mikua

  • 933
  • 10
  • 1
  • 0
  • dün

izlenesi netflix türkiye içerikleri

arama yaptım, bulamadıklarımı yazayım dedim. muhtemelen herkes izlediği için yazılmamıştır. çünkü çoğu gişe filmi. tabi ben de isterdim sanat filmleri önermek, fellini filmlerinden hangisini seçeceğimi şaşırtmak, arama yaparken bresson filmlerinin yazılmış olduğunu görmek, ayzenştayn külliyatının yüklenmiş olduğunu yazmak, ama netflix türkiye'nin film içerikleri belli. o yüzden ''bu film niye var lan? izlemeyen son kişiyi geçen gün yakalayıp dövmediler mi?'' düşüncelerine kapılmayın.

bunu bugün gördüm, galiba yeni eklenmiş. vakit geçirmeye bire bir. soundtrack'ini üç gün dinlersiniz: baby driver

samimiyetten başka bir şey sunmayan film: i don't feel at home in this world anymore

herkesin seveceği tarzda bir film değil aslında. birkaç sekans var; oralarda filmi ya seversiniz ya da kapatırsınız. ben sevdiğim için yazmak istedim: a ghost story.

bir kere yazılmış ancak gözden kaçmasını istemem. jake gyllenhaal'in taxi driver'ı: nightcrawler

hannibal serisinin anthony hopkins'li son filmi: red dragon. öncesinde izlemeniz gerekenler: the silence of the lambs ve hannibal. hannibal da netflix'te var.

herkes izlediği için yazılmamış olanlardan biri budur. ''ben izlememiştim'' diyenleri muhteşem bir film bekliyor: phantom thread

mark wahlberg'ün matt damon ile karıştırılmadığı ilk filmi olacakken, dayak ata ata matt damon'a benzetiyorlar. christian bale de var. böyle söyleyince de figüran olarak oynamış gibi oldu. adam oscar aldı bu filmle: the fighter

gerçek bir hikayeye dayanan ve tom hanks'in oynadığı bir film. sadece bu cümleyi okuyunca bile izlerken sıkılmayacağınızı anlamış olmanız gerek. ne kadar seversiniz onu bilmiyorum: sully
bir de bunun denzel washington'lı ikiz kardeşi var: flight

2010'lu yılların en iyi filmleri listelerinde yer aldığı için yine muhtemelen herkes izlemiştir, ama daha önce yazılmamış: mad max fury road.
seriyi hiç izlememiş olan varsa mel gibson'lı diğer üç film de netflix'te var.

7.1/10 veya 72/100 puanlarının yıkılmayan kalesi matthew vaughn'un ilk filmi: layer cake.

aslında james hunt ve niki lauda'nın rekabetini anlatıyor ama izleyince bundan çok daha fazlasına sahip olduğunu göreceksiniz. yarış filmi diyerek önyargılı yaklaşılmamasını tavsiye ederim: rush.

joaquin phoenix'in en sevdiğim performanslarından biri: you were never really here

alejandro gonzalez inarritu'ya en iyi yönetmen ve en iyi film oscarlarını getiren: birdman

guy ritchie filmi. daha fazla açıklama yapma gereği duymuyorum: the man from u.n.c.l.e.

marriage story'nin esinlendiği birkaç film vardı, bu da onlardan biri. yanılmıyorsam, son on beş yılda leonardo dicaprio'nun oscar adaylığı alamadığı tek filmi. dünya genelinde dört milyar kişiyi evlilikten soğutmasıyla bilinir: revolutionary road

ilginç bir yol filmi. muhtemelen dennis hopper ve peter fonda kafayı bulduktan sonra ''atlayalım motorlara gidelim, hem kaydederiz, hatıra kalmış olur'' demişler ve hayata geçirmişler. film zaten fena gitmezken ortalarda bir yerde jack nicholson da dahil olur: easy rider

tim burton'ın -bana göre- en iyi filmi olması nedeniyle ve de daha önce yazılmadığı için yazma gereksinimi hissettim: big fish

steven spielberg'ün aşağı yukarı beş yüz filme atıf yaptığı ve arada çaktırmadan the shining'i yeniden çektiği film: ready player one

yine yönetmen steven spielberg. başrollerinde ise meryl streep ve tom hanks var. dönem filmi. hollywood tek bir film olsa bu film olurmuş. pazar öğleden sonra 4 gibi, akşamı getirmek için izlenenlerden: the post

aslında yazmayacaktım ama guillermo del toro'yu sevdiğim için onun da bir film olsun istedim. idris elba da var tabi. bir de robotlar var ve robotlar sekiz yüz metre falan. sekiz yüz metrelik robotların olduğu bir filmden beklemeniz gerekenlerden fazlasını beklemeyin: pacific rim

kült filmlerdir ama eğer ilk kez izleyecekseniz, son olmayacağının garantisini verebilirim: the breakfast club ve sex lies and videotape

devamını okuyayım »