fortuneteller 657

  • 13835
  • 452
  • 93
  • 4
  • bugün

ulysses

okunması zor olduğu düşünülen kitabın bölümlerini özetlediğimizde aslında hiç de zor olmadığı aksine okumasının çok eğlenceli olduğu görülecek kitaptır
olayların gelişimini kişilere bağladığımızda konu daha kolay anlaşılır
birinci karakter(siz) stephen dedalus

16 haziran 1904 "`sabahın körü". genç ve bir o kadar da dallama bir öğretmen olan stephen dedalus, olgun, baba adam görünüşlü kadim dostu (bkz: kanka) buck mulligan ile dublin'in dışında bulunan ve hayatlarını sürdürdükleri dublin kalesinde karşılaşır.

edit: onu ziyarete gider diyelim.

09;00 stephen dedalus kahvaltısını eder ve (bu sırada buck mulligan tarafından aşağılanır, ağlatılır falan) okula gider. ders başlar.

10;00 stephen biladerimiz maaşını alır okul müdürnün "bir ingilizin en gurur duyduğu söz benim kimseye borcum yok sözüdür" lafı ile bu seferde okulda aşağılanır (garibim irlandalı olduğu için yoksuldur ve borç gırtlağa dayanmıştır) ve sokakları arşınlamaya başlar.

*********************************
ikinci karakter dallama, denyo bir o kadar da kıro ama entel leopold bloom

08:00 gazetelere ilan toplayarak geçimini sağlayan buck mulligan efendi her tür eti yenebilir hayvanın sakatatından oluşan bir kahvaltı yapar.

09:00 sonra postaneye gider, sadece hayal dünyasında var olan ve kitapta mulligan'ın egosunu temsil eden henry flower adlı biraz efemine bir tipe mektup yoolar. adres kuledir.

11:00 bloom putnam isimli gariban bir arkadaşının cenaze törenine katılır. gazetesine gider ve kendisine verilen bir ilanın baskıya yetiştirilmesini sağlar.

12:00 barın birine tıkınmaya girer.

14:00 stephen ve bloom kütüphanede siktiri boktan bir konuyu shakespeare ile bağlantılandırmaya çalışıp dandik bir edebiyat geyiği yaparlar.

16:00 dedalus ve bloom bi daha karşılaşırlar. kitabın koptuğu anlardan birisi de budur. buraya kadar geçen süre içinde her iki kahramanımız da dublin'in kuzey kısmında farklı mahallerde takılmış ama aynı yöne doğru ilerlemişlerdir. kader onları bir kez daha bir araya getirir. o zamanki dublin kentinin bugün bizim kayseri veya tokat illerimiz gibi bi yer olduğunu da düşünmek gerek tabii.

17:00 civarı leopold abimiz kendisine attığı mektubu alır ve bir bara girip okumaya başlar.aynı saatlerde bloom efendi yahudi olduğu için sopa yemekten kıl payı kurtulur.

17:30 sahile gider. burada iki çıtır liseli hatun takılmaktadır. sotaya yatar onları dikizlerken 31 çeker. attırdıkları eline falan bulaşır.

18:30 veya 19:30 falan: bloom hastaneye gider. dedalus ile karşılaşır. beraber takılırlar.

gece 21:00 civarı iki kankiş keraneye giderler. birer "kerane tatlısı" üstüne de birer buçuk yoğurtlu "orospu mantısı" yerler. gaza gelen stephen sokak lambasını kırar. sopa falan yerler milletten. bloom olaya el koyar iki denyo türkü çığıra çığıra evlerine doğru yol alırlar.

sonra olaylar gelişir bir kaç bölüm sonra da roman biter.

yıllar sonra gelen edit: romandaki karakterlerin hepsi dönemin irlandasında yaşanan kıtlıklardan, sefaletten, felleğin sillesinde, garibanlıktan, dışlanmışlıktan, ezilmişlikten nasibini almış en alttakiler sınıfına giren insanlardır.

yani joyce insanın içinden gelen gülümsemeyi bile suratına bir tokat gibi yapıştırmaktadır.

romanı tuğla gibi ağır yapan kitaptaki edebi oyunların işte bu gariban halkın ağzından ve onların gözünden yorumlanarak verilmiş olmasıdır.

edit: harf hataları düzeltildi...

edit2. cümleler düzeltildi...

edit3: trinity college contemporary irish literature dersi bitirme tezi özeti olarak aa+ ile derecelendirilmiştir. bu da benden size cep harçlığı olsun....

devamını okuyayım »
28.08.2002 12:13