betty puf puf

  • 2098
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen ay

30 eylül 2012 ölüm yasasına hayır yürüyüşü

doğduğumda bana bir yaş fark atmış "pamuk" vardı evimizde. belki türkiye'deki azınlık olarak kedili eve doğdum ben.
annem de babam da, "hamilelikte tüy çok rererö" safsatasını dinlememiş, kedimizi şükürler olsun ki biblo gibi dışarı bırakmamıştı.
sonra boncuk geldi. komşunun balkonuna gidip soğumaya bıraktığı dolmalarından aşırdığı için komuşumuz tarafından öldürüldü.
pamuk tam 14 yaşında o komşulara rağmen eceliyle öldü.

sonra caniko geldi. annemle babamın boşanma döneminden sonra en yakın arkadaşım oldu. çok yaramazdı, anamızı ağlattı ama sorun değildi.
her yere beraber gidiyorduk onunla. bizle beraber avrupaları bile gördü keranacı. o da meleklerimiz statüsünde şu an ama oğlu biber hala babamda ve en az annesi kadar yaramaz.

sonra püre geldi. belki hayatınızda görüp görebileceğiniz en çirkin kediydi ama benim prensesimdi ve çirkin olduğu için kimse almadığı için almıştım onu. o da eceliyle bu dünyadan ayrılabilen nadir meleklerimden.

sonra safiyeyi buldum bir gün sokakta. şakır şakır yağmur yağıyor, bakkala gitmeye çalışıyorum. sırtımda pijamadan bozma bir şey.
vik vik diye bir ses geliyor ama bakınıyorum göremiyorum.
çöpün yanına bir de gittim ki en fazla 10 günlük, gözleri yarı kapalı, belden aşağısını sürüyen, çamur içinde bir bebecik.
nasıl montumun arasına sokup getirdiğimi bilemedim. eve geldiğimde farkettim manzarayı. avucumun içi kadar bile tutmayan bebeciğin makatına kibrit çöpü sokulmuştu ve her ne yaşadıysa iki bacağı da tutmuyordu.
aylarca, günlerce veterinere taşındık. tedavi nihayetinde safiyem tabiri caizse at gibi koşmaya başladı. girişin üstü bir evde oturuyoruz ve kedilerimiz oldum olası bahçeye alışkındır. hayatının iki senesini ve bahçemizin keyfini çıkardı.

ölümden kurtarabildiğim sandığım safiyemi evimizin önündeki ara sokaktan çok hızlı geçen bir araba aldı yine benden. eceli bu muydu? emin değilim. evden çıkarmamalı mıydım? bilemiyorum. ağacı, kendi arkadaşlarını, kuşu, böceği tanısın istedim. hata mıydı? belki...insanları hesaba katamamıştım...

asiye ve zeyna vardı sonra. safiyemle bir dönem aynı evi paylaştılar. ev arkadaşı gibilerdi kardeşten çok. biraz mesafeli, biraz mecburi. asiye e-5 kenarında patilerinin altı yanık bir biçimde bulunmuştu. yine kimse istememişti, bize gelmişti. yine insan...

ışık da o dönem evimizin misafiri olmuştu. ışık oğlum yuvarlak koca bir demirle dövülmüş, sokağa atılmış, demirle damağını morartacak kadar dayak yemişti birinden. evdeki nüfus kabarık olsa da onu öyle bırakamazdım. iyileştirdim, azman bir bebe oldu yavrum.

sonra kanser teşhisiyle uzun aylar hastanede yattım. annem de refakatçimdi. evde yavrularımla ilgilenecek kimse yoktu. çifliği olan bir arkadaşıma gitti asiye, zeyna ve ışık. hepsinin durumu iyi ve istanbula yakın dana kadar bir çiflikte "insan" tehditi olmadan yaşıyorlar. piçlerin maşallahı var. doğal ortam yaramış. iyileştikten sonra onları oradan almaya ve huzurlarını bozmaya içim elvermedi. iyi ki de elvermemiş. annelik, babalık böyle bir şey. özlesen de hali vakti iyiyse avunuyorsun.

şimdi osmanımız var. kara kuzumuz. yaramaz, oyuncu, bir evin bir oğlu. kıymetlimiz, adeta efendimiz.

demem o ki; ben şanslı bir insandım. anam, babam beni hayvanlardan uzak tutmadığı gibi kardeş gibi, arkadaş gibi davranmayı öğretti.
hayvanlar -insanlara rağmen- sokakların da, evlerin de biriciğidir, dosttur, candır, evlattır.
nasıl ki kuşlar gökyüzünün süsüyse onlar da öyle.

kuşlara sapan attınız, kuşlar kaçmayı öğrendi. kedilerin kuyruğunu kestiniz, insanlardan korkmayı ve tırmalamayı öğrendi.
köpeklere işkence edip dövdünüz, köpekler hırlayıp ısırmayı öğrendi.
bugün bir köpek size hırlıyorsa dönüp neslinize bakınız. yüzyıllardır insanoğlunun dostu diye edebiyata bile geçen hayvanı siz nasıl bu hale getirdiniz?

barınaklara gidecek deniyor. hayatınızda bir tane olsun barınak gördünüz mü? ben de isterdim inanın müreffeh seviyelerde olalım da barınağa götürülen hayvanın arkasından aklımız kalmasın. bugün barınak dediğiniz yer toplama kampıdır. barınak eşittir ölüm. senin herhangi bir canlıyı öldürmeye hakkın var mı?

bugüne kadar çok çeşitli şeyler için yürüdük ama sonuç aldık, ama alamadık. bu seferki de can kurtarmak için olsun.
başka canlar için bir şey yapın bu pazar. başka canlar için rahatınızı bozup yürüyün.
ben öyle yapacağım.
pamuk, boncuk, caniko, püre, safiye, asiye, ışık, zeyna, osman için.
hayatıma girmesini istediğim, hayatımı güzelleştiren nice can için.
evimin, sokağımın, hayatımın biricikleri için...
evlatlarım için.

devamını okuyayım »
29.09.2012 13:49