şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
565 entry daha
  • insanların “tanrı’nın dileği” olarak gördükleri pek çok şey, aslında büyük ölçüde kendi düşüncelerinin bir yansımasıdır.

    bu konuda yazılmış bir yazı için bkz.:
    tanrı, atatürk ve insan beyni / serdar kaya / taraf / 6 kasım 2011

    ana tema:
    (bkz: islam/@derinsular)

    diğer ilgili tema:
    (bkz: sosyal psikoloji/@derinsular)
  • new model army'nin 1986 yılından (fakat 1994 yılında piyasaya çıkan b-sides & abandoned tracks adlı albümünde yer alan) "ten commandments" adlı şarkı, üç ibrahimi dinin tanrı değil, insanlarca ortaya konduğunu ifade eder. şarkının nakarat bölümü şöyledir:

    --- alıntı ---

    i will bow to the earth, bow to the sea,
    bow to the love between you and me,
    bow to the sun, bow to the land
    but never to a god made in the image of man

    --- alıntı sonu ---

    burada tanrı kavramı her ne kadar (genel manada inanç olmasa da) din karşıtı bir perspektifle eleştiriliyor. ancak bu ifadeler bu bağlamın dışına çıkarılacak olursa, kimi sufi akımların yaygın dini anlayışa getirdikleri eleştirilerle örtüşecek şekilde de anlaşılabilir. şöyle ki, kimi sufiler, insanların kendi zihinlerinde inşa ettikleri bir tanrıya tapma eğiliminde olduklarını söyler ve bunun bir tür putperestliğe karşılık geldiğini belirtirler. (bkz: antropomorfizm/@derinsular) bu eğilimin (yaygın kültür içindeki) belki de en uç örneği, gökte oturan ve kainatı yöneten ak sakallı bir bilge adam şeklindeki tanrı tasvirleridir.

    halbuki kutsal kitapta da belirtildiği gibi, allah, insanların onu anladığı her formdan farklıdır. dolayısıyla, islama göre, her tanrı algısı, (farklı derecelerde de olsa) yanlış kalmaya mahkumdur. yaratıcı, mutlak bilgeliğe sahip olan müstakil bir varlık mıdır? yoksa kendi suretinde yarattığı insanların içindeki (onlardan içeru olan, onlara şah damarlarından daha yakın olan) özler adedince kanallara sahip olan, bilişsel bir çerçevede mi anlaşılmalıdır? (bkz: imago dei/@derinsular)

    birincisi dinler tarihinde daha klasik bir yere oturan, ikincisi ise mistik akımların odak noktasında olan bu iki farklı bakış, aynı dinin teolojisini çok farklı noktalara götürür. hatta bu ikinci perspektifin gittiği noktanın, birinci perspektiften çok, yukarıdaki dizelerde ifade bulan hislere yakın olduğu dahi söylenebilir. zira bu perspektife göre, kabe dahi bir perdedir ve aslında insanlar namazda birbirlerine (ya da daha doğru bir ifadeyle, birbirlerinin içine) dönmektedir.

    bütün bunlar, carl jung'un "kollektif bilinçaltı" (collective unconscious) kavramı ile de ilişkilendirilebilir.

    tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
  • "kozmik saddam hüseyin" lawrence krauss

    aynı anda, bir başka yerde: "god is not a dictator" mouhanad khorchide

    tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
651 entry daha