drthea

  • 418
  • 0
  • 0
  • 0
  • 10 ay önce

sigarayı bırakmak

sigara içen bir insan kanser olmayabilir. ölüm sebebi de sigara olmayabilir. bunların hepsi ihtimal dahilinde. lakin sigara içenlere kanser olacaksın demek, olsa olsa korkutma yöntemi ile sigarayı bıraktırma çabasıdır. buradan hareketle sigarayı bırakma iradesinde bulunmayı bırakın, ciddi manada zararını görünceye kadar bunu aklından bile geçirmeyi düşünmeyecek kitlenin hemen "bi ton kanser türü var aga, çoğunun da sebebi sigara değil" diyerek cevap vermesi pek manidardır.

zararlı bir alışkanlık olarak sigara, tarih boyunca insanların devam edebilme maksadıyla kendi içinde meşrulaştırma çabasına en çok giriştiği nesnelerden biri olsa gerek. en mühim olarak görülen sebep ise boşluğa düşülecek korkusu. "sigarayı bırakırsam ne yaparım, nasıl vakit geçiririm, kafayı yerim" (çok iyi ifade edemesem de tiryakiler beni anlayacaklardır) minvalinden düşünceler, zaman zaman titrek bir mum alevi gibi insanda hasıl olan sigarayı bırakma arzusunu anında yok eden söylemlerdir hiç şüphesiz.

gelelim işin gerçeğine. ortalama günde bir paket sigara tüketen kullanıcıda amfizem hastalığı 2-3 sene içerisinde baş gösteriyor. bu hastalığı bilen bilir, bilmeyen de araştırabilir. ciğerlerde katran birikmesi sonucu nefes alışverişinin bir nevi sakatlığa uğraması ve tepki olarak akciğerin yapısına aykırı olarak genişlemesi. amfizem, sigara kullanıcısı olmanın doğal bir sonucudur. ileri seviyesi olan koah amfizem ise reklamlarda da gördüğünüz üzere geri dönüşü olmayan bir yoldur ahmet çakar'ın deyişiyle. yani tedavisi yoktur. tıp ancak ve ancak ilerlemesini durdurabilmektedir. o da sigara bırakılabilirse. ve yaşlılık makineye bağlı olarak icra edilen bir zaman dilimi haline gelebiliyor insan ömründe. bu noktada sigara kullanıcılarından durup kendi yaşlılıklarını hayal etmelerini rica edeceğim. kendilerini gördükleri nokta sapsarı bıyıklarla öksüre öksüre sigara içen ve zorlukla yürüyen, merdivenlerle hiç arası olmayan, ya da koah amfizem hastalığının pençesine düşüp ömrünün geri kalanını oksijen makinasına bağlı olarak geçirmek zorunda olan bir dede mi, yoksa torunlarıyla koşup oynayan, özgürce sokağa çıkıp dostlarıyla sevdikleriyle kimsenin fiziksel desteğine muhtaç olmadan yaşayan, eğlenen bir dede mi? bu noktada sigarayı bırakmayı düşünen arkadaşlara bir çağrım daha var. kendinizle başbaşa kaldığınızda sık sık bu iki durumu da derinlemesine hayal edin ve olmak istediğiniz noktayı seçin. bir kez genç olacaksınız, yaşlandıktan sonra oluşan pişmanlık, vicdan azabından başka hiçbirşey getirmez insana. emin olun ki sigarayı bırakmak için olmazsa olmaz olan mental hazırlanma sürecinin önemli bir parçasıdır bu.

sigarayı daha kolay bırakmak için sağlanması gerektiğini düşündüğüm şartlardan biri de yaşanılan sıradan hayattan bir süreliğine kopmaktır. tabi mümkünse sigara içmeyen sevdiklerinizle beraber olun bu süreçte. çalışanlar için yıllık izin, öğrenciler için tatiller.. çünkü stres altında olunan zamanlarda sigarayı bırakmaya çalışmak çoğu zaman başarısızlıkla sonuçlanıyor maalesef. bu da haliyle kişinin sigarayı bırakabileceğine olan inancını zayıflatmakta. yıllık izin yetmiyorsa sağlık raporuyla desteklenebilir. 2-3 hafta yeterli bir süre gibi görünüyor. zaten fiziksel ihtiyaç olmaktan 3 hafta içinde çıkıyor bilimsel araştırmalara göre. psikolojik olarak ise sizin kendi içinizde verdiğiniz savaşın şiddetine bağlı.

yaklaşık 6 sene, günde 1,5 paket sigara kullandım. ta ki geçtiğimiz ocak ayına kadar. geçen yaz konulan bir kıl dönmesi teşhisinin gereği için doktora gittim. ameliyat kararı alındı. tahliller filmler çekildi ve doktorun karşısına oturdum. ilk kurduğu cümle "sen sigara içiyor musun" oldu. "evet hocam" dedim, "içiyorsun tabi, baksana ciğerlerin mahvolmuş" dedi. "nedir hocam" dedim. "böyle içmeye devam edersen yakında astım olursun. amfizem başlangıcı da var sende. bak, göğüs kafesin nasıl genişlemiş." baktım. harbiden de göğüs kafesim genişlemiş. sağlık derslerinde ya da ders kitaplarında gördüğümüz o kafes ile alakası yok. omuzlara yakın noktalardan köşeli hale gelmiş. tabi o anda karşılaştırmayı daha iyi kavrayabilmem amacıyla sigara kullanmayan benim yaşlarımda birine ait akciğer filmini de gösterdi hocam. o zaman değişikliği daha iyi kavradım. "peki hocam, şimdi bırakırsam ne kadar zamanda eski haline döner ciğerlerim" dedim. "6 ay" dedi. "o zaman çöp var mı hocam" dedim, suratıma baktı anlamadı. "çöp var mı hocam" diye tekrarladım. "evet var" dedi. ceketimin cebinden çıkardığım sigara pakedini uzattım, "atar mısınız hocam. ben sigarayı bıraktım" dedim. doktor bunun üzerine şaşırdı, bir gülümseme geldi yüzüne. "aferin" dedi, "helal olsun. inşallah bu son bırakışın olur" dedi manidar bir şekilde. kimbilir onun karşısında kaç kişi bu şekilde bırakmıştı da daha sonradan iradesizliğine yenik düşmüştü.

ben sigarayla olan psikolojik savaşımı bir günde kazanabildim. yaklaşık bir ay gibi bir sürede baş ağrısı ve diğer fiziksel yoksunluk belirtileri ortadan kalktı. toplam da ise 2 ay geride kaldı. sigara içen arkadaşlarım bendeki bu değişimi hayretle gözlemliyorlar. davranışlarımla, yaptıklarımla aynıyım, ancak sigara hiç olmamış gibi hayatımda. bırakın yokluğunu hissetmeyi, hayatımda var olduğu dönemlerde bile yokmuş gibi geliyor zaman zaman. sigarayı bırakmayı düşünenlerin en büyük kabusu olan hayattan keyif alamama, can sıkıntısı stres gibi durumlarda ne yapılacağı problemi diye birşey yok aslında. o problem siz bırakma iradesini gösterdikten sonra hiç var olmayacak. psikolojik savaşın önemi işte burada bir kez daha karşımıza çıkıyor.

bu noktada değinmek istediğim bir husus da aslında sigara bağımlılığının gerçek manada bir alışkanlıktan öte yaşamın her santimetrekaresini esir alan ve kullanıcısını adeta tutsağı haline getiren yönü. düşünün, otobüsten inince, evden çıkınca, tenefüste, molada, yemekten sonra, kimi zaman çorbadan sonra ana yemekten önce, çayla beraber, kahveyle beraber, üzülünce, sevinince, yorulunca, her boş kaldığında ve daha birçok anda... sigaranın kendini zorla hatırlattığı o kadar çok zaman dilimi var ki. bu saydığım duraklarda sigara içmeyen kullanıcılarda gerginlik sinirlilik hali hemen ortaya çıkmaya başlar. e önceden hayatımızda sigara yoktu, bu gibi durumlarda sigara kullanma ihtiyacı hissetmiyorduk. hissetmediğimiz için de ne sinirleniyorduk, ne de geriliyorduk. ayrıca sigara kullanmayan insanlar bu durumlara düşmeden gayet güzel keyif alabiliyorlar hayattan. bu noktayı kavrayabilen bağımlı, sigaranın bir keyif aracı değil bir esaret olduğunu anlayacaktır. insanı sağlığından yavaş yavaş eden esaret. zaten tanıdığım birçok bağımlı da sigaranın fiziksel olarak fazla bir zararını görmediği için bırakmadığını söylüyor. ben de onlara her seferinde sigaranın etkili bir şekilde zararını hissettiklerinde artık bırakmak için çok geç olacağını söylüyorum. çünkü, yukarıda da belirttiğim gibi, belli bir seviyeden sonra artık iyileşemiyor ciğerleriniz. ve yaş daha da ilerledikçe sigara bırakılmış olsa bile ona bağlı hastalıklar da ortaya çıkmaya devam edecektir.

biraz dağınık da olsa, sigarayı bırakmakla alakalı bildiklerimi, içimden geçenleri, yaşadıklarımı ifade etmeye çalıştım. bir kişinin bile bırakmasında ufacık bir payım olursa, bu yazı görevini yerine getirmiş olacaktır. bu arada, yukarıda bahsi geçen tıbbi konuları, pek tıbbi olmayan bir şekilde ifade etmiş olsam da kulaktan dolma bilgiler değiller, dayanakları var. tabi okuyan herkesin araştırması bu konuda daha fazla bilgiye erişmesinde faydalı olacaktır. son olarak, bu konuda benimle muhabbet etmek isteyenlere elimden geldiğince yardımcı olmaktan büyük keyif duyacağımı da belirtir, sağlıklı günler dilerim.

devamını okuyayım »