1. gurbette okuyan öğrencilerin,annelerinin yaptığı elmalı pastayı incitmeden/unufak etmeden yanlarında götürmelerine olanak sağlayan eşsiz saklama kabı
  2. bir çiftin içine girebildiği ve huzurla yaşayabildiği en küçük yer. ben ve sevgilim bir çift ayakkabı olsaydık, onunla o kutuda yaşasaydık, ve loş ışıkta ve hep yeni kalsaydık. günü gelince yürüyüşlere çıksaydık. o ileri gittiğinde ben geride o geride kaldığında ben hep ona yetişme heyecanıyla bir çırpıda önüne geçiverseydim. biz onunla bir çift ayakkabı olsaydık. sahibimiz durunca yanyana gelseydik. birbirimize baksaydık. sonra hemen kutumuza dönüp huzurla uyusaydık.
  3. içindeki ayakkabıdan daha fazla kalıcı olan.

    ayakkabı eskir gider;
    ayakkabı kutusu ve içindekiler eskidikçe kalır ve değerlenir...

    bu ayakkabı satıcıları ayakkabı yerine kutu mu satar acaba?
    öyle ise bu kutu çok pahalı ya!
  4. çoğu satıcı nedense vermek istemez aldığınız ayakkabının kutusunu özellikle belirtmediğiniz sürece. esnaflıktan gelen malının kıymetli olması durumu veya bireysel psikolojik takıntıları sebebiyle bir şekilde karambole getirilip kutusuz verilir aldığınız ayakkabı. ayakkabısından ayrılır ama ayakkabı kutusundan ayrılamaz satıcı. tüm bu ayakkabı endüstrisi aslında bu kutular içindir belki de.
    (bkz: komplo teorileri)
  5. ayağı içine alan kabın kabı. ayak 3. nesil, ayakkabı 2, ayakkabı kutusu 1, nesil oluyor bu durumda. birbirini içine alan 3 sır gibidirler. en büyük sırsa, ayaklarda gizlenir. nereye gideceğimin sırrını bir onlar bilir. neden gideceğimi ise köselesine gizlerim.
  6. ayakkabı artık kullanılamayacak hale geldiğinde bile yepyeni duran kutudur. bunların içine sevgilinin resimlerini, mektuplarını, sinema biletlerini, aldığı hediyenin kurdelesini, birlikte yenilen üç yıl önceki dondurmanın kutusunu* vs.yi koymak ise refleks gibi herkesin habersizce yaptığı benzer davranışlardandır.
  7. bootistler ayakkabi kutularina da gereken ozeni gosterirler, ne de olsa en degerli hazinelerini iclerinde saklamaktadirlar..