şükela:  tümü | bugün
4674 entry daha
  • o masal gibi yerde
    kalabalığın içinde yalnızdik
    aya bakarken
  • mutfağa hiç girmeyen sevdalının yemek yapmasıdır; aşk,
    nasıl olmuş diye sormaya korkmamasıdır- soğukluğuna rağmen çorbanın..
  • ben bugünü kırdım iki taş arasında.
    istedim ki kalmasın
    acının çekirdeği yarına.

    metin altıok
    ben üzre
  • resulullah süper bir insandı, ben o kadar değilim,
    resulullah yolda ebu bekir’i görse ‘es selamu aleyküm ya sıddık’ derdi,
    ben yolda ebu bekir’i görsem tanımam.
    resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
    ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
    gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.

    resulullah azrail’i yolda görse tanırdı;
    ben azrail’i annemin yanında görseydim ona bir çift lafım olurdu,

    derdim ki şimdi yani af edersin ama o sıktığın annemin gırtlağı.

    resulullah olsa ona bunları söylesem o bana gülümserdi;
    o bana gülümserdi ben ona derdim ki, anam babam yoluna feda olsun ey allah’ın resulü; fakat şu koca melek, annemin gırtlağını sıkıyor, bir şeyler yapamaz mıyız?

    resulullah orada olsaydı annemin elini tutardı derdi ki ‘kızım ha gayret!’;
    ben orada olsaydım annemin elini tutardım ve derdim ki ‘anneciğim ölmesen…’

    ben oradaydım annemin elini tuttum ve dedim ki ‘anneciğim seni ben…’;
    annem döndü bana bir baktı o bakışı görmeliydiniz

    resulullah o bakışı görseydi merhametten ağlardı;
    ben o bakışı gördüm haşyetten bayılacaktım ama annem elimden tuttu.

    ne tuhaf, anneler ölürken bile çocuklarının

    anneler ölürken bile çocuklarının ellerini bırakmıyor ne tuhaf…

    resulullah çok şanslı bir insan
    annesi öldüğünde o küçücüktü;
    benim annem öldüğünde ben küçücük değildim,
    zaten şanslı birisi de değilimdir, filmlerim iş yapmaz.

    annem daha yeni öldü fazla uzaklaşmış olamaz!

    olamaz dedim annem son nefesini alıp da vermeyince
    verse de ben alsam onu, içim ferahlasa, siz de görseniz
    resulullah tutsa annemin elinden birlikte geçseler çölü
    nasıl olsa resulullah da ölü annem de ölü...

    ah muhsin ünlü.
  • gözlerinin içinde kayboluyor gece
    gözlerin baharın en güzel tonlarını taşıyor
    tanımlayacak ne bir söz var ne de bir hece
    ruhuma işlemiş sanki ruhun bedenimi sarıyor
    beni yolumdan etme
    unutacak gibi değilim
    bir kere o gözleri görünce
    ey derdimi dinleyen ıssız gece
    çözülür mü bu aşk denen karmaşık bilmece
    kim çözmüş ki bu cüret sende
    bilinmeze tabi
    yolundan sapmış delice
    oradan oraya savruluyorum
  • bir meltem esiyor
    kavurucu ıssız bir çölde
    kurumuş deniz, yosun tutmuş kayalar
    her şeye rağmen içimi ısıtan o meltem esiyor
    ben çölümde ayaklarımda derman kalmamış çöküyorum
    güneş geçmiş tüm hücrelerime
    ama zihnim ayakta
    tutunduğum tek güzel düşünce
    beni hayatta tutuyor
    avuçlarımı açıp yakarıyorum
    ne olur durmasın başımda esen kavak yelleri
    çöl karşıma çıkarsın seni
    yola getir bu asi zihni
    ardından bir yaz yağmuru ıslatsın ikimizi
    çölde güller açsın
    bahar gelsin ardından
    toprak oldu kuruyan bedenim
    toprak biraz olsun nefes alsın
    ardından yeşersin bahar dalları
    yetişsin aşkın en güzel meyveleri
    bitti dediğim yerden
    bitsin azab-ı cehennem
    başlasın cennet günleri
    bahçelerinde senle ben
    her şey için bu çöle gereken
    ılık, tatlı bir meltem
    gönlümün denizinde esen

    yosun gözlü, dünyalar güzeli melteme
  • bir çiçek açtığında
    bir eski avluda
    diyor ki;
    çalıda sarı bir çiğdemim ben
    ve senin çok eski cümlen.

    sen otursan, gitmemiş ki! olsan
    ben sana bir eski endülüs avlusu
    istersen serin bir portofino getirsem
    ya da yedigöllerin yedisini birden

    bir çiçek açtığında
    bir eski avluda
    diyor ki

    her şey çok eksik ve neredeyse yok
    gibiyken
    buldum buluşturdum kendime geldim
    tek eksik sensin! incecik, çilli bir dille
    sen de gelsen
    ben sana kırmızı kiremitli bir çatı
    begonviller ve bir mavi kapı
    ve ille amansız bir avlu getirsem

    dünya soğur, akşam serinlerken,
    benim sensiz sevinecek bir şeyim yok
    kılı kırk yardım,
    altını üstüne
    getirdim,
    ve işte en gümüş
    cümlem:

    içimi açtım sana.
    içini açmak için.

    birhan keskin