giosue

  • bıçkın (488)
  • 532
  • 2
  • 1
  • 0
  • 5 gün önce

zuhal topal'la izdivaç

ne zaman bu programa denk gelsem agzim acik; boyle buyulenmis gibi, izlediklerimin gercek olduguna, yani benim bildigimi sandigim turk toplumunun bildigimi sandigim bireylerinin bu programdaki konusmalarinin ve davranislarinin trajikomik birer tiyatro oyunu, izleyici kandirmacasi olmadigina inanamayarak bakakaliyorum televizyona. yanlis anlasilmasin, saskinligim en ufak bir asagilama yada kucuk gorme falan tasimiyor. hani aman da "cok gorgulu, egitimli bir insan olarak kiniyorum boyle seyleriee" tarzi bir bakakalma degil benimkisi.

ben gercekten, anamin babamin "duzgun yasama" "duzgun olma" ve en onemlisi "duzgun gorunme" endiselerini beynime, benligime bu derece guclu kaziyip-ozellikle de komsular ne der kaygisi yuzunden; turk toplumunun en ufak bir acik, hata, yanlislik kollayan pur-i pak bir namus ve ahlak bekcisi oldugunu sanma yanilgisi icine beni nasil dusurduklerini, nasil bu derece basarili olduklarini hala bilemiyorum. cunku benim "gercek hayatta" gordugumu sandigim, ama sadece disardan ambalajina sahit oldugum "turk toplumu"gercekten de hala boyle gorunuyor gozume. herkes duzgun oglu duzgun, herkes isinde gucunde, herkesin karisinin kizinin bacak arasi kutsal anahtarlarla kitlenmis---"erkekleri karistirma simdi, onlar mevzu bahis degil"---herkes helal para sahibi falan filan. en kucuk bir farkliliga, kendi kurallarinin disinda kalan, yada daha dogrusu kendi ahlakinin sozluk taniminin disinda kalan durumlara tahammul yok; baslasin amansiz elestiriler cunku herkes mukk-kem-mel.

e simdi bu programa cikanlara bakiyorum; donen muhabbetlere, yorumlara, es adayindan istenenlerin carsaf carsaf listelerine, siklikla "bir anda" ortaya cikan, programa basvuranlarin "kirli camasirlarini" ortaya doken tanidiklara eski akrabalara, eski eslere, evlatlara vs vs...oylece kalakaliyorum. ben mi yasadim turkiye'de, oyleyse bu insanlar nerede yasiyorlar; bu insanlar turkiyeliyse ben kendimi nerede sandim 26 sene boyunca; neden kastim kendimi milyon insanin milyon cesit dedikodu yapabilme olasiligini goz onune alarak, ondan bundan ve de sundan cekinerek; turk standardlarina uygun "duzgun" etiketi ile yasama "onurunu"nu kaybetmemek icin neden resmen kabiz gibi bir insan oldum bilemiyorum.

cok kafam karisiyor be sozluk..bir yanda yaprak dokumu * izleyip, bu etiketi tasiyamamis sorumsuz evlatlarinin "ayibi" altinda sonunda felc de geciren ali riza bey'in halini, "utancini" izleyip, belki yakindan kendi ailemizden, yada uzaktan konudan komsudan tanik oldugumuz benzer hikayeleri de animsayarak, bolca vahvahlayip tuhtuhleyerek kendi vicdanimizi temize cekiyoruz, kendimizi guya soyutluyor ayristiriyoruz boyle tu kaka kisilerden...diger yandan da izdivac programlarinda, butun ozel hayatimizi yaptigimiz "hatalari", gelmisimizi gecmisimizi, talibimizden bekledigimiz arabanin markasini, bileziklerin sayisini, ayligin miktarini, "belinin kuvvetini"; yada talibimize mutfakta ve yataktaki hizmeti karsiliginda odeyebileceklerimizi; bir kurus vermeden artik yaslandi, eskidi porsudu diye basimizdan attigimiz yada kiymet bilmemezligimizden, derdimizden oteki tarafa yolladigimiz hanimlarimizin daha kirki dolmadan yeeettmiiisss milyona anlatiyoruz. sonra kalkip iki gobek atiyoruz, kahkahalarla gobeklerimizi titretiyoruz; arada giyinip suslenip her gun programi studyodan izlemeye gelen, yeeettmiiisss milyonun karsisinda ahkam keserek hayatina bir anlam bir statu katmaya calisan, tanimadigimiz kelli felli adamlarin kadinlarin fikirlerini soruyoruz hayatimizi beraber gecirmek icin bize talip olanlarin hakkinda. onlar atiyor, biz tutuyoruz. zuhal* guluyor, esra* guluyor; yada yeri geliyor agliyor, biz daha da sevke gelip daha da cok cok anlatiyoruz.

sonra program bitiyor, studyodan evimize geliyoruz; dikiyoruz gozumuzu konunun komsunun ve dahi en uzak akrabalarin hayatlarina; devam ediyoruz boyuna hata kollayan, dedikodu dolu ama kendimize-duzgun hayatlarimiza.

gercekten anlayamiyorum; her sey boyle nasil da rahat rahat futursuzca oluveriyor, amansiz bir olmuyormus gibi cabasiyla; ama diger yandan gozumuz baskalarinda, baskasinin olani da olmayani da toplumsal dirdirimizin bas konusu. kafam basmiyor.

hicbirimiz de "duzgun" degiliz iste; hepimizde var bir yamuk. kabul edelim gitsin, nice insanimiz kabiz olmasin!

devamını okuyayım »
01.10.2010 16:21