şükela:  tümü | bugün
  • mezarı istanbul'un eyyüp semtindeki bu sahabe ensarın ileri gelenlerindendir. hicretten sonra ensar muhacir kardeşliği dayanışmasında hz. muhammed kendisini seçmiş, aynı evi paylaşmışlardır.
    uzun yaşayan sahabe hz. muhammed'in "istanbul'u fethedecek kumandan ne güzel bir kumandan, istanbul'u alacak asker ne güzel asker" övgüsüne nail olmak üzere istanbul kuşatmasına katılır. fakat kuşatma esnasında şehid olur.
    yıllar sonra fatih'in istanbul'u fethi sonrasında fatih'in hocası akşemseddin, eyyub el ensari'nin mezarını rüyasında teşhis eder. ve mezarının bulunduğu yerde bugünkü eyüp semti kurulur.
  • rivayet odur ki, istanbulun kuşatması sırasında akşemseddin ve fatih eyyub el ensari'nin mezarını aramaya çıkarlar; bir süre aradıktan sonra birşey bulamazlar ve namaz vakti geldiği için aramayı bırakırlar, akşemseddin yere bir seccade atar ve namaza durur, secdeye kapanır ve iki üç saat kalkmaz, fatih durumu merak eder ancak birşey söylemeye de çekinir, saatler sonra secdeden kalkan akşemseddin fatih'e eyyub ile konuştuğunu, mezarın tam seccadeyi attıkları yer olduğunu söyler.

    bu hikayenin rüyada görme versiyonu da vardır. askerin moralini yükseltmek için anlatılan bu hikayeden sonra gelelim gerçeğine, eyyub el ensari'nin mezar yeri yüzyıllar öncesinden beri bilinmektedir, vaktiyle arapların istanbul kuşatmasını kaldırmak için bizans ile yaptıkları anlaşmada mezarın bozulmadan bırakılması koşulu da bulunmaktadır.
  • peygamberimiz hz. muhammed i misafir etmis önemli zat. istanbulun araplar tarafından kusatılması sırasıda burada sehit dusmustur. mezarı aksemseddin tarafından bulunmustur.
    ilk olarak fatih sultan mehmet tarafından yapılan turbe ve camii daha sonra 3. selim tarafından yıkılıp tekrar insaa edilmistir. ve osmanlı sultanları tahta cıktıktan sonra kılıc kusanma torenlerini eyup sultan da yapmıstır.
  • "mihmandar-ı nebevi"

    tam ismi ebu eyyûb halid b. zeyd'dir. hazrec kabilesinin neccaroğulları kolundandır. annesi zehra bint-i sa'd, babası küleyb b. sa'lebe'dir. hicretten iki yıl önce müslüman olmuş, ikinci akabe biatında bulunmuş ve ensardan islamiyet'i kabul eden ilk kişi olmuştur. hz. peygamber (a.s.m.) ile bedir, uhud, hendek, hayber, mekke'nin fethi, huneyn başta olmak üzere bütün savaşlara katılmıştır. savaşlarda o*'na zarar gelmemesi için yanından hiç ayrılmaz hatta bazı geceler çadırı etrafında nöbet tutarmış. vahiy katibi olması sebebiyle hz. peygamber (a.s.m.) zamanında kur'an-ı kerimayetlerinin bir araya getirilmesine hizmet etmiştir. ashab arasında ilmiyle de tanındığı için kendisine sorulan dini konularda pek çok fetva vermiştir. kendisine neden mihmandar-ı nebevidendiğine gelirsek; resul-i ekrem(a.s.m.) medine'ye hicret edince medine'li müslümanların her biri onu evinde misafir etmek istediler. ancak hz. peygamber (a.s.m.), bir tercih yaparak onları gücendirmemek için devesinin çökeceği yere en yakın eve misafir olacağını söyledi. kendisini taşıyan devenin önce bir yere çöktüğü, buradan hemen kalkıp biraz ileride tekrar çöktüğü görüldü. resulullah (a.s.m.) oraya en yakın olan ve dedesi abdülmuttalib'in annesi tarafından kendisine yakınlığı da bulunan ebu eyyûb'un evine yerleşerek burada yedi ay misafir kaldı. bundan dolayı ebu eyyûb "mihmandar-ı nebi" ünvanıyla anıldı. bu ev islamiyet'in öğretildiği bir mektep durumundaydı. hz. peygamber (a.s.m.) fakir muhacirlere burada yemek verir, kendisine sunulan hediyeleri fakirlere burada dağıtırdı. ev sahiplerine her vesile ile dua eder, onların bolluğa kavuşmalarını, huzur ve afiyet içinde olmalarını dilerdi. resul-i ekrem (a.s.m.) kendi evine taşındıktan sonra da zaman zaman ebu eyyûb'un evine misafir olurdu.

    ebu eyyûb, hz. ebu bekir devrindeki savaşlarla hz. ömer devrinde yapılan suriye, filistin ve mısır seferlerine katılmıştır. kıbrıs seferinde de bulunmuştur. medine, asilerin eline geçip hz. osman'ın namaz kıldırması engellenince herkes tarafından sevilip sayıldığı için hz. ali'nin tavsiyesi üzerine bir müddet imamlık yapmıştır. hz. ali halifeliği döneminde irak'a gittiğinde onu medine'de yerine vekil bırakmıştır. haricilerle ve muaviye ile yapılan savaşlarda hz. ali'nin yanında yer almıştır. bu dönemde basra valisi olan abdullah b. abbas, basra'ya gelen ebu eyyûb'a "senin vaktiyle hz. peygamber'e yaptığın gibi ben de bugün sana hizmet etmek istiyorum" diyerek konağını ona bırakmıştır. giderken de kendisine kırk bin dirhem, yirmi köle ve değerli hediyeler vererek onu uğurladığı rivayet edilmektedir.

    sağlıklı olan herkesin allah yolunda savaşa katılması gerektiğine inanan ebu eyyûb "kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayınız." (el-bakara, 2/195) mealindeki ayette sözü edilen tehlikeyi, savaşa gitmeyip işiyle gücüyle meşgul olmak şeklinde açıklardı. bu sebeple ihtiyarlık döneminde bile her yıl bir savaşta bulunmaya gayret etmiştir. katıldığı seferlerin sonuncusu, müslümanların ilk istanbul kuşatması olmuştur. onun bu kuşatmadan bir yıl sonra (49/669) gönderilen yezid b. muaviyekumandasındaki takviye birliğinde bulunduğu da rivayet edilmektedir. bu rivayette islam ordusu haliç'e vardığı zaman, ebu eyyûb'un rahatsızlığı artmıştı; yezidkendisini ziyaret edip bir dileğinin olup olmadığını sordu. ebu eyyûb da ondan askere selam söylemesini, kendisinin ölünce yıkanıp kefenlenmesini ve ordunun ilerleyebildiği en uç noktaya gömülmesini vasiyet etti. hz. peygamberin (a.s.m.) "konstantiniyye surunun dibine salih bir kişi gömülecektir" buyurduğunu söyleyerek, "umarım ki o kişi ben olurum" dedi.
    mihmandar-ı nebevi ebu eyyub el-ensari, hicretin 49. yılında (669) vefat etmiştir. ancak h. 50-52-55 olduğu da rivayet edilmektedir. cenaze namazını yezid b. muaviye kıldırmıştır. vasiyeti üzerine ordunun ilerleyebildiği en son noktaya defnedilmiştir. surlara yakın bir yerde birinin defnedildiğini öğrenen bizans imparatoru, yezid b.muaviye'ye haber gönderip kuşatma kalktıktan sonra o mezarı açacağını ve cesedi vahşi hayvanlara parçalatıp yedireceğini söyledi. buna karşılık yezid, o kişinin peygamber sahabesi ve kendileri için önemli bir kişi olduğunu belirterek, eğer onun cesedine bir zarar verecek olurlarsa islam ülkesinde yıkılmadık kilise, öldürülmedik hıristiyan bırakmayacağını imparator'a iletti. imparator bu tehdit üzerine geri adım atıp, eyyûb el-ensari'nin cesedine bir şey yapmayacağına dair söz verdi ve söz verdiği gibi mezarına dokunmadı.
    islam ordusu kuşatmayı kaldırıp geri çekildikten sonra, bizans halkı yıllarca eyyûb el-ensari'nin kabrini ziyaret ettiler, kuraklık zamanında kabrine gelip yağmur duasında bulundular. fakat latin istilasında ebu eyyûb'un türbesi de yıkıldı. bu istiladan sonra zamanla ebu eyyûb'un kabri kayboldu. fatih sultan mehmet istanbul'u feth ettikten sonra hocası akşemseddin'den eyyûb el ensari'nin kabrini bulmasını istedi.
    akşemseddin keşf yolu ile gece ışık topunun indiğini gördüğü mevkii, kabrin yeri olarak gösterdi. burası kazıldığında iki kulaç derinlikte "ebu eyyûb'un mezarı burası" yazan bir taş bulundu. adını ebu eyyûb'dan alan istanbul'un eyüp semtinde bulunan kabir, günümüzde de önemli ziyaret yerlerinden biridir.

    kaynak içinde; http://www.yenidunyadergisi.com/…/article_978.shtml
  • mezarinin oyle kut diye bulunusu akla baska seyler getiren tarihi kisiliktir. 15. yuzyilda bir osmanli ordusunun durduk yere degil bir sahabenin, herhangi bir mezari bile acmasi bile akla yakin bir olay degildir. bu millet define ararken dahi tarlasini kazmaya cekinirken, sen gidip sahabe mezarini kazacaksin. carpilirsin, cesaret edemezsin.

    demek ki isin ardinda baska seyler var. yapilan orduyu gazlamaktan ote birsey degildir, basarili bir propaganda calismasidir. olayin giris kismi zaten kendini ele veriyor. ordunun morali bozulmus, savasmak istemiyor. ne yapacaksin. o tarihte sarkici turkcu getirip, uso show ayarinda bir calisma yapamazsin. vatan millet sakarya olayi henuz daha icat edilmemis. hamaset edebiyatiyla da bir yere varilmaz. en iyisi dini bir oge kullanmak. bunu da fatih in akil hocasi aksemseddin akil etmis, gercekten cok akillica bir manevra ile orduya cift maas sozu yerine bir mezarla isi halletmistir. tebrik ediyorum. yalniz eyup sultan turbesinin sonradan sunnet cocuklarina iskence icin kullanilacak bir yer olacagini gorememistir, burdan teessuflerimi gonderiyorum. yazil degil mi bize.
  • aslında hiç istanbula gelmediği; cami, türbe, vs hepsinin bir takım uydurmalardan ibaret olduğu yorumlanmıştır.

    http://www.odatv.com/…ercekle-yuzlesmeye-2905101200

    hoş; mezarı orda olsa ne olur, olmasa ne olur. gerçekten gelmiş olsa ne olur, olmasa ne olur, mezarına gidip el yüz sürülse ne olur, sürülmese ne olur.

    hiçbir şey.
  • bu ülkede herkesin g.tünden atmaya hakkının olduğunu gösteren tarihi kişilik.

    atv haber, eyüp sultan'ı araştırmaya bir muhabirini medine'ye gönderiyor. muhabir peygamber devrinden başlayarak eyüp sultan'ın hayatını içeren bir haber yapıyor. doğal olarak sıra eyüp sultan'ın türbesine ve türbenin bulunuş hikayesine gelir.

    muhabir eyüp sultan türbesinin fatih'in emriyle fetihten sonra (!) bulunduğunu iddia eder.
    hem de akşemseddin şurayı kazın, orada bir mermer bulacaksınız demişmiş.
    bitmedi, orada da bu eyüp sultan hazretlerinin mezarı yazıyormuş.

    şimdi, bir kere mezar fetihten sonra değil önce bulunmuştur.
    peki, niye bulunmuştur:
    fetih hiç de kolay olmamıştır. bir kere istanbul'un fethine içerden çok ciddi muhalefet vardır. başta çandarlı halil paşa olmak üzere. çandarlı fethe karşıdır, askeri de bu yönde, kendi yanına çekmeye çalışır. güçlü bir haçlı ordusunun gelmekte olduğu söylentilerini dört bir yana yaydırır.

    fatih yeniçeri tayfasına değil de sınırlardan gelmiş biraz da maceracı askerlere güvenmektedir. onlar arasında da istanbul'da zenginlik kalmadığı hatta yağma izni olmayacağı gibi söylentiler yaydırılır.

    sur içinde de bizans gerçekten de yiğitçe savaşmaktadır, zira evlerinin bahçelerinde savaşıyorlar. neyse, kuşatma uzadıkça uzar. zayiat arttıkça artar. bazı hristiyan gemiler kuşatmayı deler, bizans'a yardım götürür. haçlı ordusunun çok yaklaştığı şayiaları alır, yürür; askerin gerçekten morali bozulur.

    ondan sonra ne mi olur?
    1) yağma izni (bizanslı kadınlar dahil) çıkar.
    2) eyüp sultan'ın mezarı bulunur.

    fetih'ten sonra bir daha on yıllarca da mezar hatırlanmaz.

    fatih gerçekten büyük bir liderdi.
    eminiz bunları izlese, "cahilden uzak dur" derdi.
    bunlarla uğraşacağına gitti madrabaz çandarlı'yı astırdı.
    hem de tarihte örneği az görülür şekilde şahsi mallarına el koydurarak.
    şimdi halkı eyüp sultan türbesiyle uyutacağınıza şunu yanıtlayın?
    fatih çandarlı'yı neden astırdı, neden mallarına el koydurttu?

    bonus: çandarlı size kimi hatırlatıyor?
  • ben allaha inanmıyorum ama bir güç var geyiğine girmek istemiyorum, zaten allaha da inanıyorum. şunu söyleyip gideceğim, yüzyıllardır insanların yoğun olarak dolaştığı mekanlarda muazzam enerjiler olduğunu düşünüyorum. kabe, ayasofya, topkapı, taksim meydanı, beyoğlu, sultanahmet, süleymaniye vs. gibi yerlere gidildiğinde insan ister istemez kendini tuhaf hisseder. oralar yoğun enerji noktalarıdır. yüzyılların ruhu orada dolanmaktadır. işte eyüp sultan türbesi de böyle bir yerdir. orada ister bir mezar olsun, ister olmasın; kanuni'nin bile gidip dua ettiği, her gün onlarca ziyaretçinin akınına uğrayan, o insanların enerjisinin bulunduğu yerler ister istemez kutsal ve büyülüdür.

    ben bugün oraya gidip o huzurlu atmosferde kendime bir 5 dakika ayırdım ve duamı ettim. beni orada duyacak, dualarımı kabul edecek kimse yoktu belki, ama herkesin yüzyıllardır inanarak dua etmeye gittiği bir yerden ben de payımı almak istedim. özetle demek istediğim şudur, orada hiçbir şey olmasa bile orada bir türbe olduğuna yönelik inanç sayesinde orası kutsaldır, çünkü müthiş bir enerji alanına sahiptir. dolayısıyla ettiğiniz dualar kabul olur.