şükela:  tümü | bugün
9685 entry daha
  • yanılmıyorsam, saygılarla yalnızdım..
    saygılar duymasaydım, yanılmazdım..
    yaslanacak anılarım olsaydı,
    söyleye-söyleye, böyle saklamazdım.

    özdemir asaf
  • gülüşüne yağmur damlası çarpsa,
    şiir olur.
    bunu bir ben bilirim,
    bir de gökyüzü.

    #ismetözel74yaşında
  • o kızı nerede nasıl görsem
    aklımı başımdan alır ağzı
    saçları şıra köpüğü desem
    kaşları bıçak izi kırmızı

    yakut pulları mı? bu ne görkem
    kanlı gözbebeklerindeki yazı
    beni nasıl büyüledi bilmem
    kirpikleri örümcek kırmızı

    kızıl demirden bir ünlem
    salınması yangın yalnızı
    korkmasam öpmeye eğilsem
    dişleri elektrik kırmızı

    çarpılmışım başım sersem
    sevdim jilet yiyen kızı
    göğsündeki kumrulara değsem
    gagaları zehirli kırmızı

    gece gündüz tek düşüncem
    kasıklarımdaki ince sızı
    artık kimseyle sevişemem
    anladım sevişmek kırmızı

    jilet yiyen kız merih'li gecem
    birlikte bulacağız belâmızı
    sonumuz kuşkusuz cehennem
    kırmızı kırmızı kırmızı

    attila ilhan
  • “derdim: yeter, sakin ol, dinlen biraz artık;
    akşam olsa diyordun, işte oldu akşam,
    siyah örtülere sardı şehri karanlık;
    kimine huzur iner gökten kimine gam.

    bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin,
    yesin kamçısını hazzın sefil çümbüşte;
    toplasın acı meyvesini nedametin
    sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle.

    bak göğün balkonlarından, geçmiş seneler
    eski zaman esvaplariyle eğilmişler;
    hüzün yükseliyor, güleryüzle, sulardan.

    seyret bir kemerde yorgun ölen güneşi
    ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran
    geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi.”

    -charles baudelaire, içe kapanış
  • ne güzel demiş cemal süreya
    eylül ' dü .
    dalından kopan yaprakların
    sararan yanlarına yazdım adını
    sahte bir gülüşten ibarettin oysa .
    ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu.

    eylül 'dü .
    di 'li geçmiş bir zamandı yaşadığımız
    adımlarımızın kısalığı bundandı
    bundandı gözlerimin durgunluğu .
    sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan ,
    ellerin kadar ıssız ,
    sen kadar zamansız molalar veriyordum
    ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz .

    eylül ' dü .
    izlerini çizdiği zaman ansızın gidişin ,
    şimdi yoktu bir anlamı suskunluğun .
    çırılçıplak kalakaldım sessizliğin orta yerinde .
    sonra sesime yankı vermeyen uçurumlar kıyısında yürüdüm bir zaman
    en çok sesini aradım .
    gözlerinse asılı bıraktığın yerdeydiler hala .
    gözlerini sildi zaman..

    dedim ya... eylül ' dü.
    savruluşu bundandı kimsesizliğimin
  • "bu gömlek dikiş tutmaz hep söküle söküle;
    bütüne gel deseler ve gitsek güle güle..."
  • meçhul öğrenci anıtı

    buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
    bir teneffüs daha yaşasaydı
    tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
    devlet dersinde öldürülmüştür

    devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
    -maveraünnehir nereye dökülür?
    en arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
    -solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

    bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
    bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
    yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

    o günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
    yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:
    ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

    arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:
    aldırma 128! intiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
    her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
    bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.

    ece ayhan
  • bu dikenli telden
    yelin teni bile kanlı
    ve firar şevki coşar
    bende

    giysimin her parçasını
    bir diken
    alsın da yele versin
    isterim
    bir gece, bir mermi
    kırsın suskunluk camını
    isterim

    ah, örecek idilerse
    aramıza keşke
    kızıl gülün dikenlerinden
    bir duvar örselerdi
  • şişli’de bir apartıman
    yoksa eğer halin yaman
    nikel-kübik mobilyalar,
    duvarda yağlı boyalar

    iki tane otomobil
    biri açık, biri değil
    aşçı, uşak, hizmetçiler
    dolu mutfak, dolu kiler

    hanım gider, sen gidersin
    gündüzleri çaydan çaya
    gece olur, davetlisin
    ya dine’ye ya baloya

    hey
    lüküs hayat, lüküs hayat
    bak keyfine yan gel de yat
    ne güzel şey
    oh ne rahat
    yoktur eşin lüküs hayat

    yaz gelince adadasın
    mayo giymiş kumlardasın
    etrafında güzel kızlar
    canın çeker, burnun sızlar

    hanım motorla dolaşır
    hanım serbest, kim karışır
    takarsın şeyleri bazı
    dünya böyle sen ol razı

    sen de kendi hesabına
    topla akşam etrafına
    sarıları, esmerleri
    kır şampanya kadehleri

    hey
    lüküs hayat, lüküs hayat
    bak keyfine yan gel de yat
    ne güzel şey,
    oh ne rahat
    yoktur eşin lüküs hayat
  • gözlerin kaç gece eder?
    dudakların kaç karanfil?
    gülünce sehpalar devriliyor,
    kızgınlığın kaç yanardağ?

    attila ilhan
10 entry daha