şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: beşiktaş sait çiftçi devlet hastanesi)

    bu hastaneye defalarca gittim bir çok olumsuzlukla karşılaşmıştım aslında devlet hastanelerinin bir çoğunda hastaya saygı yok, özel hastanelerde ise müşteri muamelesi görüyorsunuz adeta. özellikle psikolojik bir sorun yaşıyorsanız durum tamamen çekilmez oluyor.

    arkadaşımın iki gün önce başına gelen olay tam olarak şöyle, kendi anlatımıyla:

    birkaç gün üst üste geçirdiğim anksiyeteye bağlı panik atak krizlerinden sonra destek almak için doktora gitmeye karar verdim. özel hastanelerde psikiyatri muayene ücretleri 350-500 lira arasında olunca halihazırda devam eden ataklarımla bana en yakın hastane olan sait çiftçi devlet hastanesi psikiyatri bölümünden randevu aldım ve muayene olmak için beklemeye başladım. bekleme sırasında doktorun insanı azarlar gibi sen bekle sen gel tavırlarını görmemezlikten gelmeye çalıştım. içeri girdiğim sırada duygusal boşalma ile ağlamaya başladım ve ataklarımı anlattım. doktorla göz göze bile gelemeden iki tane ilaç yazdı, ilaçların içeriği sormak istesem de "dışarıda hastalar bekliyor canım" diyerek beni yine sert bir tavırla çıkarmak istedi, şu anda kendimi iyi hissetmediğimi ve psikologa yönlendirmesini istedim. aynı hız ve sert tavrıyla kağıda adımı yazıp imzaladı ve üst kata çıktım.

    adını şimdilik vermek istemediğim psikologun yanına yaklaşık yarım saatlik bekleyişten sonra girdim, içeride stajyer olduğunu öğrendiğim bir kızla oturuyordu. elimdeki kağıdı uzatıp görüşmek istediğimi söyledim. onu işinden alıkoyuyormuşum gibi sert bir tavırla "canım en erken 10 gün sonraya randevu verebiliyorum adını söyle" dedi. ben de 10 gün sonra tamam ama benim şu an konuşmaya ihtiyacım olduğunu atak halinde olduğumu söyledim. yine aynı sert tavrıyla psikiyatri bölümüyle psikologun bir göründüğünü aynı gün içerisinde "hiçbir şekilde" muayene olamayacağımı söyledi. bunu söylerken o kadar sert ve aceleci davranıyordu ki, bir an durup ona "neden böyle davranıyorsunuz" dedim. "nasıl davranıyormuşum" dedi. ben de çok sert olduğunu neden insanı azarlar gibi konuştuklarını aynı tavrı aşağıdaki doktordan da gördüğümü söyledim. "kim seni azarlar gibi konuşuyor ben mi? aşağıdaki doktorda mı sana sert geldi? eğer ikimizde sana sert geldiysek "sen bir dön kendine bak" dedi." bu sırada zaten mevcutta sert olan tavrı alevlendi ve kavga halinde gibiydik. ağlamaya başladım ve ona "siz psikologsunuz ve size muayene olmaya gelen birine sen bir dön bak kendine mi diyorsunuz" dedim. "bu tavrınızı ve sözlerinizi mesleğinizle bağdaştırabiliyor musunuz?" dedim. "ben seninle şuan bir terapi içerisinde değilim sana bir şey açıklamak zorunda değilim, seni şu anda muayene etmiyorum gibi o sinir haliyle aklımda tutamadığım bir çok şey söyleyip sonunda "sorun kimde acaba" dedi. ben de "sorun bende, sorunun ben de olduğunu bildiğim için size geldim, ben kendimi hasta hissediyorum sürekli atak geçiriyorum buraya rahatlamak için geldim ama beni o kadar üzdünüz ve gerdiniz ki şu an ne yapacağımı bilmiyorum" dedim. sonra stajyere dönüp "sen öğrencisin ve psikoloji eğitimi alıyorsun, ileride bir hasta sana geldiğinde ona "dön kendine bak" ya da "sorun kimde acaba" demeyi kendine yedirebilir misin?" dedim. ağlıyordum zaten, konuşma daha uzundu ama ancak bu kadarını hatırlayabiliyorum. en son teşekkür ederim sizden randevu almak istemiyorum dedim. o da bana "iyi iyi alma zaten hadi güle güle" dedi. gerçekten bütün kötü enerjisi ve gereksiz tavrıyla böyle ağzını yaya yaya "alma zaten güle güle" dedi.

    ben odadan çıktım ama nasıl çıktım. sakinleşmem yaklaşık 1 saatimi aldı. halihazırda bozuk olan psikolojim ve yoğun kaygı hissim iki katına çıktı. kaygılanmamam için hiçbir sebep yok, bana müdahale etmesini beklediğim doktorlar beni daha derin bir bunalıma sürükledi.
    benim için gerçek bir rezillikti. bu yüzden siz de bilin istedim.
  • hay sikeyim rezaletinizi ya.
    hastane ile ilgili bir 'rezalet' yaşadıysanız sabim'i arayın, olay çözülsün. amk cahilleri.

    tanım: okumaya bile üşendiğim tuğla gibi döşenmiş rezalet.
  • araba kaçırma= yok
    yüze attırma=yok
    sipariş edilen malın üzerine yatma= yok
    ürün değiştirmeme= yok
    para kaybı= yok
    fiziksel kavga= yok
    yoğurtlu sos= yok
    pizzanın geç gelmesi= yok

    rezalet kriterlerimiz everest'in tepesine çıktığı için rezalet olarak adlandırılamayacak bir olay. dağılabiliriz.
  • doktorların tamamının psikolojik destek almasının gerekliliğine bir kez daha inandığım rezalettir. evet bu olayı psikolojik anlamda sıkıntıları olan bir hastanın durumu bir miktar kendince büyütmesi olarak görüp geçiştirmek niyetinde olan arkadaşlara, onkoloji servislerindeki doktorların hastaları ne derece yıprattıklarının hem babamdan hem de bir arkadaşımdan dolayı bizzat şahidi olduğumu söylemek isterim.. tepecik ssk araştırma hastanesinde cerrahi servisinde çalışan yaşı da oldukça genç olan dr. özhan çetindağ'ın rektum ca olduğu yeni öğrenen ve kaygı ve panik halindeki yakın dostumu nasıl azarladığının hatta olayı karşılıklı tartışmaya dökmek için gösterdiği üstün çabanın yakın tanığıyım.. hoş daha sonra özel görüşmesine istemeden şahit olduğum bu şahıs arkadaşına küfür kıyamet geçiriyordu telefonda.. anladım ki he deyip geçmek gerekmekte...
  • sabim bu işler için var.
    sonuç alamam demeyin. çatır çatır hesap soruluyor.
    sabim benim yüreğimi soğutmaz derseniz gidin savcılığa şikayette bulunun.
    ondan bir şey elde edemezsiniz ama uğraştırırsınız doktoru.
  • ozele de gitseniz guleryuz gosterip, goruntusu guzel ama muhtemelen dunyadan habersiz birileriyle konusacaktiniz. ulkede saglik sistemi boktan, doktorlarin cogu insan sevgisinden vs degil toplumda statu ve para kazanmak icin bu meslegi seciyorlar. sonunda da boyle insanlara zarar vererek ego tatmin etme tutumu icinde oluyorlar. ha aksi yok mu, hem iyi bir hekim olup hem insani yonu yuksek bir doktor gorunce nerdeyse gozlerim dolar, bu tavrina ozellikle tesekkur etmeden yanindan ayrilmam.
  • sait çiftçi'ye gittiysen rezilliğe her an hazır olman gerekir dediğim olay. zira devlet hastanesi olanlara şaşırmam. artık rezalet konulu başlıkları okumayacağımı da son kez anladım.