derinsular

  • 3112
  • 7
  • 2
  • 0
  • dün

bilimcilik

bilimcilik kötü bir şey midir?

- evrim ve ermeni soykırımı örnekleri özelinde kısa bir değerlendirme -

yeni şafak'ta bugün yayınlanan köşe yazılarından biri... başlık şöyle: bu yobazlarla başımız dertte

gerek üslubu gerekse içeriği itibariyle türkçe islami yazında belki binlerce örneği olan anti-darwinist metinlerden biri. ilgili yazın ne yazık ki bu konuda onyıllardır bir adım dahi mesafe kat edemedi. (aynı durum, evrimi kabul eden mustafa islamoğlu gibi nisbeten daha açık fikirli müslümanların anti-darwinist argümanları için de maalesef geçerli.)

yazıdaki tekil hatalar çok önemli değil. bu konudaki temelsiz iddialar bugüne dek yüzlerce kez cevaplandı. hatta sorulan soruların ve sunulan karşı-argümanların aslında bilimsel çerçeve içinde soru ve argüman dahi olmadıkları defalarca izah edildi. (ingilizce bilmediği için ilgili tartışmaları takip edemeyenler evrimagaci.org gibi sitelerden türkçe bilgi alabilirler.)

dünyada epey bir zamandır aklı başında hiç kimse böyle yazıları ciddiye alıp okumuyor, ve böyle yazılar yazan kimseleri muteber bulup onlara cevap vermiyor. mesela, richard dawkins din adamları ile inancı tartışıyor, ama evrim karşıtları ile herhangi bir tartışmaya girmiyor. zira dünyada bilim insanları arasında böyle bir tartışma yok. evrim ile evrim teorisi aynı şey değil. evrim, çok sayıda farklı örnekleri ile bugün de gözlenebilen bir gerçeklik ve dolayısıyla ortada tartışılacak bir şey yok. (bkz: #44728940) dahası, bu gibi tartışmaların sanki bu konuda iki muteber görüş varmış gibi bir intiba doğurması ve konuya yabancı olan (ekseriyetle eğitimsiz) insanları yanıltması da mümkün.

aynı durum, soykırım tartışmaları için de geçerli... örneğin, dünya üzerinde ermeni soykırımını birleşmiş milletler tanımı çerçevesinde soykırım olarak görmeyen hiçbir ciddi bilim insanı yok. böyle bir şey şaşırtıcı değil, zira birleşmiş milletler'in soykırım tanımı zaten ermeni soykırımı ve holokost'a bakılarak yapıldı. yani türkiye’de 1915'in soykırım olup olmadığını tartışanlar, "kendisine bakılarak soykırım kavramının tanımlandığı bir hadisenin soykırım olup olmadığını tartış"tıklarının dahi farkında değiller. (bkz: sözde değil özde soykırım) tek başına bu gerçek dahi, türkiye'de soykırım konusundaki cehaletin boyutu konusunda bir fikir verebilir.

bilim dünyasında 1915 konusunda böyle bir tartışmanın olmaması, haliyle ermeni soykırımı inkarcılarını zor durumda bırakıyor. neredeyse tamamı türkiye ve azerbaycanlı olan inkarcılar (denialists), edirne'nin ötesine geçtiklerinde kendilerini ciddiye alıp konuşacak insan bulmakta zorlanıyorlar. yazdıkları metinler ise, uluslararası akademik yayınlarda sadece "inkarcı literatür" olarak atıf alıyor.

böyle bir tablonun, kendisini bilim insanı olarak sunma gayreti içinde olan kimseler için pek de iç açıcı olmadığı malum... ama onlar yine de türkiye içinde kuyruklarını dik tutuyor ve tartışma çağrısında bulundukları tarihçilerin kendilerinden kaçtıklarını söylüyorlar!.. (bir örnek) normal şartlar altında bu tavırlarına gülmek belki mümkün olabilirdi. ama gerçeği yansıtmaktan epey uzak olan bu gibi sözler, türkiye'deki lisan ve eğitim bariyeri nedeniyle çoklarını ikna edebiliyor, ve büyük acıların ve haksızlıkların üzerlerini örtebiliyor.

* * *

özetle, evrim ve soykırım inkarı, her şeyden önce, bilgi kavramına olan yabancılık ile ayakta duruyor. bu yabancılığı bugün dahi sürdürülebilir kılan ise, lisan ve eğitim bariyeri nedeniyle dünyaya olan kapalılık.

yeni şafak yazarının yazısındaki bir ifade, bu noktada önemli. şöyle ki, "bu yobazlarla başımız dertte" diyen yazar, meb'nin evrimi müfredattan çıkarmasını eleştiren insanları "bilimselci" olarak nitelendiriyor. "(herhalde "bilimci" demek istiyor.) yazara göre, bu kişiler, bilimi bilimselcilik olarak algılamışlar!..

acaba yazar haklı olabilir mi? bir bakalım... british dictionary, bilimciliği (scientism) şöyle tanımlamış: "bilimsel yöntemin uygulanması ya da bilimsel yönteme olan inanç." ama ben wikipedia'daki anonim tanımı biraz daha kapsamlı olduğu için daha çok beğendim: "bilimcilik, bilimsel yöntem ve yaklaşımın evrensel uygulanabilirliğine olan inançtır, ve deneysel bilimin en yetkin dünya görüşü ya da öğrenmenin en değerli parçası olduğu yönündeki -dışlayıcı- görüştür."

bu ifadenin daha açık türkçesi şu: bu dünyanın/evrenin çarkları nasıl döner anlamak ve doğru anladığımızdan emin olmak istiyorsak, herhangi bir şeyi bildiğimizi iddia etmeden önce sınamak, sonra yeniden sınamak, sonra yeniden sınamak zorundayız. nihayetinde bulgularımızın hep teyid edildiğini görsek dahi, bilgimizin yine de yanlışlanabileceği gerçeğinin her zaman bilincinde olmak ve dolayısıyla mütevazi davranmak durumundayız. öğrenmenin en doğru yöntemi budur ve bu yöntem sınamaya dayanmayan diğer bütün yöntemlerden daha geçerli ve muteberdir.

bilimcilik özetle bu... ve görünüşe bakılırsa son derece tehlikeli bir görüş!.. belki de yeni şafak yazarı haklı... belki gerçekten de bu yobazlarla başımız dertte!.. bilimcilik gibi ne idüğü belirsiz şeylere iman etmek yerine, hiçbir şekilde sınayamayacağımız bilgileri mutlak doğru addetsek, herhalde çok daha isabetli davranmış olurduk! hatta, çeşitli korkuların ve korkutmaların tesirinde hareket ederek yanılıyor olma ihtimalimizi kendimizden bile gizlemeye çalışsak, büyük bir iç huzuruna ermemiz de mümkün olabilirdi. nereden gelip nereye gittiğimiz gibi çetin soruların cevabından da emin olur, aslında hiçbir fikrimiz olmayan bazı siyasi kavramlar hakkında kesin görüşler beyan ederdik.

mutluluk da zaten böyle bir şey değil mi?

tema:
(bkz: bilim felsefesi/@derinsular)

devamını okuyayım »
17.01.2017 10:25