şükela:  tümü | bugün
  • çok uzun zamandır rast gelmediğim, nadir bulunan ablalardır.

    otuzlarıma girmek üzereyken, ablanın teki bana kancayı takmış, kendince bizi nişanlı ilan etmişti. onun planlarına göre, kısa süre sonra ailelerimiz tanışacakmış, sonra söz kesilecekmiş, sonra nişan yapacakmışız, sonra da evlenecekmişiz. bu sırada ilişkimiz birinci senesine girdiği için, çevresindeki arkaradaşlarına bizi nişanlı olarak tanıtıyordu. öyle tanıtmamız lazımmış.

    bu arada abla yüksek eğitimli, yurt dışında sempozyumlara gidip gelen, okulda araştırma görevlisi pozisyonunda, güya entelektüel bir ablamız. gerçi türkiye üniversitelerinde herkes birbirini siktiği için, bir kızın nişanlı diye bilinmesi, yine bazı insaflı tiplerin kıza göz koymaması için yararlı olabiliyor ama tabi hepsi hikaye, evli barklı nişanlı, sözlü hiç fark etmiyor, asistanlar, doçetnler, profesörler kapıyı kilitledi mi birbirilerini ayakta sikiyorlar.

    neyse, işte böyle bir atmosferde ben bu ablayı nasıl terk edeceğim diye düşünüp planlar yaparken birgün ablanın fakültesine gittim. odasına girdim, kendisi dersteymiş, 15 dakika sonra dersi bitince gelecekmiş. odada da asistan arkadaşı başka bir kız var. kızı da tanıyorum, arkadaşız. tüm klasik kızlar gibi, benimki de beraber olmaya başladığımızda ilk iş beni arkadaşlarına "takdim etti." zannedersin ki saray ahalisine tanıştırılan namzetim. o günden sonra sürekli cuma akşamları bu kızın arkadaşları ile beyoğlu balarında buluşmalar yaşamak zorunda kaldım. gece bitince kızı yatağa atıp çatır çatır sikmeyecek olsam, hiç katlanmayacağım arkadaşl buluşmalarıydı ama naparsın. bu kızların hepsi ruh hastası.

    neyse, tabi muhtemelen ben bizim kızı siktikçe, amcığını yara yara, kanırta kanırta, götündeki deliği büyüte büyüte sabahlara kadar posta posta içine sıcak döl akıttıkça kızımız da işe gidip arkadaşlarına "ay benim hayvan beni sabaha kadar pomaladı," diye anlatıyor olmalı. orası kesin. işte bu nedenden ötürü, ben ablayı odada beklerken, bunun asistan arkadaşı da bana garip garip bakmaya başladı.

    kızın giderek alevlendiğini, amcığının sulanmaya başladığını, yanaklarının kızardığını, vücut ısısının arttığını 5 metre öteden hissediyorum. şömineden odaya yayılan sıcak hava insanın suratına suratına vurur ya, bu abladan de öyle bir sıcak dalgası gelip suratıma çarpıyor.

    birkaç dakikaya kalmadı, kız yerinden kalktı, geldi dudaklarıma yapıştı, önce koltukta üzerime oturdu, sonra beni koltuktan çekti duvara yapıştırdı, uzun uzun öpmeye devam etti.

    ben de zaten benim abladan ayrılmak için fırsat kolluyorum... hiiç hayır demedim, kızın eteğini kaldırıp parmaklarımı soka soka boşalttım orada. sonrasında da üç ay kadar bu yeni ablayla gizli gizli ilişki yaşadık. aslında benim kızdan ayrılacaktım ama yeni ablayla sevişirken fark ettik ki, gizli gizli, yakalanma tehlikesi altında sevişmek çok daha tahrik edici... sırf o yüzden sevgilimden ayrılmadım, en yakın iş arkadaşıyla, kızın odasında ve benim evde sabahlara kadar sevişmeye devam ettim.

    benimki de can. napalım.

    siz kadınlar nasıl diyordunuz:

    "ben sağlıklı ve ihtiyaçları olan bir adamım, napim"
  • balkondan aşağı atmasına bile razı olduğum kızlardır.

    o güzel kızlar o güzel atlara binip gittiler.
  • sonra babamın kalk ulan eşşek herif sesiyle uyandım, meğerse rüyaymış(:

    çok film izlemeyin oğlum şöyle, diyorum diyorum anlatamıyorum. o kızlar ağırlıklı olarak filmlerde oluyor zira. sonra da böyle rüyalarınıza giriyor işte.
  • üslup ve kelimelerin bayağılığından kendimi alamadığım hikayeye konu kızlardır.

    biz bunu hak etmiyoruz genç, sen çok başka ortamlarda anlat serin hikayeni. kelimelerini de alıp tez zamanda uçurulman dileğiyle.
  • tahrik olalım diye okuduk, kusarak uzaklaştık... ne biçim uslüp bu arkadaşım!
  • (bkz: abla derken?)

    trollüğün de bir şerefi olmalı.
  • beni bulsun ve bana her istediğini yapsın dediğim kızdır.