şükela:  tümü | bugün soru sor
  • 80lerin romanya’sı… medya susturulmuş, radyolar kapatılmış, sadece bir televizyon kanalı, günde 2 saat yayın yapıyor. yayının içeriğini zaten tahmin edebilirsiniz. evde daktito bulundurmak bile ölümle cezalandırılan bir suç. her 30 kişiden 1’inin gizli rejim polisi olduğu sıkılıkta bir yönetim, insanların kendi annelerinden korktukları müthiş bir sindirilme ortamı. ülkeden 100,000lerce anneleri tarafından terk edilen çocuk var. neden mi? rejimin gebelik müffettişlerinin zoruyla çocuk sahibi olmaya mecbur bırakılan kadınlar kadınlar kedi gibi yavrulamaktan bıkıp, çocuklarını bırakıp, yurtdışına kaçıyorlar.nikolay çavuşesku (nicolae ceau?escu) romanya’nın scorniceşti kasabasında 1918’de doğdu.

    çiftçi bir ailenin çocuğu olan çavuşesku, ilkokulu bitirdikten sonra okumaya devam etmeyerek fabrikalarda çalışmak üzere henüz 11 yaşındayken bükreş’e gitmiş.

    14 yaşında (o zamanlar) yasadışı olan romanya komünist partisi’ne katılmış ve 15’inde komünizm propagandası yapmaktan ilk defa tutuklananmış.
    komünizm romanya’ya 2. dünya savaşı sonrası geliyor, ve 1989’da çavuşesku’nun idam edilmesine kadar 42 yıl devam ediyor:

    ikinci dünya savaşı’ına tarafsız olduğunu ilan ederek başlayan romanya, aslında nazi’lerle gizliden gizliye müttefiklik yapıyor. derken, savaşın gidişhatının naziler’in alehine gittiğini gören romanya, taraf değiştirip, topraklarındaki alman askerlerini tutuklayıp ruslar’a vererek savaşın kaderininde önemli bir hamle yapıyor. böylece ruslar ile ilişkiler başlıyor. savaş için romanya topraklarına gelen ruslar komunist ideolojiyi burada yaygınlaştırıyorlar. 1945’te komünist parti’ye kayıtlı sadece 1000 adam varken, sayı sadece 2 yılda 1947’de 710,000 kişiye çıkıyor!

    bir yıl sonra 1947’de monarşi sona eriyor ve romanya halk cumhuriyeti kuruluyor.

    1948’de tarımda kolektivizasyona geçiliyor, yani tüm tarım alanlarının sadece devlete bağlı olduğu dev bir tarla oluyor. kolektivizasyon çerçevesinde eskiden toprak sahibi olan çiftçiler topraklarından koparılarak şehirlere zor şartlarda yaşamaya zorlanıyorlar.

    kurulan dev tarlalarda, savaş öncesi dönemin liderleri ve muhalif entellektüeller tutuklanarak, zorlu koşullar altında çalışma kamplarında çalışmaya mahkum ediliyorlar. ilerleyen zamanda tüm fabrikalar ve iş yerler de devlete bağlanıyor. tüm halk da buralarda karın tokluğuna çok ağır şartlarda çalıştırmaya başlıyorlar.

    rusya ile ilişkileri pekiştiren romanya, 1953’te latin alfabesinden slav alfabesine geçiyor. hatta sokak adları şehir adları bile sovyet liderlerine ithafen değiştiriliyor.çavuşescu romanya’nın 2. ve son komünist lideri. 1965’te komünist partinin genel sekreterliğinin ve 1967den 1989’a devleti yönetiyor.

    lider olmadan önce 21 yıl partide çeşitli görevlerde bulunuyor:
    1944-1945 yılları arasında komünist gençlik birliği sekreterliği
    1947‘de tarım bakanı
    o zamanki komünist parti lideri gheorghe gheorghiu-dej’in altında silahlı güçler bakan yardımcılığı
    1952‘de “moskova kanadı” merkez komitesi liderliği
    1954 yılında partinin ikinci en yüksek pozisyonuna geliyor.
    1965‘te parti lideri gheorghe gheorghiu-dej’in ölümünden sonra, çavuşesku romanya işçi partisi birinci adamı (genel sekreter) oluyor. partinin adını romanya işçi parti’inden romanya komünist partisi olarak değiştiriyor.
    1967‘de danıştaybaşkanlığına geliyor. bu da one devleti yönetme yetkisi veriyor. devletin adını da “romanya halk cumhuriyeti”nden “romanya sosyalist cumhuriyeti“ne çeviriyor.
    1974‘de devlet başkanlığına geliyorçavuşesku yönetime ilk geldiğinde duruşu daha yumuşak, halk da daha halk durumdan hoşnutmuş. ayrıca yürüttüğü batı’ya yakın dış politika sayesinde avrupa ve amerika’nın sempatisini kazanmış. batıya güler yüz, içeriye demir yumruk olan çavuşesku için gelmiş geçmiş en katı stalinist deniyor.

    batı’nın kalbine giden yol sovyet rusya’sını yalnızlaştırmak olduğundan, 1968’de sovyetler’in çekoslavakya’yı işgal etmesini oynalamaması, sovyetler’in afganistan’a müdahalesini kınası ve tüm sovyet bloğu’nun boykot edildiği 1984’te los angeles olimpiyatları’na da katılması sayesinde amerikan başkanı nixon ziyarete gelmiş, hatta ekonomik yardım bile almış.

    diğer taraftan, çavuşesku 1971’de çin halk cumhuriyeti ve kuzey kore’ye seyahatler yapıp oradaki sert otoriter rejimleri yerinde inceleyip romanya’ya adapte etmeye çalışıyor.

    batı’da ılımlı komunist lider imajı çizen çavuşesku’nun halkına karşı aynı sıcaklığı gösterdiğini pek söyleyemeyiz. içeride çok daha sert ve baskıcı lider ve hükmü boyunca halkına karşı eli giderek daha da ağırlaşıyor, hatta zulm noktasına varıyor.romanya’nın sanayileşmemiş ekonomisinin kalkındırmak için stalinist düşünceden ilham alan çavuşesku, daha çok iş gücü = daha çok para gibi bir sonuca varır ve ekonomik sıkıntıları gidermenin yolunun nüfusun artması olduğuna karar verir.

    iş gücünü 23 milyondan, 30 milyona çıkarmayı hedefleyen çavuşesku, 1966’da “fetüs tüm halkın ortak mülküdür” diyerek, insanları üremek zorunda bırakan politikalar uygular:

    1. çavuşesku’nun getirdiği bekarlık vergisi

    çavuşesku, bekarın gelirinin %10’una el koyan vergi sistemini getirir. kişilerin çocuk sahibi oluncaya kadar %10 vergi ödemekle yükümlü kılınır.

    2. çavuşesku’nun getirdiği kürtaj yasağı

    kürtaj yasaklanıyor. kadınlar bakamayacakları çocukları doğurmaya zorlanıyorlar. devlet, bunun arkadasında “devlet sizden iyi bakar. doğurup yetişttirme yurtlarına bırakın” diyerek duruyor.

    3. çavuşesku’nun regli polisi

    evet, doğru duydunuz. iş yerlerine devlet görevlileri 45 yaş altındaki kadınları gebe mi diye muayne diyorlar. eğer gebelik yakalarlarsa, kadının doğurduğundan emin olmak için böyle takip yöntemleri uygulanıyor. halk arasında bu ekibe regli polisi deniyormuş. neticede, her tür hamile kadın doğurmaya zorlandığı için çocuk ölümleri 1000de 83’e fırlamış.

    neticede, 100,000lerce kadın macaristan’a kaçmak zorunda kalır. arkalarında da 100,000lerce yetim bırakırlar.

    bu arada, çavuşesku çiftinin de 3 çocuğu varmış.

    4. her 30 kişide 1 kişinin gizli rejim polisi olduğu korku ortamı
    securitate” denilen gizli polis çavuşesku’nun halkı bastırmak için en önemli kırbacı olmuş. toplam 3,549 kişi ile başlayan teşkilatı, giderek memluniyetsizliği artan halkı baskılamak için, 21-22 milyonda her 30 kişiden 1’i rejim polisi oluncaya kadar büyütmek zorunda kalmışlar.

    telefon dinleme, sokağa çıkma yasakları en hafif silahlarıymış. securitate, işkenceden ölüme uzanan yöntemleriyle derin bir paronoya ortamı yaratarak halkı sindirmiş. öyle ki, insanlar kendi ailelerinden çekinir olmuşlar. kadın-erkek-çocuk ayrımı yapadan herkese dehşet saçmışlar. çavuşesku’nun 25 uzun sene başta kalmasını sağlayan en önemli faktörün bu teşkilat olduğu söyleniyor.

    5. varlık içinde yokluk
    çavuşesku kabus bir adammış ama batı da sütten çıkmış ak kaşık hiç değil. çavuşesku’nun sovyetlere sırtını dönmesini fırsat bilen batı hemen romanya’ya borç vermeyi teklif eder. bunun kötü bir şey olduğunu fark etmeyen çavuşesku, 1968’de 13 milyon dolar borç alır.

    1980’e gelindiğinde ülkenin ekonomisinden kocaman bir delik vardır ve beklenenin aksine ülke fakirleşmiştir. bunu düzelmek ve romanya’nın dış borcunu silen lider olarak tarihe geçmek isteyen çavuşesku çok hırslı bir projeye soyunur.

    tarıma yüklenilir. halk, çalışma kamplarına köle gibi çalıştırılıp, bolca üretim yapılır. bu üretimin tamamını dışarıya satılarak borcu ödemeyi planlarlar.

    ülkede dev bir üretimin varken, halk kendi elleriyle ürettiklerinden mahrum edilmiş. vatandaşlar temel besin kaynaklarını bile karneyle almak zorunda bırakarak emekleri karşılığı açlığa terk edilmişler. bunu elektirik ve gaz kesintileri takip etmiş.

    sonunda halkın git gide biriken öfkesi onu ölüme götürmüş.

    borçlar 1989’da ölümünden birkaç ay önce anca kapanabilmiş.

    6. sistematizasyon politikasının kopardığı hayatlar
    insan yurtların koparılarak, çavuşesku’nun komünist felsefesine uygunluk çerçevesinde yeniden inşa ettiği şehirlerde yaşamaya ve onlara tayin edilen işlerde çalışmaya zorlanıyor.

    1972-1987 arası 8000 köy yıkılıp, buradakiler tek tip, ufak, kutu gibi apartman dairelerine yerleştiriliyor.

    çavuşesku’nun komünist felsefesine uygun şehirler oluşturmak için, kiliseler ve tarihi binaları da içermek üzere tüm ülkede yıkım ve yeniden inşaat haraketi başlıyor. özellikle başkent bükreş’in tarihi dokusu bozulmaya başlamış, şehrin organik doğası yok edilmiş ve “şehirleşme” adı altında zevksiz tek düze gri binalar yapılmış.

    romanya’nın en güzel yapılarından biri olan tarihi peleş kalesi‘ne taşınmak isteyen çavuşesku çiftinin kaleyi de bu dönüşüm hareketine kurban etmesi ihtimalinden korkanlar peleş kalesi yönetimi son derece komik ama etkili bir yöntemle kaleyi korumayı başarmışlar: binada ölümcül bir virüs yayan bir mantarın olduğuna dair bir söylenti yayan çalışanlar, başarıyla çavuşesku çiftini buradan kaçırmayı başarmış. ??

    önce kelimeleri ağızından alınıp, sonra ağzına yeni kelimeler dizilen medya
    bütün diktatörler gibi, pisliklerini örtüp, kendini aklamak için medyayı ele geçirmişler. tanıdık stratejiler: medya sürekli çavuşesku yanlısı manipülatif haberler pompalıyormuş, ülkeyi olduğundan daha ileride gösteren yalan haberler yapıyormuş.
    öte yandan, en ufak eleştirilere bile tolere edilmiyormuş. evde daktilo bulundurmaktan ötürü ölüme gönderilen kişiler olmuş. fikir özgürlüğü adına sovyet bloğunda en katı uygulamalar burdaymış.
    1989’da berlin duvarı yıkılıp, komünizm resmi olarak çöktüğünde romanya’da dönüşüm ve çöküş de kapıyı çalmış.

    romanya’daki devrimin ilk kıvılcımı 15 aralık 1989’da timişoara’daki macar kilisesi’nde peder laszlo tökes’in diktatörü kınamasıyla çıkmış. sonraki günlerde polisin müdahalesi ile çıkan olaylarda 115 kişi ölmüş.

    çavuşesku bütün birliklerini harekete geçirmiş ve timişoara’daki isyanı bastırmaya göndermiş. fakat sonunda 19 aralık’ta kendi askerleri de taraf değiştirip, çavuşesku’ya karşı isyancıların yanında yer almış. işte bu kırılma noktası olmuş.

    21 aralık’ta bükreş’te olaylar başlamış. anti-çavuşekucu 100.000 kişi yuhalamalar ve sloganlarla yürüyüşe geçmiş ve polisle çatışmalar başlamış. tankların, silahların konuştuğu çatışmalarda tahminen 1033 kişi öldürülmüş.

    ertesi gün yüzlerce gösterici sokaklara çıkmış. olağanüstü hal ilan edilmiş. gece yarısı çavuşesku komite binasının balkonundan bir konuşma yapmaya niyetlenmiş fakat binanın çatısından helikopterle kaçmak zorunda kalmış.
    çavuşesku ve eşi elena, helikopterle çok uzağa gidememişler. targovişte yakınlarında yakalanmış ve buradaki askeri üste götürülmüş. 25 aralık’ta anonim bir mahkeme kurulmuş ve ölüme mahkum edilmişler. aynı gün kurşunlanarak öldürülmüşler. ironik olarak çavuşesku’nun hayatı boyunca en çok korktuğu şey de vurulmakmış.

    ölümünün ardından çavuşesku ailesinin lüks evi, altın kaplamalı mobilyaları, elena’nın elmaslı ayakkabılarının görüntüleri televizyonlarda dönmeye başlamış.

    tüm sovyet bloğu ülkeleri içinde devrimin komünist liderin idamı ile sonuçlandığı tek ülke romanya olmuş.
    çavuşesku
  • yaptıkları bana birini hatırlatıyor. umarım sonu da hatırlatır.
  • iktidarının ilk 10 yılı ve sonraki 14 yılı iyi incelenmesi gereken rumen diktatör...
  • türünün son örnekleri de aynı kadere mi yazılmış zamanın göstereceği eski romanya diktatörü.