omniscient narrator

  • 163
  • 22
  • 5
  • 0
  • evvelsi gün

ali babacan

ali babacan sosyal medyaya ayrı bir önem veriyor maşallah. müritleri bilgisayar başında pusuya yatmış eleştirilere karşı cansiparane cevap yetiştiriyorlar. gelgelelim, küfür ve hakaret etmeden bunu yapabilene, fikrini ifade edene pek rastlamadım. büyük bir stratejik hata olduğunu ben söylemiş ve vatandaşlık görevimi yapmış olayım. kamuoyu oluşturmak istiyorsunuz ama şüpheyle bakanlara küfür ediyorsunuz. bu ne yaman çelişki heyecanlı babacancılar. küfür ve hakaret ederek insanlarda tepki oluşturursunuz, sempati değil.

önce şu konuda anlaşalım. erdoğan iktidarının değişmesi için muhalefetin babacan'a ihtiyacı yok. babacan'ın siyaseten var olmaya devam etmek için muhalefete ihtiyacı var. kendisinin tüm stratejisi muhalif blokta yer kazanmak üzerine ve hedef kitle olarak diğer muhalefet partilerine dağılmış olan merkezdeki seçmeni ve çoğu ilk kez oy kullanacak olan ve çoğunlukla partisiz genç seçmeni belirlemiş. internet üzerinden yapılan çalışmaların çoğu bu iki grup üzerine. yani akp'lilere dönük pek bir şey yaptığı yok. zaten ruhen akp'den kopanları diğer muhaliflerden önce kapmaya çalışıyor, o kadar. babacan'ın etki alanı yüzde bir mi, yoksa iki mi? soru bu. oysa geri kalan muhalif blok çoktan yüzde elliyi geçti, babacan olmadan. bunu böyle vurgulayarak anlatıyorum ki herkes ağırlığının farkına varsın.

babacan, teknokrat denen türden bir siyasetçi. doğal bir kapsayıcı lider değil. kılıçdaroğlu tarzında daha diplomatik, daha mürekkep yalamış, daha sakin bir güç. bunlar kötü özellikler de değil bu arada. ama babacan ve yansıtılan liderlik anlayışı yan yana gelmez. mevcut bir yapının iyi bir tamamlayıcı parçası olur ancak. kendisi bir yapı kuramaz. tayyip erdoğan için bir lokma bile değil. zaten henüz erdoğan'a karşı cepheden bir duruşu da yok. arada yanlış uygulamalar üzerinden dolaylı olarak eleştiriyor biraz, o kadar. en çok da bu cepheden taarruz edememesi nedeniyle insanlar bir bit yeniği arıyor. polemik siyaseti yapmak istemiyor olabilir ama akp'nin içinden çıkıp "derdinizin dermanı benim" diyecekse, ayakkabıları çamur olmasın diye kenardan kenardan yürüyemez. o çamura bulanacak, o kavgaya girecek çünkü davutoğlu'yla beraber diğer tüm liderlerin aksine geçmişten gelen çok ağır bir yükü var. istediği kadar görmezden gelsin. her an, her yerde o geçmiş kendisine haklı olarak hatırlatılacaktır. o hesabı vermeden de "yüzde bir mi alır, iki mi" şeklindeki tartışmaların konusu olmaktan öteye geçemez. yok öyle dünü dünde bıraktım, yeni bir hayata başladım tavrı. cumhuriyet tarihinin en ağır sorunlarıyla ve bu sorunların müsebbipleriyle boğuşuyoruz. kendisi de o müsebbiplerden biri.

ekonomiyi bilen tonla insan var. babacan da sihirbaz falan değil. abd'nin başlattığı parasal genişleme politikasıyla alınan milyarlarca dolar ucuz kredi ve cumhuriyetin 70 yıllık birikimlerinin yağma düzeninde satılarak hükümete kaynak haline getirilmesiyle oluk oluk akan paranın içinde yüzerken bakanlık yapmak kolay. bakanlığı döneminde alım gücü şurdan şuraya yükselmiş mi? hayır. sağolsun var olsun ama ona gelene kadar her partide tonla ekonomi uzmanı var. yapılacaklar da belli, yeniden keşfedilecek bir durum yok. kriz denen şey düzenli aralıklarla çıkan bir tür kapitalist sistem ürünü anomali. yeni gelecek bakana, akp'nin ekonominin altını nasıl oyduğuna dair tecrübeleriyle katkı sağlayarak da vatana faydalı olabilir.

daha önce de yazmıştım, yine hatırlatmış olayım.

ali babacan kimdir?

akp'nin kurucularından. 2 yılı dışişleri olmak üzere akp hükümetlerinde 13 yıl bakanlık yapmış, başbakan yardımcılığı yapmış, alınan tüm kararlarda orada olmuş bir siyasetçi. 2015'ten sonra bakan değil milletvekili olarak partide devam etmiş ve ancak 2019 yılında akp'den istifa etmiştir. yani geçen seneye kadar akp'de siyaset yapmıştır ve şimdi birden bire o 20 yıla yakın zamanı görmezden gelelim istemektedir.

2010 referandumunda önerilen anayasa değişikliğiyle yargının hükümetin elinde oyuncak olmasına karşı ne demiş? durumu engellemek için ne yapmış? hiç.

cemaatin uydurma kanıtlarla suçsuz insanları hapislerde çürüttüğü, bir kısmının şartlara dayanamayıp öldüğü, silahlı kuvvetlerin baştan aşağı yeniden tasarlandığı ve devletin sırlarının ifşa edildiği operasyonlarda sesi çıkmış mı? hayır.

rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarında, operasyonu yapanlar cemaatçi diye, yıllarca el altında toplanmış bilgi, belge ve kanıtlara tepki göstermiş mi? hayır. kendisi o günlerde hükümetteydi ve iddia edilen cürüm işlendiyse haberinin olmaması imkansız. bunu geçtik hadi yüzden fazla kez değişen kamu ihale yasasını ne yapalım?

medya kuruluşlarına, şirketlere tehdit şantaj ve gözdağı ile el konulduğunda, satışa zorlandığında, olmadı tmsf elkoyduğunda ve daha sonra kendisinin de konuk olarak çıkıp ekranlarında konuştuğu havuz medyası oluşturulduğunda aklı nerdeymiş? bugün havuz medyasına çıkamadığı için dert yanıyor.

2015 haziran-kasım arasındaki kanlı karanlık dönem hakkında tek kelime etmiş mi? 400 milletvekilini verin bu iş huzur içinde çözülsün, halkımız kaosu oylayacak, istikrar mı, kaos mu gibi inciler dökülürken ne yapmış?

yasama, yürütme ve yargıyı tek adama bağlayacak olan ve reklamı yapılırken bile bile yalan söylenip amerikan tipi başkanlık diye satılan ama aslında suriye tipi başkanlık olan sisteme neden o zaman karşı çıkmamış da şimdi çıkıyor? referandumda hayır kampanyası yapsa en azından makul akp'liler gerçekleri öğrenebilirdi.

betona dayalı büyüme modeli kendi döneminde başladı. üretim ve tasarruf yerine malları ucuza ithal edip tüketim yapma trendi yine kendi bakanlığı sırasında halka adeta dayatıldı. cari açıkla büyümenin eninde sonunda borç krizi getirip patlayacağını öngörememiş mi? "ekonomi çok ısındı, frene basalım" demiş de ekonomiyi o hale ben mi getirdim acaba?

en önemlisi de şu: yukardaki bazı maddelerle ilgili parti içinde eleştirilerini dile getirdiği söyleniyor. neden parti içi, neden kapalı kapılar arkasında? bunlar ülkenin geleceğini karartan dönüm noktaları. partinin menfaati için ve iktidarda kalmak için ülkenin alyhine olan konularda nasıl susabiliyor? yarın öbür gün ülkenin aleyhine olan bir konuda, partisinin menfaatlerini tercih etmeyeceği ne malum?

özetle, kendisi akp'nin ağır toplarındandı. o yüzden öyle bir kalemde geçmişi silemez. ayrıca bir üstte yazdığım gibi, kendisi ülke uçurumun eşiğine gelirken kol kırılır yen içinde kalır demiş ve ülkenin iyiliği yerine partisinin iyiliğini önemsemiş, toplum önünde susmuş ve susukunluğuyla akp seçmeninden gerçeklerin gizlenmesine de destek vermiştir. bu suskunluğu temize çekemez. onu unutsun bence. onca şey oldu, vatanını seven ve vatandaşını güzel günlere taşımak isteyen biri 2019'a kadar susamaz, vicdanının buna elvermemesi lazım. bunu benim gibilerin kabul etmesi mümkün değil. kendi de izah edemez.

bu sorular her yerde arkasından gelecektir. bunlara doyurucu bir cevap verebileceğini sanmıyorum. koşullar falan diyip işin içinden çıkacak. bugün muhalefetin büyük şehirleri almasıyla hareketlenen siyasette kendince bir fırsat görmüş ve siyasete girmiş. hay hay buyursun. ama biz de sorularımızı sorarız, cevaplarını da bekleriz. beyaz sayfa açmış olabilir de biz kabul ediyor muyuz acaba? önemli olan o. bu ülkeye yapabileceği en büyük iyilik akp'nin parçalanma sürecini hızlandırmasıdır, o kadar.

devamını okuyayım »