin olmadığını söyleyerek rahatlatırken, angel spike'ı umudunu kaybetmemesi için cesaretlendirir ve birbirlerine içlerinden (betta george sayesinde öğreniyoruz bunu) teşekkür ederler. angel/spike ikilisinin, özellikle ruhlarına sahip olduktan sonra, son derece karmaşık bir ilişkisi oldu. spike angel'dan nefret etti, çünkü ruhu yokken onun gölgesinden kurtulmak istemekteydi, ruhunu aldıktan sonra da onun gölgesinden kurtulmak için yaptığı zalimlikler nedeniyle angel'ı suçladı. angel ise spike'a her baktığında angelus'un yarattığı canavarı gördüğü için ona katlanamıyordu. fakat yine de çoğu kez sırt sırta savaşmak zorunda kaldılar ve birbirlerine az da olsa saygı duydular. after the fall ile nefret duyguları minimuma indi ve yüzyıllar sonra gerçek anlamda dost olmaya başladılar. hastaneye vardığında fred'in duygularını takip eden illyria'nın gunn'ı korumakta olduğunu görürler. illyria eski cehennem lordlarına gözdağı verir. ve angel komadaki gunn ile yüzleşir. oğluna yaptıklarının ardından bu onun için kolay olmaz fakat gunn'ı suçlamamaktadır çünkü kendisi de onun geçtiği yoldan geçmiştir. kendisi de büyük hatalar yapmıştır. önemli olan yaptığımız hatalar değil, o hataları konusunda yaptıklarımızdır. angel yıllarını geçmişini telafi etmek için harcamıştır ve aynı şansı gunn'a da verecektir. gunn'a angel investigations'ın kartını bırakır. böylece komadan uyanıp vicdan azabını çektiğinde yaptıklarını telafi etmek için ne yapması gerecekeğini bilecektir. angel hastaneden ayrılır ve angel: after the fall onun şu sözleriyle sona erer:

    "my name is angel. i've done very bad things. i've been told i'm destined to do worse. but for now... i'm here to help."

    angel: after the fall kesinlikle okuduğum en iyi çizgi roman serilerinden biriydi. özellikle şu sıralar marvel ve dc gibi çizgi roman devlerinin bize başyapıt diye sundukları serilere baktıkça after the fall'un değeri daha da artıyor gözümde. başlarda büyük bir angel ve joss whedon hayranı olarak hikayenin brian lynch tarafından yazılacağını duyduğumda şüpheye düşmüştüm. fakat şimdi düşünüyorum da joss whedon bile, her ne kadar olay örgüsünü o kurmuş olsa da, daha iyisini yazamazdı. bunu onun bizzat yazdığı buffy the vampire slayer season 8'e bakarak rahatlıkla söyleyebilirim. angel: after the fall satışlarda gerisinde kalsa da (yine de idw publishing'in en çok satan çizgi romanıdır) kalite olarak btvs season 8'in çok önünde. brian lynch/franco urru ortaklığı beklediğimden çok daha iyiydi. serinin en büyük başarıları dizinin erken finaliyle açıkta kalan noktaları büyük bir başarıyla sonuca ulaştırmak ve yarıda kalan karakter gelişimlerini ve ilişkilerini tamamlamak oldu. ayrıca 16. sayıda zamanda geriye gidişi hikayeye çok güzel bağladılar. oldum olası çizgi romanlardaki reboot'lardan nefret ederim, hatta joe quesada'nın spider-man'e yaptıklarından sonra spider-man serilerini okumayı kestim, ama brian lynch bu işi çok ustaca yaptı. normalde de angel mutlu sona alışkın bir karakter değildir, hayatından acı eksik olmaz. zaten eksik olsaydı "kusursuz mutluluk" sebebiyle angelus'a dönüşürdü. fakat after the fall'da işler öyle kötü bir noktaya geldi ki bu angel hayranları için bile ağırdı. üstelik yapılan tam anlamıyla reboot sayılmaz, cehennemde yaşanan her şey gerçekten yaşandı, herkes hatırlamakta olan biteni. sadece ölenler geri döndü ve angel wolfram & hart'a karşı, belki de ilk defa, büyük bir zafer kazandı. bundan şikayetçi olamam, özellikle de connor hayata dönmüşken. kısacası btvs/ats takipçisiyseniz mutlaka bu seriyi okumalısınız. ayrıca angel'ın maceraları after the fall'un finali ile sona ermiyor. idw publishing, atf'in kaldığı yerden angel aftermath ile devam edecek. on sekizinci sayı ile başlayacak olan aftermath serisinin joss whedon tarafından onaylandığı söylense de olay örgüsü onun tarafından oluşturulmuyor (bu da canon durumu konusunda bir soru işareti oluşturuyor) fakat kelley armstrong gibi başarılı sayılabilecek bir fantastik kurgu yazarı tarafından yazılıyor. bunun yanı sıra dizinin smile time ve not fade away adlı bölümlerinin çizgi roman adaptasyonları gelmekte. john byrne yakında çıkacak olan angel blood and trenches yazarlığını ve çizerliğini üstlenecek. gunn ve drusilla özel sayıları ile spike serisi ise yolda.

    --- spoiler ---
  • bunu seven (bkz: batman no mans land) i de sevecektir.