in god we trust all others we audit

  • battal gazi (368)
  • 825
  • 0
  • 0
  • 0
  • geçen yıl

nereden gideyim diye soran taksici

yol bilmeyen insanları düdükleyebilmek için ölümcül hamleyi yapan taksicidir.

- nereden gideyim?
+ hocam, tüm istanbul'u görmek istiyorum. özellikle kıyıdan kıyıdan git ki denizden kopmayayım. martıların şen kahkahalarına karşılık vereyim. vapurdakilere el sallayayım
- vallaha mı?
+ he mına koyayım, vallaha! ulan tabii ki en kısa yol neyse o yoldan gideceksin. neyini sorguluyorsun bunun?

hani bazen özellikle istanbul gibi büyük bir şehirde x yolundan gidersen trafik kilittir, ama y yolunu kullanırsan 5-10 lira fazla verip daha kısa sürede gidebilirsin. ama taksicilerin çoğu iyi niyetli değil ki. adamların düşüncesi "güzeeeaaal. bu adam bilmiyor yolları. ulan böyle adamlardan adam başı 10 lira fazla alsam, iyii iyii, valla iyi". e iyiyse sen çık? pardon. o başka bir şeydi.

yaklaşık 2 yıldır istanbul'dayım. ankara'da doğup büyüyen, iş için istanbul'a gelenlerdenim. ilk geldiğimde ev işlerini hemen halledecek zamanı bulamamıştım. o yüzden ümraniye'de, akrabamın yanında kalıyordum. bir aralar iş için iki hafta boyunca bağdat caddesi'nde bir yere gitmem gerekiyordu. hangi vasıtayla nasıl gideceğimi bilmediğimden taksiye bineyim dedim.

- günaydın
+ günaydın abicim
- bağdat caddesi'nde x binası var. o tarafa gideceğiz (bakın varmış demiyorum. var diyorum. biliyorum güya. çok çakalım, eheh)
+ hangi yoldan gidelim?
- eeeööö şey işte. en kısa yol neresiyse götür işte oradan ya. işe yetişmem gerekiyor.
+ tamam abicim. sen hiç merak etme. biz önce x yoluna girer, sonra y tarafından gideriz. zaten en kısa öyle gidilir.
- iyi bakalım

hangi yollardan gitmem gerektiği olayını geçtim, adamın saydığı yolları bile bilmiyorum.

gitmek istediğim yere vardık. yanlış hatırlamıyorsam 40 lira tutmuştu. ankaralılar bilir. taksimetre istanbul'a göre 2 kat daha fazla yazar ankara'da. o yüzden 40 lirayı fazla sorgulamadım. zaten ev kirası vermeyip akrabaların yanında kaldığımdan param hiç bitmeyecekmiş gibi geliyordu. sonra ev tutunca aldım üçün birini, ama o başka hikaye.

ertesi gün yine taksiyle gittim sabah. benzer diyalog yaşandı. yine 40 lira civarı tuttu. "o kadar da kötü değil lan bu taksiciler" diye düşündüm. iki gün de aynı tuttuysa, kazıklanma ihtimalim yoktur herhalde, dimi? ya da adamlar müthiş rol yeteneğimle beni istanbullu sandılar galiba.

bok sandılar! bir sonraki gün yine taksiyle gittim. 25 lira tutunca dünyanın ne kadar acımasız bir yer olduğunu anladım. diğer iki yavşak nasıl yollardan görüşmüş ulan beni? neredeyse iki katı anasını satayım ya. şerefsiz herifler. bak sinirlendim yine şunları yazarken.

neyse. iki senedir istanbul'dayım. "artık yolları avucumun içi gibi biliyorum" demeyi çok isterdim, ama ne yazık ki hiçbir fikrim yok. yarın yine ümraniye'den cadde tarafına gitmek istesem, taksici bana "hangi yoldan gidelim" diye sorsa, yine bir halt söyleyemem. yine 40 lira tutar. yine bir şey demem. yok lan, bu kez kavga çıkarırım. ama o zaman da dayak yerim.

sikeyim istanbul'u.

devamını okuyayım »