şükela:  tümü | bugün
  • oh canım fakirlik.

    antalyaya gitsek de yine tüm günlerimizi piknikte geçirsek.denize nazaran gölgede, közde demlenmiş çay, poğaça, peynir türevleriyle başlangıç.

    üstündekileri fırlatarak denize doğru bir fırlayış. sonra sular süzüle süzüle gelip bir çay daha.

    sonra baban/kardeşin közü harlasın ve etler ortaya çıksın. hiçbir yağ neyin eklemeden köze koy. ve yanına çayı götür pişinceye kadar etleri izlerken.

    cercei lannister'in kırmızı şarabını içerken tapınağın patladığını izlediği sahne var ya, ondan daha büyük keyif veriyor bence etlerden akan yağın coss sesi.

    oh canım fakirlik!
  • gelir durumlarını bilmesem de boğaz kenarında çimlere yayılıp mangal yakarak ortalığı is, duman kokusuna boğanlar çomardır net.

    bu tiplerin bir diğer özelliği de piknikleri biterken çöp toplama alışkanlıklarının olmamasıdır.
  • (bkz: barbekü)
  • hayatinda hic ingiltereye, amerika'ya gitmemis, doga dusmani fakir soylemidir. bu tur insan grubu haftasonlari avmleri dolduran, cunku bu bir zenginlik gostergesidir, ruhsuz insan guruhudur. hadi annanem ve akranlari boyle dusunuyor bir zamanlar oyleydi gercekten ama boyle dusunen genc ve orta yas grubunu anlayamiyorum. haftasonu anlamsizca herhangi bir avmye gitmek, hic bir sey almadan saatlerce dolasmak sonrasinda mado, ozsut ( biraz daha "elitse" midpoint ya da happy moons da olabilir) gibi siradanliktan olen yerlerde etiketlenmek bir sinif gostergesidir onlar icin. siz hic piknige, dogaya gelmeyin yakismiyorsunuz zaten.
  • fakir edebiyatı yapıp "fakirlik çok güzel çünkü piknik güzeldir blablabla" demeye gerek yok.

    net olarak doğru bir tespittir. zengin adam kendi çiftliğinde ya da evinin bahçesinde barbekü partisi yapar. ama aşçısı, garsonu falan da olur. mutlaka bir yardımcısı vardır.

    orta gelirli insanlar ormanda bir restaurant yada kendin pişir kendin ye tarzı mekanlara giderler.

    ama fakirler normal olarak en az maliyetli olanını seçmek durumundalar.

    belki de türk toplumunun sınıf bilincinin geliştiği tek alandır piknik anlayışı. hatta genel olarak eğlence anlayışı, tamamen sınıfsal ayrımın ve bilincin bir parçasıdır.

    aslında burada sadece gelir değil, kültür ve şehirlilik anlayışına göre sınıflandırmak daha makul bir sınıflandırma olur. fakir ama şehirli bir insanın piknik anlayışı pek yoktur da denilebilir. bunun tam tersi, şehirde yaşayan ama şehirli olamayan ve çok iyi paralar kazanan adamların da piknik en büyük eğlenceleri olabiliyor.
  • doğru tespittir. zenginin bağı bahçesi, evinin manzarası, ayağının altında korusu olur, fakirin ise gidebileceği orman, kır, deniz kenarı vardır bedavadan.

    sanmayın boğazın manzarasını sadece zenginler görüyor, en güzel nefesi banklarda simit yiyen fakirler alıyor.

    yaşamasını bilene, fakirlik en büyük zenginliktir.
  • arabası olan fakir, evet!

    tanım: içi boş tespit.
  • doğru tespittir.
    avuntusu da "ya onun keyfi bi başka oluyoorr." şeklindedir.
    tabi barbekü partisinde masada oturup muhabbetini yaparken hizmetçinin kendisine çok güzel pişmiş etleri getirmesinin tadını bilmediği için bunu söyler.
    bir de barbekü sonunda kadınlar musluk sırası bekleyip eteklerini bacaklarının arasına alıp bin bir zahmetle yağlı salata kabı yıkamak zorunda kalmıyor. ama dediğimiz gibi onun tadı ayrı.
    piknik bitimi neyi nereye sokuşturup arabaya sığdıracağımız da ayrı dert. araba içine sinen koku, tam yıkanamamış el ve ağız... say say bitmez.
    kötü abi kötü yapacak bişey yok kötü.
  • doğrudur. biz genelde evimizin arka bahçesinde barbekü partisi veriyoruz. ev dediysem, şato. arka bahçe de 20 dönüm koru. evet.