şükela:  tümü | bugün
  • duvar örülüp güvenlik önlemi alınmasından önce şeriatcılardan desteğin çekilip, mültecileri geri alması karşılıgı ve sınır güvenliğinin saglanması şartıyla tazminat ödemek dahil olmak üzere barış yapılması gerekilen parçalanmış ülkedir.
  • türkiye olarak çıkmaz sokağa girdiğimiz ülke. 2011'de suriye'yi parçalamak isteyen emperyalist itlere yeşil ışık yakmasaydık bugünkü felaketleri yaşamayacaktık.
  • elvada suriye, benden aldığın 10 kilo ve yaşattığın anılar için minnattarım. umarım bir gün, her şey bittiğinde, tekrar buluşuruz. ve yine umarım, bu buluşmamızda ikimiz de içindeki kaosu sonlandırmış olur. suyundan içtiğim, güneşinde yandığım, toprağına gözyaşımı bıraktığım ülke, beni unutma olur mu? çünkü ben seni unutmayacağım.
    elveda!
  • büyükelçi ömer önhon'un kitabından yola çıkan prof. ilber ortaylı'dan bir yazı; https://www.hurriyet.com.tr/…zunden-suriye-41868557

    suriye, bir istihbarat devleti. böyle devletlerle ilişki geliştirmek zordur. ondan temkinli ve dikkatli gitmekte fayda var.
  • en kapsamlı afı çıkartmış esed. surie düşmanlarını yendi demiş. bakalım kürtlere nasıl davranacak.
  • gün itibariyle dera şehrinde muazzam gelişmeler yaşanan ülke. rus moderatörlüğünde suriye devleti ve dera'daki militan grupların temsilcileri arasında varılan anlaşma sonucu şehirde 2018'den bu yana suriye ordusuna karşı gerçekleştirilen terörist saldırıları son bulacak. suriye ordusunun dikkatini sürekli olarak dağıtan dera sivilcesi patlatılmış oluyor böylece.

    kardeşler burası yani dera ve çevresi esasen 2018 sonunda suriye ordusunun operasyonları ile büyük oranda teröristlerden temizlenmişti. o zaman da anlaşma gereği teslim olan teröristler aileleriyle beraber yeşil otobüslere bindirilip idlib'e toplanmıştı. bu kanımca bizim için kötü oldu. çünkü ruslar bu teröristleri bizim sınırımızın dibine ittikçe itmiş oldu. idlib'te zaten o zaman da htş baskın bir gruptu. 2019'a gelindiğinde htş ve ortakları, nureddin zengi ve türkiye destekli ulusal kurtuluş cephesi'ni idlib'den deyim yerindeyse silip attı. şimdi bu dera'daki anlaşma neticesinde bölgede kalmak isteyen militanlar silahlarını teslim etmek şartıyla kaydedilerek dera'da yerleşik vaziyete geçecek. anlaşmayı kabul etmeyen militanlar yine ''yeşil otobüslerle'' idlib'e gönderilecek. yani idlib bir kez daha ipten kazıktan kurtulan teröristlerin toplanma mekanı olacak. ayrıca dera'da suriye ordusu yerleşecek ve resmi binalarda suriye bayrağı dalgalanacak. rus askeri polisinin de bölgede hazır bulunacağı anlaşma maddelerinden bir tanesi.

    bu senaryo aslında 2016'da halep'te ve 2018 doğu guta'da yaşananlara benziyor. orada da teslim olmak isteyenler silahlarını teslim edip kalmış, istemeyenler başka bölgelere nakledilmişti. idlib bu nakil bölgelerinin en önemlisi ve son durağıydı. dera da suriye devleti kontrolüne geçince türkiye destekli gruplar dışında tek cihatçı kontrolü idlib'te kalmış oldu. onun dışında fırat'ın doğusu rakka'dan kuzey'de barış pınarı bölgesi, batı'da al bab'a kadar bildiğiniz gibi abd ve ortağı pkk'nın kontrolünde. doğu'da da resulayn'dan doğusu yine pkk kontrolünde. kuzey'de de afrin, bab ve barış pınarı bölgesi türkiye destekli grupların kontorlünde. bizim kontrolümüz dışındaki sınır hattında suriye ordusu, rus askeri polisi ve pkk ortak olarak nöbet tutuyor. aslında barış pınarı bölgesi ve bab doğrudan vali yardımcıları vasıtasıyla yönetiliyor. dolayısıyla fiilen ilhak edildiğini söylememizde bir sakınca yok. türkiye'nin en uç sınırı artık ayn isa'da bitiyor. bunun dışında ülkenin ırak ve ürdün sınırının kesişiminde, al tanf'ta abd üssü bulunuyor ve burada abd özel kuvvetlerinin eğittiği ceyş magavir adlı bir terörist grup var. manzara-i umumiye bu.

    idlib'e gelirsek. 2018 soçi anlaşması ile türkiye'nin üzerine düşen militanların ağır silahlarının toplanması, şam kontrolündeki bölgelerle idlib arasında 15-20 km derinliğinde silahsızlandırılmış bölge tesis edilmesi gibi yükümlülükler yerine getirilmedi hiçbir zaman. türkiye buradan bir göç ihtimalini öne sürerek mevcut statükonun korunmasını sağlamak istiyor. bakın söylüyorum. buraya operasyon er veya geç yapılacak. hemen, bir an önce, hiç vakit kaybetmeden, immediately şam'la anlaşılması gerekiyor. bakın bu insanların derdi artık beşar esad falan değil. sıradan halkın derdi zaten hiçbir zaman bu olmadı. suriye savaşı, içerideki radikal islamcıların dünyanın dört bir tarafından getirilen diğer radikal islamcılarla beraber suriye halkının üzerine saldırtılması sonucu ortaya çıkmıştır. bunun amacı da beşar'ın filistin'e desteği ve suriye'yi iran, hizbullah ve direniş ekseni halkasından çekmekti. daha olaylar başlamadan colani, biz silahlı kalkışma için hazırdık diye beyanat verdi. neyin sivil protestosuna şiddet eyleminden bahsediyor bu foncu namussuzlar ben anlamıyorum. olsun biz yılmadan anlatacağız.

    şam'la anlaşın. bu kadar. bu işin bundan başka bir çözümü yok. şu an rusya, bir yandan da pkk'nın tamamen abd kontrolüne girmesini engellemek için bir denge siyaseti yürütmek zorunda kalıyor. hatta bunun için zaman zaman türkiye'ye operasyon için olur bile verdi. (bkz: barış pınarı harekatı) bunu yapmasındaki muradı pkk'yı sindirerek yüzlerini şam'a dönmelerini sağlamak. hatta bunların 5. kolordu adı altında suriye ordusu'na katılması bile masaya geldi bir ara. suriye ordusu ve rusya idlib'i daha önce de alabilirdi ama ruslar bunun abd açısından bir katalizör etkisi yapacağından ve fırat'ın doğusunda işlerin iyice çığrından çıkacağından çekindiği için operasyonu erteliyor. türkiye'den çekindiği için ertelemiyor. bazı aptal herifler rusya'nın bahar kalkanı harekatı sırasında bizim ihalardan acayip tırstığını ve bu yüzden idlib'e operasyonu başlatmadığını söylüyor. bunlar zır deli lan. tek silah kendilerinde var zannediyor. bunlara istediğin her şeyi yaptırırsın. her yöne çekersin. şu an bir twitter hesabı açıp 5000 yıllık devlet aklı şu bu diye propaganda yapmaya başlasam, bunlar iki günde devletin bekası için laikliğin tasfiye edilmesi gerektiğine, osmanlı'yı yeninden diriltmemiz gerektiğine ve aslında atatürk'ün de nihai amacının bu olduğuna inanabilir. böyledir bunlar. allah aşkına twitter'da kuşçubaşı hesabına bir göz atın. devletin bir kurumunun basın müşavirliği bu hesabı besliyor. içinde sağ'ın bütün hamaset unsurlarıyla bezeli propaganda malzemesi bulunuyor. hap gibi hesap.

    neyse gelelim mevzuya. şam'la anlaşın. dera'dan da bir kez daha görüldüğü gibi, yerel halk suriye ordusunun girişine tepki vermiyor. halep'te de aynısı oldu, idlib'te de aynısı olacak. tek yapılması gereken buradaki cihatçı unsuların temizlenmesi. onun için de türkiye'nin sivillerin buradan şam kontrolündeki bölgelere tahliyesi için açılan koridorları işletmesi, htş'yi buna zorlaması gerekiyor. suriye devleti ile çatışacağınıza bunlarla çatışın. gücünüzü bunun için kullanın. tsk her şeye rağmen caydırıcı bir güçtür. bakın her şeye rağmen diyorum. istese pekala bu söylediğim görevi yerine getirebilir.

    ha bunların hiçbiri yapılmayacak. çünkü işin içinde bir sürü akçeli iş var. zeytinyağı ticaretinden petrole, saraya yakın bir sürü adamın htş ile para ilişkisi ve bu bölgelerden milyon dolarlık vurgunları var. bunları biz sedat peker anlatmadan önce de biliyorduk. göç möç diye size hikaye anlatıyorlar kardeşlerim. libya'da da aynı durum var. bunların paradan başka bir düşündüğü yok. ama biz düşüneceğiz. bunları anlatıyorum ki, ülkemizde halkımızın tsk'ya duyduğu güven ve muhabbetin arkasına kendi pisliklerini gizlediklerini bilin diye. türkiye evlatlarını kutsal davalar uğruna değil, saray eşrafının hak edişi için feda ediyor. bunu bilin bu bana yeter.

    bu düzeni ellerimizle parçalamak, dünyanın içinde bulunduğu yeni dönemde masum yavrularımızı ve milletimizi bu kurtlar sofrasından salimen çıkarmak, halkımıza refah ve mutluluk sağlamak için çok çalışmamız gerekecek.

    debe editi: arkadaşlar kimseyi özel olarak kastetmiyorum. şu yazarı mı kastettin diye soranlara toplu cevap. ben hadiseleri buradan takip etmiyorum. sahalar da dahil bir sürü ayrı kaynağımız var. üstüne benim işim, alanım bu zaten. bunca yıldır bu işlerin içindeyiz. kimlerin ne dediğini, hangi eğilimde olduğunu iyi kötü biliyoruz. fetullahçı ne diyor, kim dedirtiyor, ülkücü ne diyor amacı ne, natocu ne diyor, falan klik ne aldı da ötüyor bunlar bizim işimiz. allah'a emanet olun.
  • lübnan'a enerji yardımında bulunmaya başlayan ülke.

    davutoğlu ve akp şürekası kafayı yiyordur.

    link
  • suriye devlet başkanı beşşar esad, katılımın yüzde 76,4 olduğu 26 mayıs 2021’de yapılan seçimlerde resmi rakamlara göre oyların yüzde 95,1’ini alarak (2014’te oyların yüzde 88’ini elde etmişti) dördüncü kez iktidara gelmiş oldu. seçim yalnızca rejim ve müttefiklerin kontrolü altındaki bölgelerde yapıldı. dolayısıyla ne ülkenin kuzeydoğusu (kürt bölgesi) ne de türkiye’nin desteklediği isyancıların elinde bulunan idlib bölgesi seçime dahil edildi. esad’ın yanı sıra iki adayın daha katıldığı bu seçimin sonuçları hiç de şaşırtıcı değil; fakat on yıllık iç savaş içerisinde esad’ın devrilemez hale gelmiş bir yönetici imajını kuvvetlendiriyor.

    mart 2011’de arap coğrafyasında yayılan başkaldırılar ve bölgedeki üç yöneticinin al aşağı edilmesiyle esad ailesinin gideceğine kesin gözüyle bakılıyordu. dera, humus, hama ve halep gibi şehirlerdeki halk ayaklanmalarının yarattığı iç baskılar bir yana esad rejimi, körfez monarşilerinin, türkiye’nin ve batı güçlerinin müdahaleci yaklaşımlarıyla köşeye sıkışmıştı. rejim, gözü dönmüş bir şekilde baskı yoluna giderken çoğu zaman birbirleriyle rekabet içinde olan cihatçı gruplar ortaya çıktı. katar ve suudi arabistan da kendi gruplarını finanse etti ve silahlandırdı.(1) bu bağlamda doha tarafından desteklenen el nusra, ceyşül islam ve ahrarüş şam gibi suudi krallığının desteklediği cihatçı gruplar çatışmaya giriyor. fransa’da diplomasinin olumsuz yaklaşımına rağmen (2) nicolas sarkozy’nin ardından françois hollande’ın yönetimleri sert bir politika uygulamayı tercih etti ve 24 şubat 2012’de muhalif devrimci güçler ulusal koalisyonu’nu suriye halkının yegane temsilcisi olarak tanıdılar. bu konuda daha çekimser olan barack obama yönetimindeki abd de esad’ın gitmesini istedi.

    durum böyleyken esad rejiminin ayakta kalmasını nasıl açıklamalı? ordudaki ayrılıklara, büyük güçler tarafından desteklenen donanımlı bir muhalefete ve toplumun bir bölümünde hüküm süren güvensizliğe rağmen rejimin direnç kapasitesini nasıl anlatmalı? kendisine destek veren rusya’nın, iran’ın ve lübnan’daki hizbullah’ın askeri müdahalelerinden faydalanmış olsa da rejimin asıl gücü, hafız esad’ın oluşturduğu ve ardından da oğlu beşşar’a miras kalan temelde yatıyor. 1970’ten 2000 yılındaki ölümüne kadar suriye’yi yöneten, hava kuvvetleri generali hafız esad, 1963’te baas partisi’nin iktidarı ele geçirmesinin ardından gerçekleşen üçüncü darbeyle devletin başına geçti. önceki başkanların aksine hafız esad, sağlam dayanak noktaları geliştirerek kalıcı bağlılıklar kurdu.

    arap alevileri, rejimin merkezi öneme sahip dayanak noktalarından biri. hükümetin, ordunun, istihbaratın ya da baas’ın kilit pozisyonları, ortodoks sünniliğin sapkın olarak nitelendirdiği bu islam dalının temsilcileri tarafından işgal edilmiş durumda. (3) suriye nüfusunun yüzde 10’unu oluşturan (yüzde 75’lik sünni müslüman ve yüzde 10’luk hristiyan nüfus içerisinde) arap alevileri, ilk kez iktidara hafız esad aracılığı ile geldiler. 2011 yılından beri karar verici merci başkanın ailesiyle sınırlı kalmış olsa da -başkanın en genç kardeşi olan dördüncü zırhlı tümen birliğinin baskıcı komutanı mahir esad örneğinde olduğu gibi- devletin başında dikkat çekici düzeyde birçok arap aleviyle karşılaşıyoruz. ulusal güvenlik dairesi başkanı ali memmuk ya da savunma bakanı ali abdullah eyüp, esad’ın yakın danışmanlarından. 2019 yılında emekli olmasına rağmen eski hava kuvvetleri istihbarat müdürü cemil hassan da hala etkili olmaya devam ediyor. fakat diğer taraftan başkanın annesinin geldiği mahluf ailesi, esad’ın alman kuzeni zengin iş adamı rami mahluf’un dışlanmasından beri hızla güç kaybediyor.

    fazla özerk ve son on yıllık süreçte kendine bağladığı müşteri kitlesinden dolayı fazla etkili hale gelen mahluf’un gözden düşmesinin bir nedeni de rakibi mahir esad. kendi iç çatlaklarının ötesinde sosyolog michel seurat’ın tanımıyla “siyasallaşmış bu dini topluluk”(4), magripli tarihçi ibn haldun’un orta çağ kavimlerine özgü dayanışma biçimini açıklamak için ileri sürdüğü “assabiyye” kavramına denk düşüyor. ibn haldun orta çağ arap toplumlarında iktidarın işleyişini anlamak için “assabiyyanın” elzem olduğunu vurgular. (5) yazılarında ortaya koyduğu üzere siyasal tarihin birçok döneminde iktidarı kendine mal etmek (mülk el hükm) isteyen gruplar “assabiyyeye” dini ve siyasal bir kılıf (da’wa) geçirmişlerdir.

    iktidara gelirken böyle bir şemaya başvuran hafız esad, kendi topluluğunu devletin içinde tutmaya yıllarca büyük bir önem atfetti. tıpkı 1982 yılında müslüman kardeşler’in önderlik ettiği isyanda olduğu gibi toplumsal ayaklanmalar patlak verdiğinde hafız esad ve oğulları nusayrilerle iş birliği yapma yolunu seçtiler. son 10 yıllık süreç içerisinde esad, arap alevileri, saflarındaki önemli can kayıplarına rağmen, geleceklerinin rejimin istikrarına bağlı olduğu konusunda ikna etti. şam, ender de olsa kendi içindeki karşıt sesleri de zamanla temizledi. (6)

    arap alevilerin, nüfus bakımından açıkça bir azınlık olmalarına rağmen iktidarı ele geçirişleri aynı zamanda sünni tüccarlar başta olmak üzere kent burjuvaziyle kurdukları iktidara dayanıyor. zenginleşmelerine ve kavim mensuplarıyla akrabalık ilişkileri kurmalarına olanak tanıyarak esad ailesi, suriye elitlerini kendisine bağladı. bu bağlamda devlet başkanının londra’da tanıştığı zengin sünni bir ailenin mensubu olan esma esad’la evliliği, mezhepçi olmayan bir yönetici görüntüsü yaratmayı amaçlıyordu.

    beşşar esad’ın babası tarafından miras kalan rejimin ikinci dayanak noktası ise ideolojik bir araç olan baas partisi. arap milliyetçiliği, sosyalist etkiler ve laikçiliği bir araya getiren baas partisi’nin doktrini, 1973 yılında yürürlüğe konan anayasaya zemin oldu. tarihsel olarak 1960 ve 1970’li yılların arap dünyasında merkezi bir rol oynayan baas, suriye’de iktidar basamaklarını çıkmak isteyen herkes için zorunlu bir duraktı. meslek hayatı ve öğrenimi açısında da parti önemli bir fırsatlar ağı sunuyor. yerel etkilerinin son yirmi yıl içerisinde azalmasına rağmen meslek toplulukları, vakıflar, üniversiteler ve okullardaki yeri göz önüne alınırsa baas partisi hala önemli bir sosyal işleve sahip. 6 nisan’da şam üniversitesi’nin mezuniyet törenini düzenleyen de baas partisi’ydi.

    parti 2011 yılından beri rejimi savunmak için büyük çaba gösteriyor. mart 2011’de dera şehrindeki binasının yakılmasında olduğu gibi baas partisi eylemler patlak verir vermez hedef haline gelmişti. parti, hükümet çizgisinde yer almaya devam etti ve sözcülerinin yaptığı basın açıklamalarında yabancılar tarafından finanse edilen teröristler olarak betimlediği muhaliflere karşı sert yöntemleri savundu.

    bununla birlikte iktidar her zaman askeriyeye sırtını dayamıştı. ordunun ve istihbaratın belli birimleri, başkanlık kavminin üyelerinin tekelinde. hafız esad’ın hava kuvvetlerini ele geçirmesi, 1970 darbesini gerçekleştirmesini sağlamıştı. istihbarat (muhaberat) birimleri bugün hayati bir rol oynuyor. beş farklı dala ayrılarak toplumun tamamını denetleyen bir güvenlik aygıtı oluşturuyor ve çoğu zaman etkilerini yitirmemek için birbirleriyle rekabet içinde oluyorlar. (7) beşşar esad, 2000 yılında babasının yerine geçtiğinde istihbarat birimlerinin güvenilirliğinden emin olmak için onları yeniden yapılandırdı. bu bağlamda 2000’den 2002’ye kadar onlarca danışman ve yüksek rütbeli asker, başkan’a yeteri kadar sadık olmamaları ya da ülkeyi yönetmek istediğini hiç saklamayan amcası rifat esad’a yakın oldukları gerekçesiyle görevden alındılar.

    1973’ten 2000 yılına kadar askeri istihbaratın başında olan ali douba da görevden alınanlar arasındaydı. başkan’ın büyük kız kardeşiyle evli olan asıf şevket daha sonra göreve geldi ve 2012 yılında şam’daki bir intihar saldırında hayatını kaybetti. beşşar esad’ın tekeline aldığı devlet, rejimin bir diğer dayanak noktasını oluşturuyor. öyle ki esad’ı devirmeye yönelik her türlü girişim, devletin kendisini karşısına almış oluyor. michel seurat’ın ortaya koyduğu gibi bu durum, suriye devleti’nin neden toplumla karşıtlık içinde olduğunu ve durmaksızın topluma karşı kendini savunma gereksinimi duyduğunu açıklıyor. hiçbir önlemin hafifletemediği baskıcı ve şiddete dayanan bir devlet geleneği de bundan kaynaklanıyor. (8) ayaklanan mahallelerin, hava kuvvetleri tarafından bombalandığı 1982 hama katliamları ya da 2013’te şam’da ve 2017 yılında idlib’de kimyasal silah kullanmaları, diğer birçokları gibi bütün bu olaylar, “uluslararası topluluğu” öfkelendirmesine rağmen rejimi zayıflatmadı. (9) suriye’deki iktidar, aile, mahalleler, kavimler, dini gruplar ve topluluklar üzerinden toplumun parçalanmasından genel olarak faydalandı. bu parçalanma, ayrışmaların ötesinde bir araya gelebilecek bütüncül bir muhalefetin çıkmasına engel oluşturdu. dini ve siyasal vaazları sayesinde islami gruplar -müslüman kardeşler ve onlardan ilham alanlar ya da radikal bir selefiliğe ve cihatçılığa yakın duranlar- rejime alternatif olarak ortaya çıkabildi. fakat askeri alandaki mağlubiyetleri ve özellikle ışid tarafından işlenen vahşetlerden bu yana kendilerine yüklenen olumsuz imaj, rejimin işine gelecek şekilde marjinalleşmelerine neden oldu.

    askerî açıdan da rusya’nın müdahalesi, iktidarın hava sahasını denetlemesini ve stratejik öneme sahip bölgelerdeki düşmanları hedef almasını sağladı. 2015 sonbaharında başlayan hava operasyonları, önce başkente ve şam-humus eksenine yakın bölgeleri hedef alırken, ardından devlet güçlerinin ilerlemesiyle giderek yayıldı. kara sahasında ise şam güçleri, binlerce iran devrim muhafızı (özellikle kudüs özel birimi), lübnanlı hizbullah üyeleri ya da rejime sadık kalan filistinli mülteciler tarafından destekleniyor. çin ise askeri olmayan bölgelere tıbbi ve lojistik destek vermek için yüzlerce uzman gönderdi.

    buna karşılık rusya, tartus’ta bir deniz üssü ve hmeymim’de bir hava üssü kazanmasının yanı sıra şam ile petrol ve gaz anlaşması imzalayıp fosfat madenlerinin işletmesini ele almış oldu. iran için esad’ın zaferi, iranlı tüccarlara sunduğu kolaylıklarla birlikte beyrut ve akdeniz’e kadar güvenli bir koridor sağladı. savaşa desteklerinin karşılığı olarak iranlılar ve ruslar, sınırlarının denetimini kendilerine bırakmış suriye devletinin kararlarında artık etki sahibiler. dış sınırlarında egemenliğini yitiren şam, moskova ve tahran arasında artan rekabete oynayarak içeride denetimi elinde tutmaya çalışıyor. 2019 yılından beri askeriyedeki ve güvenlik alanındaki atamalar, rusya ve iran yanlıları arasında paylaştırılıyor. genelkurmay başkanı salim harba, rus yanlısı kanattayken; başkanlık sarayında güvenlik danışmanı olan muhammet mahala ve hava kuvvetlerinin başında olan mahir esad, tahran’la yakın ilişkiler içerisindeler. son olarak mahir esad ile birlikte iran, başkanın yakın çevresinde yer alan yakın bir müttefike sahip.

    ülkesinin arap birliği’ne yeniden alınmasını bekleyen esad, (10) hem içeride hem de dışarıda yaptığı manevralarla rejiminin sürdürülebilirliği konusunda şüpheye yer bırakmıyor. hanedanlığın hırsını gözler önüne sermek için karısıyla birlikte hafız adındaki büyük oğullarını ön plana çıkarmaya başladılar bile…

    ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
    [1] karin emile bitar, “suriye’de vekalet savaşları” le monde diplomatique, haziran 2013
    [2] christian chesnot ve georges malbrunot, fransız-suriye ilişkisinin kara dosyası, robert laffont, paris 2014
    [3] sabrina mervin, “suriyeli alevilerin garip kaderi”, le monde diplomatique, ocak 2013
    [4] michel seurat, suriye: l’etat de barbarie, presses universitaires de france, coll. “ortadoğu”, paris 2012
    [5] ibni haldun, evrensel tarih üzerine konuşmalar: mukaddime, sindbad, paris, 1997.
    [6] georges malbrunot, “suriye: aleviler kendilerini esad rejiminden uzaklaştırıyor”, le figaro, paris
    4 nisan 2016
    [7] askeri güvenlik, havacılık güvenliği, genel güvenlik, teoride baas partisi’nin bölgesel komutanlığına bağlı olan, fransa’daki eski genel istihbarata eşdeğer.
    [8] michel seurat, suriye l ‘etat de barbarie, op. cit.
    [9] emmanuel haddad, “suriye’de olası olmayan uluslararası adalet”, le monde diplomatique, ekim 2017
    [10] adlene mohammedi, “suriye, arap ailesine sessiz dönüş”, le monde diplomatique, haziran 2020

    çeviri: deniz dirican.
    le monde diplomatique türkiye sayı 20
  • türkiye'nin bu ülkedeki işgalini sonlandırmasının ileride toprak bütünlüğünü tehlikeye atacağını söyleyen, "hatay'ı kaybederiz, urfa gider" diyenleri zerre ciddiye almayınız.

hesabın var mı? giriş yap