şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • de ja vu

    ben affleck rolü aldığı gün "gelmiş geçmiş en kötü bruce wayne" denmişti.
    heath ledger için "joker olacak" dendiğinde gelmiş geçmiş en kötü joker dendi. çünkü en bilinen filminde eşcinsel bir kovboydu.

    doğmamış çocuğa don biçme sevdalısı tayfanın şimdi ki hedefi robert.

    adam "robert pattinson kim" demiş ya, ve bu konuda da ciddi ha.
  • eskiden ne kadar ilgili geek yazarlar vardi. simdi onlar olsaydi robert pattinson' un twilight sonrasi kaliteli yapimlarda yer aldigini ve kendini cok gelistirdigini guzelce aciklardi. nolan' in son filmi tenet' de de basrol aldigini bilirdi. ayni zamanda kizi intihar ettigi icin zack synder' in justice league' i yarida biraktigini ve filmi joss whedon gibi karaktersize emanet edildigini, tum dc ruhunu oldurdugunu de iyi bilirdi. ancak bunu soylemek benim gibi geek bile olmayan 30 yasinda bir kadina kaldi. cahilin hicbir turlusu cekilmiyor ama sinema cahillleri ayri bir kafa. neyseki justice league fandome (zack synder directors cut) yayinlanacak da su an ki gerginligimi unutacagim. ayrica (bkz: the boys).

    debe editi : icimden birkac fantastik dizi onerisinde bulunmak geldi, hala kesfetmemis olan varsa
    (bkz: good omens)
    (bkz: what we do in the shadows)
    (bkz: lore)
    (bkz: the man in the high castle)

    icinizdeki hayvan sevgisinin kaybolmamasi dilegiyle. eger icinizde hayvan sevgisi yoksa umarim hic ummadiginiz bir gunde ve bir yerde bulursunuz.
  • 2009 yılından beri neredeyse her gün sözlüğü takip ederim. bugün robert pattinson hakkında yapılan eleştirilerin tıpatıp aynısı 2014 yılında ben affleck için de yapılmıştı. eminim zamanında, christian bale için de aynı eleştirileri yaptılar. yıllar geçiyor, zaman değişiyor ama değişmeyen tek şey ekşi sözlük bir siki de beğenmeme timidir. bunlar kadim bir organizasyondur. değişimi, yeniliği asla sevmezler.
  • süper kahramanlar aynı kalamaz. hepsinin belli bir karakteristiği var tabi ama yeni bir çizgi roman, dizi ya da film yaparken en önemli şey elinizdeki karakterin temelini zamanın ruhuna uyarlamaktır. mesela körfez savaşı çıktığında süper kahramanlar artık sokakta gangster kovalayamaz daha devletler arası bir konumda mücadele etmeleri gerekir. ancak bu uyarlama kısmında yeni filmi yapacak insanların birincisi zamanın ruhunu iyi gözlemlemesi gerekir (her ne kadar villain olsa da joaquin phoenix'li joker filmi buna güzel bir örnektir) ikincisi de karakteri iyi anlamaları gerekir. örneğin vigilante olmasına rağmen batman'i rastgele birini öldürürken gösteremezsiniz hiç bir zaman.

    batman de aslına bakarsanız uyarlaması en zor kahramanlardan biridir. çünkü batman gayet depresif, karanlık biridir. marvel'ın getirdiği ve zamanın ruhuna işleyen espri anlayışını kullanmaya çalışırsanız bu mekanik çalışmaz. ayrıca süper teknolojiler kullanmasına rağmen noir bir dedektif yönü de vardır. filme heyecan gelsin diye teknoloji işini abartırsanız o karanlık havayı elinizden kaçırırsınız. şimdi 04 mart itibariyle vizyona giren yeni filmde bu alanda neler yapmışlar bir bakalım.

    --- spoiler ---

    öncelikle tabi ki robert pattinson'ın batman'inden bahsetmek gerekiyor. çünkü böyle ikonik roller devredildiğinde izleyiciler tarafından yeni gelen oyuncu illaki reddedilir. bu james bond'da da böyledir, superman'de de böyledir, hatta sürekli oyuncu değiştiren doctor who'da bile böyledir. robert pattinson da nedendir bilmiyorum hala twilight'taki performansıyla hatırlanıyor. ki aradan geçen yıllarda oyunculuğunu ispatladığı pek çok yapımda yer aldı. pek ses getirmeyen the devil all the time'daki rolü bile yeterli olur aslında ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu anlamak için. bu nedenle rolün altından kalkabileceği üç aşağı beş yukarı belliydi zaten.

    ancak batman'i hem oyuncunun hem filmin nasıl yorumladığı da önemli bir nokta. bu filmde bruce wayne henüz iki yıldır batman. ve christian bale'in batman'i gibi operasyon adamı havası da yok. mesela filmin başında joker takipçisi çeteyi dövdüğü sahneye bakalım. burada suçlu psikolojisini çözmüş bir batman değil, suçlulardan gerçekten nefret eden bir intikamcı görüyoruz. ayrıca öfke problemiyle birlikte henüz travmalarını atlatamadığına, olaylardan hızlı bir şekilde etkilendiğine de şahit oluyoruz. ha derseniz ki batman hayatının hangi evresinde travmalarını atlatmış ki? burada haklısınız zaten ama bruce wayne / batman'in en güçlü özelliklerinden biri kendi psikesine olan hakimiyetidir. yoksa killing joke olayından sonra ortalama insanın akıl sağlığını koruması mümkün değil zaten. buradaki batman ise henüz bu kontrole sahip değil.

    filmin batman'i yorumladığı en ilginç nokta ise bruce wayne'in nasıl zorlandığını mümkün olan en insani şekilde ele alması. normalde batman "all men have limits. they learn what they are and learn not to exceed them. i ignore mine." diyen bir karakter. ancak bütün gece şehrin en büyük suçlularının peşinde koştuktan sonra vurup kafayı yatmak kolay bir iş değil. buradaki batman'in de hafıza sorunları yaşadığını görüyoruz. ayrıca şahit olduğu şeyler normal bir insanın kaldıracağı türden işler değil. örneğin riddler'ın arkasında bıraktığı herhangi bir suç mahalini görmüş biri zaten bir hafta uyuyamaz.

    batman de tüm bu olumsuzluklardan bire bir etkileniyor ve film batman'i 40'larda ve 50'lerde zirvesini gördüğümüz noir dedektiflerden biri gibi ele alıyor. dış ses olsun, sürekli yağmur yağması olsun, ben bir şeyler yapıyorum ama dünyadaki kötülük aslında değişmeyecek havası olsun hep bu estetiğin ürünü. ki bu aslında zamanın ruhunu temsil ediyor bir yerde ve uyarlama konusunda filmi bambaşka noktalara taşıyor.

    tüm batman külliyatının en güzel özelliklerinden biri de çok çok iyi yazılmış villain'lara sahip olmasıdır. joker zaten de two face, riddler, scarecrow gibi otursanız üzerine tez yazabileceğiniz mükemmel örnekler var burada. bu filmde de riddler'ı kullanmışlar. ancak riddler'ı da tuzaklar kurup anlamsız aksiyon peşinde koşan bir karakter yerine neo-noir bir havada işlemeyi tercih etmişler.

    peki hangi özellikler bu değişimi sağlamış? öncelikle riddler bir seri katil psikolojisine getirilmiş. karşılaştırma yapmak gerekirse örneğin seri katiller bir şekilde yakalanmak ister. (bkz: edmund kemper) riddler da yaptığı plana göre bir kafe'de polise teslim oluyor. ayrıca insanlardan ne kadar üstün olduklarını kanıtlamak için polisle ve toplumla oyun oynamaya çalışırlar. polise mektup yazan veya bulmaca bırakan (bkz: the zodiac killer) pek çok seri katil örneği var. riddler'ın seri katil psikolojisine yakın olduğu bir diğer nokta da hatırlanmak ve iz bırakma düşüncesi. pek çok seri katil gerçek hayatında kenara itilmiş insanlar olsalar da çok büyük ego'lara sahiplerdir. bu nedenle çarpık narsisizm özellikleri göstererek toplumu en rahatsız edici şeyleri yaparak hafızalara kazınmak isterler. batman, tutuklanan riddler'a kimse seni hatırlamayacak dediğinde o ana kadar soğukkanlı duran karakterin birden bire zıvanadan çıkması da bu yüzden. zaten riddler'ı canlandıran paul dano'nun tedirgin edici gülümsemesinden gözlüklerine, vücut dilinden bakışlarına kadar seri katil psikolojisinde birini canlandırdığını çok net şekilde anlayabiliyoruz. bu da karakteri ortalama bir süper kahraman kötüsünden çok çok çok daha tedirgin edici bir boyuta taşımış diyebiliriz.

    filmin çekimlerine ve sanat yönetimine gelecek olursak da burada yine çok farklı bir anlayış belirlediklerini görmek mümkün. filmden çıktıktan sonra bir arkadaşımla da konuştuk bu filmin derdi temelde hikaye değil aslında. yani kim kazanmış kim kimi nerede dövmüş çok önemli değil. salondan çıktıktan sonra batman'in depresifliğini, gotham'ın karanlığını ve riddler'ın ürkütücülüğünü yanınıza aldıysanız the batman istediğini başarmış demektir.

    çekimler de hep bu anlayışla yapılmış. mesela tüm sahneler bile isteye karanlık bırakılmış. hatta batman asansörden çıktıktan sonra insanları döverken sahnenin sadece kesikli olarak silahlardan gelen ışıkla aydınlatılması bu durumu ayrı bir estetiğe dönüştürmüş. bir de net alan derinliğini en uçta kullanmışlar. sahnede bir nesne bulunuyorsa sadece o net. hatta atıyorum bir kalem varsa sadece ucu net geri kalan her şey bulanık görünüyor. bu tabi bir hata değil. çünkü bu kadar ince bir net alan derinliği tutturmak dslr kamerada bile sıkıntılı bir iştir. burada amaç detaylar var evet ama dünya aslında anlaşılmaz ve karışıktır. baktığımız şey dışında (ki onun da belli bir kısmı sadece) hiçbir şeyi net göremeyiz demek olabilir.

    sanat yönetimi ise yine dünyanın eksik ve tekinsiz atmosferini yansıtmak üzerine kurulu. mesela karşılaştırma için batmobile'lere bakalım. chris nolan'ın batman filmi biraz daha teknoloji hayranı bir yapıdaydı. bu nedenle kevlar yeleklerden, karbon fiber parçalardan bahsediliyordu sürekli. o üçlemede kullanılan batmobile de bildiğiniz tank gibi bir şeydi. ancak filmin evrenine göre mükemmel tasarlanmıştı. bu filmdeki batmobile ise kusursuz değil. hatta bazı tasarım hatalarına sahip. örneğin kompleks bir yapıda tasarlanmış olan motor baya aracın dışında. yani mermilere kafa atan tumbler'a göre daha kırılgan bir durumda bu araç. ufak bir patlayıcıyla aracı komple devre dışı bırakabilirsiniz mesela. yine de o köşelendirilmiş tasarım üzerine klasik amerikan arabası olması nedeniyle 40'ların noir filmlerine daha uygun bir estetiğe sahip diyebiliriz.

    --- spoiler ---

    sonuç olarak karşımızda batman'i sinemada (animasyonlar dahil değil yoksa batman the animated series'in eline su dökebilecek çok az yapım var) daha önce yapılmadığı şekilde ele alan, ciddi, sert ve kara film estetiğine yakın güzel bir film var. yalnızca süresi biraz kısaltılabilirdi belki insanlar o uzunluktan şikayet etmiş ama ağır atmosferli bir filmi de hızlı işletmek teknik açıdan çok doğru bir karar olmayabilir. o nedenle ben filmin süresi hakkında çok da şikayetçiyim diyemem.

    ha bir de yazıyı kapatmadan son bi not. zoe kravitz çok güzelmiş, çok iyi oyuncuymuş, beğenmezsem allah da benim belamı versinmiş.
  • açılış scoreları gayet olumlu. olumsuz yorumlar ise filmin aşırı karanlık ve family-friendly olmadığıyla alakalı, efendilik arayan mcu'ya gitsin.
  • yapımcılar arasında aşağıdaki gibi bir diyalog yaşandığına yemin edebilirim ama ispatlayamam:

    -abi 2020 yılında film çekiyorsak karakterlerden birini mutlaka zenci yapmamız lazım.
    -oğlum zaten 3 tane karakter var; bruce, alfred, gordon.
    -alfred'i yapsak?
    -alfred hizmetçi, bu çağda bile zencileri köle gibi kullanıyorlar derler.
    -bruce?
    -yok ebesinin...
    -gordon o zaman, gordon?
    -ok, bu filmin zencisi de gordon olsun.
  • sözlükte çok ciddi sayıda mensubu bulunan bir kitle var; gelenekçiler. yabancı forum, reddit tarzı yerlerde de bulabilirsiniz ama ekşide bu sayı inanılmaz. yeniliği, yeni bir yorumu, bir değişikliği kabul etmiyor adamlar. heath ledger, joker olarak çıkmadan önce "bu kim amuhagoyim" diyenler aynı zamanda joker filmi daha çıkmadan joaquin phoenix tercihine kıçıyla gülüyordu "ledger'ın joker'ı varken bu ne emenike" diye ama öyle bir tasvir, karakter gelişimi ve oyunculuk vardı ki "iyiydi ya ama yine de bla bla.." diyebildiler. kendilerini, hayal gücünü aynı kişilerle, sayılarla sınırlandıran insanlar bunlar. sanki hayatta her şey zirveye çıkmış da üzerine daha iyisi gelemezmiş. gelmeyen var ama bi o kadar da gelen var. böyleleriyle selamı bi kesin, bakın göreceksiniz hayatınızda bir şey eksilmeyecek.

    fragmandaki batman, kısaca 2. yılı diye geçse de filme ve karaktere dair iyi ipuçları veriyor. atmosfer karanlık ama "ışıkları kapattım" karanlığı değil, depresif bi soğukluk var. benim hoşuma gitti. batman'in o milyarlarca insanın ezbere bildiği çocukluğu ve çat diye geçtiğimiz -en erken- 30'lu yaşlarındaki, "adalet zihniyetini" oturtmuş klasik batman'den uzakta bir izlenim bıraktı.

    ilk duyduğumuz "something in the way ne alaka ki" dedik mi dedik ama burada tasvir edilen bruce wayne, 20'lerin başında, öfkeli ve depresif, yasaların getirdiği adaleti değil de kendi adaletini arayan bir genç. "i am vengeance" derken sanki 10 yumrukla adamı tahtalıköye yollamamış da bir bardak su içip gelmiş gibi bir hava var. kötü anlamda demiyorum, içinde birini ağız burun yamultunca geçecek bir öfkeden fazlası olan biri var burada.

    söz konusu gençlik ve toyluk olunca bruce wayne karakterin kıyafeti, saçı gibi (bruce wayne saçı nasıl olursa olsun taranmıştır gençler ama joaquin phoenix'in joker'i gibi "fakir uzun saçı" değil de züppe uzun saçı gibi, artık her neyse) ayrıntılar karakterin karanlık tarafını iyi vurgulamış. kostümünün deyim yerindeyse daha beta'da olması, aracının modifiye bir araba olması, sığınağının göründüğü kadarıyla klasik bir batman'e göre "temel seviyede" olması gibi ayrıntılar da batman karakterinin de temeli atılmış ve gelişime açık (e sonuçta erken yılları) bir şekilde karşımıza çıkacağını gösteriyor.

    şu emo muhabbetine iyi güldüm bu arada. 1237812 yıldır batman takip eden adamlar gözün etrafındaki siyahlığın kostümle beraber default geldiğini sanıyor. nihayet yönetmenin birisi bunun böyle olmadığını gösterdi. yoksa ekşici rivayetlere göre rüştü reçber'den etkilenmişler bu konuda.

    robert pattinson tercihi iyi gibi duruyor. genç, tonlarca kas ile hantal değil de çevik duran, işin drama yönünü gayet iyi yansıtacağını düşündüğüm birisi ancak çene yapısı aşırı karakteristik duruyor. yani bir kişi de çıkıp "dur lan ben bu çeneyi tanıyorum" demiyor mu koca şehirde? belki de bu yüzden geceleri çıkıyor.* aynı şekilde colin farrell'dan danny de vito'yu aratmayacak bir performans geleceğinden adım gibi eminim, adam resmen bu rol için yaratılmış, bekleyin ve görün. bu arada bana göre şu durumda beğenmemek için cidden takıntılı olmak lazım. tamam kardeşim, beğenme, aç dark knight trilogy izle. yani bu film çıkınca onlar tarihe gömülmeyecek ki ama biraz bekle de bi film çıksın. sonra istersen beğenme, kime ne.

    bu arada gordon'ın zenci olmasını netflix şeysine bağlamayı da doğru bulmuyorum. bu çizgi romanlar yazıldığında, özellikle amerika'da ırkçılık inanılmaz boyutlardaydı. şimdi çıkıp da gordon'ın zenci olması beni veya başkasını etkilemez ama gidip de batman'i gay yaparsanız orada bir durun kardeşim. ırkçılığa hayır diyorsunuz da avrupa'da sağ partilerin yükselişi devam ediyor mesela. sen her şeye gelenekçi yaklaştığın gibi ırkçılığa da böyle yaklaşmaya devam edersen bu yükseliş asla durmayacak. neyse, şu minik görselle noktalıyorum.
  • lütfen bu filmde de bruce'un anne babasının ölüm sahnesi olmasın . her gelen yönetmen ayrı bir biçimde öldürüyor garibanları. yapmayın. o kısmı çok iyi anladık.
  • bakalım klarnet çalan batman videosu kadar keyif verebilecek mi...
    akşamı dört gözle bekliyorum.
  • batman'in ikinci yılını anlatan film. yani bruce wayne her anlamda çömez. oturmuş batman daha ortada yok. öfkesi ve acımasızlığı daha fazla bir batman var karşımızda. suçluları döverken ki tavrı bile bunu ortaya koyuyor. dedektiflik yani ağır basan bir batman görmeyi yıllardır bekliyorum. adamın lakabı "dünyanın en iyi dedektifi" ama filmlerde bu yön es geçiliyor. batman'in olayı zaten kriminoloji uzmanı olması. yarasa kostümü giyen bir dedektif adam. batmobilin, en eski çizgi romanlardaki gibi modifiye edilmiş normal araç olmasını sevdim. umutluyum filme karşı.
hesabın var mı? giriş yap