şükela:  tümü | bugün
  • insana dumur olaylar silsilesi yaşatır.
  • ozel hastanede yasadigim durum. iki saattir bekliyoruz annemle. devlette bile sira beklemiyosun artik.
  • devlet hastanesinde hastayı daha da hasta eden bir durum...
  • insanı fıttırabilecek olan eylem. özellikle '' ya ben bi ilaç yazdırıp çıkıcam'' ve ''sabahtan beri bekliyorum, şundan sonra ben girecem'' diyen insanlar duymazlığa verilmeli.
  • ruhumu burada teslim etmezsem beni hicbir hastalık olduremez. -gulucuk-
  • - bir an önce sıra gelsin ve siktirolup gideyim.

    - tahlilde bir şey çıkarsa ne yapacam. yok yok çıkmaz.

    - merdivenden çıkan kıza bak ya, taş amk.

    - doktor da kadın iyi mi. nemrut bişeye benziyor.

    - herkes hasta amk.

    - hasta olacak ne vardı amk.

    - bir de kanser çıkıyormuşum hassiktir

    - şu zırlayan çocuğu aşağı atsam ne rahatlarım.

    - karşı bankta oturan hatun bana mı baktı.

    - şu moruğa bak ya, hala ne yaşıyorsun amk

    - ulan ben de böyle mi olacam, ölürüm daha iyi.

    - baudeleaire doğru söylemiş lan, 'hayat bir hastanedir.'

    - hah sen de gel, bir sen eksiktin amıa koyyim

    - bu işin kolay yolu yok mu ya, o kadar tıp öğrencisi buhar mı oluyor memlekette

    - aslında doktor bir kız bulsan ne iyi olur, olmadı hemşire

    ...gibi düşüncelere daldıran acılı dakikalar içerir.
  • öncelikle şu bakınızı vereni fena yaparım.

    (bkz: doktor olduğunu her yerde belirtme ihtiyacı)

    açık ve net söylüyorum ki hastanede sıra beklemek medeniyet göstergesidir.

    şu hastanelerde neden kimse sıra beklemek istemez gerçekten aklım almıyor.

    bankada sırasını bekler, karakolda bekler, başka kamu dairelerinde bekler ama hastanede beklemek istemez.

    hasta psikolojisi falan gibi savunmaları kesinlikle kabul etmiyorum; kimse hasta olup bu kalabalık yerde vakit geçirmek istemez ama başka çare var mı?

    ülkenin sağlık politikası o kadar kötü ki, bu hastanelerdeki keşmekeşlik sittin sene düzelmez.

    bakın size herhangi bir poliklinikte günlük olarak yaşanan rutin sıkıntıları paylaşayım.

    -sabah daha polikliniğe girmeden, koridorda yürürken 2-3 kişi dibine kadar gelip soru sorar, "hocam beni hatırladın mı tahlil istemiştin, sonucu göstereceğim bla bla bla..."
    yaa bi durun arkadaşım, bi durun da odaya geçeyim daa, bilgisayarı açayım, az bi bekleyin yaa.
    üstelik her gün 100 tane hasta görüyoruz, yani nerden hatırlayayım seni allahaşkına.

    -hasta bakmaya nasıl başlanır normalde?
    hemen sıra numarası 1 olan kişiyi çağırırsınız değil mi.
    yooook, böyle bir şey mümkün değil. çünkü "öncelikli hasta" diye bir şey var.
    kimdir bunlar? 65 yaş üstü yaşlılar, küçük çocuk hastalar, askerler, gazi yakınları vb...
    kapının önü yaşlı hastadan geçilmiyor zaten, ellerindeki sıra fişi 20, 30 ama hepsi de öncelik istiyor.
    tamam öncelikli hastaya bakıyorsun, bu sefer de diğerleri homurdanıyor, "hocam bu sıra niye ilerlemiyor!!!"
    ilerlemez tabi amk, normal hastadan çok öncelikli hasta var, nasıl ilerlesin ki!

    -bir de randevulu hastalar vardır, sıradan ziyade randevu aldığı saatte muayene olmak durumundadır.
    bu arkadaşlar genellikle randevu saatini geçirir ama gelir gelmez "hocam benim randevu saatim geçmiş, beni alın içeriye" der.
    randevu zamanını geçirme sen de, madem zamanında gelmeyeceksin o zaman o randevuyu alma.
    şimdi seni içeri alınca bu sefer de diğer hastalar söyleniyor, ben senin yüzünden insanlarla kavga etmek zorunda mıyım yaa!

    -önceliği olmadığı halde erken muayene olmak isteyen hastalar olur, kimisi "bebeğim ağlıyor, durmuyor" der, kimisi "köyden geldik, araba yok" der, kimisi "çocuklar okuldan gelecek yetişmem lazım" der, hepsi bir şey der.

    -personeller ayrı derttir; hastaları hiç bitmez ve ben personel yakınıyım deyip erken girmeye çalışır.

    -o polikliniğin kapısının hemen önünde en az 20 tane insan olur; içerdeki dışarı çıkamaz, sırası gelen o kalabalığı yarıp içeri giremez.
    yani o kapının önünde ayakta bekleyince noluyor, zaten sırayla çağırıyoruz.
    bok mu var da orda dikilip insanların geçmesine engel oluyorsunuz!

    -odada hasta var diyelim, onunla ilgilenirken yalandan bir kapı tıklatma sesi ve çaaat birisi içeri dalar.
    yaa arkadaşım birazcık hasta mahremiyetine saygınız olsun yaa, içerde insan varken niye içeri giriyorsunuz, ahır mı burası!
    bir ara kapıyı kitleyeyim dedim, bu kez de miğfer dibi kalesine saldıran uruk-hailer gibi kapıyı kıracaklar amk; ta ki sen kapıyı açana dek tak tak tak sürekli vuruyorlar.
    la oğlum kapı kilitliyse müsait değil demektir, ne diye vurup duruyorsun!

    -bazıları da vardır, "ben sadece bir şey soracağım" deyip içeri girer ama yalan haa.
    sorduğu soruya cevap verebilmeniz için uzun uzun dinleyip dosyasına bakmanız lazım.
    kardeşim senin muayene olman lâzım dersin bu sefer de "hemen bi baksanız" der.
    ya bi sen uyanıksın zaten, defol git sıran gelince gir içeri işte!

    -tahlil, film istersin ve hastaya sonuçlara öğleden sonra bakacağım diye söylemene rağmen öğleden önce gelip "hocam benim işim var" deyip sonucuna bakmanı ister.
    yav herkesin işi var, beklemek istemiyorsan git ve işin bitince gel, te allam ya!

    -ve daha sayamadığım bir sürü sıkıntı.

    şimdi kimse bana sevmiyorsan bu işi yapma demesin, bilakis ben işimi çok seviyorum.
    elbette ki her işin bir zorluğu vardır, benim mesai saatlerim belli, eninde sonunda akşam evime gidiyorum zaten.

    benim derdim sıra bekleyen insanların enayi yerine konulmaması, muayene olacak hastanın mahremiyet hakkının korunması ve herkesin kaliteli sağlık hizmeti alması.

    ama bu yoğunluk içinde ne yazık ki herşey dört dörtlük olmuyor işte.

    ben güneydoğu'nun bir ilçesinde çalışıyorum, gerek eğitim seviyesinin düşük olması, gerek sosyokültürel yapı hasebiyle insanlar bu saydığım kurallara riayet etmiyor.

    birkaç gün önce bir tane hanımefendi muayene için geldi; gayet kibar ve saygılı idi, derdini de uzatmadan, net bir şekilde anlattı, işbirliği içinde sorunu çözdüğümüzü düşünüyorum.
    kendisini kontrole çağırdım ama gelemeyeceğini belirtti, zira ilçemize misafir olarak gelmiş ve birkaç gün sonra izmir'e dönecekmiş.
    tesadüf mü? hayır.

    bir tarafta doğu insanının sıcakkanlılığı ve misafirperverliği, diğer yanda batı insanının medeniyeti ve nezaketi.

    3 yıldır buralarda çalışıyorum, çok güzel insanlar tanıdım, çokta sevdim doğuyu ama medeniyeti, nezaketi de çok özlediğimi farkettim.

    zorunlu hizmetimi tamamladım, umuyorum ki yakın zamanda buradan ayrılmak kısmet olur.