pentagram

  • azimli
  • mülayim ama sempatik (540)
  • 1495
  • 34
  • 9
  • 3
  • bugün

yabancı dil öğrenmek

sabır isteyen bir süreçtir. bu süreci atlattıktan sonra, yeni bir alışkanlığa sahip olursunuz: başka bir dil daha öğrenmeye başlamak.

malum, artık bir yabancı dil bilmek yetmiyor. ingilizceyi her dönem aynı şeyleri görmekten ezberledik, millet olarak. filmler, müzikler sağ olsun, kulak yatkınlığımız da olmuş, duyduğumuzu anlayabiliyoruz. biraz üzerine eğilince, çözülüyor zaten, çok büyütmeye gerek yok. tabi bunu ne zaman anlıyoruz? ikinci bir dil öğrenmeye başladığımız zaman. çünkü ingilizceden çok daha farklı, kulak yatkınlığı olmayan bir dille karşılaşıyoruz. işte o an, ingilizcenin gerçekten çok kolay bir dil olduğuna karar veriyoruz.

ikinci dili öğrenme aşaması sancılı. özelikle de latin alfabesinde değilse bu dil. rusça'dan örnek verelim. yepyeni harfler, çoğu zaman içinde hiç sesli harf olmayan kelimeler. yeni okumaya geçme aşamasında kelimeyle karşılaşıp bakmak, bakmak. heceleyerek telaffuz etmeye çalışmak. hepsi birbirine benzeyen kelimeleri ezberlemek. dilimize yabancı olan, eril-dişil kelimeler. bunlara gelecek ekler. akıl sürekli ingilizceye kayıyor bu sırada. ah ingilizce söyleseydim şunu hemen, iki dakikada diyor insan o anda. sıkıntılı bir süreç olsa da, geçip gidiyor. tabi ki her an konuşma şansımız olmadığı için, tamamıyla hakim olamıyoruz dile. ama derdini anlatacak kadar bilmek durumu gerçekleşiyor. zaten anadilimiz gibi bilmek değil amaç. idare etsin yeter.

ikinci dilde iyi bir seviyeye geldikten sonra, farklı bir şey aramaya başlıyoruz. acaba başka bir tane daha mı öğrensem? ama bu sefer kolay olsun. yine uğraşmayalım yepyeni kurallarla. türkçe'ye benzer olsun, ingilizcenin kolaylığı olsun. tabi. asya'ya uzanalım biraz daha. çince? yok o çok zormuş. japonca? onu da zor dediler. cesaret edemem şimdi. e peki korece olsun o zaman. hem sinemasını da takip ediyoruz. tamam, korece olsun. başlıyoruz koreceye. yine farklı bir alfabe. ama öğrenmesi oldukça eğlenceli bir alfabe. bunda da samimiyete göre değişen hitap şekilleri karşımıza çıkıyor. belli bir kural var. çok zor değil. uğraşıyoruz. öğrendikçe daha da eğlenceli gelmeye başlıyor. bu biterse artık yenisine başlamamalıyım diyoruz içten içe. her şeyin bir sınırı var değil mi?

artık meraktan mıdır, heves midir, doyumsuzluk mudur bilemem. ingilizceden farklı olarak, yeni bir dil öğrenmeye başlarsanız, alışkanlık haline geldiğini göreceksiniz. yalnız sabır gerekiyor. bir de boş vakit. yeni dil öğrenmenin en güzel yönü ise, yeni tanışılan dilde cümle kurmaya çalışırken, akıldan türkçe değil de, öğrenilen diğer dil üzerinden mantık kurmaya çalışmak. bunu farkettiğiniz gün, diğer dilde de bir şeyler bildiği geliyor insanın aklına, belirli belirsiz bir mutluluk oluşuyor. bir süre sonra, aynı cümleyi bilinen tüm dillerde kurabilince, mutluluk tavan yapıyor. ama dediğim gibi, herşeyin fazlası zarar. abartıp da, kafayı sıyırmamak gerek. kendi dilimiz neyimize yetmiyor? tamam yetmiyor ama, dil öğrendikçe de gidilecek ülke sayısı artıyor. masraf çıkarmayalım, ingilizce yeter, diyerek saçmalıyorum ve bitiyorum. dil öğrenenlere de sabır diliyorum. saygılar.

devamını okuyayım »
17.05.2010 12:20