black sabahat

  • hippi (401)
  • 633
  • 0
  • 0
  • 0
  • 2 ay önce

internet kafe işletmek

dünyanın en zevkli ve kolay işlerinden biri olsa gerek. tabii yıllarca bu işi yapanlar sıkılmıştır artık ama çocukluğu internet kafe'lerde geçenlerin içinde kalmış bir uktedir bu meslek.

ortaokuldan beri internet kafe'lere takılırım.* internet kafe sahibinin deri koltuğunun insanı cezbeden bi karizması, ağırlığı vardı gözümde. hele ki yönetici bilgisayarı! silme program dolu masaüstü, akınsoft'lar, tinasoft easycafe'ler hayallerimi süslerdi. bir gün net kafe iktidarını devirip, playlist'i kendi zevkime göre düzenleme planım vardı. evdeki bilgisayarlara akınsoft kurup kardeşlerimin bilgisayarlarını kontrol ettim bu aşkla.

insanın hayallerinin ne zaman gerçek olacağı belli olmuyor. hiç beklenmeyen bir anda, bu hayalime yarım saatliğine de olsa ulaştım. yazıcıdan çıkartacağım sayfaları seçmemi bekleyemeyen kafe'ci ufak bi işini bahane ederek çıktı gitti ve koltuğunu da bana devretti. o gün 23 nisan da değildi halbüsü. önceleri bocaladım. tükana girip boş masa isteyenlere aynı boşlukta gözlerle bakıp "biz ne bilelim abi, görmedik ki biz sizi" dedim. onlarsa bana "sen yetkili bi abiye benziyon" bakışlarıyla bakmaya devam ediyorlardı. kimisi benim "ne işim var lan burada adamı tunç" tavırlarıma rağmen boş masalara geçti. birkaç dakikadan sonra çekingenliğimi attım. o deri koltuğa biiir güzel yaslandım. gelen müşterileri boş masalara yönlendirdim, hesap açıp kapadım, adisyon aldım.
sonra adam geldi, bendeki bu profesyonel tavırlar onun da dikkatini çekmişe benziyordu. ne yazık ki, part-time iş teklif etmedi. açaydı kollarını, cv'ni bırak diyeydi. onun yerine "10 sayfa çıktı 2,5 lira yapıyo" dedi. gerçek hayatla yüzleştim böylece.

zaman zaman "abisi, o bilgisayar arızalı, seni masa 5'e alalım!" nidalarım gelir aklıma, gülümserim. ne de çabuk benimsemiştim işi...

(bkz: herkes bir gün 15 dakikalığına net kafe'ci olacak)

devamını okuyayım »