şükela:  tümü | bugün
  • minübüse binmek için el kaldıran yolcu adayını gören şoförün içerideki yolculara, sizce alıyım mı diye sorup toplu bir 'hayır' sesi üzerine görmezden gelip durmadan yoluna devam etmesi.
  • üniversitede okunan zamanlardır. kampüse ayakta gitmemek için arkadaşlarla minibüs sırası beklenmektedir. 3 kişi bekleyen biz, son 2 kişilik yer kalan minibüse bineriz. ben ayakta yolculuk etme kararı vermişimdir ve yolculuk başlar. ancak o da ne, şehrin en meşhur "deli"si de (kesinlikle aşağılama amacı olmadan, genel söylem böyle olduğu için yazılmış bir kelimedir) o minibüse atlamıştır, ve sizin lakabınız "deli paratoneri"dir. yakın bir durakta bir yolcu iner, boş kalan koltuğa oturmak için yeltendiğinizde meşhur arkadaş sizi o boş koltuğa buyur eder, ık mık der oturursunuz. sonraki durakta biri daha iner, ayakta yolcu kalmadığı için onun yeri boş kalmıştır, ama bizim meşhur arkadaşın aklında "ayakta yolcu" olarak kaldığınızdan sizi yerinizden kaldırıp oraya oturtur. bir daha, bir daha, bu böyle 4 durak devam eder. zamanında bu durumda olan vatandaşlarımız sayesinde yaşadığınız çokça ve gerçekten korkunç bir çok anıdan sonra; gık çıkarmaz, minibüste koltuk turuna çıkarsınız. minibüsteki tüm yolcuların, o an yanınızda olan arkadaşlarınızın ve arkadaşlarınızın yaşadıklarınızı anlattığı tüm bölümün maskarası olursunuz. demem o ki, korkunç ya da eğlenceli olabilecek, başına gelene geçmiş olsun diyeceğim olaylardır.
  • deprem olması ve ardından gelişen olaylardır.
    minibüsün arka koltuğunda kız arkadaşımla oturuyoruz, birden minibüs olduğu yerde hopladı, biz ne oluyor diye bakınırken, önde oturanlar ve şoför dönüp bize baktı, ne sallıyorsunuz minibüsü dercesine.neyse ki o anda telefonum çaldı da deprem olduğunu bir arkadaşımdan öğrendik.nasıl olduğumuzu sormak için aramıştı.biz de suçlayan bakışlardan kurtulmuş olduk böylece.
  • an itibariyle kızılay - çukurambar dolmuşundayım.. arka sırada oturan ve hallerinden büyükanne, anne ve torun üçlüsü olduğu belli olan kişilerin arasında geçen konuşma;

    torun: meme.. meme.. meme.. meme.. meme.. meme.. meme.. meme..
    anne: yok sana şimdi meme..
    büyükanne: ver biraz sussun, başım şişti..

    herhalde emziği kastetti.. bu arada açlıktan hayaller aleminde gezinip, lahmacun kokusu aldığımı düşünüyorken, yan tarafında oturan teyzenin kucağındaki paketin lahmacun olduğunu farkettim.. çok açım desem, istesem bir tane verir mi?

    edit: teyze armada'da inecek var dedi.. artık o kadar lahmacunla armada'da napacaksa? önünde seyyar yapıp satacak birine de benzemiyor ama dünya hali belli olmaz ki kardeş...
  • ramazanın ilk günü iftara 5 dakika kalmıştır. minibüs işlek bir caddede marketin önünde durur. şöförün yanında bulunan kolları "façalı" ve bileklerinden boynuna kadar ev yapımı amatör dövmelerle kaplı muavin araçtan atlayarak markete dalar ve tüm minibüs muavini beklemeye başlar. bu sırada sağdan soldan "cık cık cık", "bu ne ya", "hayret bişey ya" şeklinde homurdanmalar yükselir. tam tepkiler doruğa ulaştığı anda muavin elinde bir poşetle koşarak minibüse geri döner. poşetin içinde 10-15 şişe su vardır. sessizce suları bütün yolculara dağıtır ve "ezan okundu allah kabul etsin" der.
    o andan itibaren kaç kez "allah" dendi sayılamaz. az önce şöföre ayrı muavine ayrı kayan yolcular, bir ermişle karşılaşmışcasına ağlamaklı gözlerle muavine bakmaktadır ve minibüsün lisanı bir anda arapçaya dönmüştür. duyusal bir patlama yaşanır minibüste.

    ikram edilen suyun parasını uzatmaya çalışan kokoş ve muavine suları dağattığı için "sen hakkaten geri zekalısın lan" diyen şöför de dumura renk katmıştır.
  • taksim'deki taksim-bakırköy hattını yapan sarı dolmuşlarda (ayakta yolcu alamayan, 5-7 kişilik sarı dolmuşlar, bilen bilir) gece taksim'de bir eğlenceden dönerken sabaha karşı 4 gibi bu dolmuşun sırasına girilir. sıra gelince de yer olmamasından mütevellit en öne, şöförün yanına oturulur. bu ford transitlerde şöförün yanına iki kişi oturabilmektedir, dolayısıyla ben oturduktan sonra da yanıma 19-21 yaşlarında bir çocuk gelir. yani oturuşumuz şöför-ben-diğer genç şeklindedir.

    şöför yolcularla konuşurken gayet düzgün, efendimli filan bir türkçeyle konuşmaktadır ancak yola çıktıktan, yavaştan da para üstlerini hallettikten sonra da paraları düzenlerken dolmuşçularda multitasking bir gelenek olduğu için telefonu çalar, onu da açar ve arapça mı, kürtçe mi ne bir dilde konuşur.

    adam konuşurken hiç anlamadığım o kaba, sert dilden, yanımdaki çocuk kafasını cama doğru çevirip sessiz bir şekilde 'türkçe konuş orospu çocuğu.' demeye başlar ve adamın telefon konuşması bitene kadar 10 kez filan tekrarlar. o kadar da kısık sesle söylemiyordu yani adam kesin duymuştur.

    bi 5 dakika sonra yine telefon çalar ve adam yine o dilde konuşur, çocuk yine 'türkçe konuş orospu çocuğu' diye söylenmeye başlar. bu birkaç defa olur ve adam artık duydu da gerginliği mi önlemek istedi veya tesadüf mü ne o dilde konuşmayı azaltır.

    yanlız yol boyu bu saatte kavga çıkacak bi de onunla uğraşıcam gerginliğiyle geçmişti.
  • yıl:2010, yer: kızılay - odtü dolmuşu. mezuniyet fotoğrafı çektirmek için gidilen stüdyo sonrası yurda dönülmektedir. kızın ayaklarının arasında, yerde durmakta olan ve içinde cübbe gibi malzemeleri barındıran poşet vardır. bi anlık frende poşet kızın ayaklarının arasından kayarak öne doğru gitmeye başlar. kızın önündeki koltukta oturan çocuk yana bakar ve 'aa poşet gidiyor' der. bunda birşey yok. çocuğun sonraki cümlesi yarmıştır 'aa kız da gidiyor'. evet o kız benim, evet poşetin arkasından poşeti tutmak için hamle yapınca poşetin arkasından kayan da benim, tıpkı poşet gibi.
  • omuzu dürterek para uzattırcak imajı yaratan teyzenin ele 'kilonuzu kontrol altına alın' broşürümsünü tutturması .*
  • 13 kişilik minibüste 31 kişinin seyahat etmesi. neyse ki bu olaylar artık yaşanmıyor(!)

hesabın var mı? giriş yap