şükela:  tümü | bugün
  • tus ve dus muadili olarak düşünülen, temel eczacılık eğitimi sonrası uzmanlık yapmak isteyen eczacılar için getirilen sınav. resmi gazetede yayınlanmıştır.

    http://www.resmigazete.gov.tr/…14/11/20141114-3.htm

    4 ya da 5 yıl süreli uzmanlık eğitimi verilmesi planlanan eczacılık branşları şu şekilde olacak:

    onkolojik eczacılık
    enfeksiyon hastalıkları eczacılığı
    klinik eczacılık
    fitofarmasi eczacılığı
  • 3 yıl süreli uzmanlık eğitimi verileceği ilgili resmi gazete ekinde yer alan uzmanlık dalları şu şekildedir:

    klinik eczacılık
    fitofarmasi

    --- spoiler ---

    belirtilen eğitim süreleri, sağlık bakanlığınca, eczacılıkta uzmanlık kurulunun kararı üzerine üçte bir oranına kadar artırılabilir. eczacılıkta uzmanlık eğitimlerine, merkezi olarak yapılacak eczacılıkta uzmanlık sınavı ile girilir.

    --- spoiler ---
  • eus;
    ilgili yönetmeliğin yayımlanması biraz daha gecikirse 2017'de de yapılamayacak sınav.
  • ülkemizde eczacılığın hala enerji kaybı bir meslek olduğu gerçeğini pek değiştireceğini zannetmiyorum.

    onkolojik eczacı. yani ne oluyor? ne işe yarayacak? tedaviye karışamayacak, dozu değiştiremeyecek, zamanlamayı belirleyemeyecek. neyi belirleyecek peki? hayır, cidden bilmediğimden soruyorum. alay etmek filan için değil.

    ben olacağı söyleyeyim, üniversite hastaneleri onkolojik eczacı alacak, bunlar 9'da işe gelip 2 saat öğle arası yaptıktan sonra saat 4'te de siktirolup gidecek, 5-6 bin de maaş alacak. yaptığı iş de hastane 5'fu alacağı zaman ihale şartlarına yalandan imza atmak olacak. yalandan iki de kemoterapi hazırlama odalarını gezer bir de o kadar. bitti gitti.
  • ülkede herhangi bir meslek düzgün uygulanmıyor diye o mesleğin enerji kaybı olduğunu düşünmekte güzelmiş. madem böyle bir düşüncen var, gerekli mercilere değerli fikirlerini sunarsın yada bir mesleği karalamazsın.

    klinik eczacılık yada uzman eczacılık dünyada uygulaması olan ve bazı ülkelerde başarılı bir şekilde uygulanan bir eczacılık türüdür. burada önemli olan hastanın tedavi esnasında ve sonrasında olabildiğince az yanlış tedavi kurbanı olması ve ilaç etkileşimlerinden daha az zarar görmesidir.

    eczanesi olan bir eczacı olarak doktorların birçoğunun farmakoloji bilgisinin yerlerde olduğunu söyleyebilirim. adam ilacı yazıyor ama hastanın o anda başka bir rahatsızlığı var mı yada varsa o ilaçla ne gibi bir etkileşimi olacak bilmiyor. ayrıca hastanın kullandığı tüm ilaçları değerlendirmek zorunda ancak bunu yapan doktora henüz rastlamadım.
    bunların dışında bir doktorun yazdığı ilacı diğer doktor kontrol bile etmiyor. hasta aynı gün içerisinde üç poliklinikte muayene oluyor diyelim, üç doktorda antibiyotik yazıp yolluyor. kaldı ki etki spektrumu birbirine yakın yada ait olduğu grup açısından neredeyse aynı ilaçlarda olabiliyor. ve bilmeyenler için söyleyeyim bu gibi durumlar hastayı tedavi etmekten ziyade daha da hasta ediyor.

    sadece yukarıda verdiğim iki örnekte bile eczacının tedaviye müdahale etme şansı yok. yani hem yetki anlamında yok hemde gelenek olarak. yetki kısmı anlaşılmıştır umarım, yani devlet böyle bir yetkiyi vermiyor. gelenek kısmı ise şu; hem doktorun burnu öyle bir havada ki yanlış bir iş yaptığına inandıramıyorsunuz hemde hasta eczacıya karşı öylesine güvensiz ki sen doktordan daha iyi mi bileceksin diye azarlayabiliyor ki söylediği konu ilaç ve ilaç etkileşimleri yani eczacının uzmanlık alanı.

    şimdi, burada çözüm ve (bkz: #62122817) bu entry'i yazan arkadaşa eczacılığın aslında bir enerji kaybı olmadığını anlatmak için şunların olması gerekir: eczacılıkta uzmanlık gerçekten de iyi bir eğitim sonucu verilir ve eczacıya da gerekli yetkiler daha doğrusu hakkı olan yetkiler verilir. hem hastanede hem de serbest eczanede eczacı hastanın reçetesini karşılamanın yanında o reçeteyi inceleyebilme ve müdahale etme yetkisine sahip olmalıdır. özellikle serbest eczanede sgk bürokrasisinden başını kaldıramayan eczacıyı bu yükten kurtarıp hastasıyla ve hastasının reçetesiyle yeteri kadar ilgilenecek zamanı bulabileceği bir yeniden ilaç temin sistemi kurulmalıdır.

    tüm bunlar yapılmadan eczacılıkta çok gereksiz yea diye söylenmekte olsa olsa boş konuşmaktır. daha iyi fikirleri olanlar pistlere davet edilir ancak binlerce insanın mensubu olduğu bir mesleği safi enerji kaybı olarak görürseniz orada bir adet kötü niyetiniz yada kuyruk acınız vardır demektir.
  • cordorane yerine cardopan veren eczanelerin olduğu bir ülkede aslında iyi bir fikir. 5 senede e reçetede yazanı veremiyor, 5 sene daha okursa demek ki verecek,

    ayrıca düzgün klinik bilmeden neyin artistliği? herkes haddini bilsin lütfen. hayatında ral ronküs görmeyen eczacı koah tedavisinde ilaç etkileşimine bakacak öyle mi? atriyal fibrilasyonu ekg'si tanımayacak ama af tedavisinde söz sahibi olacak öyle mi? bence böyle saçma sapan talepleri olan eczacıların burnu doktorun kendisinden daha havada. klinik bilmeden tedavi düzenleyemezsin, düzenleyemeyeceksin.

    çocukları pistlerden alalım.
  • cordarone yerine cardopan veren eczacı yoktur, ilacın ismini aklında tutamayıp ulan şöyle çalakalem yazayımda bilmediğim anlaşılmasın diyen doktor vardır. sen düzgün yazarsan eczacı neden vermez çünkü bunlar %90 raporlu kullanılan ilaçlar ve eczacı sisteme reçeteyi girerken aynı zamanda hastanın raporunuda tanımlar yani raporu ve etken maddeleri kontrol eder yoksa sgk yaptığı hatanın kat kat bedelini o eczacıdan ceza olarak geri ödemede keser.

    şu klinik eczacılık meselesine gelirsek, kimse eğitimini almadan bu işe başlansın demiyor. gerekli eğitim alındıktan sonra yapılsın deniyor. yoksa buraya okuyanların bir çoğunun anlamayacağı terimler yazarak artistlik yapmanın lüzumu yok. ayrıca hastanın ekg'siyle ben niye uğraşayım manyak mıyım ben, bak anlamam bilmem demedim, bilsem bile niye uğraşayım o doktorun işi. klinik eczacılıkta amaç tamamen ilaçla ilgili süreci yönetmek, doktor ve hemşireye danışmanlık yapmaktır. bu yüzden anlama özürlü bebeleri pistlerden bir kovalayalım.

    ayrıca eczacıların tedavi sürecine dahil edilmesi hükümetin yıllardır sadece söylemde kalan ilaçta tasarruf olayının temel ayağını oluşturur. hükümet gerçektende ilaç şirketlerinin ve kendi bürokrasinin cebinden ziyade vatandaşın sağlığını ve cebini düşünüyorsa eczacıyı tedavi sürecine dahil edecek düzenlemeleri yapar. bu sayede vatandaş hem gerçektende ilaçla ilgili bilgi ve profeyonel yardım almış olur hemde doktorun yapabileceği hatalardan korunmuş olur.
  • tartışma danışmanlıktan, ilaçla ilgili süreç yönetmekten şeyolduğundan belirtmekte fayda var; bizde yaygınlaştırılması gereken eczacı danışmanlığından ziyade şudur

    (bkz: atilla karaalp)

    bir tedaviye müdahaleyi yine başka bir hekim yapar, hatta direkt olarak yapmaz ilk tedaviyi düzenleyene danışır yapar.

    eczacı arkadaşlar ar-ge'ye .