betty puf puf

  • 2118
  • 0
  • 0
  • 0
  • 4 ay önce

hatırladıkça iç burkan garibanlık anıları

sene 2000-2001. üniversitedeyim. aydan aya para yolluyor annem. baba zaten piyasada yok, kadıncağız çalışıyor, sırf ben okuyayım diye emekli olmuyor. ayda bir para yolluyor bana.

çanakkale'de okuyorum, kaymakamlığın burs olarak öğrencileri indirimli oturttuğu iki daire var. birinde biz iki kız oturuyoruz, biri de üstümüzdeki daire, onda da iki kız kalıyor. evde oturacak öğrencileri kendi kriterlerine göre kaymakamlık seçiyor. dolayısıyla "ay ben o kızla aynı evde oturmam" durumu yok. si si oturacaksın. ben de zati yurttan çıkmışım oraya seçilmişim, hiç gıkım çıkmıyor.

ev arkadaşım istemeye istemeye var tabi. hatun artık nasıl bir aile eğitimi görmüş ya da görmemiş ise mübarek kızın temizlikle alakası yok. net 20/28 günde bir banyo yapıyor, evi sürekli böcek basıyor, odası bildiğin leş. allahtan iki oda bir salon durumumuz var falan. sinirden ve sürekli temizlik yapmaktan asabım eni konu bozulmuş. bir de gamsız, yüzüne söylüyorsun, bağırıyorsun ediyorsun, sanki duvara konuşuyorsun.

neyse bunu da çekiyorum zira normal kira verecek durumumuz yok. si si diyorum ve sürekli gergin bir ev hayatıyla, gündelikçi öğrenci karışımı bir biçimde yaşıyorum.

bir ay sonu yine para bitmiş. kantine yazdıra yazdıra yazdırmaya yüzüm kalmamış. bakkal desen keza öyle. en son 1 paket sigara yazdırıp, yüzümü karartıp eve geliyorum. ertesi gün param gelecek, o yüzden nispeten rahatım. evde de yarım ekmek var diye kalmış aklımda. idare ederim diyorum. ertesi gün param gelecek nasılsa.

eve geliyorum. ev arkadaşım direk "babam gelecek, inmiş otogara 10 dk ya burda" diyor. iyi, güzel, bekliyoruz, geliyor. hoş beş sohbet derken ben yalnız bırakıp içeri mutfağa geçiyorum. yarım ekmek piyasada yok. babası geldiği için kıza da soramıyorum ayıp olur diye. mutfağa fare girse açlıktan canını dışarı atar, öyle bir halde.

hatunun babası eli kolu dolu, valizler falan açılıyor. odaya geçmişim ama duyuyorum muhabbetleri. erzak, öteberi getirmiş. allah razı olsun falan diyorum ben içimden saf saf. neyse hatun mutfağa geçiyor, ben de yalnız kalmasın diye adamın yanına geçiyorum, muhabbet ediyoruz. adam koca bir kangal sucuk getirmiş. muhtemelen dahası da vardır ama hatun odasına tıkaladığı için bilemiyorum. hatun mutfakta onu pişiriyor. nasıl güzel kokuyor, nasıl açım, nasıl içim gidiyor, çizgi filmlerdeki gibi gözümde yıldızlar uçuşuyor falan.

neyse sofra açılıyor. yardım edeyim mi diyorum, yok diyor hatun. sofraya iki çatal, adam köy ekmeği getirmiş o, koca sahan sucuk, adamın getirdiği peynir falan geliyor. bunlar gayet sakin oturup yemeye başlıyorlar. hayatımda o kadar şaşırdığımı, o kadar ezik hissettiğimi hatırlamıyorum. bir "buyur gel", en azından "aç mısın?" demeden hapır küpür yiyorlar. orada sap gibi ayakta bekliyorum biraz. bakıyorum tık yok, odama geçiyorum. ağlaya ağlaya üst üste sigara içiyorum.

gece aç açına yatıyorum, arada karnımın gurultusuyla uyanıyorum. mutfağa gidiyorum. bizim o yarım ekmekten eser yok. yemekten arta kalan bişeyler var ama gururuma yedirip yiyemiyorum, ağlıyorum. koca bir şişe su dolduruyorum. su bastırır diye su içip içip geri uyuyorum.

nihayet öyle böyle sabah oluyor. annem arıyor, yatırdım paranı diye. parayı çeker çekmez markete gidiyorum. nasıl gözüm dönmüş, nasıl fena olduysam koca bir sepet yiyecek, erzak, ekmek vs alıyorum. marketteki eleman bile şaşırıyor. bir de sucuk tabii. tam üç kangal sucuk alıyorum (ki öğrenci için düşünün üç kangal nasıl bir masraf). eve geliyorum. baba olacak adam da, hatun da evde. koca bir kangal sucuğu yapıyorum. sofraya getiriyorum. zeytin, peynir, çilek reçeli almışım, reçel ne varsa bol bol dolduruyorum.

buyrun diyorum, sofra hazır.
yok biz tokuz çekiyorlar.
olsun diyorum, göz hakkıdır, kokmuştur. ben rahat edemem diyorum.
babası "hakkaten iyi sucukmuş, ne koktu mübarek haaa" deyip sofraya oturuyor.

sadece afiyet olsun diyorum...

hala sucuk yerken aklıma geliyor bu.
bir gün çoluğum çocuğum olursa ilk öğreteceğim şey olacak paylaşmak. ilk öğreteceğim şey olacak adap.
bazen insanlar edeple o kadar kafayı bozuyor ki; adabı unutuyorlar. bir insanın her sucuk yiyişinde boğazına düğümlenen lokma oluyorlar.

özet geçiyorum: allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin.

devamını okuyayım »