şükela:  tümü | bugün
  • son onbeş dakikası insanı gerçekten delicesine ağlatan ve sıradan bir filmi acıların kült filmine dönüştüren bir başyapıt.
  • türkçe çeviri hatalı film isimleri kervanına iki ayrı şekilde katılan(bkz: aşk sınır tanımaz)(bkz: onu çok sevdim) başlarda ne ki bu? dedirten ama filmin sonlarına dogru ne oldugu anlaşılan(bkz: aşk)eric schaffer yapıtı *film.
    (bkz: unutulmayacak film sahneleri)
  • amerikan ingilizcesinde sonbahar anlamına gelen kelime. ingiliz ingilizcesi için:
    (bkz: autumn)
  • (bkz: guz)
  • (bkz: the fall)
  • the fall has come to hurt, beloved i was sometimes downhearted

    the hate inside my head speaks
    the false, untrue disguise betray
    my life is open wide
    decision comes in time

    easy for you tonight to die
    take my heart
    easy for you tonight to cry
    take my life

    the words i kept inside, all lies
    revealed to see daylight
    these wounds i tried to hide
    inside where all else dies

    and the fall came beatin` man to ground
    and the sorrow cheatin` her to bleed
    till lies are all you have

    şeklinde sözleri olan, pek başarılı charon şarkısı. downhearted albümünde bulunur.
  • sicakligin vazgecilmez oldugu, her geri kacisin*, uc ileri donuse* esitlendigi, beyinlerin kitlendigi bir nokta*ya oturan hikaye.
    ayrica, (bkz: ebeveynle gidilmeyecek filmler).
  • sonundaki mektubu saatler suren cabalar sonucu kagida doktugum, fakat orjinal metni gordukten sonra turkce cevrilisinin alakasizligiyla hayal kirikligina ugradigim, basarisi kotu ceviriyle bile golgelenemeyecek film.

    "bunu uzun zamandir soylemek istiyordum...

    neden hep cin yemegini yerde yediginizle ilgili kavga ettikten sonra, mutfagında caydanliga uzandigin siırada soylemek istemistim.

    yataginda ilk sevismemizden sonra uyurken ustune dusen ay isigini gordugumde soylemek istemistim, orda olmasamda gulleri gordugun anda kendi gogsumde carptigini hissettigim kalbine kulagimi dayayip soylemek istemistim ama en cok seni son gordugum gece soylemek istedim. seni kollarıma alacak, o guzel yuzune bakacaktım... senin bana baktigini bilecektim, hala icinde olacaktım, sessiz; hareketsiz ama icinde olacaktim. sana bunu o kadar cok soylemek istedim ki, her seferinde dudaklarim kelimeleri benden alip uzaklastirdi. sadece karanlik okyanusun kiyisindaki bir şey duymaya alismamis; duymakta istemeyen yalniz ve buyuk kertenkele duyabildi. umarim onlari olduklari gibi duyabilirsin... olmaları gereken gibi hissedebilirsin... umarım onlara elinle olmasa bile, yanlis olduklarini bile bile karsi cikmazsin. lutfen onlari kalbine al ve gozlerini kapatip ruhunu acarak hisset. sadece bir an icin, birak sesim onlari bir opus gibi kulaklarina fisildasin. gulumsedigin zaman, basin dans eder gibi hareket ettiginde dudaklarin dudaklarimla bulustugunda, bir bardak sarabi yudumlarken, sevistikten sonra cirilciplak yanimda otururken, cesurca hareket ettiginde, guldugunde, elimi siktiginda, fisiltiyla adimi soylediginde, bana sarildiginda, kalbin gogsumde carptiginda, beni sevdiginde... bencil oldugum icin uzgunum, kucuk oldugum icin uzgunum, sadece bir adamim ve bu adam seni cok ozluyor.

    seni cok ozluyor... beni opusunu ozluyor, gulumseyisini ozluyor. ah! gulumseyisini oyle ozluyorum ki ama en cok yasanmamis o ani ozluyorum.

    kendini benden kopardigin o ani... en zor olan beni ne kadar onemsedigini bilmek, beni ne kadar sevdigini bilmek, gulumsemeyi sevdigini bilmek... kendini geriye dogru birakip “yakala beni” demeyi sevdiğini bilmek. bunlari bilmesem belki dusmanin olurdum. kendimi kurban ilan ederdim; ama yapamam... cunku gercek degil, gercegi ikimiz de biliyoruz ve gercek su ki; bugun degil. beni tamamen terk ettiğini ve bunu istemediğini bildiğini biliyorum. sadece gulusunu gormek icin milyonlarca mil yol katedebilirim. bir gun belki ama bugun degil... bu yuzden sanirim kaybolmayalim.......... iyi olacagini biliyorum, cunku ben de iyi olacagım ve belki sadece belki eger tanri oyle isterse; bir gun gelecek; bir kis gunu, sans eseri birbirimizi beyaz karlarin ustunde yururken bulacagiz. ya karanlik daglarda ya da engin denizlerde ve belki iskoc kiyisinda bir kumsalda ya da new york’un isildayan limaninda... ve yukarilarda; yildizlarin arasinda meleklerin ortasinda kollarini bize uzatacak. o an ikimize de soylenmeyen ama hep bildiğimiz en eski mutlulugu vermeyi isteyecek. birbirimizin gozlerine bakacagiz ve bilecegiz iste bugun... bugun! o gun yarin ya da gelecek hafta, ya da gelecek yil, ya da baska bir hayatta ama guzel yuzune yeniden bakacagim. o yuzun ki anlatabileceklerimin cok otesinde... sunu soyleyecegim “seni seviyorum, seni seviyorum... gercekten seni seviyorum...”

    bana hafifce gulumseyeceksin, gozlerini kapatacaksin “yakala beni” diyeceksin ve duseceksin.

    yok edilen umutlarin kutlanisina ..."