şükela:  tümü | bugün
  • cok kucuk ya$larda ve genellikle tatil yerleri, parklar gibi etrafta kimsenin taninmadigi ortamlara girildiginde kullanilan bir kayna$ma cabasi, utanc kaynagi.

    erken tedavi edilmemesi halinde ki$i ilerde "benimle cikar misin?" diye sacmalayabilir, normaldir.
  • buna "hayir" diye cevap verilse o insan ne hisseder acaba diye merak ederim.
  • " sadece sevişelim ama " şeklinde cevap alırsa bu insanlar, çüklerine giden kan bir 25 sene boyunca beyinlerine dönmeyeceği için fotosentez yaparak hayatlarına devam ederler..
  • bu soru, babaanne ve anneannelerimiz nasil inatla erkek arkadas/kiz arkadas veyahut sevgili olgusuna flort seklinde yaklasiyorsa (bizim zamanimizda dedeler bu konulara yaklasmazdi) onlarin bir sonraki jenerasyonunun (ki bunlar anne ve babaya tekabul ediyor) da ayni olguya arkadas seklinde yaklasmasindan kaynaklanmaktadir.
    kisi en taze "model alarak ogrenme" caglarindayken olasi modellerinin "o mahmut vaktiyle bana da arkadaslik teklif etmisti" ya da "ayse'nin kizinin arkadasini gordum gecen, pek seker oglan" vs diye konusmalarina yeteri kadar sahit olursa +90 heyecanla beraber hoslandigi kisiye bu sekilde elbette boyle acilacaktir.

    ha bazi sivri zekalilar olur, essek kadar olup hala yol yordam ogrenememistir, o zaman da boyle sahnelere tanik olabiliriz:

    - eee... seyyy... hilal? sana bisey sorcam
    - sor?
    - iiiiiii... arkadas olalim mi?
    - e arkadasiz ya zaten murat?
    - hmm... yani?
    - yani tozol.
  • gercekten de "benimle cikar misin" in cocukluk halidir ama kanimca daha bile sacmadir, onu da yas faktorune baglayabiliriz sanirim... ben kendim hic sormadim bu soruyu, ama bir kere soruldum ilkokul 3 ya da 4te sanirim... aslinda bu fenomeni anlayabilmek icin soran kisinin psikolojisine girebilmek lazimdir... ben girdigimi iddia etmiyorum ama konu hakkinda bir iki tahminim var...

    (soran kisinin gozunden)
    yeni bir akranla tanisilmistir... illa ilk tanisma ani olmasi gerekmez, daha once bahcede veya sokakta rastlanilmis, hosca vakit gecirilmis olunabilir... fakat bu son gorusmenin bir ozelligi vardir... gecekten ama gercekten guzel vakit gecirilmistir, ve niye tekrarlanmasindir... ayni kisiyle tekrar vakit gecirmek hem garanti "eglence"dir, hem de yeni biriyle tanisma, buzlari kirma gibi prosedurlere gerek yoktur... yani yarim saat varsa elde, onun 100de 100u eglence ile gececektir ve kalitesi de garantilidir...

    fakat icinde kucuk bir suphe vardir, acaba karsidaki de ayni sekilde mi dusunuyordur??? dusunmuyorsa eger, bir daha karsilasildiginda ben ona (onu gordugum icin)sevinc icinde yaklasirken, beni tersler mi acaba??? yok eger benim gibi dusunuyorsa da, bir daha rastladigimizda benim gibi cekinirse, ben de cekinirsem bosu bosuna kendi koselerimizde kalip, yarim saatlik eglenceyi cope atarsak???
    iste butun bu ve bunun gibi sorularin kisa bir ozetidir "arkadas olalim mi?'... bazen bir yanda da hafif te olsa, soruyu sorulan kisiye duyulan bir hayranlik (hayranlik belki dogru kelime degil aslinda ama nasil anlatacagimi bilemedim; ne de olsa bu soruyu soran bir sekilde de olsa karsi tarafin ustunlugunu kabul etmekte... cunku kendisi karsi tarafi arkadasliga layik gormus ama karsi tarafin ne dusundugunden emin olamamaktadir.... ki zaten "hayir olmayalim" cevabi bu ustunlugu percinler, "tamam olalim" ise soruyu sorani, sorulanla ayni kademeye cikartir... arkadaslik esit bazlarla baslar) vardir.
    tabi ufacik cocugun kafasindan o saniyede butun bunlar mi geciyor? elbette hayir... bence kucuk bir huzursuzluk, "simdi biz bunla arkadas olduk mu olmadik mi?" sorusu belki, soruyu sorsam mi sormasam mi kararsizlik ani; bir cesaret ve ...... soru....
    ben kendi adima, bu soru soruldugunda bir rahatsizlik hissetmistim (benimle cikar misin sorusu sorulan kizlar da bu tur bir sey hissediyolar demek), cevap olarak "e zaten arkadasiz" gibi bir seyler gevelemistim.. allahtan bir daha basima gelmedi...
    ozetlemek gerekirse sanki bir kendine guven eksikliginin ilk isareti imis gibi geliyor bana...
  • bir de çocukken kızların iyi niyetinden miydi, sadistliğinden mi - hala karar verebilmiş değilim - bu cümle kurulduğunda ısrarla ne denildiğini anlamazlardı. "yaa bak arkadaşım, ben senden değil, şu çocuktan hoşlanıyorum" ya da "senden hiç hazzetmiyorum" de sepetle beni kardeşim. ne diye karşında ecel terleri döktürüyosun bana.
    - arkadaş olalım mı?
    - e biz zaten arkadaşız?
    - yani o anlamda değil.
    - ne anlamda yani?
    - ben seni seviyorum?
    - bir arkadaş olarak ben de seni seviyorum.
    - yaa öyle değil. sen beni anlamadın.
    - anladım, anladım.
    - iyi o zaman.
  • çocuk olmanın en güzel arkadaş olmanın kolaylığı ve güzelliği. sadece "arkadaş olalım mı?" cümlesi ile başlayan hızlı şekilde samimi olunan arkadaşlıklar...

    bir süredir projelerine çalıştığım firmadan birisi ile sohbet ediyoruz. özellikle bu karantina döneminde birkaç kere bir saati bulan sohbetlerimiz oldu. bir seferinde "ben seninle arkadaş olmak istiyorum. enerjimiz çok uyuyor." demişti. yüzümdeki tebessümü tarif edemem. birkaç gündür herkes "özledik seni ofise gelsene.", "neden ofise gelmiyorsun." dese de içimden gitmek gelmemişti. bugün bu yazıya konu olan arkadaş aradı, ofise yakın oturduğu için "döndüysen görüşelim mi?" dedi.

    kendime verdiğim karantina süresi bugün itibariyle bitiyor. yarın ofise gideceğim. başka işim de vardı, denk geldi. yıllar sonra ilk defa bu cümle ile başlayan bir arkadaşlığım olabilir. size de çok masum ve heyecan verici gelmiyor mu?