1. aslen ayakkabılar için inşa edilmiş olsa da, kullanım rahatlığı yüzünden farklı türlerden eşyanın da içinde muhafaza edildiği kapalı mekan.

    bazı insanlar hayatlarını dönemlere ayırıp, her dönemle ilgili anı değeri taşıyan eşyasını bu kutularda saklar. ayakkabı kutusu karıştırmak da bu insanlar için bir ritüel halini alır.

    (bkz: kahve) (bkz: hüzün)
  2. gurbette okuyan öğrencilerin,annelerinin yaptığı elmalı pastayı incitmeden/unufak etmeden yanlarında götürmelerine olanak sağlayan eşsiz saklama kabı
  3. kendisinin bile ne islere yaradiginin tahmininde bulunmadigi kutsal varlik.
    en önemli görevi cocuk avutmak onlar icin mack, yavuz,mercedes,daf kamyon markalarinin taklidini süper yapar tabi ip gerekir birde, kasayi deldirmek zorunda kalacaktir ama olsun
    (bkz: adile nasit miyim neyim)
  4. mağaza vitrinlerinde başlayıp, bodrum köşelerinde sonuçlanan hayat hikayeleri vardır ayakkabı kutularının...
    ne de olsa çoğunlukla mağazadan çıktığı an itibariyle "ayakkabıcı"lıktan "ıvır zıvır depoluğu"na terfi ederler...
    yani içinde saklananlarla boyut değiştiren bir sırdaş olurlar...

    bazen özenle saklanmış bir sinema bileti çıkar kutudan,
    bazen özel bir “ilk hediyenin” yazarkasa fişi...
    sigara paketinin beyaz tarafına yazılmış bir özel not da bulursunuz bir gün,
    bir tek saç teli de çıkar hesapsızca...

    ya da,

    kimbilir kaç yıl öncesinden nedense saklanmış bir öğrenci kimliği,
    unutulmaz tatillere şahitlik etmiş ülkelerin sembol anahtarlıkları,
    rüya gibi haftasonlarının ev sahibi küçük kasabaların buzdolabı süsleri,
    ya da,
    ya da bir fotoğraf... tek başına bir fotoğraf çıkar bazen dışı tozlu, içi pırıl pırıl anılarla dolu bir ayakkabı kutusundan...

    çekilirken öylesineyken, şimdilerde zamana karşı koyan, tarihi tersine çeviren bir tek fotoğraf değiştiriverir günün akışını...
    eksilenleri anlatır, suskunlukları dilletir...

    yani, sözün özü,

    bazen bir küçük ayakkabı kutusu herkesten çok şey anlatabilir yaşamınızla ilgili,
    zira, koca bir hayat, küçücük bir kutuya sığar çoğunlukla...
  5. bir çiftin içine girebildiği ve huzurla yaşayabildiği en küçük yer. ben ve sevgilim bir çift ayakkabı olsaydık, onunla o kutuda yaşasaydık, ve loş ışıkta ve hep yeni kalsaydık. günü gelince yürüyüşlere çıksaydık. o ileri gittiğinde ben geride o geride kaldığında ben hep ona yetişme heyecanıyla bir çırpıda önüne geçiverseydim. biz onunla bir çift ayakkabı olsaydık. sahibimiz durunca yanyana gelseydik. birbirimize baksaydık. sonra hemen kutumuza dönüp huzurla uyusaydık.
  6. çoğu satıcı nedense vermek istemez aldığınız ayakkabının kutusunu özellikle belirtmediğiniz sürece. esnaflıktan gelen malının kıymetli olması durumu veya bireysel psikolojik takıntıları sebebiyle bir şekilde karambole getirilip kutusuz verilir aldığınız ayakkabı. ayakkabısından ayrılır ama ayakkabı kutusundan ayrılamaz satıcı. tüm bu ayakkabı endüstrisi aslında bu kutular içindir belki de.
    (bkz: komplo teorileri)
  7. ayağı içine alan kabın kabı. ayak 3. nesil, ayakkabı 2, ayakkabı kutusu 1, nesil oluyor bu durumda. birbirini içine alan 3 sır gibidirler. en büyük sırsa, ayaklarda gizlenir. nereye gideceğimin sırrını bir onlar bilir. neden gideceğimi ise köselesine gizlerim.
  8. içine cd, kaset, fotoğraf, mektup konulur. adının neden ayakkabı kutusu olduğu unutulur.
  9. ayakkabı artık kullanılamayacak hale geldiğinde bile yepyeni duran kutudur. bunların içine sevgilinin resimlerini, mektuplarını, sinema biletlerini, aldığı hediyenin kurdelesini, birlikte yenilen üç yıl önceki dondurmanın kutusunu* vs.yi koymak ise refleks gibi herkesin habersizce yaptığı benzer davranışlardandır.
  10. bootistler ayakkabi kutularina da gereken ozeni gosterirler, ne de olsa en degerli hazinelerini iclerinde saklamaktadirlar..

ayakkabı kutusu hakkında bilgi verin