şükela:  tümü | bugün
  • içinde 4 şey bulunan okullardır:
    1. sonuna (sonsuza) kadar okumak isteyen pırıl pırıl çocuklar,
    2. çocuklara bir şeyler vermek isteyen öğretmenler,
    3. okuma azmi,
    4. yokluk....
  • köy okullarında okuyan çocuklar il ve ilçelerde okuyan çocuklar kadar şanslı değil. çoğu zaman tahtaları, oturacak sıraları olmaz. buz gibi bir sınıfa 15 kadar öğrenci yığılır, nefesleriyle sınıfı ısıtırlar.

    bu çocukların giyecek ayakkabıları yok, montları yok. asfaltı, taşı dahi olmayan köyün çamurlu yollarında iki kat çorap çekip terlikleriyle gidip gelirler yaz kış.

    defter alacak paraları olmadığı için eski defterini silip sonraki sene tekrar kullanan çocuklar bilirim.

    bu sebeple şayet bir okula yardım edecekseniz, bu köy okullarından biri olsun. normal şartlarda olan bir okulu biraz daha iyileştirmek yerine, çok kötü şartlarda eğitim görmek zorunda olan çocuklarımızın okullarını normal şartlara çıkaralım.

    bir haftasonu çayınızı kahvenizi kalabalık bir kafede içmek yerine; alın kullanmadığınız ama kullanılabilir durumdaki kıyafet, ayakkabı, defterleri götürün size en yakın bir köydeki çocukların ailesine verin. sıfır alınmış paketiyle istemezler merak etmeyin, kullanılabilir olsun yeter. ama gücünüz varsa, tabii ki yenilerini alın.

    kitaplığınızda duran okuduğunuz kitapları bu çocuklara ve okullarına hediye edin. kalemliğinizde süs olarak duran kalemleri alın bu çocuklara hediye edin.

    çayınızı da yüzünde gülücükler açan küçük çocukları ve yoksul aileleri mutlu etmenizin gururuyla için.

    lütfen imkanınız varsa, bu çocuklara yardım edin.
  • çocuklara okuma yazma öğretemeden ortaokullara gönderen ilkokullardır. bünyelerinde bulunan hocalara çok güzel şeyler söylüyoruz arkadaşlarla. yaptığınız ayıp. türkçe okuma yazma bilmeyen adama ingilizce öğretmeye çalışıyoruz sayenizde!
  • bir sınıf öğretmeni olarak tüm içtenliğimle söylüyorum bunları.köylerde okuyan çocuklar maddi imkansızlıkların yanında eğitim eşitsizliğinden de muzdariptir.köy öğretmenliği öğretmen olmayan çeşitli bölüm mezunlarının formasyon alarak yaptığı veya memleketi oraya yakın olduğu için kendi bölümü olmamasına rağmen bu işi yürüten(!) sosyal bilgiler,türkçe,matematik mezunlarıyla yapılan iş olmuştur.
    ücretli öğretmenlerin istedikleri zaman işini bırakabilmeleri,doğal olarak yerine gelen öğretmenin 1 ay beklenmesi öğrencilerin derslerden uzaklaşmasına neden oluyor.
    takdir edersiniz ki öğretmenlikler içinde öğrenci-öğretmen bağının en kuvvetli olduğu zaman ilkokuldur.bu yaşta çocukların eski öğretmenlerine sevgi beslemesi ve yeni gelen öğretmene uzun süre alışamaması,eski-yeni öğretmen arasındaki anlatım farklılığı,eğitimde bilinen ''sınıf yaşanmışlığı'' adı verilen durumun öğrencilerde etkisi öğrencilerin eğitimden kopuk kalmalarına neden olmaktadır.
    ücretli öğretmenliği sırf işsiz kalmayayım mantığıyla yürüten maliye,işletme mezunu binlerce insan var.devletin de işine geliyor tabi.kelle hesabı yapıyor maaş yatırırken.
  • eğitimi geçtim hayattaki fırsat eşitsizliğinin yaşandığı yerlerdir. benim çalıştığım köy halkı toprak zengini. gösterişi ve para harcamayı çok severler. eğitime önem vermezler. nasıl olsa bağ-bahçe var okumazsa okumasın kafasındalar. haliyle bu durum çocuklarına da yansıyor. materyalist ve şımarık olarak yetişiyorlar. köy okulu taşımalı olduğu için mevcut köyden öğrenciler ile maddi durumu iyi olmayan çevre köylerden ve çiftliklerde çalışan mevsimlik işçilerin çocukları da aynı okulda eğitim görüyor. yaşaman sorunları az çok tahmin ediyorsunuzdur. kalem bile almakta zorlanan öğrenci ile elinde tablet ve akıllı telefon ile gezen öğrenci aynı sınıfta. akran baskısı bir yandan daha el kadar çocukların nasıl acımasızca birbirlerini sahip ol(a)madıklarıyla yargıladıklarını görseniz. hayatın acımasızlığımın küçük bir parçası burası.