camurlusular

  • azimli
  • tadına doyum olmaz (770)
  • 1044
  • 0
  • 0
  • 0
  • 5 yıl önce

baba olmak

tasavvur edilebilecek en zor, aynı zamanda en keyifli durumlardan biri... daha evde başlar heyecanı, aylarca sürer... önce belli belirsizdir etkisi, ama kadının son zamanlarında artık evde bir varlık daha olacağını düşünmeye başlar insan... hem korkutucudur, hem heyecanlıdır, bilinmeyendir çünkü... bir telaş hastaneye gidilir gecenin bir köründe, çoğu zaman sabaha karşı... randevulu doğum değilse, daha da güzeldir, hele ki doğuma babanın da girmesine doktor izin vermişse... ilk ağlamasını duyup sırılsıklam şekilsiz yüzüne bakınca hayatta daha önce yaşamadığını farkeder insan... ilk yıkanmasını izler, ağlamasına dayanamaz... bebek odasında bir anda görür onu, diğerlerinden farklı görünür... o şiş surat, yumuk gözlerde dahi bir benzerlik arar, onlarca bebeğin arasından hemen tanır... ilk süt emdiğinde gözünden iki damla yaş gelir adamın...

günler, aylar geçer yavaş yavaş, ilk sözleri, ilk adımları hiç aklından çıkmaz... ilk hastalığında ne yapacağını şaşırır, onunla beraber ağlar neredeyse... sabaha kadar ayakta durur yanında, ne halt edeceğini bilemez... bazen uyusun diye ninniler çalar ona, bazen de uyanması için dua eder, uyansın ki oynayalım diye... kızar ona, ama iki dakika sonra geçer kızgınlığı, kızgın kalamaz bir türlü, beceremez... başına her kötü şey geldiğinde onunla üzülür... kolunu kırdığında kendi kolu kırılmış gibi hisseder, hastalandığında kendisi de bitkin olur... ama göstermemeye çalışır, ne de olsa babadır, güçlü olmak zorundadır. bazen beraber çizgi film seyreder, beraber kahkahalar atar... ne de olsa kız çocuklar büyüyünce kadın, erkek çocuklar büyüyünce büyük erkek çocuk olurlar...

büyümesini izler ay ay, yıl yıl... ayrı bir varlık olarak ona değer vermeyi öğrenir... bir gün evden çıkıp gideceği gerçeği ilk defa arkadaşlarıyla dışarı çıktığında dank eder kafasına... bir yaz anneanneye gidip kaldığında evin sessizliği ilk defa rahatsız eder adamı... halbuki sessiz sakin bir ortamı ara ara o kadar özlemiştir ki... iki gün kafa dinler, üçüncü gün arka planda bir takım sesler duymaya başlar; kavga eden çocuklar, gelip şikayet etmeler, didişmeler, kahkahalar... açar çizgi film seyreder gizli gizli... odalarına girer, kokusunu içine çeker... ışın kılıcını* alır eline bir iki figür yapar, ama önce etrafa bakar kimse var mı, bir gören olur mu diye...

sonra gider oturur, gözlerini kapar sessizliği dinler...

devamını okuyayım »
02.05.2005 10:39