şükela:  tümü | bugün
  • evrensel bir kandirmaca bu.

    turkce icin bebekligimizden beri duydugumuz bir olay, "yazildigi gibi okunur" falan. "ğ", bunu nasil okuyorsun sen guzel karde$im? veya bir amerikalinin eline turkce kitap verince neden sular seller gibi okuyamiyor hic du$undun mu?

    yazildigi gibi okunan dil yok arkada$lar. fransizca gibi, yazildiginin yarisi okunan diller ile turkce gibi yazildiginin yuzde 90'a yakini okunan diller falan var ancak. ama birebir kagitta gordugun gibi degil soze dokulen hicbir $ey. "merhaba" kelimesini okusana bir, "merhhhaba" mi diyorsun, "meraba" mi? zor cunku kagitta gordugunu aynen sese dokmek. mecburi de degil ustelik. ba$ka bir ornek vereyim, insanin kucugu olan "bebek" ile kahve icmeye gittigimiz semtimiz "bebek" kelimelerini bir okuyun sesli olarak. vurgu birinde ilk hecede, birinde son. ama ikisi de ayni yaziliyor.

    ingilizcenin garip kuralli telaffuzlarina bakan, fransizcada on be$ harfle yaziya dokulup iki sesle agizdan cikan kelimelere bakinca turkce ve almanca gibi dilleri "yazildigi gibi okunan dil" ilan etmi$ atalarimiz. linguist arkada$lar edinin, cimlere basmayin.
  • diksiyon derslerinde hocalar konuya hep bunu açıklamakla girerler. evet, türkçe yazıldığı gibi okunan bir dil değildir. verilen örnekler de şunun gibiler mesela;

    geleceğim: böyle yazılır, ama asla ve kat'a bu şekilde okunmaz. okunuşu: gelicem'dir. geleceğim dersen gülünç olur, kulak tırmalar.

    yapılacak: oradaki -acak, okurken -ıcak'a dönüşür. okunuşu: yapılıcak, olur.

    gibi...
  • gokyuzunun mavi olmasi, baliklarin su icmesi, her dilin alfabesinin farkli olmasi, serdar ortac'in banyo akustigi ve amerikalilarin turkce metinleri okuyamamasinin ardinda benzer sebepler yatmaktadir. hemen aciklayayim.
    "yazildigi gibi okunan" dil demek hal-i hazirda "bu dil yazildigi gibi okunur, demek ki diger diller farkli okunmaktadir" mantigi icerir. hatta $anli turk tarihinin en ovulen ozelliklerinden bu nedense, bizim dilimiz yazildigi gibi okunurken o zekadan yoksun avrupalilar be$ harf yazip tek ses okuyor diye degi$ik bir milli masturbasyon yapiliyor inceden. her dilin kendi dinamigi kendi ses sistemi ve gosterge sistemine bagli oldugundan, turkcenin yazildigi gibi okunup da bir ingilizcenin yazildigindan kisa okundugunu iddia etmek ziyadesiyle abes kacacaktir. $ sesi icin ingilizler sh, almanlar sch, turkler ş yaziyor ise, turkcenin mantigiyla buyumu$ bir insan kalkip bu duruma "bunlar sh yazmi$, ama s ve h sesi olarak degil ş olarak okuyorlar, demek ki yazildigi gibi okunmuyor" dedigi zaman kayi$i kopardigini anliyoruz. o dil de yazildigi gibi okunmakta, ama adam seninle ayni i$aretleri kullanmiyor tabi. fark bu.

    fonetik alfabeyle yazsak butun diller yazildigi gibi okunuyor olacak mesela. 100 sene evvel istanbul beyefendisi fikret bey kalkip "efendiler, turkce yazildigi gibi okunan bir dilmi$" dese arkada$lari edep yerleriyle gulerlerdi (fikret bey'in $ ile konu$masi beni ayrica bahtiyar ediyor). cunku osmanlica alfabe ile yazilinca zaten (salliyorum) televizyon yerine "tlvzyvn" gibi bir $ey cikiyor ortaya (son v vav harfi icin). velhasil hangi dil olursa olsun, fonetik alfabe ile yazilmiyorsa yazildigi gibi okunur halde olamiyor. hatta fonetik alfabenin bile adam gibi kar$ilamadigi sesler var ki o ayri bir maceranin konusu.
  • türkçe, her ne kadar tam olarak yazıldığı gibi okunmasa da ve bir çok istisnası olsa da ingilizce gibi dillerle karşılaştırılamayacak kadar, gayet yazıldığı gibi okunan bir dildir. en azından (^) şapka işareti gibi desteklerle sorunun büyük kısmını halledebiliyoruz.

    yazıldığı gibi okunmasından kasıt bilindiği gibi her sesin bir harfe tekabül etmesidir. böylece daha önce hiç duymadığınız bir türkçe kelimeyi gördüğünüzde hemen hemen doğru telaffuz edebilirsiniz. örneğin şu anda bir kelime uyduruyorum "cebediktemizir", eminim ki bu yazıyı okuyan herkes bu kelimeyi aynı şekilde okudu. ama siz bir ingiliz'e gösterin bakalım kaç farklı telaffuz ortaya çıkacak.

    mesele sh, sch meselesi değil. ingilizce, en iyi bildiğim yabancı dil olduğundan ingilizce üzerinden örnekler vereyim.

    (türkçe'deki okunuşları ile)
    "c" harfi, bazen "k" bazen "s" gibi okunur. örnek cat, commit, city, certain, mercy. ha bir de bildiğiniz gibi yanına h geldiğinde "ç" gibi okunuyor. ikisi bir arada standart olduğundan ondan hiç bahsetmeyeyim bile.

    "s" harfi, bazen "s", bazen "z", bazen de "j" gibi okunur. örnek, sell, result, conclusion. ş gibi okunmasını yine geçiyorum.

    az çok ingilizce bilenlere daha fazla örneğe gerek yok, uzun uzun yazabiliriz. bunlara ilave olarak bazen bazı harfler hiç okunmaz knife, hour ve write ve benzeri kelimelerdeki ilk harfler gibi. bunların çoğunu belli kurallara bağlamışlar, güzel. ama o kadar istisna var ki..

    şimdi kalkıp da türkçe, arapça ve japonca gibi yazıldığı gibi okunan dillerle ingilizce bir tutulabilir mi? arapça'da adam alfabeyi ve telaffuzlarını öğrenip bir kelime arapça bilmeden kuran okuma yarışmasında birinci olabiliyor misal.

    özet olarak tüm dilleri aynı kefeye koymak bana büyük cahillik gibi geliyor. her dilin güzelliği var. her sesin tek bir harfe, her harfin tek bir sese denk düştüğü dillerin daha bir güzelliği var. istisnaları olsa da..