şükela:  tümü | bugün
  • bu başlıkta yazılanlar türkiye cumhuriyetinden umutlarını kesinlikle yitirmiş bir yazarın serzenişleri olacaktır.

    olaylar silsilesi, 3 ağustos 2018 tarihinde babamın kalp krizi geçirmesi ile başladı.

    babam, kendisi 55 yaşında, yemesine içmesine çok ama çok dikkat eden haftada bir ava gidip yürüyüşünü sporunu yapan, sigarası alkolü olmayan bir insan. yani bizim dalını kıramayazağımız ağacı kökleyen eski toprak birisidir.

    3 ağustos günü izmirin çankaya semtinde kalpte sıkışma şikayeti ile alsancak devlet hastanesi acil bölümüne zar zor bulduğu taksi ile gidiyor. doktorların ilk müdahalesinde hastanın kalp krizi geçirdiği ve kalbe giden 2 daramın tıkalı oldu tespiti yapılıyor. ambulansla özel su hospital hastanesine naklediliyor. yolda giderken de kendisi önce annemi sonrada beni arıyor.
    yanındaki hemşire "babanızın kalp krizi geçirdiği ve kahramanlardaki özel su hastanesine götürüldüğü ve damar yolu açılması gerektiği "bize iletip telefonu kapatıyor.
    rezalet dediğim olaylar burada gelişmeye başlıyor.

    annen ile ben olayın şaşkınlığı ile hastaneyr ulaşıp hasta giriş bölümünde çalışan sorumlu kişiye acik girişinden kalp krizi şikayeti ile giriş yapan ve damar yolu acılacak m.y. hastanın yakınları olduğumuzu söylüyorum.

    karşımdaki özel su hospital hasta kabuldeki şahıs bizlere böyle bir hastanın hastanemizde olmadığını söylüyor.

    1 2 kere daha arama yapmasını bşr yanlışının olduğu söylememe rağmen maalesef yapabilecem bir şey olmadığı söyleyim bizş başından sağıyor.

    sonuç olarak telefonuna ulaşamadığımız ve ambulas hemşiresi tarafından da teyit edilecek kalp krizi geçirdiği ve bu hastaneye nakledildiği bildiğimiz babamızdan haber alamıyoruz.
    elimiz kolumuz bağalı hastanenin acil çıkışına gelen ambulasları gözlüyoruz annemle. belkş daha ulaşmamıştır diyerekten.
    bu anlattığım acizliği yaşamadan bilmek neredeyse imkansız.

    aradan 15 20dk geçtikten sonra acil servisi aramaları için kendilerine ısrarcı oluyorum. ve sonuç hastamız anjiyosunu olmuş ve yoğum bakım sercisine alınmış olduğunu öğreniyorum. sistemde bir hata olduğunu bir başkasına şikayet ederek bizi yine başından def ediyor sorumlu şahıs ve daha önce de böyle bir olayın bir kaç kez yaşandığını hiç utanmadan söyleyebiliyor.

    o günün akşamı hastanin ertesi gün odaya çıkacağını fakat kimliği olmadığı için işlem yapılamadığı söylüyorlar.

    daha önce kaydı olan hastayı yine manuel olarak kayıt ettiriyoruz. kimliğini bırakıp hastanın yanına çıkıyorum. annem de yaşlı olduğu için hastane köşelerinde rezil olmasını istemiyorum. kendisini eve gönderip babamla bizzat ben ilgileniyorum
    ve hastanenin rezillikleri ile.
    2. vuku ; babamın doktoru ile görüşmek neredeyse imkansız sonuçları yanındaki hemşilerden öğreniyorum. ve bana 4 5 saat sonra hastayı odaya alacaklarını söylüyorlar.
    aradan 5 saat geçiyor . hastanın durumunu ve ne zaman odaya çıkacağını soruyorum.maalesef aldığım cevap çok üzücü " doktor bey şuan ilgilenemiyor kendisi saat 23:00 gibi gelecek ve o zaman odaya çıkıp çıkmayacağı kararını o verecek diyor"
    yani hastanedesiniz sizin için her şey pamuk ipliğinde kafayı yemek için bir sürü etken var.
    belirsizlik üstüne belirsizlik.

    3. vuku ;

    5 ağustos 2018 babamı doktoru taburcu ediyor. fakat kendisi hastanede değil. pazar günü olduğu için, "pazartesi hastaneyi arayıp doktorunuzdan reçete numarasını alabirlirsiniz" diyerek bizimkileri yolluyorlar.

    6 ağustos 2018 hastaneyi arayıp, reçete numarasını alıyoruz. ilaçları almak için eczaneye gittiğim zaman 2. şok ağır dalgasınıda yiyiyorum. raporda yazılanlar ile reçetede yazılan ilaçlar uyuşmuyormuş. raporu yazan doktor ile aşağıda reçeteyi çıkaran kimse farklı 3 ilaç işlemişler reçeteye. eczacı benden doktorun ve hastanenin telefon numarası istedi fakat sonuç hüsran çünkü ulaşabileceği yetkili kimse yoktu. eve gelip hastanenin raporla ilgilenen bölümünü aradığımda ise yanlış girilmiş ilaçların adlarını söyleyin biz buradan düzenleyelim dedi.

    şaka gibi ya ben belki yanlış söyleyeceğim ilaçların ismini.

    sizlerin önünde doktorun yazdığı rapor yok mu oradan düzenleyip yeni reçete çıkarın dediğim de ise önce söylenip sonra biz hallederiz diyip telefonu suratıma kapattı.

    3 saat oldu ne arayan var ne soran.

    *eğer işiniz düşerde özel su hospital hastanesine giderseniz yanınızda refakatçı kalacak insanın akıl sağlığını da düşünüp gidiniz. hastaneye bir hasta girip yanınızda götürdüğünüz kişi kadar hasta ile çıkabilirsiniz.
  • öncelikle çok geçmiş olsun umarım babanız şimdi daha iyidir. 10 yılı aşkın süredir türkiye'nin en büyük özel hastanelerinden birinde yöneticilik yapan biri olarak yazılanları okurken gerçekten çok üzüldüm. yazılanlar doğru ise emin olun bu anlattıklarınızdan çok daha vahim hikayeler hergün gerçekleşiyordur. konunun üst sıralara taşınması ve hastane hakkında bir inceleme başlatılması faydalı olacaktır.
  • olayın sıcaklığıyla hızlıca girilmiş bir entry muhtemelen. üzerinden zaman geçince şanslı olduğunuzu anlayacaksınız. devlet hastanesinde bile müşteri olarak görünüyor hastalar. hasta garantili şehir hastaneleri kuruluyor. insanlar prim ödeyemedikleri için sağlık hizmetinden faydalanamıyor, sakat bırakılıyor, öldürülüyor. maalesef ülkemiz koşullarında, bunlar başınıza gelmediği için, şanslı durumdasınız.

    raporundaki ve reçetesindeki ilaçların farklı olması büyük problem doğurabilirdi ama bu da eczanede fark edilmiş zaten. raporunda olmayan, raporunda olsa dahi dozu yanlış yazılan ilaçlar sgk tarafından karşılanmadığı için önceden fark ediliyor. internet çağının bir güzelliği.

    babanız sporunu yapan, yediğine içtiğine dikkat eden biri olduğu için belki de ucuz atlatmış kalp krizini. ciddi ve ölümcül riskleri olan bir rahatsızlık olduğu için bu kadar endişeli, korku dolu ve ajite olduğunuzu düşünüyorum ve haklısınız bu konuda. ama görüldüğü üzere babanıza gerekli müdahaleler yapılıp, ilk gittiği alsancak devlet hastanesi yoğun bakımında yer olmadığı için muhtemelen özel hastaneye sevki sağlanmış ve burada da acil müdahaleleri yapılmış. özel hastanede acil hasta statüsünde olduğunuz, fazla bir maddi getiriniz olmayacağını düşünülerek iplenmemiş olabiliriz. burada da haklısınız evet ama maalesef kapitalizmin, hastayı müşteri olarak görmenin sonucu bu da. birçok yerde başımıza geliyor.* hastanelerde her branştan birden fazla uzman doktor olamayabiliyor. bir kardiyologun ya da kalp damar cerrahının 7/24 hastanede olmasını bekleyemezsiniz bu durumda. genelde icap nöbeti tutulur. gerektiğinde, acil durumda çağırılır. yani refakatçi olarak kendisini görememiş olmanız kötü ama anlaşılabilir bir durum. ama o hastayı görmüştür, gerekli tedavi yapılıp hastanız sağ salim taburcu olduğuna göre. geçmiş olsun, babanızın en kısa zamanda eski sağlığına kavuşması dileğiyle.