kahverengibotlutirtil

  • 1360
  • 0
  • 0
  • 0
  • 3 ay önce

nazan bekiroğlu

akademisyen yazar. (bkz: edebiyat profesoru) (bkz: ktu)

akademik çalışmalarının (şair nigar hanım, halide edip adıvar incelemeleri) yanısıra, deneme (mor mürekkep, mavi lale) ve hikaye (nun masalları,yusuf ile züleyha) kitapları da yazmıştır.

akademisyenlikle hikayeciliği nasıl olup da bir arada götürebildiği nedense kendisine sık sık sorulmuştur. cevabı muhtelif röpörtajlarında bulunabilir.

nazan bekiroğlunun denemelerinde üstünde durduğu asıl konu düşünmek ve yaşamak konusudur. insan yaşayarak geçireceği vakti neden yazarak, okuyarak geçirir ki? buna hayıflanır esasen. etrafımızda çiçekler açar kelebekler uçarken biz hala neden onların yanında olmak yerine çiçekler ve kelebekler üzerine kitaplar okuruz diye geçirir içinden. mutlulukta da acıda da böyledir bu. gerçekten acı çeken kişi, çektiği acı üzerine konuşmaz der, fuzulinin şairleri yalancılıkla suçlamasına benzer şekilde... zaten fuzuliyi de çok sever.

biraz da hermann hesseyi andırır. bozkırkurdundan sidartadan laf açar bir zaman. yaşamın içinden ulaşılanların, yaşamın etrafından ulaşılanlardan daha fazla olduğunu gösterir.

bir matematikçinin savunması diye bir kitap vardı. o kitabın yazarı da benzer şeyler söylüyor ve matematikle ilgilenmek yerine matematik üzerine konuşmak zorunda kaldığı için utandığını itiraf ediyordu. sanki nazan bekiroğlu da yaşamak yerine, yaşam üzerine yazı yazdığı için utanır gibidir bazen.

ama o okumaya kıyılamayan, şiiri içinde saklı üslübuyla iyi ki de yazıyor kendisi. çünkü onu okumak büyük keyif veriyor.

zaten nazan bekiroğlu o çok sevilip de başkalarından kıskanılan şarkılar, filmler, kitaplar gibidir. herkesin görmesine gerek yok der okurları, ve onu sadece en sevdiği insanlara tavsiye eder.

devamını okuyayım »
06.05.2002 02:01