şükela:  tümü | bugün
  • sayisiz anne fedakarliklarindan bir sofra ritueli.

    ortaya konan o tabakta her zaman bir son kofte kalir. oylece bekler, kimse almaz o kofteyi.
    ve o son kofte annenin seri bir catal veya ma$a hamlesi ile onunuze konuverir. tabak mutfaga goturulmeden hemen once...
    anneler bunu omurlerinin sonuna kadar cocuklarinin ya$indan bagimsiz olarak yaparlar. kofte ne kadar az veya cok olursa olsun, son kofte daima evlatlarindir.
    o kofte akil ermeye ba$layinca insanin bogazina dugumlenir, gozya$lari ile beraber...

    anneler degerlidir.
  • oldukça takdir edilesi bir durumdur.
    bazı annelerin evlatlarını ikna etmek için, (yemek yemeyi sevmeyen hain evlatları) köfteyi ikiye bölüp (aslında %20- %80 bölerler) büyük parçayı çocuklarına yedirirler. bu arada kalplerinden, keşke %90'ını yedirmiş olsaydım diye de geçirirler.
  • eger evlat kisi gurbette ise, her aile ziyaretinde boyle bir sahne mutlaka yasanir. yas, konum, yanindaki kisiler mevzu bahis degildir. evlat kisi benim gibi doymak bilmez biriyse o son kofteyi annesinin doyup doymadigini umursamadan mideye indirir. ancak ne kadar duygusuzca yenilse de, o son kofteler, zihinlerde soganli, acili bir tat birakir. her hatirlandiginda kalbin uzerine bir agirlik coker, anne ozlenir, yastiga sikica sarilinir. bilinir ki baska kimse son koftesini verirken o kadar beklentisiz, samimi, ye kuzum olmayacaktir. anneye bir kere daha minnet duyulur...
  • vardir sahiden boyle bir sey, ve sahiden evlat bakis acisiyla dokunakli. annemin de cani cekerdi, yemezdi filan diyor insan. ama anne tarafindan bakinca, zerre cekmez benim canim, kizima o son lokmayi verirken. birlikte kahvalti etmeye basladigimiz ilk zamanlarda, o agzina lokma aldiginda kendim yedim sanip 'cay da iceyim' demisligim, cayi yudumlamisligim var. hic yemeyeyim, olani o yesin demek istemiyorum, canim hic cekmez demem. boga burcuyuz sonucta, yeriz. ama tadina bakayim, kalani ha yavrucagim yemiiiis, ha ben yemisim.
  • bir de "vejetaryen oldum ben!" diye karsilarina cikan yavrucuklarina "ah yavrum, son bir kofte daha ye, kurbanin olayim, kolen olayim, ne istersen yapayim" diye kendilerini paralama seklinde vuku bulan versiyonu vardir.
    fedakar anneler icin et ekmekten sonra beslenmenin temelidir cunku. et yemeyen evlat verem evlat demektir, gunden gune eriyip ellerinde olmektedir onlara gore. son bir kofte ise belki de onlari hayata dondurecek iksirdir, onu yedirmek icin elinden gelen ardina konmamalidir. ah bu anneler yok mu?
  • canim annem, sagolsun benim gibi okuz bir oglu oldugu icin belkide, tabagima konan 4 kofteyi bitirir sonra oylece bakardim onlarin tabagina, dayanamaz 1 tanesini verirdi.

    ulan hic te yok demezdim ha... yi babam yi anca yi... simdi olsa keske. sen ye canim anacim desem.
  • gerçekçi olmak gerekirse doğru bir şey değildir.
    anneler bunu yaparak maalesef ömür boyu son köfteyi yemeyi normal sayan insanlar yetiştirmektedir.
    seçenekler:
    1. son köfteyi adilce paylaştırmaya çalışmak ve bunu yaparken açıkça paylaşmak, adalet, açlık, yemek vs konularını anlatmak.
    2. son köfteyi yemek. çünkü son köftenin kendisine kalmayacağını fark eden çocuk ömrü boyunca son köftenin kendisine kalmayacağını fark edecektir. son köfteyi yemeyen anne o konuda çocuğu eğitmemiş olur. iyilik yaptığını sandığınız anne aslında kötülük yapmaktadır.

    biraz düşünün... son köfte, son dilim pasta, kola şişesinin sonundaki yarım bardak son kola... (kola niye içilir o konuya girmiyorum bile) başkası yedi-içti diye masada ağlayan çocuklar? "o benimdi" diye ağlayan çocuklar... yoksa neden ağlıyorlar sanıyorsunuz? o "acıyı" yaşamaları gerek. bu kadar basit.

    son köfteyi yemeyen anne iyi bir insan olabilir. ama iyi bir anne değildir.
  • o fedarkarligi cok yapmak isterdim ama bizimkiler tabaklarini bitirmiyor ki. uzun zamandir kendime yemek koymuyorum, cocuklardan kalanlari yiyince doyuyorum zaten. restoranlarda da kendime yemek siparisi vermiyorum, verirsem fazla kaliyor hersey, israf. yok bizimkilerde istah mistah :((
  • icguduseldir.

    anliyoruz ki anne bir evlat dunyaya getirmis ve onu da kofte yiyebilecek yasa eristirmistir. buradan yapabilecegimiz cikarim, annenin her canli gibi evrimsel varolma cabasi icindeki en buyuk umudu, masada bulunan soz konusu evlattir artik.

    anne yasina ermis, offspringini dunyaya getirmis, evrimsel acidan aktif rolunu oynamistir ve simdi genlerinin kendisine verdigi emir sudur: aktardigin genleri koru!

    dolayisiyla anne, yasindan bagimsiz olarak hayati boyunca evladinin uzerine titreyecektir. yiyecegi her lokma, bir canlinin vahsi dogada var olma mucadelesine verilmis bir destektir. anne, aktardigi genler pahasina kendi benligini gerekirse ikinci plana atacaktir. evladinin biraz daha fazla konforu icin kendi kendisine negatif ayrimcilik yapacaktir.

    soyleyiz boyleyiz diye gerinsek de hepimiz vahsi canlilariz. varligimiza hicbir zaman ulvi ve dogaustu bir anlam yuklememis olacak kadar realist olsam da; evrimsel mucadelede bu kadar caresiz, bu kadar anlamsiz, bu kadar predictable olusumuz zaman zaman icimi urpertiyor.
  • kadının mızacıyla alakalıdır.
    cocugunu terk eden bıle kadınlar mevcut dunyada.
    ve sadece cocuklarına degıl, eslerıne de boyle fedakarlardır.
    cocukları kucuk cocukları, eslerı buyuk cocukları nıtekım.

    ben on sene durdum eskı esımle, bı kere bıle son kofteyı yedıgımı hatırlamıyorum. yemem yanı. o yıyınce daha mutlu oluyorum cunku.