şükela:  tümü | bugün
7289 entry daha
  • bir gün, bir an-bir günün bir anında
    seni sevecek kadar-sana seni anlatsam

    başımdaysam sonunda-sonundaysam başında
    yürüyor yenilenen, yorulmayan bir anlam.

    sözcüklerin içinde-sözcüklerin dışında,
    düşünlerinde eksik, yaşamlarında tamam.

    sen de anlamalısın gidiyorken yanında,
    başına vura-vura ben sana anlatamam.

    üşünen gecelerin sıcak karanlığında
    iki'den bir'i, bir'den iki'yi çıkaramam.

    özdemir asaf
  • öyle yıkma kendini
    öyle mahsun öyle garip...
    nerede olursan ol
    içerde, dışarda, derste, sırada,
    yürü üstüne üstüne
    tükür yüzüne celladın
    fırsatcının, fesatcının, hayinin...
    dayan kitap ile
    dayan iş ile
    tırnak ile, diş ile
    umut ile, sevda ile, düş ile.
    dayan rüsva etme beni.

    ahmed arif
  • avuçlarımdan bir sana,
    bir de kuşlara su içirmiştim.
    kuşlar da gitti...
    ben ise,ne gidebildim kendimden,
    ne de kalabildim kendimde.
  • bilmiyorum seninle sonumuz ne olacak
    belki bu ask olumsuz belki yarim kalacak

    her gun degisiyorsun avutuyorsun beni
    bir bilmece gibisin cozemedim ben seni

    seninle basim dertte ne yapsam bilmiyorum
    canimdan bir parcasin sokup atamiyorum

    bazi gun darilirsin bazi gun barisirsin
    bazi gunde kaybolur hasrete karisirsin

    her gun degisiyorsun avutuyorsunn beni
    bir bilmece gibisin cozmedim ben seni

    seninle basim dertte ne yapsam bilmiyorum
    canimdan bir parcasin sokup atamiyorum
  • ....
    hiçbir şey umurumda değil diyorum
    aşktan ve umuttan başka
    bir anda üç kadeh ve üç yeni şarkı
    belleğimde tüylü tüylü geyikli gece duruyor.

    biliyorum gemiler götüremez
    neonlar ve teoriler ısıtamaz yanını yöresini
    örneğin manastır'da oturur içerdik iki kişi
    ya da yatakta sevişirdik bir kadın bir erkek
    öpüşlerimiz gitgide ısınırdı
    koltukaltlarımız gitgide tatlı gelirdi
    geyikli gecenin karanlığında
    ....

    turgut uyar - geyikli gece
  • ben mişim---neymiş?---su sesiymiş
    oymuş---cam kırıkları gibi gövdemi yakan---
    yanağında sardunya kokusuyla yazdan
    kimmiş o gelen ya giden kimmiş
    bir yabancı mı , yoksa bir ermiş
    değilmiş, bir çağrı bile yokmuş uzaktan.

    güneş mi batarmış bir özel isim bitirir gibi
    yanmış bir ağacın yaprakları mıymış kımıldayan
    ne kalmış bir önceden ya da bir sonradan
    kim koparmış dalından bu yabani incirleri
    ya kimmiş kıyıya çeken hayalet gemileri
    ne yazılmış nereye bu garip kargaşadan.

    yıldızlar, büyülü ülke, adımı unutturan
    bir kaya, bir ot, bir akarsu
    hangi yaz şarkıcılarının ürpertili korosu
    ki bütün ölüleri sağa çıkaran
    ve kenti bir ölüm derinliğine salan
    yani bir gül solarken bir gülün açma korkusu.

    şiirler yazdım, kitaplar okudum
    elime bir bardak aldım, onu yeniden oydum
    derinlerde kaldım böyle bir zaman
    kim bulmus ki yerini, kim ne anlamış sanki mutluluktan
    ey yağmur sonraları, loş bahçeler, akşam sefaları
    söyleşin benimle biraz, bir kere gelmiş bulundum.

    edip cansever-gelmiş bulundum
  • bu geceki şiirimizin imzası bana ait olsun, pek bir içimden geldi.

    tanrı nadiren balina kılığına girer
    ve nadiren soru sorar
    yokluğun da ötesi
    toplasan bir kişilikten azdır
    bir çoğumuzun kapladığı yer
    çoğu monologda

    ayaklarımızı hissetmeyene kadar yürürsek
    sonsuza kadar yürüme hakkı kazanırız ve
    yarım saatlik molalar
    nereden baksan yarım bir hayata denktir
    en az tanrı kadar yaşamışsak

    nereden baksan yarım saatlik bir molasını almıştır
    tanrının var etmesi bütün varlıkları

    işin üzücü kısmı
    yokluğu yok etmeye yetmemiş olmalı
    yarım saatlik molası, tanrının

    ölüm,
    der elinde kadehiyle,
    ölüm kazıbilimidir şiirin
    zaten sevmezdi en son lavaboya döktü

    lakin ölüm tek kişiliktir
    mamafih ölüm nereden baksan solcudur
    birleşin,
    der elinde çekici ve tırpanıyla,
    birleşin
    zira bir kişilik mezara sığdırmalıyım hepinizi
    binaenaleyh nereden baksan monologtur ölüm
    -hakeza cümle başı bağlaçları-

    yalnız yok olabilmek için bir olmuştur bir çoğumuz
    denizde ne işiniz var?
  • sızlarsa kalbin bir gün benim için
    en güzel resimler az gelir sana
    ne olur ara dese de kalbin
    istesen de bulamazsın beni
    sorular hece hece sorgulasa seni
    eğer benden bahsedersen kırılırım sana
    vefasız deyipte sitem edersen bana
    içimden bir parça kızarım sana
    yağmurlu gecelerde hatırlarsan beni
    o anda şimşekler engel olacak sana
    rüzgarlar o parka savuracak seni
    umutların bir ara arayacak beni
    mısraların üzerindeki seni seviyorum sözlerini bilemeyeceksin asla.

    (bkz: gkhns)
  • karanlık yolların içinde bulacaksın kendini
    düşen kayalar altında ve uçak leşleri,
    buna hazır mısın?
    senden başka herkesindir bundan böyle mare nostrum,
    ki, yüzünden gitmeyecek dalgalarının tırnak izleri.

    ve belki de kalbin,
    uçarken gökdelen camlarına çarpa çarpa düşen bir kuş olacak.
    yavaşça düşebilecek misin,
    dikkat çekmeden, acısız?
    uzaklarda kalacak kendini adadığın yakınlar
    başka bir sahneye dönüşecek birden bire dünya,
    yabancı ve soğuk ve anlayışsız.
    ‘belki de bu tepenin arkası ’ diye bir deyim çıkmayacak dudaklarından
    kaldırıp kendini atacak sokaklar

    ve küfürler, ve siren sesleri ve sis
    bir ağaca uzun uzun bakan cılız sokak köpeği
    yağmur altında çocukların dövdüğü,
    ve ölesiye kederli.

    bir de kendinden başka herkesi affetmek zorunda kalmak
    bunu kendine açıklayabilecek misin?

    ‘sonra’ diyecek anlatan, ‘sonra; yani onun için hep bir şimdi…’

    yabancı kalacaksın kendi öyküne
    ansızın yerinden kalkıp giden bir ay
    üst üste yığılı taşlar, yağmurla yağan
    birinin gözleri gece

    yanlarından hep uzun aktığın o ırmaklar
    çoktan dökülmüş olacak bir denize.

    ve yine biliyorum ki:
    senin bunları anlaman için
    şu an anlamaman gerek tüm bu söylenenleri.

    pierre guyotat - cennetin sonu
  • ''bir pilottu kardeşim.
    güzel bir günde emri geldi.
    hazır etti çantasını,
    güneye doğru koyuldu yola.

    bir fatihti kardeşim.
    yerimiz yoktu yaşamaya.
    topraklar ele geçirmekti
    öteden beri hayalimiz.

    kardeşimin fethettiği yer şimdi
    guadarama dağlarında.
    boyu tam bir seksen,
    derinliği bir elli. ''
    bertolt brecht
6 entry daha