anguirel

  • prezentabl (597)
  • 743
  • 34
  • 11
  • 0
  • dün

kedi

an itibarıyla 4 tanesi ile evimi paylaştığım bir memeli türü.

kısaca bahsetmem gerekirse, evdeki kedi sayısı önce 1 sonra 2 sonra 9 sonra 4 oldu. aşağıdaki yazıda kendi tecrübelerimi ve başımdan geçenleri aktardım, biraz uzun olabilir. ama sıkılmayın diye bol bol fotoğraf koydum.*

kişisel tecrübelerimi aktarmadan evvel beslenmeyle ilgili bahsedecek birkaç şeyim var. kediler bildiğiniz gibi etobur yaratıklar ve tahılla hiç işleri yok. sindirim sistemleri tahılı metabolize edemiyor. lütfen proplan gibi neredeyse %80'i tahıldan ibaret olan, lakin kendini "premium" olarak addeden mamaları kullanmayın. en iyisi barf tabii ki ancak şahsen uğraşması bana zor geliyor ve ülkemizdeki hayvan besi koşullarının ve saklama depolarının hâli meçhul bence. gerçi sindirim sistemleri insanlara göre daha hızlı olduğu için neredeyse hiçbir mikrop veya virüs geçmiyor ama şahsen sürekli bu şekilde besleyecek kadar pek de güvenemiyorum. bir de et verecekseniz de çiğ verin, pişmiş et verdiğinizde o hayvanın o etten alacağı her şeyi yok ediyorsunuz. günümüz evcil kedilerinin ataları kurak iklimlerin hayvanları oldukları için su ihtiyaçlarını, normalde yedikleri hayvanların etlerinden alırlar ve normal yoldan pek su içmezler. bu özelikle günümüz evcil kedilerinde de mevcut hâlâ aslında. makarna ve türevi ürünleri de yemek olarak vermeyin, dediğim gibi tahılla işleri yok.

neyse, kendimce verebileceğim en iyi taviz olarak tahılsız mama kullanmayı seçtim. size tavsiyem champion petfoods'a ait olan orijen veya acana markalarından birini kullanmanız. aralarındaki fark, orijen'de daha fazla taze, acana'da ise bu oranın daha düşük olması. taze et yerine dondurulmuş et var. bu arkadaşların ürettiği mamalarda neredeyse sıfır katkı maddesi var. yapımında kullanılan ürünler insanların yiyebileceği kalitede ürünler. fiyatı pahalı geliyorsa diğer tahılsız mamalar da mevcut ama onlarda çok fazla katkı maddesi var bir de fiyatı orijen'e veya acana'ya kıyasla çok aşağıda olmadığı müddetçe tavsiye etmiyorum. gerçi pek tabii finansal durumunuz el vermiyorsa yapacak bir şey yok, alabildiğiniz en iyi ve uygun mamayı kullanın.

haftada 3 ya da 4 sefer ya ıslak mama ya da çiğ tavuk ciğeri, kalbi ve eti veriyorum. hapur hupur yiyor keratalar. ıslak mamayı da sakın ola ki türkiye'den almayın. buradan alacağınız bir kutu fiyatına amazon.de sitesi üzerinden 2 hatta 3 kutu alabilirsiniz.

mamanın yarattığı farklardan bahsetmek gerekirse; başlarda proplan kullanıyordum, sonra orijen'e geçince farkı gerçekten gördüm. mamanın çoğu metabolize olduğu için dışkı miktarı ve kokusu azaldı. kürkü inanılmaz yumuşadı ve dökülme oranı düştü. benim kullandığım orjien çeşidi orijen regional red. bu mamalar (acana ve orijen'in her çeşidi) ayrıca her döneme uygun. ister yavru, ister yetişkin, ister kısır olsun.

kedi maceram yaklaşık bir buçuk sene önce başladı. yalnız belirtmem gerek, bu olaylar gerçekleşene kadar bir canlının sorumluluğunu alabileceğimi düşünmüyordum.

annemin eşinin patronuna bir kedi hediye olarak gelmiş hatta gözlerinde enfeksiyon falan varmış, bir ay boyunca bakmış ve iyileştirmiş ancak yoğunluğundan ötürü bakamayacağını ve bizim alıp alamayacağımızı sormuş annemin eşine. ben başlarda bir canlının sorumluluğunu alabileceğimi düşünmüyordum ancak annem oldukça istekliydi ve bundan ötürü kabul ettik. kendisi şu şekilde evimize geldi.

ilerleyen dönemlerde, yaklaşık 8 aylık olduğunda falan, kendisine hem bir arkadaş olacak hem bir defa yavrulayacak bir dişi kedi edinmeye karar verdik. bu kararda benim ikinci kediyi alma eşiğimin devreye girmesi, dayım ve arkadaşlarım önceden, bizim paşa'nın yavrularından istediklerini dile getirmelerinin etkisi vardı. çeşitli sahiplendirme sitelerine baktıktan sonra bu güzelliği bulduk. eve geldikten sonra internette okuduğum çeşitli alıştırma yöntemlerini kullanarak bir hafta içinde birbirlerine alıştırdım.

ayırca; eğer evinize ikinci bir kedi almayı düşünüyorsanız kesinlikle iki kediyi öylece yan yana atıp, haydi birbirinize alışın demeyin. bu yaklaşım, ileride iki kedi arasında derin sorunlara ve düşmanlıklara neden olabilir. bodoslama yöntemi ile birbirlerine alıştıklarını bile düşünebilirsiniz ama aslında bu iki canlı sadece birbirlerine katlanır, birbirlerinden hoşlanmazlar. bunlardan ötürü, kesinlikle düzgünce araştırma yapın ve biraz sabırlı olun.

efendim, ilerleyen zamanda bizim şirine hamile kaldı. sonra bizim paşa'yı kısırlaştırdık akabinde. yalnız kısırlaştırma sonrası o kafasındaki huni çıkana kadar dünyanın en mutsuz ve hoşnutsuz kedisiydi.* bu arada bilginiz olsun, kısırlaştırma, kedinin karakterinde, en azından bizimkinde, bir değişikliğe neden olmadı sadece metabolizmasının biraz yavaşlamasına neden oluyor. gerçi bizim paşa her daim lap göttü, pek bir şey değişmedi açıkçası.

belirli bir süre geçtikten sonra kızı veterinere götürdük, ultrason yaptılar yavru sayısını öğrenmek için. doktor, 5 garanti ama 6 da olabilir dedi. bazen bir tane yavrunun ultrasonun göremeyeceği bir yere girdiğini söylemişti, yanlış hatırlamıyorsam. doğum günü geldi çattı. o esnada ben evde değildim, bir işim dolayısıyla dışarıdaydım. annem vardı. bana gönderdiği ilk fotoğraf şuydu. şirine bu yavrucağı koridorda doğurmuş ve doğurduktan sonra yavruya bakmış korkuyla miyavlayıp kaçmış. sonradan veterinerden öğrendiğimize göre bu normal bir olaymış. neyse, şirine ona doğum yapması için ikea'dan aldığımız kutumsu ve uzun kenarlara sahip şeye gitmek yerine, orta odada yer alan benim giysi dolabıma gitmeyi ve doğumunun geri kalanını orada yapmayı hatta bir buçuk ay boyunca yavruları orada tutmayı tercih etti. bazı kıyafetlerim toz bezi olmak zorunda kaldı ama sağlık olsun. ara sıra yavruların yerine değiştirmeye çalışsak da sürekli dolabın içine taşıdı ondan pek elleşmedik.
koridorda doğan yavruyu getirdikten sonra annem ve ben doğuma yardımcı olduk, gerçi kendi yapabilirdi tabii ama bitkinlikten, zar zor her doğurduğunun ardından yavruları yalayıp keselerinden çıkarabiliyordu. beşinci yavru çıktı, biraz duruldu. dedik tamam bitti ama bir baktık altıncı geldi. o esnada kesin tamam dedik ama çok geçmeden yedinci de geldi ve gerçekten şaşırdık. ara sıra baba da geldi ziyarete ama doğumdan sonra şirine oldukça bitkin düşmüştü. bir bilgi daha, eğer evde yavrulayan dişi ve baba varsa, yavrulara dikkat edin. her erkek kedi yavrulara iyi davranmayabiliyor. hatta erkek kedilerden çok ufak bir yüzde yavrularına 'babalık' yapıyor (yalıyor, beraber yatıyor falan yani). çoğunluğunun derdi dişiyi tekrar kızışmaya sokmak, yavruları ortadan kaldırarak. zaten yavrular o erkek kediye ait değilse, zarar vermesi hatta öldürmesi garanti gibi bir şey. dediğim gibi, sizin durum da bizimki gibiyse; dikkatli olun. evde yokken yavru ve dişiyi bir yere kapatın eğer erkek kedinin davranışından emin değilseniz.

doğumun ardından 7 tane ufaklık 1 ay boyunca sürekli somurdular kızcağızı benim dolapta. düşmesinler diye altına yumuşak şeyler serip o kutumsu şeyi de dolaba koyduk ve kedi ailesini de içine taşıdık. ondan sonraki 3 ay boyunca da hem somurmaya hem de afacanlık yapmaya devam ettiler.

bir bilgi daha vereyim, yavruların annelerinden ayrılma süresi 12 haftadır, 45 gün değil. mesele sırf süt emmek değil, mesele bu yavruların gerekli sosyal becerileri annelerinden öğrenmeleri ve düzgün karakterler geliştirmesidir. sürekli saldıran, sürekli agresif, çekingen ya da başka negatif özellikler taşıyan kediler genellikle annelerinden erken ayrıldıkları ya da travmatik bir olaya maruz kaldıkları için bu hâle gelirler. yavruların annelerinden ayrılacağı en sağlıklı zaman 12 haftadır. kimi ülkelerde hatta bu, yasal sınırdır. ama tabii seçeneğiniz yoksa 45 hatta 25 gün en asgarisidir çünkü sütün ve annenin bakımının en önemli olduğu zaman bu 25 gündür. 25 gün içerisinde anne, sütü aracılığıyla yavruya kendi bağışıklık sistemini aktarır ve yavrunun vücut sıcaklığını hem yalayıp kan dolaşımını sağlayarak hem de yakınlarında durarak ayarlar.

ayrılma zamanları geldiğinde, annem ve eşi boşanma kararı aldıkları döneme denk gelmişti. önceden 2 yavru isteyen arkadaşım ne yazık ki alamayacağını belirtti, ortaya çıkan beklenmeyen birkaç nedenden ötürü. böylece, 1 tanesi annemin yakın bir arkadaşına; diğeri annemin şimdiki eski eşine gitti. dayıma, "sana 2 yerine 3 tane versek* nasıl olur" dedim, o da "ha 2 ha 3 fark etmez" dedi. bu şekilde üçü de oraya gitmiş oldu. kalan ikisini de vermemek kararı aldık ve böylece 4 kediyle yaşar olduk. pişman mıyım? hayır ama üçüncü kediyi alma eşiğini geçmeden direkt dördüncü kediyi alma eşiğini geçmiş oldum. yalnız şu noktadan sonra beşinci kediyi alma eşiğini geçeceğimi sanmıyorum, gerçi kimse bu yavruları istemese muhtemelen dokuzuna da zevkle bakardım ama oldukça yorucu olurdu. bu arkadaşlar günde iki defa sıçıyor ve duruma göre en az iki defa çişe çıkıyor. doğal olarak bunun soncunda her gün, 18 bok ve 18 de çiş topağı topluyordum. gerçi bu durumdaki çişin üstesinden çam peleti ile geldim, her kedi sahibine şiddetle tavsiye ederim. bizimkiler sadece kuma sıçıyor ama çişlerini bu merete yaparak beni büyük bir yükten kurtarıyorlar.

bu sanırım yazmış olduğum en uzun yazıydı. eğer buraya kadar okuduysanız teşekkür ediyorum. bonus olarak şu fotoğrafı sunuyorum.

devamını okuyayım »
21.08.2017 15:00