sadece han desen yeter be koc

  • 65
  • 0
  • 0
  • 0
  • 7 ay önce

bir erkeğin özgecan cinayeti sonrasındaki ruh hali

geçen gün nişantaşından osmanbey metrosuna doğru yürüyorum, uzun sürmesin diye ara sokaklardan gideyim dedim. o bölgeyi bilenler hatırlar, genelde dikim atölyeleri vs ile dolu olduğundan, kapanış saatlerinden sonra in cin top oynar… her neyse ben de sokak arşınlamayı, hangi sokaktan nereye çıkılır öğrenmeyi severim. derken bir ayrıma geldim, aşağıdan giden yolu seçip takip ettim. ancak 10-15 adım sonra o yolun ters yöne doğru döndüğünü anladım ve neyse dedim en kötü bu yolu seçtiğim yere dönmüş olurum. tam bu sırada az ilerimde şemsiyeli bi kadın durduğunu fark ettim. kar yağan buz gibi bir gecede en fazla son baharlık giyinmiş bi hanım köşede duruyordu. yanlış anlama; açık, “tahrik edici” fln demeye çalışmıyorum, deri ceketli vs idi sadece o yüzden garipsemiştim. benim gelişime de şöyle bi bakıp olduğu yerde oyalanmaya devam etti.. kadının hizasına yaklaştığımda içinde bulunduğum sokağın tam sol yaptıktan sonra kapkaranlık bi yere dönüştüğünü gördüm. yani o kapkaranlık yerden geçtiğimde tahmin ettiğim gibi üst yolu seçmem gereken ayrıma gelecektim. o anda kafamda binlerce ihtimal oluştu, ilki kadının gayet haklı olarak o depo arka kapılarından oluşan karanlık sokaktan geçmeye en azından yalnız geçmeye çekindiğiydi. sonrasında aklıma gelense o kadar iyi niyetli değildi; bunun bir tuzak olduğunu düşündüm, belki bi adamın ilgisini çekmek için kadını kullanan ya da kadına yardım etmeyi teklif eden birini gasp vs edecek bir tuzak. sonra kendi kendime saçmalama vs dediğimde zaten o karanlık yola girmiştim. sonra bir fikir daha geldi aklıma belki gerçekten bu tekinsiz yerde birilerini gasp etmek vs için bekleyenler vardı ve daha da kötüsü kadın da bunlardan habersizdi. o sırada üzerimde silah olarak kullanabileceğim bi şey var mı diye düşünmeye başladım, ceplerimin içindekileri hatırlamaya çalışıyorum derken arkamdan bi ses duydum, topuk sesinden o kadın olduğunu tahmin ettim, bu sefer biri saldırırsa onu da korumak lazım… ya korkusundan orda kendisine eşlik edecek birini bulunca peşime takıldı, ya da biraz sonra götüme bi çakı saplanacak. hatta belki ikisi de… derken yolun sonuna yaklaştım sağda solda kuytulara baka baka kurduğum komplo teorileriyle beraber. tam o sırada da arkamdaki kadının gölgesi düştü yanıma, tek gölge, iki eliyle şemsiyesini tutuyor yerler kaygan; dikkat ediyor. yol bitti, ışıklı, görece daha güvenli yere vardık, artık aslında yoldaştık tabiri caizse… döndüm, ilk defa yüzünü gördüm kadının, iyi misiniz dedim, yabancı kökenli bi kadın yüzünden anlaşılıyor, soğuk dedi. hadi hayırlısı deyip içimden, yardım edebileceğim bi şey var mı dedim, türkçesi iyi değil gibi ama ben kategorize etmeyi sevmem, istiyosa o ingilizce konuşmak istediğini söylesin, neyse pek bi cevap veremedi “ha?” fln dedi.. bir sorun var mı dedim, yok dedi telefonuna çevirdi hemen kafasını, e iyi peki o zaman diye içimden geçirip ordan devam ederek metroya yürüdüm. şimdi bu hikayeyi size niye anlattım? korkunun ve güvensizliğin, özgürce yaşayamayışın ne kadar cinsiyetsiz olduğunu görün diye. ben bir “erkek” olarak bu sokağı geçmekte böyle tereddütler yaşıyorsam, kafam rahat yürüyemiyorsam bir “kadın”ın neler yaşadığını düşünelim diye.. asıl derdim olansa şu en son yazmış olduğum cümlenin yazılıyor oluşu… insan özgürlüğünün cinsiyete göre ayrılıyor, tartılıyor oluşu. şimdi ikinci bir hikaye…

ilkokulun son yılında, çok ayrıntıya girmeyeceğim ki kimse zan altında kalmasın, tanıdığım yaşıtım zihinsel engelli bir çocuk vardı. bu çocuk bir başka yaşıtı olan “arkadaşı” tarafından tecavüze uğramıştı. bu hikayede tecavüz eden de edilen de erkek ve sadece 13 yaşındalar unutmayın. işin kötüsü tecavüz olayını bilen anne de “aman oğluma tecavüz edildi” olmasın diye bunu tecavüzcünün tam da istediği gibi hasır altı etmişti. aa dahası da var; ne de olsa ortaya çıkmadı, kimse bilmiyor diye de tecavüzcü, kurbanına şaka yoluyla psikolojik işkence ediyordu. tecavüzcü de imamın oğluydu efendim…

dünyada bir porno endüstrisi var, belki insanlık dışı diye çocuk pornosu ve snuff türü (bkz: snuff) evrensel olarak yasaklanmış olabilir ama sektörün %99.9u erkeklere yönelik biliyor musunuz? aslında sektörü elinde tutanları haklı bulmaya çalışırsınız, ne de olsa izleyicilerin %75i fln erkeklerden oluşuyor..ama maalesef farkında olmasalar da, ki bence belli bi noktadan sonra farkına varıldı, bu sektöre egemen olanlar dünyanın aşağı yukarı cinsellik algısını oluşturuyorlar. daha hiç bi şeyden haberi olmayan çocuklar, türlü türlü sapkınlıkları, ve hatta aşağılamaları izliyorlar o filmlerde… böylece“oyy ne sikiyor be” ve “ohş orspu karıya bak” lafları beyinlerinde oluşuyor… kadını yatakta aşağılamak normal geliyor. şimdiye kadar bir elin parmaklarının sayısını geçmez kadınlar için çekilen pornolar.. ne yazık ki böyle bir ayrım oluşmak zorunda kalmış gün gelince, keşke çocuk pornosu vb.nin yanında bu endüstrinin bu bakımdan da bir denetimi olsa da gelişimini tamamlayan gençler sağlıklı olanın farkında olarak yetişseler. belki porno sektörüne toptan karşısınızdır ama bu bir gerçeklik ve gerçekliğe karşı olmaktansa onu düzeltmek lazım..

bakın bu ülkede rulmanı sikmeye çalışan oldu (bkz: rulman). damacana sikmeye çalışan oldu. yıllardır eşek, inek, köpek sikmeyi normal karşılayanların yanında ördek sikmeye çalışan oldu. küçükken babasız kalınca dedesi tarafından yetiştirilmiş kıza 14 yaşında tecavüz eden dedenin savunması “bu yaşına kadar biz getirdik, sefasını başkası mı sürecekti?” oldu… farkındaysanız jargonum sikmek lafı üzerine kurulu zira bu eylemler, onları yapanların beyinlerinin düşünce yapısını göstermek için sıralandı. bunlar cinsel ilişkiye girmek, sevişmek, seks yapmak, hele aşk yapmak vs vs hiç biri değil; sikmek.

ben anadolu lisesine girdiğimde ilk yılımı yani hazırlığı bitirdiğim yaz, ilkokul son sınıf arkadaşlarımdan birinin bana yorumu “hayır anadolu lisesi kazandın da ne oldu bi sene sikin inik gezdin, ben karıya kıza çaktım” olmuştu. ardından da bir bodrum katında para karşılığı anal seks yaptığı lise sonluları anlatmıştı.

işte tüm bu bahsettiklerimin, hikayelerin sonunda bahsetmeye çalıştığım, beyinlerin nasıl çalıştığı, ayrımın ne şekilde yapıldığıdır. bu kültürde kadınlar yatakta yaptıkları bir hamleden dolayı sorguya çekiliyor, nereden öğrendin bunu diye… ya benden önce biriyle olduysa ya da daha beteri benleyken biriyle olduysa diye… tamamen içinden geldiğini düşünmeden, onunla seviştiğinin farkında olmayan çünkü onu sadece siken zihniyetin karşısındalar. hatta sözde açık fikirli adamlar var ki onlar cinselliğin normal bi şey olduğunu kabul etmişler, bunlar daha beter… çünkü bu sefer bu adamlar da o hareketi nerden öğrendin, onu niye istedin diye sorguya çekiyor, çünkü bu açık fikirli arkadaşlar da kadının bir delik olduğunu düşünen varlıklar, zevk alan, yapılan bu işten keyif alan varlıklar olduğu akıllarından bile geçmiyor… eğer sırtüstü yatmış, adamın işini görmüşse peki, şimdi benim işimi de görsün, ama o adamlarla keyif mi almış, orospu o zaman. ben ilk kez bir kadınla yattığımda, ki onun benim ilkim olduğundan haberi yoktu, şunu nerden öğrendin diye sormasının ne kadar götümü kaldırdığını hatırlıyorum.. tamamen içimden gelerek yaptığım bi hareketin hoşuna gitmesi, aslında hiç bi yerden öğrenmemişken… hadi şimdi aynı şeyi cinsiyetleri değiştirerek düşünün.. o ayılar “oo bana vermeden önce neler neler yapmış bu” demeyecekler mi? çünkü onların lügatında neler neler yapmak namussuzlukya… tam da benim gelmek istediğim nokta, sözde aydınlık sözde açık fikirli arkadaşlar, asıl ikiyüzlüler, asıl tehlikeler…

türk silahlı kuvvetleri eşcinselleri askere almaz.. yanlış.. sadece pasif eşcinselleri askere almaz.. yani sikiliyosanız olmaz, ama sikensen, “erkekliğinden bi şey kaybetmemişsen” gel de aslanlar gibi askerliğini yap derler. bu resmi kurumun bile zaten eşcinselliğe, hele duygu boyutuna bakışını geçtim ama cinselliğe siken ve sikilenden ibaret bakışının bile ne kadar otorite olduğunu görün istiyorum. buradaki jargonum da tsknın beyninden besleniyor kusurumabakmayın..

şimdi şu günlerde kadınlar yürüyor, kadınlar haykırıyor, kadınlar ses çıkartıyor… ama cinselliğe olan bu bakışta, bu karanlıkta, şiddetin ve cahilliğin bu tarafında aslında yan yana yürüdükleri insanlara cinsel ayrım yaparak. bunu yıllar önce lgbt hareketleri biraz da farkında olmadan yapmıştı. onlara ayrım yapanların bir üst kümesinden nefret ederek ötekileştirmişti. şimdiyse ben hetero bir erkek olarak son onur yürüyüşünü kaçırdığım için üzüntü duyup, ermenice yazılmış yaşasın eşcinsel aşk dövizini keyifle taşıyorsam, önümüzdeki onur yürüyüşüne hevesliysem bu yanlıştan dönülüp hareketin gerçekten aydınlanmasıylaydı… kendi mezun olduğum okul olmasından dolayı onları örnek vereceğim, lütfen kızmasınlar ama, ytülü kadınlar özgecan için buluşuyor diye bir etkinliğe denk geldim mesela, yine dedim iyi niyetle bi açayım bakayım belki “etkinlik için bu ismi uygun bulduk ama erkekleri de bu duruşu sergilemek adına yanımızda görmek isteriz” gibi not düşülmüştür, tabii ki hayır. çünkü bilgiyle dolması gereken üniversite gençliği feminizmi ya da kadın haklarını, ki hakların bile cinsiyete ayrılması acı vericiyken, erkek nefretiyle ayıramaz haldeler. tabii ki bu bir genelleme, ne bu etkinliğe dahil olanlardan ne de herhangi bir üniversite gencinden birini zan altında bırakmak istemiyorum.

şimdi ben bir erkek olarak, çokça gördüğüm gibi erkekliğimden utanıyorum desem, hatta erkeklikten istifa ediyorum ulan desem… çeksem bir video diz çöküp, sadece mensubu olduğum bir topluluğun bir takım üyelerinin yaptığı insanlık dışı davranışlarından dolayı kendi adıma yalvarsam af dilesem tüm kadınlardan, neyi değiştirir? kadın yine diyor ki en önemli görev yine bize düşüyor.. ne kadar yüce ki çareyi kendinde doğuruyor.. çare deyince “tahrik edici” giyinmemek veya gece alkollü dolaşmamak anlaşılmasın yine.. biz bilinçlendireceğiz, en olmadı göğüs gerip savaşacağız diyor. şimdi benim istifam da, utancım da hiç bi halta yaramazken beni, sadece cinsiyetimden, senin kadar muhteşem bir varlığın yanında durabilme şansından, destek olabilip de yapabileceğim tek şeyi yapma şansımdan neden alıkoyuyorsun? bırak da bu algıyı layığıyla, beraberce olması gereken yere çekelim. bilgisiz toplum yok olmaya mahkum denirya, bilgisiz yozlaşmış çoğunluğa karşı yan yana duralım. benim seni sevme hakkımı elimden alma, ataerkil yapıda erkekliğinden gurur duymak istemeyen beni, yeni kuracağımız yapıda erkekliğinden utanır hale sokma… senin için bağırmak istemiyorum, suçlu hissettiğimden de bağırmak istemiyorum, bizim için bağırmak, en iyisine en doğrusuna ulaşmak için bağırmak istiyorum… erkek şiddetine değil dünya üzerindeki her şiddete, kadın erkek eşitsizliğine değil her türlü eşitsizliğe karşı bağırmak istiyorum, seninle beraber… çünkü biliyorum ki seninle beraber olursam başarabilirim.

devamını okuyayım »