şükela:  tümü | bugün
  • 1800'lerin ortalarında fransa'da üzerindeki ağır vergi yükü nedeniyle pahalılaşan şaraba alternatif olarak paris'in proleter kesimlerinin yaşadığı banliyölerinde birinci elden alınabilen ucuz şarap.

    şarap üzerindeki ağır vergi yüküne işçilerin köylülerle ortak muhalefetinin 1830 yılında kazandığı zaferi karl marks "fransa'da sınıf savaşları"nda kayda geçirir. şaraba yeniden getirilen vergiler, bu ortaklaşmayı bir adım daha ileri götürmüş olmalı. walter benjamin, "pasajlar"ın "bohem" başlıklı bölümünde marks'ı baudelaire'le birlikte bu vesileyle anarken şunları yazar:

    "sıradan şarapla en iyi kalite şaraptan aynı oranda alınan vergi, “nüfusu 4000’i aşan tüm kentlerin kapılarında giriş resmi koyup, her kenti fransız şarabı karşısında koruyucu gümrük duvarlarıyla çevrili bir yabancı ülkeye dönüştürerek” tüketimi azaltmıştı. marx, şöyle yazar: “köylüler şarap vergisi aracılığıyla yönetimin şarap kokusunu sınamaktadırlar.” ancak bu vergi kentliye de zarar vermekte ve ucuz şarap bulabilmek için onu yörekentlerdeki içkievlerine gitmeye zorlamaktaydı. oralarda “vin de la barrière” (“bariyer şarabı”) diye adlandırılan vergisiz şarap satılmaktaydı, işçi bu şaraptan aldığı zevki, emniyet müdürlüğünde şube başkanı h.-a. frégier’ye inanmak gerekirse eğer, tutmasına izin verilen tek zevk niteliğiyle büyük bir gururla ve nispet verircesine sergilemekteydi. “artık çalışabilecek yaştaki çocuklarıyla, kocalarının ardından barriére’e gitmekte sakınca görmeyen kadınlar var... gidenler daha sonra yarı sarhoş olarak evlerine dönmeye koyuluyorlar ve şöyle böyle değil, ama iyice içtiklerini herkes açıkça görebilsin diye kendilerini olduklarından daha sarhoş gösteriyorlar. kimi zaman çocuklar da anneleriyle babalarını taklit ediyorlar.” o dönemde yaşayan bir gözlemci ise şöyle yazmıştır: “bariyerlerin şarabının, yönetimin iskeletine küçümsenmeyecek darbeler indirmiş olduğu kesindir.” şarap, mirastan yoksun kılınmış olanlara, gelecekteki intikamların ve yine gelecekteki görkemin düşlerinin kapılarını açmaktadır."

    baudelaire ise "paçavracının şarabı"nda bariyer şarabının kafasını şu dizelerle kutsar:

    bir paçavracı görünür, gelir kafasını sallayarak,
    çarparak duvarlara bir şair gibi ve yalpalayarak,
    ve metelik vermeden muhbirlere, onların kölelerine,
    açar tüm yüreğini görkemli bir geleceğe.
    büyük antlar içer, buyruklar yüce yaslan,
    kötüleri yere serer, ayağa kaldırır kurbanları,
    ve altında asılı bir gölgelik gibi gökkubbenin,
    sarhoştur görkemiyle kendi erdemlerinin.