şükela:  tümü | bugün
  • adidas , national tv
  • aslında fark etmesek de kullandığımız eşyaların, ürünlerin büyük bir çoğunluğunun markasına bir bağlılık hissederiz buna kuramda marka sadakati deriz. gidip marketten her seferinde aynı tereyağını alıyorsanız bu marka sadakatidir ve duygusal bir bağ kurmuşsunuzdur. markalar marka imajını sizin markayı bir insan gibi algılamanız ve bir insana duyduğunuz bağlılığı markaya duymanız üzerine yine sizin zihninizde kurar.
    kapitalizmin sürekli satışı sağlamasının yegane sebeplerinden biri budur. aslında kendimizi olabildiğince bunun dışında tutmakta fayda var gibi geliyor. içinde bulunduğumuz ülkenin de sistemi bunun üzerine kurulu evet ama sistem günün sonunda çok sert patlayacak gibi duruyor. çünkü küresel çapta büyümeyi durduran en büyük etkilerden biri (bkz: koronavirüs) oldu. etkilerinin daha başındayız gibi duruyor. aslında çin'de yapılan kamulaştırmalar, amerikan kapitalizmiyle alay eder nitelikte. tabii ki kesin bir yorum yapmak imkansız ama kimilerinin hisleri, ben dahil, geleceğin küresel dünyadan uzaklaştığını söylüyor.
  • hunca (caldion)
  • eti
  • yararından yani fiyat/performans’tan ziyade markayla bağ kuruluyorsa kapitalizm hedefine ulaşmıştır.

    şahsen hiçbir markayla duygusal bağ kurmam. çünkü hepsi kapitalist sistemle yoğrulmuş kimi daha popüler kimi daha az popüler markalardır.

    örneğin apple yeni çıkacak iphone telefonunda çentiği kaldırıp birkaç özellik ekleyecek. xiaomi ve bu özelliği önceden kullanıcıya sunan markalar ise çentiksiz modeli çoktan kullanıcıya sunmuşlardı. xiaomi’den bihaber olan, ismini duyunca burun kıvıran insanların teknolojiden ziyade markayla duygusal bağ kurması apple ve samsung gibi fahiş fiyatlı markaların her sene daha çok satmasına neden oluyor. her sene cimri bir şekilde özellik ekleyip sanki bir yenilikmiş gibi telefon çıkaran bu markalar benim gözümde fiyat/performans endeksine uymadıkları için asla duygusal bağ kurulmaması gereken markalardır. ne zamanki fiyatlarını makul bir seviyeye çekip özelliklerde özgünlük elde ederlerse o zaman duygusal bağ kurmadan almayı düşünebileceğim markalar olurlar.

    şu haliyle piyasadaki huawei son dönemlerdeki fiyat politikasıyla devre dışı kalmış olsa da çıkardığı honor gibi alt modellerle alınabilecek markadır. xiaomi, meizu, nokia’nın birkaç modeli halen piyasada en çok satan markalar arasındadır. özellikle uzak doğu pazarında. son zamanlarda huawei amerika’da ve çin’de satışlarını arttırınca apple’ın ve samsung’un trump’a olan şikayetiyle ambargo yediler. yakın bir zamanda markalarla iyiden iyiye duygusal bağ ortadan kalkınca yani teknolojik özelliklere ve fiyata odaklanınca diğer markalar da apple ve samsung’u geçeceklerdir. bu durumda ya fiyat politikalarını değiştirecekler ya da özellik olarak arz fiyatının hakkını verecek özellikler ekleyecekler. yoksa f/p odaklı diğer markalar tarafından geçilmeleri kesin.

    son olarak markayla değil ihtiyaçlarınız ve alacağınız verimle odaklı kendi mantığınızla bağ kurun. kararı beyniniz versin. markayla hipnoz olmuş gözleriniz değil.
  • pınar ile duygusal bir bağ kurdum. bağlı olduğu holding ve bütün markalarından nefret ediyorum.

    (bkz: pınar ürünlerini boykot)
  • adidas sanırım.. ilk ayakkabım puma diye hatırlıyorum gerçi ve puma o zamanlar alt ve orta sınıfın giyebildiği bir markaydı. adidas biraz daha pahalı, orta segment; nike ve reebok en pahalısı. günümüz gençleri bu markaları kullanıyor mu, onu da bilmiyorum. 1980'lerden bahsediyorum.

    adidas nedense bende bir saygınlık oluşturmuştur küçüklükten beri. halbuki günümüzde aşağı yukarı hepsi uzak doğu'da imal ediliyor ama bir şey adidas'sa üstüne çıkıp tepinsen gene bir şey olmaz gibi bir markadır dimağımda. bu anlattıklarım sevgiden çok saygı oldu, onun da farkındayım.
  • (bkz: quicksilver)